Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
in ecriye
Diyanet İşleri = Eğer yüz çeviriyorsanız, sizden zaten hiçbir ücret istemedim. Benim ücretim, ancak Allah’a aittir. Bana müslümanlardan olmam emredildi.”
in ecriye
Abdulbaki Gölpınarlı = Yüz çevirirseniz zâten sizden bir mükâfât istemem, benim mükâfâtım, ancak Allah'a âit ve Müslümanlardan olmam emredildi bana.
in ecriye
Abdullah Parlıyan = Eğer size ulaştırdığım mesajdan yüz çevirirseniz hatırlayın ki, ben sizden bir karşılık beklemiş değilim, benim ücretimi ödemek Allah'tan başkasına düşmez. Çünkü ben kendimi, O'na teslim edenlerden biri olmakla emrolundum.”
in ecriye
Adem Uğur = Eğer yüz çeviriyorsanız, zaten ben sizden bir ücret istemedim. Benim ecrim Allah'tan başkasına ait değildir ve bana müslümanlardan olmam emrolundu.
in ecriye
Ahmed Hulusi = "Eğer (bu yüzden) yüz çevirirseniz (çevirin; zaten) sizden bir karşılık istemedim. . . Benim ecrim (yaptığım işin getirisi) ancak Allâh'a aittir. . . Teslimiyeti yaşayanlardan olmakla emrolundum. "
in ecriye
Ahmet Tekin = 'Size yaptığım tebliğden yüz çevirir, güç ve iktidarınızı kullanarak halkı istediğiniz istikamette yönlendirirseniz Allah’ın azâbından kurtulamazsınız. Benim, sizden tebliğ görevime karşılık sizi güç durumda bırakacak bir ücret istemediğimi bilin. Benim mükâfatımı yalnızca Allah verir. Bana, İslâm’ı yaşayan müslümanlardan olmam emrolundu' demişti.
in ecriye
Ahmet Varol = Beri yandan, eğer (size ulaştırdığım mesajdan) yüz çevirirseniz, (hatırlayın ki,) ben sizden bir karşılık beklemiş değilim; benim ücretim(i ödemek) Allah'tan başkasına düşmez; çünkü ben kendini O'na teslim edenlerden biri olmakla emrolundum".
in ecriye
Ali Bulaç = Eğer yüz çevirecek olursanız, ben sizden bir karşılık istemedim. Benim ecrim, yalnızca Allah'a aittir. Ve ben, müslümanlardan olmakla emrolundum.
in ecriye
Ali Fikri Yavuz = Eğer davetimizden yüz çevirirseniz, ben de dâvetim için sizden bir ücret istemedim ki... Benim mükâfatım ancak Allah’a aittir ve ben, onun birliğine ve emirlerine boyun eğen müslümanlardan olmakla emrolundum.”
in ecriye
Ali Ünal = “Eğer benim tebliğimden ve öğütlerimden yüz çevirecek olursanız, (benim kaybedeceğim hiçbir şey yoktur); çünkü ben sizden bir ücret beklemiyorum ki! Benim ücretimi verecek olan ancak Allah’tır ve bana emredilen de, O’na tam teslim olmuş (Müslüman)lardan olmamdır.”
in ecriye
Bayraktar Bayraklı = Eğer yüz çevirmişseniz, ben sizden bir ücret istememiştim. Benim ücretim sadece Allah’a aittir. Ben müslümanlardan olmakla emrolundum.
in ecriye
Bekir Sadak = «Eger yuz cevirirseniz bilin ki, ben sizden bir ucret istemiyorum. Benim ecrim Allah'a aiddir. Muslimlerden olmakla emrolundum.»
in ecriye
Celal Yıldırım = Eğer (benden ve öğütlerimden) yüzçevirirseniz, zaten ben sizden bir ücret istemiş değilim; benim mükâfatım ancak Allah'a aittir ve ben müslimler (= Hakk'a teslim olmuşlar)den olmakla emrolundum.»
