Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

fî el yemmi

  A’râf / 136 -

 Diyanet İşleri = Bu yüzden onlardan intikam aldık. Âyetlerimizi yalanlamaları ve onları umursamamaları sebebiyle kendilerini denizde boğduk.

fî el yemmi

  A’râf / 136 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Sonucu öc aldık onlardan ve delillerimizi yalanladıkları, onlardan gaflet ettikleri için hepsini de denize garkettik.

fî el yemmi

  A’râf / 136 -

 Abdullah Parlıyan = Ayetlerimize yalan gözüyle bakıp ilgisiz kalmaları sebebiyle kendilerinden intikam aldık ve onları denizde boğduk.

fî el yemmi

  A’râf / 136 -

 Adem Uğur = Biz de âyetlerimizi yalanlamaları ve onlardan gafil kalmaları sebebiyle kendilerinden intikam aldık ve onları denizde boğduk.

fî el yemmi

  A’râf / 136 -

 Ahmed Hulusi = (Bu sebeple) onlara yaptıklarının sonucunu şiddetle yaşattık; mucizelerimizi - işaretlerimizi yalanlamaları ve onlardan gaflete düşmeleri dolayısıyla, onları denizde boğduk!

fî el yemmi

  A’râf / 136 -

 Ahmet Tekin = Biz de onlara lâyık oldukları cezayı verdik. Âyetlerimizi yalanlamaları ve onları görmezlikten gelmeleri sebebiyle onları denizde boğduk.

fî el yemmi

  A’râf / 136 -

 Ahmet Varol = Biz de ayetlerimizi yalanladıklarından ve onları umursamadıklarından dolayı kendilerinden öç aldık ve tümünü denizde boğduk.

fî el yemmi

  A’râf / 136 -

 Ali Bulaç = Biz de onlara lâyık oldukları cezayı verdik. Âyetlerimizi yalanlamaları ve onları görmezlikten gelmeleri sebebiyle onları denizde boğduk.

fî el yemmi

  A’râf / 136 -

 Ali Fikri Yavuz = Biz de âyetlerimizi yalanladıkları ve onlara kulak asmayıp gafil bulundukları için kendilerinden intikam aldık da hepsini denizde boğduk.

fî el yemmi

  A’râf / 136 -

 Ali Ünal = Biz de onlardan intikam aldık ve ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan habersizmişler (gibi) olmaları nedeniyle onları suda boğduk.

fî el yemmi

  A’râf / 136 -

 Bayraktar Bayraklı = Biz de âyetlerimizi yalanladıkları ve onlara kulak asmayıp gafil bulundukları için kendilerinden intikam aldık da hepsini denizde boğduk.

fî el yemmi

  A’râf / 136 -

 Bekir Sadak = Bu sebeple onlardan oc aldik, ayetlerimizi yalan sayip umursamadiklari icin onlari denizde bogduk.

fî el yemmi

  A’râf / 136 -

 Celal Yıldırım = Biz de âyetlerimizi yalanladıkları ve onlardan gaflet içinde bulundukları sebebiyle intikam aldık da denizde boğduk onları.

fî el yemmi

  A’râf / 136 -

 Cemal Külünkoğlu = Bu yüzden; biz de onlardan intikam aldık/hakkı teslim ettik; ayetlerimizi yalanlayıp umursamadıkları için hepsini denizde boğduk.

fî el yemmi

  A’râf / 136 -

 Diyanet İşleri (eski) = Bu sebeple onlardan öç aldık, ayetlerimizi yalan sayıp umursamadıkları için onları denizde boğduk.

fî el yemmi

  A’râf / 136 -

 Diyanet Vakfi = Biz de âyetlerimizi yalanlamaları ve onlardan gafil kalmaları sebebiyle kendilerinden intikam aldık ve onları denizde boğduk.

fî el yemmi

  A’râf / 136 -

 Edip Yüksel = Bunun üzerine onlardan öc aldık. Ayetlerimizi yalanlayıp aldırış etmedikleri için onları denizde boğduk

fî el yemmi

  A’râf / 136 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Biz de âyetlerimizi tekzib ettikleri ve onlara kulak asmadıkları için kendilerinden intikam aldık da hepsini denizde boğduk

fî el yemmi

  A’râf / 136 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Biz de ayetlerimize yalan dedikleri ve onlara kulak asmadıkları için kendilerinden intikam aldık da hepsini denizde boğduk.

