Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

ellezîne kezebû allâhe

  Tevbe / 90 -

 Diyanet İşleri = Bedevîlerden mazeret ileri sürenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah’a ve Resûlüne yalan söyleyenler ise (mazeret bile belirtmeden) oturup kaldılar. Onlardan kâfir olanlara elem dolu bir azap isabet edecektir.

ellezîne kezebû allâhe

  Tevbe / 90 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Bedevîlerin bir kısmı özür dilemek ve izin almak için geldi, Allah'a ve Peygamberine yalan söyleyenler de oturup kaldı. İçlerinden kâfir olanlar, elemli bir azâba uğrayacak.

ellezîne kezebû allâhe

  Tevbe / 90 -

 Abdullah Parlıyan = Ve bu arada, savaştan bağışlanmalarını istemeleri yönünde, arzedilecek birtakım özürleri olan bedevîler, izin almak için peygambere geldiler. Allah'ı ve O'nun elçisini yalanlamaya kalkışanlarsa, sadece evde kalmakla yetindiler. Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenlere, pek çetin bir azap gelip çatacaktır.

ellezîne kezebû allâhe

  Tevbe / 90 -

 Adem Uğur = Bedevîlerden, (mazeretleri olduğunu) iddia edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah ve Resûlüne yalan söyleyenler de oturup kaldılar. Onlardan kâfir olanlara elem verici bir azap erişecektir.

ellezîne kezebû allâhe

  Tevbe / 90 -

 Ahmed Hulusi = Bedevîlerden mazeret uyduranlar, savaşa katılmama izni almak için geldiler. . . Allâh'a ve Rasûlüne yalan söyleyenler de (mazeret bile göstermeden) oturup kaldılar. . . Onlardan hakikat bilgisini inkâr edenlere, acı bir azap isâbet edecektir.

ellezîne kezebû allâhe

  Tevbe / 90 -

 Ahmet Tekin = Bedevî Araplar’dan mazeret beyan edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah’a ve Rasûlüne ikiyüzlü davranarak yalan söyleyen münafıklar da evlerinde oturup kaldılar. Onlardan kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenlere, küfre saplananlara can yakıp inleten müthiş bir azap isabet edecektir.

ellezîne kezebû allâhe

  Tevbe / 90 -

 Ahmet Varol = Bedevilerden özür beyan edenler kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah'a ve Peygamberine karşı yalan söyleyenlerse yerlerinde oturdular. Onlardan inkar edenlere acıklı bir azap erişecektir.

ellezîne kezebû allâhe

  Tevbe / 90 -

 Ali Bulaç = Bedevilerden özür belirtenler, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah'a ve elçisine yalan söyleyenler de oturup kaldı. Onlardan inkâr edenlere pek acı bir azab isabet edecektir.

ellezîne kezebû allâhe

  Tevbe / 90 -

 Ali Fikri Yavuz = Bedevilerden özür ileri sürenler, Tebük savaşından geri kalmak için kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah’a ve Rasûlüne yalan söyliyenler de (Yerlerinden kıpırdamayıp) oturdular. Şüphe yok ki, bunlardan kâfir olanlara çok acıklı bir azab isabet edecek.

ellezîne kezebû allâhe

  Tevbe / 90 -

 Ali Ünal = Bedevîler (göçebe çöl halkı)ndan (geride kalacak aileleri için gerekli nafaka veya sefere katılmak için gerekli teçhizattan mahrum bulunma) mazeretleri olanlar, Allah Rasûlü’ne gelip seferden muaf tutulmaları için izin istediler. Allah’a ve Rasûlü’ne karşı yalan söyleyen, yalan beyanlarda bulunanlar ise, (hiçbir mazeretleri olmamasına rağmen) oturup kaldılar (da sefere iştirak etmediler). İçlerinde (bundan böyle de İslâm’a girmeyi reddedip,) küfürde kalmayı sürdürenlere pek acı bir azap isabet edecektir.

ellezîne kezebû allâhe

  Tevbe / 90 -

 Bayraktar Bayraklı = Bedevîlerden kendilerine izin verilmesi için özür beyan edenler geldi. Allah'a ve Peygamberine yalan söyleyenler ise, özür bile beyan etmeden geri kalıp oturdular. Onlardan inkâr edenlere, can yakıcı azap gelecektir.

ellezîne kezebû allâhe

  Tevbe / 90 -

 Bekir Sadak = Bedevilerden, izin almak uzere, ozur beyan eden kimseler geldiler. Allah'a ve peygamberine yalan soyleyenler ise, ozur bile beyan etmeksizin geri kaldilar. Onlardan kafir olanlar can yakici azaba ugrayacaktir.

