Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

arrefe-hâ

  Muhammed / 6 -

 Diyanet İşleri = Onları, kendilerine tanıttığı cennete koyacaktır.

arrefe-hâ

  Muhammed / 6 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve cennete sokar onları ve cenneti, onlara tanıtmaktadır.

arrefe-hâ

  Muhammed / 6 -

 Abdullah Parlıyan = Ve onları kendilerine tanıttığı cennetine sokacaktır.

arrefe-hâ

  Muhammed / 6 -

 Adem Uğur = Onları, kendilerine tanıttığı cennete sokacaktır.

arrefe-hâ

  Muhammed / 6 -

 Ahmed Hulusi = Onları (dünyada iken) kendilerine anlattığı cennete koyar.

arrefe-hâ

  Muhammed / 6 -

 Ahmet Tekin = Onları, kendilerine tanıttığı cennete koyacaktır.

arrefe-hâ

  Muhammed / 6 -

 Ahmet Varol = Onları kendilerine tanıttığı cennete sokacaktır.

arrefe-hâ

  Muhammed / 6 -

 Ali Bulaç = Ve onları, kendilerine tarif edip tanıttığı cennete sokacaktır.

arrefe-hâ

  Muhammed / 6 -

 Ali Fikri Yavuz = Onları, (dünyada) kendilerine tanıtmış olduğu cennete koyar.

arrefe-hâ

  Muhammed / 6 -

 Ali Ünal = Onları kendilerine tanıttığı ve kendisiyle ünsiyet kurduracağı Cennet’e koyar.

arrefe-hâ

  Muhammed / 6 -

 Bayraktar Bayraklı = Onları, kendilerine tanıttığı cennete koyacaktır.

arrefe-hâ

  Muhammed / 6 -

 Bekir Sadak = Onlari, kendilerine anlattigi cennete koyar.

arrefe-hâ

  Muhammed / 6 -

 Celal Yıldırım = Ve onları, kendilerine tanıttığı Cennet'e koyar.

arrefe-hâ

  Muhammed / 6 -

 Cemal Külünkoğlu = (5-6) (Allah,) o cihad edenleri, hidayete erdirecek, durumlarını düzeltip ıslah edecek ve onları, kendilerine (önceden) tanıttığı cennete koyacaktır.

arrefe-hâ

  Muhammed / 6 -

 Diyanet İşleri (eski) = Onları, kendilerine anlattığı cennete koyar.

arrefe-hâ

  Muhammed / 6 -

 Diyanet Vakfi = (5-6) Allah onları muratlarına erdirecek, gönüllerini şâd edecek ve onları, kendilerine tanıttığı cennete sokacaktır.

arrefe-hâ

  Muhammed / 6 -

 Edip Yüksel = Onları kendilerine tanıtmış olduğu cennete sokacaktır.

arrefe-hâ

  Muhammed / 6 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Ve kendilerini Cennete koyar, onu onlar için güzel kokularla donatmaktadır

arrefe-hâ

  Muhammed / 6 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Onları kendileri için güzel kokularla donattığı cennete koyar.

arrefe-hâ

  Muhammed / 6 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Onları, kendilerine tanıttığı cennete koyacaktır.

arrefe-hâ

  Muhammed / 6 -

 Gültekin Onan = Ve onları, kendilerine tarif edip tanıttığı cennete sokacaktır.

arrefe-hâ

  Muhammed / 6 -

 Harun Yıldırım = Ve onları kendilerine tanıttığı cennete girdirecektir.

arrefe-hâ

  Muhammed / 6 -

 Hasan Basri Çantay = onları, kendilerine tanıtdığı, cennete sokar.

arrefe-hâ

  Muhammed / 6 -

 Hayrat Neşriyat = Ve onları, o Cennete koyacaktır ki, onu kendilerine ta'rîf etmiştir.

arrefe-hâ

  Muhammed / 6 -

 İbni Kesir = Onları kendilerine tanıttığı cennete sokar.

arrefe-hâ

  Muhammed / 6 -

 Kadri Çelik = Ve onları, kendilerine tanıttığı cennete sokacaktır.

