Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

ve ensıtû

  A’râf / 204 -

 Diyanet İşleri = Kur’an okunduğu zaman ona kulak verip dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin.

ve ensıtû

  A’râf / 204 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Kur'ân okununca dinleyin ve susun da rahmete erin.

ve ensıtû

  A’râf / 204 -

 Abdullah Parlıyan = Bunun için Kur'ân okunduğu zaman, O'na kulak verin, sesinizi kesip dinleyin ki size rahmet edilsin.

ve ensıtû

  A’râf / 204 -

 Adem Uğur = Kur'an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin.

ve ensıtû

  A’râf / 204 -

 Ahmed Hulusi = Kur'ân kıraat edildiğinde, Onu dinleyin ve susun ki size rahmet edilsin.

ve ensıtû

  A’râf / 204 -

 Ahmet Tekin = 'Kur’ân okunurken, incelenirken susun, dinleyin, duyduklarınızı uygulayın. Allah’ın rahmetine ve merhametine nâil olursunuz.'

ve ensıtû

  A’râf / 204 -

 Ahmet Varol = Kur'an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki rahmet olunasınız.

ve ensıtû

  A’râf / 204 -

 Ali Bulaç = Kur'an okunduğu zaman, hemen onu dinleyin ve susun. Umulur ki esirgenmiş olursunuz.

ve ensıtû

  A’râf / 204 -

 Ali Fikri Yavuz = Kur’an okunduğu zaman, hemen onu dinleyin ve susun. Olur ki, merhamet edilirsiniz.

ve ensıtû

  A’râf / 204 -

 Ali Ünal = Kur’ân okunurken hemen dikkat kesilip ona kulak verin, susup dinleyin ki, rahmete erdirilesiniz.

ve ensıtû

  A’râf / 204 -

 Bayraktar Bayraklı = Kur'ân okunduğu zaman susup onu dinleyiniz ki, size merhamet edilsin!

ve ensıtû

  A’râf / 204 -

 Bekir Sadak = Kuran okundugu zaman ona kulak verin, dinleyin ki merhamet olunasiniz.

ve ensıtû

  A’râf / 204 -

 Celal Yıldırım = Kur'ân okunduğu zaman Ona kulak verip dinleyin ve susun. Ola ki merhamete erdirilirsiniz.

ve ensıtû

  A’râf / 204 -

 Cemal Külünkoğlu = Bunun içindir ki, Kur'an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki merhamete nail olasınız.

ve ensıtû

  A’râf / 204 -

 Diyanet İşleri (eski) = Kuran okunduğu zaman ona kulak verin, dinleyin ki merhamet olunasınız.

ve ensıtû

  A’râf / 204 -

 Diyanet Vakfi = Kur'an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin.

ve ensıtû

  A’râf / 204 -

 Edip Yüksel = Kuran okunduğu zaman, onu dinleyip kulak verin ki merhamet edilesiniz.

ve ensıtû

  A’râf / 204 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Kur'an okunduğu zaman da hemen onu dinleyin ve susun gerek ki rahmete erdirilirsiniz

ve ensıtû

  A’râf / 204 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Kur'an okunduğu zaman, hemen onu dinleyin ve susun! Umulur ki, rahmete erdirilirsiniz!

ve ensıtû

  A’râf / 204 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Kur'ân okunduğu zaman, hemen susup onu dinleyin, umulur ki, rahmete nâil olursunuz.

ve ensıtû

  A’râf / 204 -

 Gültekin Onan = Kuran okunduğu zaman, onu dinleyin ve susun. Umulur ki esirgenmiş olursunuz.

ve ensıtû

  A’râf / 204 -

 Harun Yıldırım = Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun; umulur ki merhamet olunursunuz.

ve ensıtû

  A’râf / 204 -

 Hasan Basri Çantay = Kur'an okunduğu zaman derhal onu dinleyin, susun. Tâki (Allahın rahmetiyle) esirgenmiş olasınız.

ve ensıtû

  A’râf / 204 -

 Hayrat Neşriyat = Hem Kur’ân okunduğu zaman, hemen onu dinleyin ve susun ki merhamet olunasınız!

ve ensıtû

  A’râf / 204 -

 İbni Kesir = Kur'an okunduğu zaman; ona derhal kulak verin ve susun ki, merhamet olunasınız.

ve ensıtû

  A’râf / 204 -

 Kadri Çelik = Kur'an okunduğu zaman ona kulak verip dinleyin; umulur ki merhamet edilirsiniz.

ve ensıtû

  A’râf / 204 -

 Muhammed Esed = Bunun içindir ki, Kuran okunduğu zaman ona kulak verin, sesinizi kesip dinleyin onu, ki (Allahın) esirgemesiyle kuşatılasınız!"

ve ensıtû

  A’râf / 204 -

 Mustafa İslamoğlu = Artık Kur'an okunurken onu can kulağıyla dinleyin ve sesinizi kesin ki rahmete nail olabilesiniz!

ve ensıtû

  A’râf / 204 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ve Kur'an okunduğu zaman O'nu hemen dinleyin ve sükut edin, tâ ki rahmete nâil olasınız.

ve ensıtû

  A’râf / 204 -

 Ömer Öngüt = Kur'an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki, size merhamet edilsin.

ve ensıtû

  A’râf / 204 -

 Şaban Piriş = Kur’an okunduğu zaman ona kulak verip dinleyin ve susun ki merhamet edilesiniz.

