Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

arafû

  Mâide / 83 -

 Diyanet İşleri = Peygamber’e indirileni (Kur’an’ı) dinledikleri zaman hakkı tanımalarından dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. “Ey Rabbimiz! İnandık. Artık bizi (hakikate) şahitlik edenler (Muhammed’in ümmeti) ile beraber yaz” derler.

arafû

  Mâide / 83 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Peygamberlere indirileni duydular mı gerçeği tanıdıklarından görürsün ki gözleri yaşla dolar da taşar. Derler ki: Rabbimiz, inandık biz, bizi gerçeğe tanık olanlardan et.

arafû

  Mâide / 83 -

 Abdullah Parlıyan = O kimseler ki, bu elçiye indirilen Kur'ân'ı dinleyip anladıklarında, gözlerinden yaşlar boşaldığını görürsün. Çünkü o Kur'ân'daki gerçekleri tanırlar ve “Ey Rabbimiz!” derler, “Biz inandık, bizi hakka şahid olanlarla beraber yaz.

arafû

  Mâide / 83 -

 Adem Uğur = Resûle indirileni duydukları zaman, tanış çıktıkları gerçekten dolayı gözlerinden yaşlar boşandığını görürsün. Derler ki: "Rabbimiz! İman ettik, bizi (hakka) şahit olanlarla beraber yaz."

arafû

  Mâide / 83 -

 Ahmed Hulusi = Er-Rasûl'e (Hz. Rasûlullah'a) inzâl olunanı işittiklerinde, tanıyıp - bildikleri Hak'tan nâzil olmuş bir kısım bilgiden dolayı, gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. . . Derler ki: "Rabbimiz, iman ettik. . . Artık bizi şahitlerle beraber yaz. "

arafû

  Mâide / 83 -

 Ahmet Tekin = Allah’ın Rasûlüne indirileni, Kur’ân’ı dinledikleri zaman, onun hak bir kitap olduğunu bildiklerinden, gözlerinden yaşlar boşandığını görürsün.'Ey Rabbimiz, biz de iman ettik. Bizi de Kur’ân’ı bilen ve tebliğ eden, çözüm getiren, güvenilir örnek önderlerle, doğruları konuşan şâhitlerle, sâlih kimselerle beraber yaz' derler.

arafû

  Mâide / 83 -

 Ahmet Varol = Peygambere indirileni duyduklarında, hakkı tanıdıkları haktan dolayı gözlerinin yaşla dolduğunu görürsün. [12] Şöyle derler: 'Ey Rabbimiz! İman ettik, bizi şahitlerle beraber yaz.

arafû

  Mâide / 83 -

 Ali Bulaç = Elçiye indirileni dinlediklerinde hakkı tanıdıklarından dolayı gözlerinin yaşlarla dolup taştığını görürsün. Derler ki: "Rabbimiz inandık; öyleyse bizi şahidlerle birlikte yaz."

arafû

  Mâide / 83 -

 Ali Fikri Yavuz = Peygambere indirileni (Kur’an’ı, Hristiyanların anlayışları) dinledikleri zaman, hakkı anladıklarından ötürü gözlerinin yaşla dolup boşandığını görürsün. Onlar şöyle derler: “Ey Rabbimiz! İman ettik, şimdi bizi şehâdet getirenlerle beraber yaz.”

arafû

  Mâide / 83 -

 Ali Ünal = Onların (Risalet’in has temsilcisi o en büyük) Rasûl’e indirilen (Kur’ân)’ı işittikleri zaman, (kendi kitaplarında görüp) tanıdıkları gerçeği (onda bulmaları sebebiyle) gözlerinin yaşla dolduğunu görürsün. İçlerini şöyle boşaltır onlar: “Rabbimiz, iman ettik; bizi (hakkın, Kur’ân’ın ve Rasûlüllah’ ın) şahitleriyle beraber kaydet.

arafû

  Mâide / 83 -

 Bayraktar Bayraklı = Peygambere indirileni duydukları zaman gerçeği anlamalarından dolayı gözlerinden yaşlar boşandığını görürsün. Derler ki: “Ey Rabbimiz! İman ettik; bizi şâhit olanlarla beraber yaz!”

arafû

  Mâide / 83 -

 Bekir Sadak = (83-84) Peygambere indirilen Kur'an'i isittiklerinde, gercegi ogrenmelerinden gozlerinin yasla dolarak, «Rabbimiz! Inandik, bizi de sahidlerden yaz. Rabbimizin bizi iyi milletle birlikte bulundurmasini umarken nicin Allah'a ve bize gelen gercege inanmayalim?» dediklerini gorursun.