arrefe-hâ

  Muhammed / 6 -

 Muhammed Esed = ve onları kendilerine vaad ettiği cennete koyacaktır.

arrefe-hâ

  Muhammed / 6 -

 Mustafa İslamoğlu = Nihayet onları kendilerine tarif ettiği cennete koyacaktır.

arrefe-hâ

  Muhammed / 6 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = (5-7) (Allah Teâlâ, o mücahitleri) Hidâyete kavuşturacaktır ve onların hallerini ıslah buyuracaktır. Ve onları cennete girdirir. Onu kendilerine bildirmiştir. Ey imân etmiş olanlar! Eğer siz Allah için yardım ederseniz size nusret verir ve ayaklarınızı sabit kılar.

arrefe-hâ

  Muhammed / 6 -

 Ömer Öngüt = Onları (dünyada iken) kendilerine anlattığı cennete koyar.

arrefe-hâ

  Muhammed / 6 -

 Şaban Piriş = Onları, kendilerine tanıttığı cennete koyacaktır.

arrefe-hâ

  Muhammed / 6 -

 Sadık Türkmen = Onları kendilerine anlattığı cennete koyar.

arrefe-hâ

  Muhammed / 6 -

 Seyyid Kutub = Onları dünyada iken tanıttığı cennete koyar.

arrefe-hâ

  Muhammed / 6 -

 Suat Yıldırım = Onları, kendilerine tanıtmış olduğu cennetine alır.

arrefe-hâ

  Muhammed / 6 -

 Süleyman Ateş = Onları, kendilerine tanımladığı cennete sokacaktır.

arrefe-hâ

  Muhammed / 6 -

 Tefhim-ul Kuran = Ve onları, kendilerine tarif edip tanıttığı cennete sokacaktır.

arrefe-hâ

  Muhammed / 6 -

 Ümit Şimşek = Ve kendilerine anlattığı Cennete onları yerleştirir.

arrefe-hâ

  Muhammed / 6 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Ve onları, kendilerine tanımlamış olduğu o cennete koyacaktır.

arrefe-hâ

  Muhammed / 6 -

 İskender Ali Mihr = Ve onları, kendilerine tarif ettiği cennete dahil edecektir.

arrefe-hâ

  Muhammed / 6 -

 İlyas Yorulmaz = Onları daha önce tanıttığı cennetlere koyacak.

arrefe

  Tahrîm / 3 -

 Diyanet İşleri = Hani peygamber eşlerinden birine, gizli bir söz söylemişti. Fakat eşi o sözü (başkasına) haber verip Allah da bunu peygambere bildirince, peygamber bunun bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber, bunu ona (sırrı açıklayan eşine) haber verince o, “Bunu sana kim bildirdi?” dedi. Peygamber, “Bunu bana, hakkıyla bilen ve hakkıyla haberdar olan Allah haber verdi” dedi.

arrefe

  Tahrîm / 3 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Hani peygamber hanımlarından birine gizlice bir söz söylemişti. O, onu haber verip Allah da peygambere onu açtı. Peygamber (hanımına) onun bir kısmını anlattı, bir kısmından da vazgeçti. Ona anlattığı zaman hanımı: «Bunu sana kim haber verdi?» dedi. Peygamber: «Bana o herşeyi bilen ve herşeyden haberdar olan (Allah) haber verdi» dedi.

arrefe

  Tahrîm / 3 -

 Abdullah Parlıyan = Nebî, bazı zevcelerine sır olan bir sözü gizlice söylemişti. Fakat onu (o sırrı) başkasına haber verince Allah, ona (durumu) izhar etti (peygamberine bildirdi). (Nebî de) bazısını açıkladı ve bazısını (bildirmekten) vazgeçti. Ona (zevcesine) onu (bunu bildiğini) haber verdiği zaman, (zevcesi): “Bunu sana kim haber verdi?” dedi. (Nebî): “Bana Alîm (en iyi bilen) ve Habîr (herşeyden haberdar) olan bildirdi.” dedi.

arrefe

  Tahrîm / 3 -

 Adem Uğur = Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti. Fakat eşi, o sözü başkalarına haber verip Allah da bunu Peygamber'e açıklayınca, Peygamber bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber bunu ona haber verince eşi: Bunu sana kim bildirdi? dedi. Peygamber: Bilen, her şeyden haberdar olan Allah bana haber verdi, dedi.

