Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

el beyyinâtu

  Nisâ / 153 -

 Diyanet İşleri = Kitap ehli, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. (Buna şaşma!) Mûsâ’dan, bundan daha büyüğünü istemişler ve “Allah’ı bize açıkça göster” demişlerdi. Böylece zulümleri sebebiyle onları yıldırım çarptı. Sonra kendilerine apaçık deliller gelmesinin ardından (tuttular) buzağıyı tanrı edindiler. Biz bunu da affettik ve Mûsâ’ya apaçık bir güç ve yetki verdik.

el beyyinâtu

  Nisâ / 153 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Kitap ehli, onlara gökten bir kitap indirmeni isterler, Mûsâ'dan bundan da büyük bir şey istemişler, bize Allah'ı apaçık göster demişlerdi de zulümleri yüzünden bir yıldırım düşüp yakıvermişti onları. Sonra da onlara apaçık deliller geldiği halde buzağıya tanrı demişlerdi, gene de bu suçlarını bağışlamıştık da Mûsâ'ya apaçık bir kudret vermiştik.

el beyyinâtu

  Nisâ / 153 -

 Abdullah Parlıyan = Geçmişteki bize kitap verildi diyenler senin, onlar üzerine gökten bir kitap indirmeni isterler. Onlar, Musa'dan bunun daha büyüğünü istemişler ve Allah'ı açıkça bize göster demişlerdi de, bu çarpıklıkları yüzünden onları bir ceza yıldırımı çarpmıştı. Daha sonra kendilerine çok açık belgeler geldiği halde, altın buzağıya tapmaya başlamışlardı. Yine de bu günahlarını affettik ve Musa'ya apaçık belgeler ve kanıtlar verdik.

el beyyinâtu

  Nisâ / 153 -

 Adem Uğur = Ehl-i kitap senden, kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Onlar Musa'dan, bunun daha büyüğünü istemişler de, "Bize Allah'ı apaçık göster" demişlerdi. Zulümleri sebebiyle hemen onları yıldırım çarptı. Bilâhare kendilerine açık deliller geldikten sonra buzağıyı (tanrı) edindiler. Biz bunu da affettik. Ve Musa'ya apaçık delil (ve yetki) verdik.

el beyyinâtu

  Nisâ / 153 -

 Ahmed Hulusi = Ehl-i kitap (Yahudiler) senden, kendilerine "Gökten yazılı Kitap" indirmeni istiyorlar. . . Gerçekten (onlar) bundan daha büyüğünü Musa'dan istediler. . . "Allâh'ı açıktan bize göster" demişlerdi de, zulümleri yüzünden onları yıldırım çarptı. . . Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra tutup buzağıya tapınmaya başladılar. . . Bunu da affettik ve Musa'ya apaçık bir kudret verdik.

el beyyinâtu

  Nisâ / 153 -

 Ahmet Tekin = Ehl-i kitap senden, kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Onlar Mûsâ’dan, bundan daha büyüğünü istemişlerdi.'Bize Allah’ı açıkça göster' demişlerdi.Haksızlıkları, şirkleri sebebiyle onları yıldırım çarptı.Üstelik de, kendilerine apaçık deliller geldikten sonra, buzağıyı tanrı edindiler. Biz, bunu da sorgusuz sualsiz affettik. Mûsâ’ya âşikâr ilâhî bir yetki, bir güç verdik.

el beyyinâtu

  Nisâ / 153 -

 Ahmet Varol = Kitap ehli senden gökten bir kitap indirmeni istiyor. Musa'dan bundan daha büyüğünü istemiş ve 'bize Allah'ı açıkça göster' demişlerdi de zulümlerinden dolayı onları yıldırım çarpmıştı. Sonra kendilerine açık deliller gelmesinin ardından buzağıyı tanrı edindiler de biz bunu bağışladık. Musa'ya da açık bir hüccet verdik.

el beyyinâtu

  Nisâ / 153 -

 Ali Bulaç = Kitap Ehli, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi. Demişlerdi ki: "Bize Allah'ı açıkça göster." Böylece zulümlerinden dolayı onlara yıldırım çarpmıştı. Ardından kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra, buzağıyı (ilah) edinmişlerdi. Yine bundan dolayı onları affettik ve Musa'ya apaçık olan ispatlayıcı bir delil verdik.

