Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

e nu’minu

  Mü’minûn / 47 -

 Diyanet İşleri = Bu yüzden, “Kavimleri bize kul köle iken, bizim gibi iki insana mı inanacağız” dediler.

e nu’minu

  Mü’minûn / 47 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Derken, inanacağız mı bizim gibi iki insana, kavimleri de bize kulluk etmede dediler.

e nu’minu

  Mü’minûn / 47 -

 Abdullah Parlıyan = Nitekim şöyle dediler: “Soydaşları bizim kölelerimiz olduğu halde, bizim gibi ölümlü olan bu iki insana mı inanacağız?

e nu’minu

  Mü’minûn / 47 -

 Adem Uğur = Bu yüzden dediler ki: Kavimleri bize kölelik ederken, bizim gibi olan bu iki adama inanır mıyız?

e nu’minu

  Mü’minûn / 47 -

 Ahmed Hulusi = Hatta şöyle dediler: "Onların halkı bize kulluk ederken, bizim benzerimiz olan iki beşere mi iman edeceğiz?"

e nu’minu

  Mü’minûn / 47 -

 Ahmet Tekin = 'Biz, kavimleri bize kölelik eden, insan neslinden bize benzeyen iki kişiye mi güvenip inanacağız?' dediler.

e nu’minu

  Mü’minûn / 47 -

 Ahmet Varol = 'Kavimleri bize kulluk ettikleri halde bizim gibi iki insana mı inanacağız?' dediler.

e nu’minu

  Mü’minûn / 47 -

 Ali Bulaç = Dediler ki: "Bizim benzerimiz olan iki beşere mi inanacak mışız? Kaldı ki, onların kavimleri bize kullukta (kölelikte) bulunmaktadırlar."

e nu’minu

  Mü’minûn / 47 -

 Ali Fikri Yavuz = (Bu itibarla Firavun ve kavmi) şöyle dediler: “- Biz, bizim gibi iki insana. (Mûsa ve Harûn’a) hiç iman eder miyiz! Hele bir de kavimleri bize itaat edib duruyorken?

e nu’minu

  Mü’minûn / 47 -

 Ali Ünal = Koydular da, “Yani biz şimdi bizim gibi iki insana mı inanacağız, hem kavimleri (başı yerde, elleri göksünde) bize hizmet eden kölelerimizken?” dediler.

e nu’minu

  Mü’minûn / 47 -

 Bayraktar Bayraklı = Bu yüzden dediler ki: “Kavimleri bize kölelik ederken, bizim gibi olan bu iki adama inanır mıyız?”

e nu’minu

  Mü’minûn / 47 -

 Bekir Sadak = (47-48) Bu yuzden: «Milletleri bize kul iken, bizim gibi iki insana mi inanacagiz?» deyip onlari yalanci saydilar. Bu yuzden yok edildiler.

e nu’minu

  Mü’minûn / 47 -

 Celal Yıldırım = «Biz» dediler, «bizim gibi (yiyip içen) iki insana hiç inanır mıyız? Kaldı ki ikisinin de kavmi bize kulluk etmekteler.»

e nu’minu

  Mü’minûn / 47 -

 Cemal Külünkoğlu = Dediler ki: “Kendi kavimleri (olan İsrailoğulları) bize kölelik ederlerken şimdi kalkıp bizim gibi beşer olan bu iki adama mı inanacağız?”

e nu’minu

  Mü’minûn / 47 -

 Diyanet İşleri (eski) = (47-48) Bu yüzden: 'Milletleri bize kul iken, bizim gibi iki insana mı inanacağız?' deyip onları yalancı saydılar. Bu yüzden yok edildiler.

e nu’minu

  Mü’minûn / 47 -

 Diyanet Vakfi = Bu yüzden dediler ki: Kavimleri bize kölelik ederken, bizim gibi olan bu iki adama inanır mıyız?

e nu’minu

  Mü’minûn / 47 -

 Edip Yüksel = 'O ikisinin halkı bize kölelik ederken şimdi biz tutup bizim gibi iki insana mı inanalım,' dediler.

e nu’minu

  Mü’minûn / 47 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Onun için biz, dediler, bizim gibi iki beşere iyman mı ederiz? Halbuki onların kavmi bize kulluk ediyor

e nu’minu

  Mü’minûn / 47 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Onun için: «Biz kavimleri bize kölelik ederken, bizim gibi bu iki insana inanır mıyız?» dediler.

e nu’minu

  Mü’minûn / 47 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Onun için: Biz, dediler, «kavimleri bize kölelik ederken bizim benzerimiz olan bu iki adama inanacak mıyız?»