arrefe

  Tahrîm / 3 -

 Ahmed Hulusi = Nebî, bazı zevcelerine sır olan bir sözü gizlice söylemişti. Fakat onu (o sırrı) başkasına haber verince Allah, ona (durumu) izhar etti (peygamberine bildirdi). (Nebî de) bazısını açıkladı ve bazısını (bildirmekten) vazgeçti. Ona (zevcesine) onu (bunu bildiğini) haber verdiği zaman, (zevcesi): “Bunu sana kim haber verdi?” dedi. (Nebî): “Bana Alîm (en iyi bilen) ve Habîr (herşeyden haberdar) olan bildirdi.” dedi.

arrefe

  Tahrîm / 3 -

 Ahmet Tekin = Hani peygamber, eşlerinden birine sır olarak bir söz söylemişti. Hanımı bu sırrı arkadaşına söyleyince, Allah konuyu peygamberine açtı. Peygamber, eşine bazı sözler söyledi, bazılarını da yüzüne vurmadı, utandırmadı. Peygamber, hanımına anlatırken, hanımı:'Bunu sana kim haber verdi?' dedi. Peygamber:'Bunu bana, her şeyi bilen, gizli-açık her şeyden haberdar olan Allah haber verdi.' dedi.

arrefe

  Tahrîm / 3 -

 Ahmet Varol = Nebî, bazı zevcelerine sır olan bir sözü gizlice söylemişti. Fakat onu (o sırrı) başkasına haber verince Allah, ona (durumu) izhar etti (peygamberine bildirdi). (Nebî de) bazısını açıkladı ve bazısını (bildirmekten) vazgeçti. Ona (zevcesine) onu (bunu bildiğini) haber verdiği zaman, (zevcesi): “Bunu sana kim haber verdi?” dedi. (Nebî): “Bana Alîm (en iyi bilen) ve Habîr (herşeyden haberdar) olan bildirdi.” dedi.

arrefe

  Tahrîm / 3 -

 Ali Bulaç = Hani Peygamber, eşlerinden bazılarına gizli bir söz söylemişti. Derken o (eşlerinden biri), bunu haber verip Allah da ona bunu açığa vurunca, o da (Peygamber) bir kısmını açıklamış bir kısmını (söylemekten) vazgeçmişti. Sonunda haberi verince (eşi) demişti ki: "Bunu sana kim haber verdi?" O da: "Bana bilen, (herşeyden) haberdar olan (Allah) haber verdi" demişti.

arrefe

  Tahrîm / 3 -

 Ali Fikri Yavuz = Hani Peygamber zevcelerinden birine, (Hafsa’ya Mariye’yi kendisine haram kıldığına dair) gizli bir söz söylemişti. Bunun üzerine o (Hafsa), bunu (Hz. Aişe’ye) haber verince; Allah da Peygambere onu (Hafsa’nın ifşasını) açıkladı. Peygamber de, (Hafsa’nın Aişe’ye söylediklerinden) bir kısmını (Hafsa’ya) bildirmiş, bir kısmından bahs etmemişti. Peygamber, ona bu şekilde anlatıverince, (Hafsa): “- Bunu sana kim haber verdi.” dedi. Peygamber de buyurdu ki: “- Bana, her şeyi bilen, her şeyden haberdar olan Allah haber verdi.”

arrefe

  Tahrîm / 3 -

 Ali Ünal = Hani Peygamber, eşlerinden birine sır olarak bir söz söylemişti. Ama eşi, o sözü kumalarından birine aktarınca, Allah da durumdan Nebîsini muttali kıldı. O da yaptığının bir kısmını o eşe anlattı, bir kısmını ise, (onu daha fazla üzüp utandırmamak için) gizledi. Nebî, olup bitenden eşini bu şekilde haberdar edince eşi, “Bunu sana kim söyledi?” dedi. Nebî de, “Onu bana Alîm (her şeyi hakkıyla bilen), Habîr (her şeyden hakkıyla haberdar olan Zat) söyledi.” cevabını verdi.