el beyyinâtu

  Nisâ / 153 -

 Ali Fikri Yavuz = Ey Rasûlüm! Yahudi’ler, üzerlerine gökten bir kitap indirivermeni senden istiyorlar. Gerçekten bundan daha büyüğünü Musa’dan istemişlerdi de: “- Allah’ı açıktan bize göster” dedilerdi. İşte zulümleri yüzünden onları yıldırım çarptı. Sonra kendilerine bunca açık mu’cizeler gelmişken tuttular buzağıya taptılar. Nihayet biz, tevbe ettiklerinden bunları bağışladık ve Musa’ya açık bir hâkimiyet, saltanat verdik.

el beyyinâtu

  Nisâ / 153 -

 Ali Ünal = Kitap Ehli kalkmış şimdi de, (peygamberliğini ispat için) senden üzerlerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. (Ey Rasûlüm, onların bu isteklerini çok görme!) Nitekim daha önce Musa’dan bundan da ötesini istemişler ve “Allah’ı bize apaçık göster!” demişlerdi de, bu zulümleri sebebiyle yıldırım çarpmışçasına gelen o dehşetli sarsıntı kendilerini yakalayıvermişti. Sadece bu değildi yaptıkları: kendilerine (gerçeği gösteren) apaçık deliller gelmiş (ve pek çok mucize de gösterilmiş) olmasına rağmen, tuttular (süs eşyalarından bir buzağı yapıp) onu ilâh edindiler; fakat Biz (hepsini helâk etmeyip, tevbelerini ve keffaretlerini kabulle) bu yaptıklarından da geçiverdik. Ve Musa’ya (Kitap ve Furkan verip,) apaçık bir delil, nüfuz ve hakimiyet bahşettik.

el beyyinâtu

  Nisâ / 153 -

 Bayraktar Bayraklı = Ehli kitap, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Onlar Mûsâ'dan, bundan daha büyüğünü istemişler ve “Bize Allah'ı apaçık göster” demişlerdi. Zulümleri sebebiyle hemen onları yıldırım çarptı. Sonra kendilerine bunca açık mûcizeler gelmişken buzağıya taptılar. Nihayet biz, tövbe ettiklerinden, onları bağışladık ve Mûsâ'ya açık bir hâkimiyet verdik.

el beyyinâtu

  Nisâ / 153 -

 Bekir Sadak = (153-15) 4 Kitap ehli, senin kendilerine gokten bir kitap indirmeni isterler. Musa'dan bundan daha buyugunu istemislerdi ve «Bize Alah'i apacik goster» demislerdi. Zulumlerinden oturu onlari yildirim carpmisti. Belgeler kendilerine geldikten sonra da, buzagiyi tanri olarak benimsediler, fakat bunlari affettik ve Musa'ya apacik bir huccet verdik, soz vermelerine karsilik Tur dagini uzerlerine kaldirdik ve onlara: «Kapidan secde ederek girin» dedik, «Cumartesileri asiri gitmeyin» dedik, onlardan saglam bir soz aldik.

el beyyinâtu

  Nisâ / 153 -

 Celal Yıldırım = Kitap Ehli'nden Yahudiler) senden gökten üzerlerine bir (yazılı) kitap indirivermeni isterler. (Üzülme), Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişler, «Allah'ı bize açıkça göster !» demişlerdi de zulümleri sebebiyle onları yıldırım çarpmıştı. Sonra da kendilerine çok açık belgeler (mu'cizeler) geldiği halde (altından yaptıkları) buzağıyı ilâh edindiler, derken (pişmanlık duyup tevbe ettiler, biz de) onları affettik. Musa'ya da açık belgeler ve deliller verdik.

el beyyinâtu

  Nisâ / 153 -

 Cemal Külünkoğlu = Kitap ehli (Yahudiler), senden, kendilerine gökten (bütün olarak) bir kitap indirmeni istiyorlar. Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişler ve “Allah'ı bize açıkça göster” demişlerdi. Bunun üzerine haksızlıkları sebebiyle onları yıldırım çarpmıştı. Sonra kendilerine açık deliller geldiği halde buzağıyı ilah edinmişlerdi. Onları yine de affettik. Ve Musa'ya açık bir delil (yetki) verdik.