e nu’minu

  Mü’minûn / 47 -

 Gültekin Onan = Dediler ki: "Bizim benzerimiz olan iki beşere mi inanacakmışız? Kaldı ki, onların kavimleri bize kullukta (kölelikte) bulunmaktadırlar."

e nu’minu

  Mü’minûn / 47 -

 Harun Yıldırım = Bu yüzden dediler ki: Kavimleri bize kölelik ederken, bizim gibi olan bu iki adama inanır mıyız?

e nu’minu

  Mü’minûn / 47 -

 Hasan Basri Çantay = Onun için dediler ki: «Kavmleri bize kulluk edib dururlarken bizim gibi iki beşere îman mı edecek misiz»?

e nu’minu

  Mü’minûn / 47 -

 Hayrat Neşriyat = Bu yüzden: 'Kavimleri bize kölelik edip duran kimseler iken, bizim gibi iki insana mı inanacağız?' dediler.

e nu’minu

  Mü’minûn / 47 -

 İbni Kesir = Bu yüzden dediler ki: Kavimleri bize kulluk edip dururken, bizim gibi şu iki insana mı inanacağız?

e nu’minu

  Mü’minûn / 47 -

 Kadri Çelik = “Kavimleri (İsrail oğulları) bize ibadet (kölelik) ederken, bizim gibi iki beşere mi inanalım?” dediler.

e nu’minu

  Mü’minûn / 47 -

 Muhammed Esed = Nitekim şöyle dediler: "Soydaşları bizim kölelerimiz olduğu halde, bizim gibi ölümlü olan bu iki insana mı inanacağız yani?"

e nu’minu

  Mü’minûn / 47 -

 Mustafa İslamoğlu = İşte onlar dediler ki; "Ne yani, o ikisinin kavmi bizim kölelerimiz olduğu halde, biz bizim gibi iki ölümlü insana mı inanalım?"

e nu’minu

  Mü’minûn / 47 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Binaenaleyh dediler ki: «Bizim mislimiz olan iki insana imân eder miyiz, onların kavmi ise bizim için kulluk edenlerdir?»

e nu’minu

  Mü’minûn / 47 -

 Ömer Öngüt = Dediler ki: “Biz, bizler gibi olan iki insana mı iman edeceğiz? Halbuki kavimleri (İsrâiloğulları) bize kölelik edip durmaktadır.

e nu’minu

  Mü’minûn / 47 -

 Şaban Piriş = -Biz dediler; bizim gibi iki insana mı iman edeceğiz, üstelik onların kavmi de bize kulluk ederken?!

e nu’minu

  Mü’minûn / 47 -

 Sadık Türkmen = Dediler ki: “Biz, bizim gibi olan bu iki insana inanır mıyız? Bu iki adamın kavmi bize kölelik eden(esir)lerken!..”

e nu’minu

  Mü’minûn / 47 -

 Seyyid Kutub = Onlar dediler ki; «Kendimiz gibi birer insan olan şu iki adama mı inanacağız ki, onların soydaşları bize tapıyorlar?»

e nu’minu

  Mü’minûn / 47 -

 Suat Yıldırım = Dediler ki: "Kendi kavimleri bizim hizmetçi kölelerimiz iken şimdi kalkıp bizim gibi beşer olan bu iki adama mı inanacağız?"

e nu’minu

  Mü’minûn / 47 -

 Süleyman Ateş = "Şu iki adamın kavmi bize kölelik ederken, şimdi biz kalkıp bizim gibi iki insana mı inanacağız?" dediler.

e nu’minu

  Mü’minûn / 47 -

 Tefhim-ul Kuran = «Kavimleri bize ibadet (kölelik) ederken bizim gibi iki beşere mi inanalım?» dediler.

e nu’minu

  Mü’minûn / 47 -

 Ümit Şimşek = 'Bizim gibi iki tane beşere mi inanacağız?' dediler. 'Üstelik kavimleri de bize kulluk etmekte iken!'

e nu’minu

  Mü’minûn / 47 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Şöyle dediler: "Kendilerine bağlı toplum bize kulluk, kölelik ederken, biz kalkıp bizim gibi iki insan olan şu adamlara mı inanacağız?"

e nu’minu

  Mü’minûn / 47 -

 İskender Ali Mihr = Sonra dediler ki: “Bizim gibi iki beşere (Hz. Musa ve Hz. Harun’a), îmân mı edelim? Ve onların ikisinin (Musa ve Harun A.S’ın) kavmi, bize kul (köle) olmasına rağmen.”