arafû

  Mâide / 83 -

 Celal Yıldırım = Peygambere indirileni işitince, Hakk'a olan aşinalıklarından dolayı gözlerinde yaş dolup boşaldığını görürsün. «Rabbimiz! İnandık, bizi (hakka) şâhidlerle beraber yaz» derler.

arafû

  Mâide / 83 -

 Cemal Külünkoğlu = Peygambere indirilen (Kur'an)ı dinledikleri vakit gözlerinden yaşlar boşaldığını görürsün, çünkü ondaki hakikatin bir kısmını tanırlar. (Ve) “Ey Rabbimiz” derler, “Biz inanıyoruz. Öyleyse bizi hakikate şahitlik edenlerle bir tut.”

arafû

  Mâide / 83 -

 Diyanet İşleri (eski) = (83-84) Peygambere indirilen Kuran'ı işittiklerinde, gerçeği öğrenmelerinden gözlerinin yaşla dolarak, 'Rabbimiz! İnandık, bizi de şahidlerden yaz. Rabbimizin bizi iyi milletle birlikte bulundurmasını umarken niçin Allah'a ve bize gelen gerçeğe inanmayalım?' dediklerini görürsün.

arafû

  Mâide / 83 -

 Diyanet Vakfi = Resûle indirileni duydukları zaman, tanış çıktıkları gerçekten dolayı gözlerinden yaşlar boşandığını görürsün. Derler ki: «Rabbimiz! İman ettik, bizi (hakka) şahit olanlarla beraber yaz.»

arafû

  Mâide / 83 -

 Edip Yüksel = Elçiye inenleri işittiklerinde, gerçeği tanımalarından ötürü gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Derler ki, 'Rabbimiz, inandık, bizi tanıklardan say.

arafû

  Mâide / 83 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Peygambere indirileni dinledikleri zaman da gözlerini görürsün ki aşîna çıktıkları haktan yaşlar dolub boşanarak «ya Rabbenâ derler: inandık iyman getirdik, şimdi sen bizi şehadet getirenlerle beraber yaz»

arafû

  Mâide / 83 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Peygambere indirileni dinledikleri zaman onun hak olduğuna aşinalıklarından dolayı gözlerinin yaşlarla dolup boşandığını görürsün. Onlar: «Ey bizim Rabbimiz, inandık iman getirdik, şimdi Sen bizi şahitlik yapanlarla beraber yaz!

arafû

  Mâide / 83 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Peygamber'e indirilen (Kur'ân)i dinledikleri zaman, onun hak olduğunu öğrendiklerinden dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Onlar: « Ey Rabb'imiz iman ettik, bizi de şahitlerden yaz» derler.

arafû

  Mâide / 83 -

 Gültekin Onan = Elçiye indirileni dinlediklerinde hakkı tanıdıklarından dolayı gözlerinin yaşlarla dolup taştığını görürsün. Derler ki: "Rabbimiz inandık; öyleyse bizi şahidlerle birlikte yaz."

arafû

  Mâide / 83 -

 Harun Yıldırım = Rasul’e indirileni duydukları zaman hakkı anladıklarından onların gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Derler ki: “Ey Rabbimiz, biz iman ettik; artık bizi şahitlerle beraber yaz!”

arafû

  Mâide / 83 -

 Hasan Basri Çantay = Peygambere indirilen (Kur'an-ı kerîm) i dinledikleri vakit da hakkı tanıdıklarından dolayı gözlerinin yaşla dolub taşdığını görürsün onların. (Şöyle) derler: «Ey Rabbimiz, îman etdik. Artık bizi (hakka) şâhid olanlarla beraber yaz».

arafû

  Mâide / 83 -

 Hayrat Neşriyat = Hem (o bir kısım âlim ve râhiblerin) peygambere indirileni (Kur’ân’ı) dinledikleri zaman, (esâsen âşinâ olup) tanıdıkları bu haktan dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün! 'Rabbimiz! Îmân ettik, artık bizi (hakka) şâhid olanlarla berâber yaz!' derler.

arafû

  Mâide / 83 -

 İbni Kesir = Peygambere indirileni işittiklerinde; hakkı tanıdıklarından dolayı gözleri yaşla dolup taşar da derler ki: Rabbımız; biz, iman ettik, bizi de şahidlerle beraber yaz.

arafû

  Mâide / 83 -

 Kadri Çelik = Peygamber'e indirileni işittiklerinde, gerçeği tanıdıklarından dolayı gözleri yaşla dolup taşarak, “Rabbimiz! İnandık, bizi de şahitlerden yaz” dediklerini görürsün.