in ecriye
Cemal Külünkoğlu = Eğer (benim imana davetimden) yüz çeviriyorsanız (yapacak bir şey yok), ben sizden (zaten) herhangi bir ücret istemiş değilim. Benim çabamın karşılığını verecek olan sadece Allah'tır. Ben, Müslümanlardan olmakla emrolundum.
in ecriye
Diyanet İşleri (eski) = 'Eğer yüz çevirirseniz bilin ki, ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim Allah'a aiddir. Müslimlerden olmakla emrolundum.'
in ecriye
Diyanet Vakfi = «Eğer yüz çeviriyorsanız, zaten ben sizden bir ücret istemedim. Benim ecrim Allah’tan başkasına ait değildir ve bana müslümanlardan olmam emrolundu.»
in ecriye
Edip Yüksel = 'Yüz çevirirseniz, halbuki ben sizden her hangi bir ücret istememiştim. Benim ücretim ancak ALLAH'ın üzerinedir. Müslümanlardan olmakla emredildim.'
in ecriye
Elmalılı Hamdi Yazır = Eğer aldırmazsanız ben de, sizden bir ecir istemedim â, benim ecrim ancak Allahadır, ve ben onun birliğine boyun eğen müslimînden olmakla emrolundum
in ecriye
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Eğer yüz çevirirseniz, ben de sizden ücret istemedim ya! Benim mükafatım ancak Allah'a aittir. Ve ben O'nun birliğine boyun eğen müslümanlardan olmakla emrolundum!»
in ecriye
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Eğer yüz çevirirseniz çevirin, ben de sizden bir ücret istemedim ya! Benim mükafatımı ancak Allah verir. Ve ben O'nun emrine boyun eğen müslümanlardan olmakla emrolundum.
in ecriye
Gültekin Onan = Eğer yüz çevirecek olursanız, ben sizden bir karşılık istemedim. Benim ecrim, yalnızca Tanrı'ya aittir. Ve bana müslümanlardan olmam buyruldu.
in ecriye
Harun Yıldırım = “Eğer yüz çevirirseniz zaten ben sizden bir ücret de istemedim. Benim ecrimi ancak Allah verecektir. Ve ben, müslümanlardan olmakla emrolundum.”
in ecriye
Hasan Basri Çantay = «Eğer (benim öğüdlerimden) yüz çeviriyorsanız ben sizden (bu hususda zâten) hiç bir mükâfat istemedim. Benim mükâfatım Allahdan başkasına âid değildir. Ben (Onun hükmüne boyun eğen, emrine muhaalefet etmeyen, Ondan başkasından hiç bir ümîd beslemeyen) müslümanlardan olmamla emr olundum».
in ecriye
Hayrat Neşriyat = 'Bununla berâber eğer yüz çevirirseniz, zâten (ben) sizden bir ücret istemedim ki! Benim ücretim ancak Allah’a âiddir ve (ben) Müslümanlardan olmakla emrolundum!'
in ecriye
İbni Kesir = Yüz çevirirseniz; zaten ben sizden öğütlerimin karşılığı olarak bir ücret istemedim. Benim ücretim ancak Allah'a aittir. Ben, müslümanlardan olmakla emrolundum.
in ecriye
Kadri Çelik = “Eğer yüz çevirirseniz (önemli değil), ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim Allah'a aittir. Ben Müslümanlardan olmakla emrolundum.”
in ecriye
Muhammed Esed = Beri yandan, eğer (size ulaştırdığım mesajdan) yüz çevirirseniz, (hatırlayın ki,) ben sizden bir karşılık beklemiş değilim; benim ücretim(i ödemek) Allah'tan başkasına düşmez; çünkü ben kendini O'na teslim edenlerden biri olmakla emrolundum".