ellezîne kezebû allâhe

  Tevbe / 90 -

 Celal Yıldırım = Bedevilerden kendilerine izin verilsin diye özür beyân edenler geldiler ; Allah'a ve Peygamberine karşı yalan söyleyenler de evlerinde oturdular ; bunlardan kâfir olanlara elbette elem verici bir azâb dokunacaktır.

ellezîne kezebû allâhe

  Tevbe / 90 -

 Cemal Külünkoğlu = Bedevilerden (göçebe Araplardan) özür beyan edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah'a ve Resulü'ne yalan söyleyenler ise (evlerinde) oturup kaldılar. Onlardan kâfir olanlara elim bir azap isabet edecektir.

ellezîne kezebû allâhe

  Tevbe / 90 -

 Diyanet İşleri (eski) = Bedevilerden, izin almak üzere, özür beyan eden kimseler geldiler. Allah'a ve Peygamberine yalan söyleyenler ise, özür bile beyan etmeksizin geri kaldılar. Onlardan kafir olanlar can yakıcı azaba uğrayacaktır.

ellezîne kezebû allâhe

  Tevbe / 90 -

 Diyanet Vakfi = Bedevîlerden, (mazeretleri olduğunu) iddia edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah ve Resûlüne yalan söyleyenler de oturup kaldılar. Onlardan kâfir olanlara elem verici bir azap erişecektir.

ellezîne kezebû allâhe

  Tevbe / 90 -

 Edip Yüksel = Araplardan özür uyduranlar, izin almak için sana geldiler. ALLAH ve elçisini yalanlayanlar böylece oturdular. İnkarcılarına acı bir azap dokunacaktır.

ellezîne kezebû allâhe

  Tevbe / 90 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Bedevîlerden özür bahane edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler, Allaha ve Resulüne yalân söyleyenler de oturdular, muhakkak bunların kâfir olanlarına elîm bir azab isabet edecek

ellezîne kezebû allâhe

  Tevbe / 90 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Bedevilerden özür bahane edenler, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah ve Resulüne yalan söyleyenler de oturup kaldılar. Muhakkak onların kafir olanlarına acı bir azap değecek.

ellezîne kezebû allâhe

  Tevbe / 90 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Bedevilerden özür bahane edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah'a ve Resulüne yalan söyleyenler de oturdular kaldılar. Bunlardan kâfir olanlara acıklı bir azap isabet edecektir.

ellezîne kezebû allâhe

  Tevbe / 90 -

 Gültekin Onan = Bedevilerden özür belirtenler, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Tanrı'ya ve elçisine yalan söyleyenler de oturup kaldı. Onlardan küfredenlere pek acı bir azab isabet edecektir.

ellezîne kezebû allâhe

  Tevbe / 90 -

 Harun Yıldırım = Bedevilerden özür belirtenler, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah’a ve Rasulüne yalan söyleyenler de oturup kaldılar. İçlerinden küfürlerinde bilinçli olarak ısrar edenlere pek acıklı bir azap isabet edecektir.

ellezîne kezebû allâhe

  Tevbe / 90 -

 Hasan Basri Çantay = Bedevilerden özür dermiyan edenler kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allaha ve Resulüne yalan söyleyenler de oturub kaldılar). İçlerinden kâfir olanları pek acıklı bir azâb çarpacakdır.

ellezîne kezebû allâhe

  Tevbe / 90 -

 Hayrat Neşriyat = Ve bedevîlerden özür bahâne edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler; Allah’a ve Resûlüne yalan söyleyenler ise oturdu. Onlardan inkâr edenlere yakında (pek) elemli bir azab isâbet edecektir!

ellezîne kezebû allâhe

  Tevbe / 90 -

 İbni Kesir = Bedevilerden özür beyan edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah'a ve Rasulüne yalan söyleyenler ise oturup kaldı. İçlerinden küfretmiş olanlara elim bir azab isabet edecektir.

ellezîne kezebû allâhe

  Tevbe / 90 -

 Kadri Çelik = Bedevîlerden savaşa katılmamak için özür belirtenler, (hiç değilse) kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah'a ve resulüne yalan söyleyenler ise oturup kaldılar (ne geldiler, ne de özür dilediler). Onlardan küfre sapanlara, elem verici bir azab erişecektir.