arafû

  Mâide / 83 -

 Muhammed Esed = Onlar bu elçiye indirileni anlamaya başladıkları zaman gözlerinden yaşlar boşaldığını görürsün, çünkü ondaki hakikatin bir kısmını tanırlar; (ve) "Ey Rabbimiz" derler, "Biz inanıyoruz: öyleyse bizi hakikate şahitlik yapanlar ile bir tut."

arafû

  Mâide / 83 -

 Mustafa İslamoğlu = Onlar Peygamber'e indirileni işittiklerinde, ondaki hakikatleri kavradıkları için gözyaşlarının çağladığını görürsün. Derler ki: "Rabbimiz! İnandık biz: o halde bizi de hakka şahit olanlarla birlikte yaz!

arafû

  Mâide / 83 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ve Peygamber'e indirilmiş olanı dinledikleri zaman, hakkı bildiklerinden dolayı onların gözlerinin yaş ile dolup taştığını görürsün. Derler ki: «Ey Rabbimiz! İmân ettik, artık bizi (hakka) şahit olanlar ile beraber yaz.»

arafû

  Mâide / 83 -

 Ömer Öngüt = Peygamber'e indirileni dinledikleri zaman; hakkı tanıdıklarından ötürü gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Derler ki: “Rabbimiz! Biz iman ettik, bizi de şâhit olanlarla beraber yaz!”

arafû

  Mâide / 83 -

 Şaban Piriş = Peygamber’e indirileni işittikleri zaman, gerçeği anlamalarından dolayı gözlerinin yaşla dolduğunu görürsün, -Rabbimiz, iman ettik, bizi de şahitlerle beraber yaz! derler.

arafû

  Mâide / 83 -

 Sadık Türkmen = Peygamber’e indirileni (Kur’an’ı) dinledikleri zaman; hakkı tanımalarından/gerçeği bilmelerinden dolayı, gözlerinin yaşla dolup taştığını görüyorsun. “Ey Rabbimiz! İnandık. Artık bizi şahitler ile beraber yaz” derler.

arafû

  Mâide / 83 -

 Seyyid Kutub = Peygambere indirilen Kur'an'ı işitince gerçeği tanımalarının sonucu olarak gözlerinden yaşlar akarken onların şöyle dediğini görürsün: «Ey Rabbimiz, inandık, bizi de gerçeğe şahit olanlar arasında yaz.»

arafû

  Mâide / 83 -

 Suat Yıldırım = (83-84) Peygambere indirilen Kur’ân’ı dinledikleri vakit, onda âşinaları olan hakikate kavuşmaları sebebiyle gözlerinin yaşla dolup taştığını görür ve şöyle dediklerini işitirsin: "İman ettik ya Rabbena! Bizi de hakka şahitlik edenlerle beraber yaz! Bütün isteğimiz ve umudumuz, Rabbimizin bizi hayırlı insanlar arasına dahil etmesi iken, ne diye Allah’a ve bize gelen bu hakikate iman etmeyelim ki?"

arafû

  Mâide / 83 -

 Süleyman Ateş = Elçi'ye indirilen(Kur'ân)ı dinledikleri zaman, tanıdıkları gerçekten dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Derler ki: "Rabbimiz, inandık, bizi şâhidlerle beraber yaz!"

arafû

  Mâide / 83 -

 Tefhim-ul Kuran = Peygambere indirileni dinlediklerinde hakkı tanıdıklarından dolayı gözlerinin yaşlarla dolup taştığını görürsün. Derler ki: «Rabbimiz inandık; öyleyse bizi şahidlerle birlikte yaz.»

arafû

  Mâide / 83 -

 Ümit Şimşek = Peygambere indirileni işittiklerinde, âşinâ oldukları haktan dolayı gözlerinin yaşla dolduğunu görürsün. 'Ey Rabbimiz, iman ettik,' derler. 'Sen de bizi hakka şahitlik edenlerle beraber yaz.

arafû

  Mâide / 83 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Resule indirileni dinlediklerinde farkına vardıkları gerçekten dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Şöyle derler: "Ey Rabbimiz, iman ettik. Artık bizi de gerçeğin tanıklarıyla birlikte kaydet."

arafû

  Mâide / 83 -

 İskender Ali Mihr = Ve Resûl’e indirileni (Kur’ân’ı) işittikleri zaman, Hakk’tan olan şeylere arif olduklarından dolayı, onların gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. “Rabb’imiz, biz îmân ettik (âmenû olduk), artık bizi şâhitlerle beraber yaz...” derler.

