Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

el hamdu

  Mü’minûn / 28 -

 Diyanet İşleri = Sen ve beraberindeki kimseler, gemiye bindiğiniz zaman: “Bizi zalim kavmin elinden kurtaran Allah’a hamd olsun” de.

el hamdu

  Mü’minûn / 28 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Sen ve seninle berâber bulunanlar, gemiye oturunca da hamdolsun Allah'a ki de, bizi zâlim topluluktan kurtardı.

el hamdu

  Mü’minûn / 28 -

 Abdullah Parlıyan = Sen ve seninle beraber olanlar, gemiye yerleşince de ki: “Bütün eksiksiz övgüler, bizi bu varoluş gayesi dışında yaşayan topluluktan kurtaran Allah'a aittir.”

el hamdu

  Mü’minûn / 28 -

 Adem Uğur = Sen, yanındakilerle birlikte gemiye yerleştiğinde: "Bizi zalimler topluluğundan kurtaran Allah'a hamdolsun" de.

el hamdu

  Mü’minûn / 28 -

 Ahmed Hulusi = "Sen ve seninle beraber olanlar gemiye yerleştiğinizde, de ki: 'Hamd, bizi zâlimler topluluğundan kurtaran Allâh'a aittir. '"

el hamdu

  Mü’minûn / 28 -

 Ahmet Tekin = Sen, beraberindekilerle birlikte gemilere yerleştiğinde:'Bizi inkâr ile, isyan ile baskı, zulüm ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen zâlim bir kavimden kurtaran Allah’a hamdolsun.' de.

el hamdu

  Mü’minûn / 28 -

 Ahmet Varol = Sen ve beraberindekiler gemiye yerleşince: 'Bizi zalimler topluluğundan kurtaran Alah'a hamdolsun' de.

el hamdu

  Mü’minûn / 28 -

 Ali Bulaç = "Böylece sen, beraberinde olanlarla gemiye bindiğinde o zaman de ki: "Bizi o zulmeden kavimden kurtaran Allah'a hamdolsun."

el hamdu

  Mü’minûn / 28 -

 Ali Fikri Yavuz = (Ey Nûh), sen beraberindekilerle geminin üzerine çıktığın zaman de ki: “- Hamd, O Allah’a olsun ki, bizi zalim bir kavimden kurtarmıştır.”

el hamdu

  Mü’minûn / 28 -

 Ali Ünal = Nihayet yanındakilerle birlikte gemiye yerleştiğinde şöyle de: “Bizi o zalim topluluktan kurtaran Allah’a hamdolsun.”

el hamdu

  Mü’minûn / 28 -

 Bayraktar Bayraklı = “Sen ve beraberindekiler gemiye binip yerleşince, ‘Bizi bu zâlim toplumdan kurtaran Allah'a hamdolsun' de!”

el hamdu

  Mü’minûn / 28 -

 Bekir Sadak = Ey Nuh! Sen ve beraberindekiler gemiye yerlesince: «Bizi zalim milletten kurtaran Allah'a hamdolsun» de.

el hamdu

  Mü’minûn / 28 -

 Celal Yıldırım = Artık sen ve beraberindekiler gemiye yerleşip yerinizi alınca, de ki: «Bizi zâlim bir kavimden kurtaran Allah'a hamd olsun.»

el hamdu

  Mü’minûn / 28 -

 Cemal Külünkoğlu = Sen ve beraberindeki kimseler, gemiye bindiğiniz zaman: “Bizi zalim kavmin elinden kurtaran Allah'a hamd olsun” de.

el hamdu

  Mü’minûn / 28 -

 Diyanet İşleri (eski) = Ey Nuh! Sen ve beraberindekiler gemiye yerleşince: 'Bizi zalim milletten kurtaran Allah'a hamdolsun' de.

el hamdu

  Mü’minûn / 28 -

 Diyanet Vakfi = Sen, yanındakilerle birlikte gemiye yerleştiğinde: «Bizi zalimler topluluğundan kurtaran Allah'a hamdolsun» de.

el hamdu

  Mü’minûn / 28 -

 Edip Yüksel = 'Sen ve beraberindekiler gemiye yerleştiğinizde, 'Bizi o zalim halktan kurtaran ALLAH'a övgüler olsun,' de.'