e nu’minu

  Mü’minûn / 47 -

 İlyas Yorulmaz = Onlar “Kavimleri bizim kölelerimiz iken, bizim gibi olan, şu iki insana mı inanacağız?” dediler.

le nu’minu-enne

  A’râf / 134 -

 Diyanet İşleri = Üzerlerine azap çökünce, “Ey Mûsâ! Rabbinin sana verdiği söz uyarınca bizim için dua et. Eğer azabı üzerimizden kaldırırsan, mutlaka sana inanacağız ve İsrailoğullarını seninle birlikte elbette göndereceğiz” dediler.

le nu’minu-enne

  A’râf / 134 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Azâba uğrayınca yâ Mûsâ diyorlardı; icâbet edeceğine dâir verdiği söze uyarak Rabbine duâ et de bizden bu belâyı defetsin, muhakkak sana inanacağız ve İsrailoğullarını seninle göndereceğiz.

le nu’minu-enne

  A’râf / 134 -

 Abdullah Parlıyan = Ve başlarına ne zaman bir bela ve musibet gelse, “Ey Musa!” derlerdi. “Sana verdiği söze karşılık Rabbine, bizim için dua et. Eğer bizden bu azabı kaldırırsan, andolsun ki, sana kesinlikle inanır ve israoğullarını seninle beraber göndeririz.”

le nu’minu-enne

  A’râf / 134 -

 Adem Uğur = Azap üzerlerine çökünce, "Ey Musa! sana verdiği söz hürmetine, bizim için Rabbine dua et; eğer bizden azabı kaldırırsan, mutlaka sana inanacağız ve muhakkak İsrailoğullarını seninle göndereceğiz" dediler.

le nu’minu-enne

  A’râf / 134 -

 Ahmed Hulusi = Üzerlerine bu azap geldiğinde: "Ey Musa! Sözleşmene dayanarak, bizim için Rabbine dua et. . . Şayet bu azabı bizden kaldırırsan, muhakkak ki sana iman edeceğiz ve mutlaka İsrailoğullarını seninle beraber göndereceğiz" dediler.

le nu’minu-enne

  A’râf / 134 -

 Ahmet Tekin = Azap üzerlerine çökünce:'Ey Mûsâ, sana verdiği söz hürmetine, bizim için Rabbine dua et. Eğer bizden azâbı kaldırırsan, kesinlikle sana itimat edeceğiz ve İsrâiloğulları’nı, temel hak ve hürriyetlerinin kısıtlanmasına son vererek seninle göndereceğiz.' dediler.

le nu’minu-enne

  A’râf / 134 -

 Ahmet Varol = Başlarına bir felaket geldiğinde: 'Ey Musa! Sana olan ahdine dayanarak bizim için Rabbine dua et. Eğer üzerimizden bu felaketi kaldırırsan sana iman edecek ve İsrailoğullarını seninle birlikte göndereceğiz' diyorlardı.

le nu’minu-enne

  A’râf / 134 -

 Ali Bulaç = Başlarına iğrenç bir azab çökünce, dediler ki: "Ey Musa, Rabbine -sana verdiği ahid adına- bizim için dua et. Eğer bu iğrenç azabı üzerimizden çekip giderirsen, andolsun sana iman edeceğiz ve İsrailoğullarını seninle göndereceğiz.

le nu’minu-enne

  A’râf / 134 -

 Ali Fikri Yavuz = (Onların) üzerlerine o azab çökünce: “- Ey Mûsa! Bizim için, sana verdiği peygamberlik ahdi hürmetine, (Rabbine) duâ et. Eğer bizden bu azâbı kaldırırsan, yemin olsun ki, sana muhakkak iman edeceğiz, ve İsraîloğullarını da elbette seninle beraber göndereceğiz.” dediler.

le nu’minu-enne

  A’râf / 134 -

 Ali Ünal = Musibet üzerlerine çökünce Musa’ya gelir ve şöyle sızlanırlardı: “Ey Musa, O’nun (Kendi Ulûhiyet ve Rubûbiyetine mukabil sana olan kulluk ve risalet) ahdi (ve dualarını kabul edeceği) sözü hakkı için bizim adımıza Rabbine yalvar. Andolsun, eğer bu musibeti üzerimizden kaldırırsan, hiç şüphen olmasın ki sana inanacak ve yine hiç şüphen olmasın ki, İsrail Oğulları’nı seninle birlikte göndereceğiz.”