arafû

  Mâide / 83 -

 İlyas Yorulmaz = Elçiye indirilen Kur’an-ı işittiklerinde, gerçek vahyin ne olduğunu bildiklerinden, gözlerinden yaşlar aktığını ve “Rabbimiz! İman ettik, işittiğimiz bu Kur’an’ın doğru olduğuna şahitlik edenlerden olduğumuzu yaz” dediklerini görürsün.

insarafû

  Tevbe / 127 -

 Diyanet İşleri = Bir sûre indirildi mi, “Sizi bir kimse görüyor mu?” diye birbirlerine göz ederler, sonra da sıvışıp giderler. Anlamayan bir toplum olmalarından dolayı, Allah onların kalplerini çevirmiştir.

insarafû

  Tevbe / 127 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Bir sûre indiği zaman birbirlerine bakarlar, sizi bir gören var mı derler de sonra dönüp giderler. Allah gönüllerini döndürmüştür onların, çünkü onlar, anlamaz bir topluluktur.

insarafû

  Tevbe / 127 -

 Abdullah Parlıyan = Öyle ki, ne zaman bir sûre indirilse, “Kalplerinizde olanı bilebilecek veya sizi görecek biri mi var?” der gibi birbirlerine bakıyor, sonra da sıvışıp gidiyorlar. Gerçekleri kavrayamayacak bir topluluk olmalarından dolayı Allah, onların kalplerini haktan ve imandan çevirmiştir.

insarafû

  Tevbe / 127 -

 Adem Uğur = Bir sûre indirildiği zaman, (göz kırpıp alay ederek) birbirlerine bakar (ve): (Çevreden) sizi birisi görüyor mu? diye sorarlar, sonra da (sıvışıp) giderler. Anlamayan bir kavim oldukları için Allah onların kalplerini (imandan) çevirmiştir.

insarafû

  Tevbe / 127 -

 Ahmed Hulusi = Bir sûre inzâl edildiğinde: "Sizi birisi görüyor mu?" diye birbirlerine bakıp sonra sıvışarak gittiler. . . Anlayışsız bir topluluk olmaları dolayısıyla da Allâh bilinçlerini (ters) döndürdü.

insarafû

  Tevbe / 127 -

 Ahmet Tekin = Bir sûre indirildiği zaman, göz kırpıp alay ederek, birbirlerine bakarlar.'Çevreden sizi birisi görüyor mu?' diye sorarlar, sıvışıp giderler. Anlayışı kıt bir toplum olmaları sebebiyle Allah, onların kalplerini, akıllarını düşüncelerini hidayetten, imandan, iyilikten ve aydınlık yoldan uzak tutar.

insarafû

  Tevbe / 127 -

 Ahmet Varol = Bir sure indirildiğinde birbirlerine bakarak: 'Sizi birisi görüyor mu?' (diye işaretleşirler) sonra da sıvışıp giderler. Anlamayan bir topluluk olmaları sebebiyle Allah onların kalplerini çevirmiştir.

insarafû

  Tevbe / 127 -

 Ali Bulaç = Bir sûre indirildiğinde, bazısı bazısına bakar (ve): "Sizi bir kimse görüyor mu?" (der.) Sonra sırt çevirir giderler. Gerçekten onlar, kavramayan bir topluluk olmaları dolayısıyla, Allah onların kalblerini çevirmiştir.

insarafû

  Tevbe / 127 -

 Ali Fikri Yavuz = Münafıkların kabahatını anlatan bir Sûre indirildiği zaman, birbirlerine bakıp: “-Müminlerden sizi gören oluyor mu? “diye işaretleşirler. (Gören yoksa) hemen sıvışır giderler. Allah, onların kalblerini, imanı kabulden çevirmiştir: Çünkü onlar, gerçeği anlamayan kimselerdir.

insarafû

  Tevbe / 127 -

 Ali Ünal = Ne zaman bir sûre indirilse, (Allah Rasûlü mü’minleri toplayıp onu tebliğ ederken) birbirlerine göz kırpar, “Acaba bizi bir gören var mı?” diye endişe ile etraflarına bakınır, sonra da sıvışıp giderler. (Onlar, nasıl böyle iman ve Kur’ân meclislerine sırtlarını dönüp çekip gidiyorlarsa,) Allah da düşünmeyen, idrak yoksunu ve meselelerin özünden habersiz bir güruh oldukları için onların kalblerini imandan çekip çevirmiştir.