fî el yemmi

  A’râf / 136 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Biz de, âyetlerimizi inkâr ettikleri ve onlara kulak vermedikleri için kendilerinden intikam aldık da hepsini denizde boğduk.

fî el yemmi

  A’râf / 136 -

 Gültekin Onan = Biz de onlardan intikam aldık ve ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan habersizmiş (gibi) olmaları nedeniyle onları suda boğduk.

fî el yemmi

  A’râf / 136 -

 Harun Yıldırım = Biz de ayetlerimizi yalanladıkları ve onlardan gafil oldukları için kendilerinden intikam aldık da hepsini boğduk.

fî el yemmi

  A’râf / 136 -

 Hasan Basri Çantay = Artık biz de bunca âyetlerimizi yalanladıkları, onları umursanmadıkları için kendilerinden intikam almak istedik de hepsini denizde boğduk.

fî el yemmi

  A’râf / 136 -

 Hayrat Neşriyat = Bunun üzerine (biz de) gerçekten onların âyetlerimizi yalanlamaları ve onlardan gafil kişiler olmaları sebebiyle kendilerinden intikam aldık da onları denizde boğduk.

fî el yemmi

  A’râf / 136 -

 İbni Kesir = Bu yüzden; Biz de onlardan intikam aldık. Ve ayetlerimizi yalanlayıp umursamadıkları için hepsini denizde boğduk.

fî el yemmi

  A’râf / 136 -

 Kadri Çelik = Biz de onlardan intikam aldık; dolayısıyla ayetlerimizi yalan saydıkları ve onlardan gafil oldukları için onları denizde boğduk.

fî el yemmi

  A’râf / 136 -

 Muhammed Esed = Ve işte bu yüzden Biz de bunun acı karşılığını onlardan çıkardık: ayetlerimize yalan gözüyle bakıp ilgisiz kaldıkları için denizde boğduk onları;

fî el yemmi

  A’râf / 136 -

 Mustafa İslamoğlu = En sonunda Biz de bunun acısını onlardan çıkardık: Ayetlerimizi yalanladıkları ve onlara karşı kayıtsız kaldıkları için onları suda boğduk.

fî el yemmi

  A’râf / 136 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Artık Biz de onlardan intikam aldık, onları derin denizde gark ettik, onlar âyetlerimizi tekzîp ettikleri ve onlardan gâfil bulundukları için.

fî el yemmi

  A’râf / 136 -

 Ömer Öngüt = Biz de bu yüzden onlardan intikam aldık, âyetlerimizi yalanlayıp umursamadıkları için hepsini denizde boğduk.

fî el yemmi

  A’râf / 136 -

 Şaban Piriş = Biz de onların cezasını verdik. Ayetlerimizi yalanladıkları ve onlardan gafil oldukları için onları denizde boğduk.

fî el yemmi

  A’râf / 136 -

 Sadık Türkmen = Biz de onlardan intikam aldık ve onları denizde boğduk: Ayetlerimizi yalanladıkları ve onlara kulak asmadıkları için!

fî el yemmi

  A’râf / 136 -

 Seyyid Kutub = Sonunda onlardan öç aldık. Ayetlerimizi yalanladıkları, onları umursamadıkları için kendilerini denizde boğduk.

fî el yemmi

  A’râf / 136 -

 Suat Yıldırım = Biz de âyetlerimizi yalan sayıp umursamadıkları için onlardan intikam alarak denizde boğduk.

fî el yemmi

  A’râf / 136 -

 Süleyman Ateş = Biz de onlardan öc aldık, onları yemm(su)da boğduk! Çünkü onlar, âyetlerimizi yalanlamışlardı ve onları umursamaz olmuşlardı.

fî el yemmi

  A’râf / 136 -

 Tefhim-ul Kuran = Biz de onlardan intikam aldık ve ayetlerimizi yalan saymaları ve onlardan habersizmişler (gibi) olmaları nedeniyle onları suda boğduk.

fî el yemmi

  A’râf / 136 -

 Ümit Şimşek = Biz de onları denizde boğarak intikam aldık. Çünkü âyetlerimizi yalanlamışlar ve ondan habersiz davranmışlardı.

fî el yemmi

  A’râf / 136 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Bunun üzerine biz de onlardan öc aldık: Ayetlerimizi yalanladıkları, onlara aldırmazlık ettikleri için hepsini suda bozduk.

fî el yemmi

  A’râf / 136 -

 İskender Ali Mihr = Âyetlerimizi yalanlamaları ve ondan gâfil olmaları sebebiyle, böylece onlardan intikam aldık ve onları denizde boğduk.