el hamdu

  Mü’minûn / 28 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Binaenaleyh sen maıyyetindekilerle geminin üzerine çıktığında da de ki: hamd o Allaha ki bizi o zalim kavminden kurtardı

el hamdu

  Mü’minûn / 28 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Sen yanındakilerle birlikte geminin üzerine çıktığında: «Hamd o Allah'a ki, bizi o zalim topluluktan kurtardı» de.

el hamdu

  Mü’minûn / 28 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Sen, yanındakilerle beraber gemiye yerleştiğinde: «Bizi zalimler topluluğundan kurtaran Allah'a hamdolsun» de.

el hamdu

  Mü’minûn / 28 -

 Gültekin Onan = "Böylece sen, beraberinde olanlarla gemiye bindiğinde o zaman de ki: "Bizi o zulmeden kavimden kurtaran Tanrı'ya hamdolsun."

el hamdu

  Mü’minûn / 28 -

 Harun Yıldırım = Sen, yanındakilerle birlikte gemiye yerleştiğinde: "Bizi zalimler topluluğundan kurtaran Allah'a hamdolsun" de.

el hamdu

  Mü’minûn / 28 -

 Hasan Basri Çantay = Artık sen, maiyyetinde bulunanlarla beraber, geminin üstüne doğrulunca (şöyle) de: «Bizi o zaalimler güruhundan selâmete erdiren Allaha hamd olsun».

el hamdu

  Mü’minûn / 28 -

 Hayrat Neşriyat = O hâlde sen, yanında bulunanlarla berâber gemiye yerleştiğin zaman artık de ki: 'Bizi o zâlimler topluluğundan kurtaran Allah’a hamd olsun!'

el hamdu

  Mü’minûn / 28 -

 İbni Kesir = Sen ve beraberindekiler, gemiye yerleşince: Bizi zalimler topluluğundan kurtaran Allah'a hamdolsun, de.

el hamdu

  Mü’minûn / 28 -

 Kadri Çelik = “Böylece sen, beraberinde olanlarla gemiye bindiğin zaman de ki: “Bizi o zulmeden kavimden kurtaran Allah'a hamdolsun.”

el hamdu

  Mü’minûn / 28 -

 Muhammed Esed = "Sen ve seninle beraber olanlar gemiye yerleşir yerleşmez de ki: 'Bütün övgüler, bizi bu zalimler topluluğundan kurtaran Allah'a aittir!"

el hamdu

  Mü’minûn / 28 -

 Mustafa İslamoğlu = Ardından sen ve beraberinde bulunanlar gemiye yerleşir yerleşmez deyin ki: "Zalim kavimden bizi kurtaran Allah'a sonsuz hamdü senalar olsun!"

el hamdu

  Mü’minûn / 28 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = İmdi sen ve seninle beraber olanlar geminin üzerine çıktığınızda de ki: «Hamd o Allah'a olsun ki, bizi o zalimler olan kavimden kurtardı.»

el hamdu

  Mü’minûn / 28 -

 Ömer Öngüt = “Sen ve beraberindekiler, birlikte gemiye yerleştiğiniz zaman de ki: 'Bizi o zâlim kavimden kurtaran Allah'a hamdolsun. ”

el hamdu

  Mü’minûn / 28 -

 Şaban Piriş = Sen ve beraberindekiler, gemiye yerleşince: -Bizi zalim kavimden kurtaran Allah’a hamdolsun, de!

el hamdu

  Mü’minûn / 28 -

 Sadık Türkmen = Sen ve yanında bulunanlar gemiye yerleştiğiniz zaman: “Bizi, zalim kavimden kurtaran Allah’a övgüler olsun!” de.

el hamdu

  Mü’minûn / 28 -

 Seyyid Kutub = Ey Nuh, sen ve beraberindekiler gemiye yerleştiğinizde «Bizi zalim soydaşlarımızdan kurtaran Allah'a hamdolsun» de.

el hamdu

  Mü’minûn / 28 -

 Suat Yıldırım = "Sen ve beraberinde olanlar gemiye yerleşince de ki: "Bizi o zalim toplumun elinden kurtaran Allah’a hamd-u senalar olsun!"

el hamdu

  Mü’minûn / 28 -

 Süleyman Ateş = Sen ve yanında bulunanlar gemiye yerleştiğiniz zaman: "Bizi o zâlim kavimden kurtaran Allah'a hamdolsun." de.