in ecriye
Mustafa İslamoğlu = Şunu da iyi bilin ki: Eğer yüz çevirirseniz, hatırlayın ki ben zaten sizden (davetime) bir ücret talep etmemiştim; benim ücretimi takdir etmek yalnızca Allah'a düşer; zira ben Allah'a kayıtsız şartsız teslim olmakla emrolundum.
in ecriye
Ömer Nasuhi Bilmen = «Artık siz, yüz çevirir iseniz, zâten ben sizden bir mükâfaat istemiş değilim. Benim mükâfaatım ancak Allah Teâlâ'ya aittir. Ve ben müslümanlardan olmaklığımla emir olundum.»
in ecriye
Ömer Öngüt = “Eğer yüz çevirirseniz, zaten ben sizden bir ücret istemedim ki, benim ücretim Allah'a âittir ve ben müslümanlardan olmakla emrolundum. ”
in ecriye
Şaban Piriş = Eğer yüz çevirmişseniz, ben sizden bir ücret istememiştim. Benim ücretim sadece Allah’a aittir. Ben müslümanlardan olmakla emrolundum.
in ecriye
Sadık Türkmen = Eğer yüz çevirdiyseniz çevirin! Sizden hiçbir ücret istemedim/talep etmedim ki! Benim ücretim Allah’a aittir. Ve ben müslümanlardan olmakla emrolundum.”
in ecriye
Seyyid Kutub = Eğer çağrıma sırt dönüyorsanız, ben sizden herhangi bir ücret istemiş değilim, benim çabamın karşılığını verecek olan sadece Allah'dır; bana müslümanların, Allah'ın buyruklarına teslim olanların ilki olmam emredildi.
in ecriye
Suat Yıldırım = Eğer bu tebliğimden yüz çevirirseniz benim kaybedeceğim bir şey yok!Çünkü ben sizden ücret beklemiyorum ki! Benim ücretimi siz veremezsiniz. Benim mükâfatım ancak Allah’a aittir ve bana, O’na teslim olanlardan olmam emredilmiştir.
in ecriye
Süleyman Ateş = "Eğer yüz çevirdiyseniz (neden?), ben sizden bir ücret istemedim ki! Benim ücretim, ancak Allâh'ın üzerinedir. Bana müslümanlardan olmam emredilmiştir."
in ecriye
Tefhim-ul Kuran = Eğer yüz çevirecek olursanız, ben sizden bir karşılık istemedim. Benim ecrim, yalnızca Allah'a aittir. Ve ben, müslümanlardan olmakla emrolundum.
in ecriye
Ümit Şimşek = 'Yüz çevirirseniz, ben zaten sizden bir ücret istemiş değilim. Benim ücretim Allah'a aittir; bana emredilen de hakka teslim olanlar arasında bulunmaktır.'
in ecriye
Yaşar Nuri Öztürk = "Yüz çevirdiyseniz çevirin. Ben sizden bir ücret istemedim. Benim ücretim, Allah'tan gelecektir. Bana, müslümanlardan/Allah'a teslim olanlardan olmam emredildi."
in ecriye
İskender Ali Mihr = Artık şâyet dönerseniz, sizden bir ücret de istemiyorum. Benim ücretim (varsa) yalnız Allah’a aittir. Ve ben teslim olanlardan olmakla emrolundum.
in ecriye
İlyas Yorulmaz = “Eğer bu inkarcı tutumunuzdan vaz geçerseniz, bunun karşılığında sizden hiçbir karşılık (ücret) istemiyorum. Benim görevimi yapmanın karşılığını vermek Allah’a aittir. Ben yalnızca Allah’a teslim olmakla emrolundum” dedi.
in ecriye
Diyanet İşleri = “Ey kavmim! Buna karşı ben sizden herhangi bir mal da istemiyorum. Benim mükâfatım ancak Allah’a âittir. Ben o iman edenleri (teklifinize uyarak) kovacak da değilim. Çünkü onlar Rablerine kavuşacaklardır. Fakat ben sizin bilgisizce davranan bir toplum olduğunuzu görüyorum.”