el beyyinâtu

  Nisâ / 153 -

 Diyanet İşleri (eski) = (153-154) Kitap ehli, senin kendilerine gökten bir kitap indirmeni isterler. Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi ve 'Bize Allah'ı apaçık göster' demişlerdi. Zulümlerinden ötürü onları yıldırım çarpmıştı. Belgeler kendilerine geldikten sonra da, buzağıyı tanrı olarak benimsediler, fakat bunları affettik ve Musa'ya apaçık bir hüccet verdik, söz vermelerine karşılık Tur dağını üzerlerine kaldırdık ve onlara: 'Kapıdan secde ederek girin' dedik, 'Cumartesileri aşırı gitmeyin' dedik, onlardan sağlam bir söz aldık.

el beyyinâtu

  Nisâ / 153 -

 Diyanet Vakfi = Ehl-i kitap senden, kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Onlar Musa'dan, bunun daha büyüğünü istemişler de, «Bize Allah'ı apaçık göster» demişlerdi. Zulümleri sebebiyle hemen onları yıldırım çarptı. Bilâhare kendilerine açık deliller geldikten sonra buzağıyı (tanrı) edindiler. Biz bunu da affettik. Ve Musa'ya apaçık delil (ve yetki) verdik.

el beyyinâtu

  Nisâ / 153 -

 Edip Yüksel = Kitap halkı, senin kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Musa'dan bunun daha büyüğünü istemiş ve, 'Bize ALLAH'ı fiziksel olarak göster,' demişlerdi. Böyle sınırı aşmalarından ötürü onları yıldırım çarptı. Kendilerine apaçık deliller gelmesine rağmen buzağıya taptılar. Onları yine affettik. Musa'ya da apaçık bir yetki verdik.

el beyyinâtu

  Nisâ / 153 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Ehli kitab senden üzerlerine Semadan bir kitab indirivermeni istiyorlar, çok görme Musâya bundan daha büyüğünü teklif ettiler, «Allahı bize açıktan göster» dediler de zulümlerile kendilerini yıldırım çarptı, sonra kendilerine o kadar açık mu'cizeler gelmişken tuttular danaya taptılar, derken biz bunlardan afvettik de Musâya kahir bir saltanat verdik

el beyyinâtu

  Nisâ / 153 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Kitap ehli, senden kendilerine gökten bir kitap indirivermeni istiyorlar. Çok görme: Musa'dan daha da büyüğünü istediler ve: «Allah'ı bize açıkça göster.» dediler de zulümleri yüzünden kendilerini yıldırım çarptı. Sonra kendilerine o kadar mucizeler gelmişken tuttular danaya taptılar. Biz bunları bağışladık ve Musa'ya güçlü bir saltanat verdik,

el beyyinâtu

  Nisâ / 153 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Kitap ehli, senden, kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişler ve: «Allah'ı bize açıkça göster» demişlerdi. Haksızlıkları sebebiyle onları yıldırım çarptı. Sonra kendilerine açık deliller geldiği halde buzağıyı (tanrı) edinmişlerdi. Onları bundan dolayı da affettik. Ve Musa'ya açık bir delil (yetki) verdik.

el beyyinâtu

  Nisâ / 153 -

 Gültekin Onan = Kitap ehli senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi. Demişlerdi ki: "Bize Tanrı'yı açıkça göster." Böylece zulümlerinden dolayı onlara yıldırım çarpmıştı. Ardından kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra, buzağıyı (tanrı) edinmişlerdi. Yine bundan dolayı onları affettik ve Musa'ya apaçık olan ispatlayıcı bir delil verdik.

el beyyinâtu

  Nisâ / 153 -

 Harun Yıldırım = Kitap ehli senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni isterler. Muhakkak ki Musa’dan da bundan daha büyüğünü isteyerek: “Allah’ı bize açıkça göster!” demişlerdi de böylece zulümleri sebebiyle onları yıldırım çarptı. Sonra onlara apaçık deliller gelmesinin ardından buzağıyı (ilah) edindiler. Ona rağmen biz onu affettik; çünkü biz Musa’ya apaçık delil ve yetki vermiştik.

el beyyinâtu

  Nisâ / 153 -

 Hasan Basri Çantay = Ehl-i kitâb, senin üzerlerine gökten bir kitab indirmeni isterler. Hakıykat, onlar Mûsâdan daha büyüğünü istemişler de «Allahı açıkdan bize göster» demişlerdi. İşte zulümleri yüzünden onları yıldırım çarpmışdı. Bil'âhare kendilerine bunca açık âyetler ve deliller geldikden sonra da (Tanrı diye) buzağıya tutunmuşlardı. Nihayet biz (tevbe etdikleri için) bunları afvetmişdik. Biz Musâya apaçık (nice) hüccet (ler) verdik.