ellezîne kezebû allâhe

  Tevbe / 90 -

 Muhammed Esed = Ve bu arada savaşta bağışık tutulmaları yönünde arzedilecek bir takım özürleri olan bedeviler (Elçiye) geldiler; Allahı ve Onun Elçisini yalanlamaya kalkışanlarsa (sadece) evde kalmakla yetindiler. Hakkı inkara yeltenen böylelerine pek çetin bir azap gelip çatacak.

ellezîne kezebû allâhe

  Tevbe / 90 -

 Mustafa İslamoğlu = Bedevilerden beyan edecek özrü olanlar, hiç değilse gelip kendilerine (savaşa katılmama) izni verilmesini talep ettiler; Allah ve Rasulü'nü yalanlayanlar ise oturup kaldılar. Onlardan nankörlükte ısrar edenlere, er geç acıklı bir azap dokunacak.

ellezîne kezebû allâhe

  Tevbe / 90 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ve bedevilerden mazeret dermeyan edenler, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah Teâlâ'ya ve Resûlüne yalanları söyleyenler de oturdular. Onlardan kâfir olanlara elbette ki pek acıklı bir azap isabet edecektir.

ellezîne kezebû allâhe

  Tevbe / 90 -

 Ömer Öngüt = Bedevilerden (savaşa katılmamak için) özür beyan edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah ve Resul'üne yalan söyleyenler de oturup kaldılar. (Ne geldiler ne de özür dilediler). Onlardan kâfir olanlara acıklı bir azap vardır.

ellezîne kezebû allâhe

  Tevbe / 90 -

 Şaban Piriş = Bedevilerden özür beyan eden kimseler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah’a ve Resulü’ne yalan söyleyenler öte oturup kaldılar. Onlardan kafir olanlara acı bir azap dokunacaktır.

ellezîne kezebû allâhe

  Tevbe / 90 -

 Sadık Türkmen = Bedevilerden mazeret ileri sürenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah’a ve Rasûlüne yalan söyleyenler ise oturup kaldılar. Onlardan kâfir olanlara çok acıklı bir azap isabet edecektir.

ellezîne kezebû allâhe

  Tevbe / 90 -

 Seyyid Kutub = Bedevilerin mazeret uyduranları sefere çıkmamak için izin almaya geldiler. Allah'a ve peygamberine yalan söyleyenler ise, mazeret bile ileri sürmeden geri kaldılar. Onların içindeki kâfirler acıklı bir azaba çarpılacaklardır.

ellezîne kezebû allâhe

  Tevbe / 90 -

 Suat Yıldırım = Bedevîlerden savaşa katılmamak için özürler uyduranlar, hiç değilse kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah’a ve Resulüne bağlılık iddiasında yalancı olanlar ise oturdular. Ne geldiler, ne de özür dilediler. O bedevîlerden kâfir olanlar, gayet acı bir azaba mâruz kalacaklardır.

ellezîne kezebû allâhe

  Tevbe / 90 -

 Süleyman Ateş = Özür bahane eden bedevi Araplar, kendilerin(in savaşa katılmamasın)a izin verilmesi için geldiler; Allah'a ve Elçisine yalan söyleyenler oturdular. Onlardan inkâr edenlere, acı bir azâb erişecektir.

ellezîne kezebû allâhe

  Tevbe / 90 -

 Tefhim-ul Kuran = Bedevilerden özür belirtenler, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah'a ve Resulüne yalan söyleyenler de oturup kaldı. Onlardan küfre sapanlara pek acıklı bir azab isabet edecektir.

ellezîne kezebû allâhe

  Tevbe / 90 -

 Ümit Şimşek = Bedevîlerden özür beyan edenler, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah'a ve Resulüne yalan söyleyenler de evlerinde oturdular. Onlardan kâfir olanların başına acı bir azap gelecektir.

ellezîne kezebû allâhe

  Tevbe / 90 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Göçebe Arapların özür bahane edenleri kendilerine izin verilmesi için geldiler; Allah'a ve resulüne yalan söyleyenler oturdular. Onların küfre sapanlarına korkunç bir azap erişecektir.

ellezîne kezebû allâhe

  Tevbe / 90 -

 İskender Ali Mihr = Ve bedevî Araplar’dan onlara izin verilmesi için özür beyan edenler ve Allah’a ve O’nun Resûl’üne yalan söyleyerek oturup, (geri) kalan kimseler geldiler. Onlardan kâfir olanlara elîm (acı) azap isabet edecek.

ellezîne kezebû allâhe

  Tevbe / 90 -

 İlyas Yorulmaz = Allah’ı ve elçisini yalanlayıp oturanlar olduğu gibi, bedevi araplardan savaşa gitmemek için özür beyan edip, izin istemeye gelenler var. Gerçekten onların içinden inkar edenlere acıklı bir azap isabet edecek.

