Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

el yevmu

  Me’âric / 44 -

 Diyanet İşleri = (43-44) Dikili putlara akın akın gidercesine, gözleri inmiş, kendilerini zillet kaplamış bir hâlde mezarlarından süratle çıkacakları o günü hatırla! İşte o, uyarıldıkları gündür.

el yevmu

  Me’âric / 44 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Gözleri yerde, üstlerine aşağılık çökmüş; işte onlara vaadedilen gün, bugündür.

el yevmu

  Me’âric / 44 -

 Abdullah Parlıyan = Gözleri korkudan alçalıp düşük bir haldedir. Üzerlerine aşağılık çökmüş bir vaziyette; işte onlara defalarca haber verilen gün bu gündür.

el yevmu

  Me’âric / 44 -

 Adem Uğur = Gözleri horluktan aşağı düşmüş ve kendileri zillete bürünmüş bir halde. İşte bu, onların tehdit edilegeldikleri gündür!

el yevmu

  Me’âric / 44 -

 Ahmed Hulusi = Gözleri dehşetten önlerine eğik, kendilerini de bir zillet kaplamış oldukları hâlde. . . İşte bu, vadolundukları o süreçtir!

el yevmu

  Me’âric / 44 -

 Ahmet Tekin = Gözleri korku ve saygıyla dolu, işarete bile güçleri yetmiyecek bir durumda, düşkün haldeyken, kendilerini bir zillet saracak. İşte onların devamlı tehdit edildiği gün, o gündür.

el yevmu

  Me’âric / 44 -

 Ahmet Varol = Gözleri düşkün bir halde. Kendilerini de zillet bürür. İşte bu, onlara vaadedilen gündür.

el yevmu

  Me’âric / 44 -

 Ali Bulaç = Gözleri 'korkudan ve dehşetten düşük' yüzlerini de bir zillet kaplamış; işte bu, kendilerine vadedilmekte olan (kıyamet ve azab) günüdür.

el yevmu

  Me’âric / 44 -

 Ali Fikri Yavuz = Gözleri (zillet içinde) düşkün bir halde, kendilerini bir horluk kaplayacak. İşte bugün, o (azabla) vaad edildikleri kıyamet günüdür.

el yevmu

  Me’âric / 44 -

 Ali Ünal = Gözleri korku içinde ve önde, kendilerini baştan aşağı bir zillet kaplamış durumdadır. İşte o gündür kendilerine va’dedilen gün.

el yevmu

  Me’âric / 44 -

 Bayraktar Bayraklı = (43-44) O gün, gözleri önlerine eğik, kendilerini zillet kaplamış bir durumda, sanki bir hedefe doğru koşuyorlarmış gibi kabirlerinden hızla çıkarlar. İşte uyarıldıkları gün bu gündür.[677]

el yevmu

  Me’âric / 44 -

 Bekir Sadak = (43-44) Kabirlerden cabuk cabuk cikacaklari gun, gozleri donmus, yuzlerini zillet burumus olarak sanki dikili taslara dogru kosarlar. Iste bu, onlara soz verilmis olan gundur. *

el yevmu

  Me’âric / 44 -

 Celal Yıldırım = Gözleri korkudan alçalıp düşük bir haldedir, zillet kendilerini saracak ; işte bu, Va'dolundukları gündür.

el yevmu

  Me’âric / 44 -

 Cemal Külünkoğlu = Gözleri (dehşetten) öne eğik, kendilerini alçaklık bürümüş bir durumda (koşarlar). İşte bu, onlara vadedilen gündür.

el yevmu

  Me’âric / 44 -

 Diyanet İşleri (eski) = (43-44) Kabirlerden çabuk çabuk çıkacakları gün, gözleri dönmüş, yüzlerini zillet bürümüş olarak sanki dikili taşlara doğru koşarlar. İşte bu, onlara söz verilmiş olan gündür.

el yevmu

  Me’âric / 44 -

 Diyanet Vakfi = (43-44) O gün onlar, sanki dikili bir şeye koşuyorlar gibi, gözleri horluktan aşağı düşmüş ve kendileri zillete bürünmüş bir halde kabirlerinden fırlaya fırlaya çıkarlar. İşte bu, onların tehdit edilegeldikleri gündür!

el yevmu

  Me’âric / 44 -

 Edip Yüksel = Gözleri dönmüş, kendilerini utanç sarmış olarak. İşte bu, onlara söz verilmiş olan gündür.

el yevmu

  Me’âric / 44 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Gözleri düşgün, kendilerini bir zillet saracak da saracak, o işte onların va'dolunup durdukları gün

el yevmu

  Me’âric / 44 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Gözleri düşkün, kendilerini bir zillet saracak da saracak. Odur işte onların vadolunup durdukları gün!

el yevmu

  Me’âric / 44 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Gözleri düşük, kendilerini bir alçaklık saracak da saracak. İşte onlara vaad edilen gün, o gündür.

el yevmu

  Me’âric / 44 -

 Gültekin Onan = Gözleri 'korkudan ve dehşetten düşük', yüzlerini de bir zillet kaplamış; işte bu, kendilerine vadedilmekte olan (kıyamet ve azab) günüdür.

el yevmu

  Me’âric / 44 -

 Harun Yıldırım = Gözleri düşük, yüzlerini de bir zillet kaplamıştır. İşte bu kendilerine vaadedilmiş olan gündür.

el yevmu

  Me’âric / 44 -

 Hasan Basri Çantay = gözleri horlukla aşağıda, kendilerini bir zillet (ve hakaaret) kaplamış olarak. İşte bu, onların tehdîd edilegeldikleri gündür.