el beyyinâtu

  Nisâ / 153 -

 Hayrat Neşriyat = Ehl-i kitab senden, kendilerine gökten bir kitab indirmeni istiyor; bununla berâber muhakkak ki (onlar) Mûsâ’dan bunun daha büyüğünü isteyerek: 'Bize Allah’ı açıkça göster!' demişlerdi. Bunun üzerine, zulümleri (böyle isyankâr suâlleri ve istekleri)sebebiyle onları yıldırım çarpmıştı. Sonra kendilerine apaçık mu'cizeler gelmesinin ardından buzağıyı (ilâh) edindiler. Nihâyet (onları) bundan affettik (tamâmen helâk etmedik), Mûsâ’ya ise apaçık bir hâkimiyet verdik.

el beyyinâtu

  Nisâ / 153 -

 İbni Kesir = Kitab ehli senin kendilerine gökten bir kitab indirmeni isterler. Musa' dan da bundan daha büyüğünü istemişlerdi. Ve; bize Allah'ı apaçık göster, demişlerdi. Zulümlerinden dolayı onları yıldırım çarpmıştı. Kendilerine bunca açık ayetler ve deliller geldikten sonra da buzağıya taptılar. Nihayet Biz, bunu affettik ve Musa'ya apaçık bir hüccet verdik.

el beyyinâtu

  Nisâ / 153 -

 Kadri Çelik = Kitap ehli, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni isterler. Şüphesiz Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi ve “Bize Allah'ı apaçık göster” demişlerdi de (bu) Zulümlerinden ötürü onları yıldırım çarpmıştı. Kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra da kalkıp buzağıyı ilah edindiler, fakat (tevbe edince) biz bunu da affettik ve Musa'ya apaçık bir üstünlük verdik.

el beyyinâtu

  Nisâ / 153 -

 Muhammed Esed = Tevratın izleyicileri, (ey Peygamber!) gökten kendilerine bir vahiy indirmeni isterler. Onlar Musadan bunun daha büyüğünü istemişler ve "Bizi Allah ile yüz yüze getir" demişlerdi de bu çarpıklıkları yüzünden onları bir ceza yıldırımı çarpmıştı. Daha sonra (altın) buzağıya tapmaya başlamışlardı ve hakikatin bütün kanıtları kendilerine geldikten sonra yapmışlardı bunu. Yine de bu (günahları)nı silmiş ve Musaya (hakikatin) açık kanıtını bahşetmiştik,

el beyyinâtu

  Nisâ / 153 -

 Mustafa İslamoğlu = Önceki vahyin takipçisi olan (Yahudiler), senden, gökten kendilerine özel bir kitap indirmeni istiyorlar. Onlar Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişler ve "Bize Allah'ı doğrudan göster!" demişlerdi. Bu densizlikleri yüzünden yıldırım çarpmışa döndüler. Daha sonra kendilerine (tevhidin) apaçık belgeleri geldiği halde buzağı (heykeli)ne tapınmaya başladılar. Yine de onları bu günahlarından arındırmış, Musa'ya ise güçlü bir (nübüvvet) delili bahşetmiş

el beyyinâtu

  Nisâ / 153 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ehl-i kitab, üzerlerine bir kitap indirmeni senden isterler. Muhakkak onlar bundan daha büyüğünü Mûsa'dan istemişler de, «Bize Allah'ı apaçık göster,» demişlerdi. Artık zulümleri sebebiyle kendilerini yıldırım çarptı. Kendilerine apaçık mûcizeler geldikten sonra da buzağıyı (ma'but) ittihaz ettiler. Nihâyet bundan affettik ve Mûsa'ya pek zahir bir saltanat verdik.

el beyyinâtu

  Nisâ / 153 -

 Ömer Öngüt = Resulüm! Ehl-i kitap, senin kendilerine gökten bir kitap indirmeni isterler. Onlar Musa'dan bunun daha büyüğünü istemişler ve: “Bize Allah'ı apaçık göster!” demişlerdi. Bu zulümleri sebebiyle onları yıldırım çarpmıştı. Kendilerine bunca açık deliller geldikten sonra da buzağıya taptılar. Biz bunu da bağışlamıştık ve Musa'ya apaçık bir delil (hâkimiyet) vermiştik.