el hamdu

  Mü’minûn / 28 -

 Tefhim-ul Kuran = «Böylece sen, beraberinde olanlarla gemiye bindiğinde o zaman de ki: «Bizi o zulmeden kavimden kurtaran Allah'a hamdolsun.»

el hamdu

  Mü’minûn / 28 -

 Ümit Şimşek = 'Sen ve beraberindekiler gemiye bindiğiniz zaman, 'Hamd olsun bizi o zalimler güruhundan kurtaran Allah'a' de.

el hamdu

  Mü’minûn / 28 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Sen, yanındakilerle birlikte geminin üzerine çıktığında şöyle de: "Zalimler topluluğundan bizi kurtaran Allah'a hamt olsun!"

el hamdu

  Mü’minûn / 28 -

 İskender Ali Mihr = Böylece sen ve seninle beraber olan kimseler, gemiye bindiğiniz zaman: “Zalim kavimden bizi kurtaran Allah’a hamdolsun.” de.

el hamdu

  Mü’minûn / 28 -

 İlyas Yorulmaz = Sen ve senin yanında olanlar, gemiyi doldurduğunuzda “Yalnızca övülmesi gereken, bizi bu zalimler topluluğundan kurtaran Allah dır. ”

el hamdu

  En’âm / 1 -

 Diyanet İşleri = Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a mahsustur. Böyle iken inkâr edenler başka şeyleri Rablerine denk tutuyorlar.

el hamdu

  En’âm / 1 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Hamt Allah'a ki gökleri ve yeryüzünü halketti, karanlıkları ve ışığı yarattı, sonra da kâfir olanlar, taptıklarını Rableriyle denk tutarlar.

el hamdu

  En’âm / 1 -

 Abdullah Parlıyan = Her türlü eksiksiz övgüler, gökleri ve yeri yaratan, karanlığı ve aydınlığı var eden Allah'a mahsustur. Ama bunca ayet ve delillerden sonra, Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenler, hâlâ Allah'tan başka şeylere ilahlık yakıştırarak, onları Allah'a denk tutuyorlar.

el hamdu

  En’âm / 1 -

 Adem Uğur = Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'a mahsustur. (Bunca âyet ve delillerden) sonra kâfir olanlar (hâla putları) Rab'leri ile denk tutuyorlar.

el hamdu

  En’âm / 1 -

 Ahmed Hulusi = Hamd; semâlar ve arz'ı yaratan, karanlıkları (bilgisizlikler) ve Nur'u (ilmi) oluşturan Allâh'a aittir. . . Öte yandan, hakikati inkârda ısrar edenler, (varsandıkları dışsal tanrılarını) Rablerine (hakikatlerindeki El Esmâ mertebesine) denk tutarlar (bunun sonucunda da şirk ortaya çıkar)!

el hamdu

  En’âm / 1 -

 Ahmet Tekin = Gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a hamdolsun. Bunca âyet ve delillerden sonra, Rablerini inkârda ısrar edip, küfre sapanlar, hâlâ kulluk ve ibadette, Rablerine denk varlıklar icat ediyorlar.

el hamdu

  En’âm / 1 -

 Ahmet Varol = Gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı vareden Allah'a hamdolsun. Sonra, inkarcılar Rabblerine başkalarını denk tutuyorlar.

el hamdu

  En’âm / 1 -

 Ali Bulaç = Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı (nuru) kılan Allah'adır. (Bundan) Sonra bile, inkâr edenler, Rablerine (bir takım varlıkları ve güçleri) denk tutuyorlar.

el hamdu

  En’âm / 1 -

 Ali Fikri Yavuz = Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı yapan Allah’a mahsustur. Sonra da Rablerini tanımıyanlar, ona, putları denk tutuyorlar.

el hamdu

  En’âm / 1 -

 Ali Ünal = Bütün hamd, gökleri ve yeri yaratan ve (her türlü maddîmanevî) karanlıkları ve nuru, aydınlığı var kılan Allah içindir. Buna rağmen o küfredenler, (kendilerini besleyen, büyüten, yaşatan) Rabbilerine (göz göre göre birtakım putları, gök cisimlerini, bazı insanları vb.) denk ve ortaklar tutmaktadırlar.