el yevmu

  Me’âric / 44 -

 Hayrat Neşriyat = Gözleri öne düşmüş bir hâlde kendilerini bir zillet kaplar. İşte bu, tehdîd olunup durdukları gündür!

el yevmu

  Me’âric / 44 -

 İbni Kesir = Gözleri dönmüş, yüzlerini zillet bürümüş olarak. İşte bu; onlara vaad olunan gündür.

el yevmu

  Me’âric / 44 -

 Kadri Çelik = Gözleri yerde, kendilerini baştan aşağı bir zillet kaplamış durumdadır. İşte kendilerine vaat edilen gün, o gündür.

el yevmu

  Me’âric / 44 -

 Muhammed Esed = gözleri düşmüş, zillete duçar bir vaziyette; işte onlara defalarca haber verilen Gün...

el yevmu

  Me’âric / 44 -

 Mustafa İslamoğlu = gözleri yıkılmış, zillete bürünmüş bir halde: işte bu, onların daha önce defalarca tehdit edildikleri gündür.

el yevmu

  Me’âric / 44 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Gözleri düşkün olduğu halde kendilerini bir zillet kaplayacaktır, işte o, onların tehdid olunmuş oldukları gündür.

el yevmu

  Me’âric / 44 -

 Ömer Öngüt = Gözleri dönmüş, yüzlerini zillet bürümüş olarak. İşte bu, onlara vaad olunan gündür.

el yevmu

  Me’âric / 44 -

 Şaban Piriş = Gözleri yere yıkılmış, (yüzlerini) zillet bürümüş. İşte bu, onlara söz verilen gündür!

el yevmu

  Me’âric / 44 -

 Sadık Türkmen = Gözleri düşüktür/baygındır, kendilerini bir zillet kaplamıştır! İşte, kendilerine söz verilen gün, bugündür!

el yevmu

  Me’âric / 44 -

 Seyyid Kutub = Gözleri düşük, yüzlerini alçaklık bürümüş bir durumda. İşte onlara vaadedilen gün, bugündür.

el yevmu

  Me’âric / 44 -

 Suat Yıldırım = Gözleri yerde, kendilerini baştan aşağı bir zillet kaplamış durumdadır. İşte kendilerine vâd edilen gün, bugündür.

el yevmu

  Me’âric / 44 -

 Süleyman Ateş = Gözleri düşük, yüzlerini alçaklık bürümüş bir durumda. İşte onlara va'dedilen gün, bugündür.

el yevmu

  Me’âric / 44 -

 Tefhim-ul Kuran = Gözleri 'korkudan ve dehşetten düşük,' yüzlerini de bir zillet sarıp kaplamış; işte bu, kendilerine vadedilmekte olan (kıyamet ve azab) günüdür.

el yevmu

  Me’âric / 44 -

 Ümit Şimşek = Gözleri baygın düşmüş, kendilerini zillet kaplamıştır. İşte onlara vaad edilen gün budur.

el yevmu

  Me’âric / 44 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Gözleri yere eğik; bir zillet kuşatmıştır onları. İşte bu gündür onlara vaat edilmiş olan.

el yevmu

  Me’âric / 44 -

 İskender Ali Mihr = Onların bakışları korkulu bir haldedir, onları bir zillet kaplar. İşte bu, onların vaadolundukları gündür.

el yevmu

  Me’âric / 44 -

 İlyas Yorulmaz = Gözleri korku ve çaresizlik içerisinde, zillet üzerlerine çökmüş bir durumda. İşte bu onlara vaat edilen hesap günüdür.

el yevmu

  Nebe’ / 39 -

 Diyanet İşleri = İşte bu, hak olan gündür. Artık dileyen kimse Rabbine ulaştıran bir yol tutar.

el yevmu

  Nebe’ / 39 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Bugün, gerçektir, artık dileyen, dönüp Rabbinin tapısına varmaya bir vesîle edinir.

el yevmu

  Nebe’ / 39 -

 Abdullah Parlıyan = Gerçek olan ve muhakkak gelecek gün o gündür. O halde dileyen Rabbine giden yolu tutsun.

el yevmu

  Nebe’ / 39 -

 Adem Uğur = İşte o, kesin olarak gelecek gündür. O halde dileyen Rabbine varan bir yol tutsun.

el yevmu

  Nebe’ / 39 -

 Ahmed Hulusi = İşte budur Hak süreç! Artık dileyen Rabbine erecek çalışmayı yapsın!

el yevmu

  Nebe’ / 39 -

 Ahmet Tekin = İşte bu, gerçekleşeceği, hesap sorulacağı konusunda şüphe olmayan hakkın teslim edileceği gündür. Allahın sünneti, düzenin yasaları ve iradesinin tecellisi içinde kim kendi iradesini ve tercihini o günü düşünerek kullanırsa, Rabbine giden bir yol, İslâmî bir hayat tarzı tutar.

el yevmu

  Nebe’ / 39 -

 Ahmet Varol = İşte bu gerçek olan gündür. Artık isteyen Rabbine giden bir yol tutar.

el yevmu

  Nebe’ / 39 -

 Ali Bulaç = İşte bu, hak gündür. Şu halde dileyen Rabbine bir dönüş yolu edinsin.

el yevmu

  Nebe’ / 39 -

 Ali Fikri Yavuz = İşte bu kıyamet, çaresiz vuku bulacak gündür. Artık dileyen, Rabbine varacak bir yol edinsin, (iman edip itaatten ayrılmasın).

el yevmu

  Nebe’ / 39 -

 Ali Ünal = Gerçekleşmesi kesin ve mutlak hakkın hakim olacağı gündür o gün. Artık dileyen, Rabbisine güvenli bir dönüş için yol tutar.