el beyyinâtu

  Nisâ / 153 -

 Şaban Piriş = Kitap ehli senin kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar, Musa’dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi: -Bize Allah’ı apaçık göster, demişlerdi. Zulümleri yüzünden onları yıldırım çarpmıştı. kendilerine belgeler geldikten sonra da buzağıyı ilah edinmişlerdi. Ardından onları bağışladık ve Musa'ya apaçık iktidar verdik.

el beyyinâtu

  Nisâ / 153 -

 Sadık Türkmen = Kitap ehli (kendilerine kitap verilenler), senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. Musa’dan bundan daha büyüğünü istemişler ve “Allah’ı bize açıkça göster” demişlerdi. Böylece zulümleri sebebiyle onları yıldırım çarptı. Sonra kendilerine apaçık deliller gelmesinin ardından (tuttular) buzağıyı tanrı/ilah edindiler. Biz (bunlardan) bunu da affettik ve Musa’ya apaçık bir güç ve yetki verdik.

el beyyinâtu

  Nisâ / 153 -

 Seyyid Kutub = Ehl-i Kitap senden kendilerine gökten kitap indirmeni isterler. Onlar vaktiyle Musa'dan bundan daha büyüğünü isteyerek, 'Bize Allah'ı açıkça göster' demişlerdi. Bu zalimce tutumları yüzünden kendilerini yıldırım çarpmıştı. Arkasından kendilerine açık belgeler geldikten sonra buzağıya taptılar. Bunu da bağışladık ve Musa'ya açık bir mesaj verdik.

el beyyinâtu

  Nisâ / 153 -

 Suat Yıldırım = Ehl-i kitap senden, kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. Bu cahilliklerini çok görme! Nitekim daha önce Mûsâ’dan bundan da fazlasını istemişlerdi ve: "Allah’ı bize açıktan göster!" demişlerdi. Bunun üzerine de, zulümleri sebebiyle onları yıldırım çarpmıştı. Daha sonra kendilerine açık mûcizeler ve deliller gelmesini müteakip bu sefer tuttular buzağıyı tanrı edindiler. Derken onlar tövbe edince, bunu da bağışladık. Ve Mûsâ’ya da onlar üzerinde âşikâr bir nüfuz ve kudret verdik.

el beyyinâtu

  Nisâ / 153 -

 Süleyman Ateş = Kitâp ehli, senden, kendilerine gökten bir Kitâp indirmeni istiyorlar. Mûsâ'dan bundan daha büyüğünü istemişler: "Allâh'ı bize açıkça göster!" demişlerdi. Haksızlıklarından dolayı derhal onları yıldırım gürültüsü yakalamıştı. Sonra kendilerine açık deliller gelmişken buzağıyı (tanrı) tutmuşlardı. Bundan da vazgeçtik ve Mûsâ'ya açık bir yetki verdik.

el beyyinâtu

  Nisâ / 153 -

 Tefhim-ul Kuran = Kitap Ehli, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi. Demişlerdi ki: «Bize Allah'ı açıkça göster.» Böylece zulümlerinden dolayı onlara yıldırım çarpmıştı. Ardından kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra, buzağıyı (ilah) edinmişlerdi. Yine bundan dolayı da onları affettik ve Musa'ya apaçık olan ispatlayıcı bir delil verdik.

el beyyinâtu

  Nisâ / 153 -

 Ümit Şimşek = Kitap Ehli, senden, onlara gökten kitap indirmeni istiyor. Onlar bundan daha büyüğünü Musa'dan istemiş, 'Bize Allah'ı açıkça göster' demişlerdi de bu zulümleri sebebiyle onları yıldırım çarpmıştı. Sonra onlar, kendilerine apaçık deliller geldiği halde buzağıyı ilâh edinmişlerdi. Biz onların bu günahını da affetmiş, Musa'ya da apaçık deliller vermiştik.

el beyyinâtu

  Nisâ / 153 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Ehlikitap, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Zaten onlar Mûsa'dan da bundan daha büyüğünü istemişlerdi. Demişlerdi ki: "Allah'ı bize açıktan göster." Bunun üzerine zulümlerinden ötürü kendilerini yıldırım çarpmıştı. Sonra kendilerine açık-seçik kanıtların gelişi ardından buzağıya taptılar. Biz onların bu günahını da affettik. Biz Mûsa'ya apaçık bir kanıt/bir hükmetme gücü verdik.