ve ensıtû

  A’râf / 204 -

 Sadık Türkmen = Kur’an (veya çevirisi) okunduğu zaman hemen susun! Ve onu (okunanları anlamaya çalışarak) dinleyin! Umulur ki; böylece merhamet olunursunuz!

ve ensıtû

  A’râf / 204 -

 Seyyid Kutub = Kur'an okunduğu zaman onu dikkatle ve sessizce dinleyiniz ki, size rahmet edilsin.

ve ensıtû

  A’râf / 204 -

 Suat Yıldırım = Öyle ise, Kur’ân okunduğunda hemen ona kulak verin, susup dinleyin ki merhamete nail olasınız.

ve ensıtû

  A’râf / 204 -

 Süleyman Ateş = Kur'ân okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki, size rahmet edilsin.

ve ensıtû

  A’râf / 204 -

 Tefhim-ul Kuran = Kur'an okunduğu zaman, hemen onu dinleyin ve susun. Umulur ki esirgenmiş olursunuz.

ve ensıtû

  A’râf / 204 -

 Ümit Şimşek = Kurân okunduğunda susun ve dinleyin ki rahmete erişesiniz.

ve ensıtû

  A’râf / 204 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Kur'an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki, size rahmet edilsin.

ve ensıtû

  A’râf / 204 -

 İskender Ali Mihr = Kur’ân okunduğu zaman artık onu dinleyin! Ve susun ki; böylece rahmete kavuşturulursunuz.

ve ensıtû

  A’râf / 204 -

 İlyas Yorulmaz = Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki, merhamet olunasınız.

ensıtû

  Ahkâf / 29 -

 Diyanet İşleri = Hani Kur’an’ı dinlemek üzere cinlerden bir grubu sana yöneltmiştik. Onlar, onun huzuruna gelince birbirlerine, “Susun!” dediler. Kur’an’ın okunması bitince de uyarıcı olarak kavimlerine döndüler.

ensıtû

  Ahkâf / 29 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = An o zamanı ki hani cinlerin bir bölüğünü, Kur'ân dinlesinler diye senin bulunduğun tarafa yollamıştık; oraya gelince birbirlerine, susun demişlerdi; okunuşu bitince de korkutmak için kavimlerine dönmüşlerdi de.

ensıtû

  Ahkâf / 29 -

 Abdullah Parlıyan = Ey Muhammed! hani biz, bir gurup cin'i Kur'ân'ı dinlemek üzere, sana çevirip göndermiştik. Kur'ân'ı dinlemeye hazır olunca; “Susup sessizce dinleyin” demişlerdi. Dinleme işi sona erip bitince, birer uyarıcı olarak kendi toplumlarına dönüp gittiler.

ensıtû

  Ahkâf / 29 -

 Adem Uğur = Hani cinlerden bir gurubu, Kur'an'ı dinlemeleri için sana yöneltmiştik. Kur'an'ı dinlemeye hazır olunca (birbirlerine) "Susun" demişler, Kur'an'ın okunması bitince uyarıcılar olarak kavimlerine dönmüşlerdi.

ensıtû

  Ahkâf / 29 -

 Ahmed Hulusi = Hani cinden (insan gözünün görme alanı dışında kalan bir türden) bir grubu, Kurân'ı işitip dinlesinler diye sana yöneltmiştik. . . Ona hazır olduklarında dediler ki: "Susun!". . . Hüküm yerine gelince de uyarıcılar olarak toplumlarına döndüler!

ensıtû

  Ahkâf / 29 -

 Ahmet Tekin = Hani, cinlerden bir grubu, Kur’ân’ı dinlemeleri için sana yöneltmiştik. Kur’ân’ı dinlemek için geldiklerinde, birbirlerine:'Susun, dinleyin, duyduklarınızı uygulayın!' dediler. Kur’ân’ın okunması bitince de, sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatan birer uyarıcı olarak kavimlerine döndüler.

ensıtû

  Ahkâf / 29 -

 Ahmet Varol = Hani cinlerden bir grubu Kur'an'ı dinlemeleri için sana yöneltmiştik. Ona geldiklerinde: 'Susup kulak verin' dediler. (Okuma) bitirilince de uyarıcılar olarak kavimlerine döndüler.

ensıtû

  Ahkâf / 29 -

 Ali Bulaç = Hani cinlerden birkaçını, Kur'an dinlemek üzere sana yöneltmiştik. Böylece onun huzuruna geldikleri zaman, dediler ki: "Kulak verin;" sonra bitirilince kendi kavimlerine uyarıcılar olarak döndüler.

ensıtû

  Ahkâf / 29 -

 Ali Fikri Yavuz = Hatırla ki, cinlerden (on kişiye yakın) bir grubu, Kur’an dinlemek üzere sana yollamıştık. Vakta ki, Kur’an’ın huzuruna vardılar. (Birbirlerine): “- Susun, dinleyin” dediler. Sonra (Hz. Peygamber tarafından okunmakta olan Kur’an) bitirildiği vakit de (cinler Peygambere ve Kur’an’a iman getirerek) döndüler, (hem iman’a davet, hem de iman getirmiyenleri) korkutmak üzere kavimlerine gittiler.

ensıtû

  Ahkâf / 29 -

 Ali Ünal = Hatırla ki, Kur’ân dinlemek üzere cinlerden bir grubu sana yönlendirdik. Onu dinleyecekleri yere gelince birbirlerine, “Susun, kulak verin!” dediler. Okuman bitince de, onları uyarmak üzere kendi topluluklarına döndüler.