in ecriye
Abdulbaki Gölpınarlı = Ey kavmim, bu yüzden bir mal da istemem sizden; ecrim, ancak Allah'a ait ve ben, inananları kovacak da değilim; şüphe yok ki onlar, Rablerine kavuşacaklar, fakat sizi görüyorum ki bilgisiz bir kavimsiniz.
in ecriye
Abdullah Parlıyan = Ey kavmim! Bu mesajı size ulaştırdığım için sizden bir menfaat da beklemiyorum. Benim çabalarımın karşılığı Allah katındadır. Ve siz istemiyor, beğenmiyorsunuz diye bana inananları da yanımdan kovacak değilim. Çünkü onlar, Rableriyle karşılaşacaklarını biliyorlar. Ama size gelince, sizin eğriden doğrudan habersiz, yol yordam bilmez bir topluluk olduğunuzu görüyorum.
in ecriye
Adem Uğur = Ey kavmim! Allah'ın emirlerini bildirmeye karşılık sizden herhangi bir mal istemiyorum. Benim mükâfatım ancak Allah'a aittir. Ben iman edenleri kovacak değilim; çünkü onlar Rablerine kavuşacaklardır. Fakat ben sizi, bilgisizce davranan bir topluluk olarak görüyorum.
in ecriye
Ahmed Hulusi = "Ey halkım. . . Bunun için sizden bir karşılık istemiyorum. . . Benim yaptığımın karşılığı ancak Allâh'a aittir. . . Ben, (siz onları aşağı görseniz de) iman edenleri yanımdan uzaklaştıramam! Muhakkak ki onlar Rablerine kavuşacaklardır. . . Fakat ben sizi cahillik eden bir halk olarak görüyorum. "
in ecriye
Ahmet Tekin = 'Ey kavmim, tebliğ görevime karşılık sizden bir mal, bir bedel istemiyorum. Benim ücretim, mükâfatım ancak Allah’a aittir. Ben iman edenleri kovamam. Onlar Rablerine kavuşacaklar. Fakat ben sizi bilgiden, muhakemeden uzak, tutarsız davranan, cehalette ısrar eden bir kavim olarak görüyorum.' dedi.
in ecriye
Ahmet Varol = Ey kavmim! Bunun karşılığında sizden bir mal istemiyorum. Benim ecrim yalnızca Allah'a aittir. İman edenleri de kovacak değilim. Onlar Rabblerine kavuşacaklardır. Ancak ben sizi cahillik eden bir topluluk olarak görüyorum.
in ecriye
Ali Bulaç = "Ey Kavmim, ben sizden buna karşılık bir mal istemiyorum. Benim ecrim, yalnızca Allah'a aittir. Ben iman edenleri kovacak değilim. Onlar gerçekten Rablerine kavuşacaklar. Ancak ben sizi, cahillik etmekte olan bir kavim görüyorum.
in ecriye
Ali Fikri Yavuz = Ey Kavmim! peygamberliği tebliğ işinden dolayı sizden bir mal istemiyorum. Benim mükâfatım ancak Allah’a aittir ve ben iman edenleri (isteğiniz gibi) kovacak değilim. Elbette onlar Rablerine kavuşacaklar (eğer kendilerini kovarsam, beni ona şikâyet ederler). Ancak ben, sizi cahillik yapmakta olan bir topluluk görüyorum.
in ecriye
Ali Ünal = “Hem, ey halkım! Bu tebliğimden ötürü ben sizden bir mal da istemiyorum. Benim ücretimi verecek olan Allah’tır. Sonra ben, o iman edenleri de yanımdan kovamam. Elbette onlar da Rabbilerine kavuşacak (ve Rabbileri onlara nasıl dilerse, onlar neyi hak etmişlerse öyle muamele edecektir). Ama bir gerçek var ki, ben sizi cehalet içinde ve hep bilgisizce davranan bir topluluk olarak görüyorum.