el beyyinâtu

  Nisâ / 153 -

 İskender Ali Mihr = Kitap ehli senden, kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. Oysa Hz. Musa’dan, bundan daha da büyüğünü istemişler, “O halde, bize Allah’ı açıkça göster.” demişlerdi. Bunun üzerine, zulümlerinden dolayı onları yıldırım yakaladı (helâk etti). Ardından kendilerine belgeler (açık mucizeler) geldikten sonra da buzağıyı (ilâh) edindiler. Buna rağmen, onları bundan (bu suçlarından dolayı) affettik ve Hz. Musa’ya “apaçık sultan (güç ve delil)” verdik.

el beyyinâtu

  Nisâ / 153 -

 İlyas Yorulmaz = Kendilerine kitap verilenler, senin onlara gökden bir kitap indirmeni isterler. Öncekilerde Musa dan bundan daha büyüğünü istediler. Dediler ki “Bize Allah’ı açıkça göster. Bundan sonra onları bu zulümlerinden dolayı yıldırımlar yakalamıştı. Fakat tekrar onlar kendilerine açıklayıcı deliller geldikten sonra, Allah dan başka, buzağıyı ilah edindiler. Yinede bu davranışlarından sonra onları bağışladık ve Musa’yı çok güçlü delillerle destekledik.

beyyinâtun

  Ankebût / 49 -

 Diyanet İşleri = Hayır, o, kendilerine ilim verilenlerin kalplerindeki apaçık âyetlerdir. Bizim âyetlerimizi ancak zalimler inkâr eder.

beyyinâtun

  Ankebût / 49 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Hayır, o, kendilerine bilgi verilenlerin gönüllerinde kökleşip yerleşmiş olan apaçık delillerdir ve delillerimizi, zâlimlerden başkası da bilerek inkâr etmez.

beyyinâtun

  Ankebût / 49 -

 Abdullah Parlıyan = Hayır, bu Kur'ân kendilerine gerçek vahiy bilgisi verilenlerin göğüslerinde ışıldayan, açık açık ayetlerdir. Bizim ayetlerimizi ancak yaratılış gayesi dışına çıkanlar inkâr ederler.

beyyinâtun

  Ankebût / 49 -

 Adem Uğur = Hayır, o (Kur'an), kendilerine ilim verilenlerin sînelerinde (yer eden) apaçık âyetlerdir. Âyetlerimizi, ancak zalimler bile bile inkâr eder.

beyyinâtun

  Ankebût / 49 -

 Ahmed Hulusi = Bilakis O (Kur'ân), kendilerine ilim verilmiş olanların derûnlarında apaçık işaretlerdir. . . (Hakikatlerinde mevcut) işaretlerimizi ancak nefsine zulmedenler inkâr eder.

beyyinâtun

  Ankebût / 49 -

 Ahmet Tekin = Aksine! Kur’ân, kendilerine ilim verilen, sorumluluk sahibi ilim adamlarının gönüllerine nüfuz eden apaçık âyetlerdir. Âyetlerimizi ancak inkârda, isyanda ısrar edenler, menfaatlerine düşkün güç ve iktidar sahibi zâlimler bile bile inkâr ederler.

beyyinâtun

  Ankebût / 49 -

 Ahmet Varol = Hayır o, kendilerine ilim verilenlerin göğüslerinde (bulunan) apaçık ayetlerdir. Zalimlerden başkası ayetlerimizi bile bile inkar etmez.

beyyinâtun

  Ankebût / 49 -

 Ali Bulaç = Hayır, o, kendilerine ilim verilenlerin göğüslerinde apaçık olan ayetlerdir. Zulmedenlerden başkası, bizim ayetlerimizi inkar etmez.

beyyinâtun

  Ankebût / 49 -

 Ali Fikri Yavuz = Fakat o Kur’an kendilerine ilim verilmiş kimselerin (alimlerin, hafızların) kalblerinde ışıldayan apaçık ayetlerdir. Bizim ayetlerimizi ancak zalimler inkâr eder.

beyyinâtun

  Ankebût / 49 -

 Ali Ünal = Ama o, hiç şüphe yok ki (Allah’ın indirdiği ve) kendilerine gerçeğin ilmi nasip edilenlerin göğüslerinde yer etmiş, (onların zihinlerini ve kalblerini) aydınlatan parlak âyetlerdir. Bizim âyetlerimiz karşısında ancak zulme batmış, doğru görüş ve doğru değerlendirmeden mahrum olanlar ayak direr.