ellezîne kezebû

  Hûd / 18 -

 Diyanet İşleri = Kim Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalimdir? İşte bunlar, Rablerine arz edilecekler ve şâhitler de, “Rablerine karşı yalan söyleyenler işte bunlardır” diyeceklerdir. Biliniz ki, Allah’ın lâneti zalimler üzerinedir.

ellezîne kezebû

  Hûd / 18 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Yalan yere Allah'a iftirâ edenden daha zâlim kimdir ki? Onlar, Rablerine arzedilecekler, tanıklar da işte bunlardı diyecekler, Rablerine karşı yalan söyleyenler. İyice bilin, Allah'ın lâneti zâlimleredir.

ellezîne kezebû

  Hûd / 18 -

 Abdullah Parlıyan = Kendi yalanlarını Allah'a yakıştıran kimselerden daha zalim, yani varoluş gayesine aykırı davranan kim olabilir? Hesap gününde böyleleri, Rablerinin huzuruna çıkarıldıklarında, kendilerine karşı şahitlik yapmak için çağıranlar, onlar için “Rableri hakkında yalan söyleyen kimseler işte bunlardı” diyecekler. Dikkat edin de unutmayın! Allah'ın rahmetinden uzak olmak, bu gibi yaratılış gayesine aykırı hareket edenlerin üzerinedir.

ellezîne kezebû

  Hûd / 18 -

 Adem Uğur = Kim Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalim olabilir? Onlar (kıyamet gününde) Rablerine arz edilecekler, şahitler de: İşte bunlar Rablerine karşı yalan söyleyenlerdir, diyecekler. Bilin ki, Allah'ın lâneti zalimlerin üzerinedir!

ellezîne kezebû

  Hûd / 18 -

 Ahmed Hulusi = Allâh hakkında yalan konuşarak iftira atandan daha zâlim kimdir? Onlar Rablerine arzolunurlar! Şahitler de: "İşte bunlar Rableri üzerine yalan söyleyenlerdir" der. . . Dikkat edin, Allâh lâneti zâlimler üzerinedir (nefsine zulmederek hakikatindeki kuvvelerden uzak düşmüşlük).

ellezîne kezebû

  Hûd / 18 -

 Ahmet Tekin = Allah adına yalan uydurandan daha âsi, daha günahkâr daha zâlim kim olabilir? İşte onlar, Rablerinin huzuruna arz olunacaklar. Kur’ân’ı bilen ve tebliğ eden, çözüm getiren, güvenilir örnek önderler, doğruları konuşan şâhitler, peygamber, âlimler ve melekler:'İşte bunlar, Rablerinin adına yalan uyduranlar' diyecekler. Unutmayın, Allah’ın lâneti, Allah yoluna, Allah yolundaki faaliyetlere engel olan zâlimleredir.

ellezîne kezebû

  Hûd / 18 -

 Ahmet Varol = Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalim kim olabilir? Bunlar Rabblerine sunulurlar ve şahitler de: 'Rabblerine karşı yalan söyleyenler işte bunlardır' derler. Haberiniz olsun, Allah'ın laneti zalimlerin üzerinedir.

ellezîne kezebû

  Hûd / 18 -

 Ali Bulaç = Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden daha zalim kimdir? İşte bunlar, Rablerine sunulacaklar ve şahidler: "Rablerine karşı yalan söyleyenler bunlardır" diyecekler. Haberiniz olsun; Allah'ın laneti zalimlerin üzerinedir.

ellezîne kezebû

  Hûd / 18 -

 Ali Fikri Yavuz = Allah’a ortak veya çocuk isnad etmek suretiyle O’na iftira edenden daha zalim kimdir? Bu zalimler, Rablerine arz olunacaklar ve şahitler (melekler veya insanın kendi uzuvları) de şöyle diyecekler: “- Şunlar Rablerine karşı yalan söyliyenlerdir.” Haberiniz olsun, Allah’ın lâneti zalimlerin üzerinedir.

ellezîne kezebû

  Hûd / 18 -

 Ali Ünal = Uydurdukları yalanları Allah’a isnat ederek O’na iftirada bulunandan daha zalim kim vardır? Öyleleri Rabbilerinin huzuruna çıkarılacak ve o gün şahitler, “Allah’a karşı yalan söyleyenler bunlardı!” diyeceklerdir. Bilin ki Allah, bütün zalimleri rahmetinden tardetmiştir.