fî el yemmi

  A’râf / 136 -

 İlyas Yorulmaz = Bizde onlardan intikam aldık. Ayetlerimizi yalanladıkları ve ayetlerimize boş verdikleri için onları suda boğduk.

fî el yemmi

  Tâ-Hâ / 39 -

 Diyanet İşleri = “Onu (bebek Mûsâ’yı) sandığın içine koy ve denize (Nil’e) bırak ki, deniz onu kıyıya atsın da kendisini, hem bana düşman, hem de ona düşman olan birisi (Firavun) alsın. Sana da, ey Mûsâ, sevilesin ve gözetimimizde yetiştirilesin diye tarafımızdan bir sevgi bırakmıştım.”

fî el yemmi

  Tâ-Hâ / 39 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Sandığa koy onu da nehre bırak, nehir onu kıyıya bırakır, benim düşmanım ve senin düşmanın, alır onu demiştim ve himâyem altında yetişmen için sana karşı bir sevgi de vermiştim ona.

fî el yemmi

  Tâ-Hâ / 39 -

 Abdullah Parlıyan = O'nu bir sandığa koy ve sandığı ırmağa bırak, ırmak O'nu kıyıya çıkaracaktır. O'nu benim de, O'nun da düşmanı olan biri alıp evlat edinecektir. Ve böylece daha o çağda kendi katımdan bir sevgiyle seni kuşattım ki; benim korumam ve esirgemem altında senin için belirlediğim kader uyarınca yetişip olgunlaşasın diye.

fî el yemmi

  Tâ-Hâ / 39 -

 Adem Uğur = Musa'yı sandığa koy; sonra onu denize (Nil'e) bırak; deniz onu kıyıya atsın da, benim düşmanım ve onun düşmanı olan biri onu alsın. (Ey Musa! Sevilmen) ve benim nezaretimde yetiştirilmen için sana kendimden sevgi verdim.

fî el yemmi

  Tâ-Hâ / 39 -

 Ahmed Hulusi = "Onu (Musa'yı) sandığa koy. . . Sandığı da ırmağa bırak. . . Irmak Onu sahile kavuştursun ki, benim de Onun da düşmanı (olan) Onu alsın! Senin üzerine, Benden bir muhabbet bıraktım. . . Gözümün önünde yetiştirilmen için. "

fî el yemmi

  Tâ-Hâ / 39 -

 Ahmet Tekin = 'Mûsâ’yı sandığa koy, sandığı ırmağa, Nil’e bırak. Irmak onu sahile atsın, onu hem bana düşman, hem ona düşman biri alsın, istedik. Sana karşı insanların gönlüne bir sevgi yerleştirdim. Gözetimim, hima-yem altında büyütülmeni, eğitilmeni, yetiştirilmeni murad ettim.'

fî el yemmi

  Tâ-Hâ / 39 -

 Ahmet Varol = 'Onu sandığa koyup suya bırak, su onu sahile bıraksın. Benim de düşmanım onun da düşmanı olan kişi (Firavun) onu alacaktır.' Gözümün önünde yetiştirilmen için tarafımdan sana bir sevgi bıraktım. [2]

fî el yemmi

  Tâ-Hâ / 39 -

 Ali Bulaç = "Onu sandığın içine koy, suya bırak, böylece su onu sahile bıraksın; onu benim de düşmanım, onun da düşmanı olan biri alacaktır. Gözümün önünde yetiştirilmen için, kendimden sana bir sevgi yönelttim."

fî el yemmi

  Tâ-Hâ / 39 -

 Ali Fikri Yavuz = Onu (çocuğu - Mûsa’yı) tabut içine koy da denize bırak. Deniz de onu sahile atsın. Onu, hem bana düşman, hem ona düşman olan biri alsın. Bir de mürakabem altında yetiştirilmen için üzerine tarafımdan bir sevgi bırakmıştım (ya Mûsa!).

fî el yemmi

  Tâ-Hâ / 39 -

 Ali Ünal = “Oğlun Musa’yı bir sandığa koyup, sonra da sandığı suya bırak.” Su O’nu alıp sahile götürecek ve orada O’nu Benim de, (İsrail Oğulları içinde doğan erkek çocukları öldürmeye karar vermiş bulunan, dolayısıyla) O’nun da düşmanı (Firavun) alacaktı. “Ey Musa, seni görüp tanıyanların kalbine senin için bir sevgi bıraktım; sana her ne yapılıyorsa nezaretim ve inayetim altında yapılıyordu.