Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

men eserre

  Ra’d / 10 -

 Diyanet İşleri = (O’na göre) içinizden sözü gizleyen ile açığa vuran, geceleyin gizlenenle gündüz ortaya çıkan eşittir.

men eserre

  Ra’d / 10 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Sözünü gizleyeniniz de birdir onca, açıkça söyleyeniniz de, geceleyin saklanıp gizlenen de, gündüzün yoluna giden de.

men eserre

  Ra’d / 10 -

 Abdullah Parlıyan = Onun için sizden birinin düşüncesini gizlemesiyle açığa vurması veya kötülüklerini gecenin altında gizlemesiyle, gün ışığında cesaretle ortaya çıkarması arasında bir fark yoktur.

men eserre

  Ra’d / 10 -

 Adem Uğur = Sizden, sözü gizleyenle onu açığa vuran, geceleyin gizlenenle gündüzün yürüyen (onun ilminde) eşittir.

men eserre

  Ra’d / 10 -

 Ahmed Hulusi = Sizden düşüncesini içinde saklayan da açıkça konuşan da; gecenin zifirî karanlığındaki ile gündüzün aydınlığındaki de aynıdır (O'na)!

men eserre

  Ra’d / 10 -

 Ahmet Tekin = Sizden iyilik veya kötülüğü fısıldayarak gizli konuşanla, açıkça konuşan; gece saklı-gizli, gündüz alenen iyilik veya pervasızca kötülük yapan, isyana ve günaha batan güç ve iktidar sahipleri de O’nun tarafından bilinir.

men eserre

  Ra’d / 10 -

 Ahmet Varol = (O'na göre) sizden sözü gizleyen de açığa vuran da geceleyin gizlenen de gündüzün ortalıkta dolaşan da birdir.

men eserre

  Ra’d / 10 -

 Ali Bulaç = Sizden sözü saklı tutan da, onu açığa vuran da, geceleyin gizlenen de ve gündüzün ortaklıkta gezen de (O'nun katında bilme bakımından) birdir.

men eserre

  Ra’d / 10 -

 Ali Fikri Yavuz = İçinizden sözü nefsinde gizleyen ve onu açığa vuran, geceleyin saklanan ve gündüzün meydanda gezen (her şey Allah’ın ilminde farketmez) müsavidir.

men eserre

  Ra’d / 10 -

 Ali Ünal = İster içinizden biri sözünü gizlice söylesin, isterse bir başkası açıktan konuşsun veya biri gecenin altında kendini (ve düşüncelerini, planlarını) gizlemeye çalışsın veyahut gündüzün ortaya çıksın, O’nun için farketmez.

men eserre

  Ra’d / 10 -

 Bayraktar Bayraklı = Sizden sözü saklayan da açıklayan da, geceye sığınıp gizlenen de gündüz yol alan da, O'nun için birdir.

men eserre

  Ra’d / 10 -

 Bekir Sadak = (9-10) Goruleni de gorulmeyeni de bilen, yucelerin yucesi buyuk Allah'a gore, aranizdan sozu gizleyen ile, aciga vuran ve geceye burunerek gizlenip gunduzun ortaya cikan arasinda fark yoktur.

men eserre

  Ra’d / 10 -

 Celal Yıldırım = Sizden sözünü gizleyen ve onu açığa vuran, geceleyin gizlenen, gündüzleyin beliren (her şey onun yanında) birdir, farketmez.

men eserre

  Ra’d / 10 -

 Cemal Külünkoğlu = Sizden, sözü gizleyenle onu açığa vuran, geceleyin gizlenenle gündüzün yürüyen (O'nun ilminde) aynıdır.

men eserre

  Ra’d / 10 -

 Diyanet İşleri (eski) = (9-10) Görüleni de görülmeyeni de bilen, yücelerin yücesi büyük Allah'a göre, aranızdan sözü gizleyen ile, açığa vuran ve geceye bürünerek gizlenip gündüzün ortaya çıkan arasında fark yoktur.

men eserre

  Ra’d / 10 -

 Diyanet Vakfi = Sizden, sözü gizleyenle onu açığa vuran, geceleyin gizlenenle gündüzün yürüyen (onun ilminde) eşittir.

men eserre

  Ra’d / 10 -

 Edip Yüksel = Sözü ister gizleyin, ister açıklayın, ister gecenin karanlığında saklanın, ister gündüzün ortaya çıkın O'nun için birdir.

men eserre

  Ra’d / 10 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Ona içinizden sözü sirreden ve açığa vuran, gece gizlenen, gündüz, beliren müsavidir,

men eserre

  Ra’d / 10 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Sizden sözü gizleyen ve açığa vuran; gece gizlenenle gündüz ortaya çıkan O'nun katında eşittir.

men eserre

  Ra’d / 10 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Sizden sözü gizleyenle açığa vuran, gece gizlenenle gündüz açığa çıkan, O'nun açısından eşittir (hepsini görür ve bilir).

men eserre

  Ra’d / 10 -

 Gültekin Onan = Sizden sözü saklı tutan da, onu açığa vuran da, geceleyin gizlenen de ve gündüzün ortaklıkta gezen de (O'nun katında bilme bakımından) birdir.

men eserre

  Ra’d / 10 -

 Harun Yıldırım = Sizden, sözü gizleyenle onu açığa vuran, geceleyin gizlenenle gündüzün yürüyen (onun ilminde) eşittir.

men eserre

  Ra’d / 10 -

 Hasan Basri Çantay = Sizden sözünü kim gizledi, kim onu açıkladı, gece (karanlığında) gizlenen, gündüz yoluna giden kimdir (Onun ilminde) birdir.

men eserre

  Ra’d / 10 -

 Hayrat Neşriyat = Sizden sözü gizleyenle, onu açığa vuran kimse ve geceleyin gizlenenle, gündüz vakti yürüyen kimse (O’nun ilminde) birdir.

men eserre

  Ra’d / 10 -

 İbni Kesir = Aranızdan birisi; ister sözü gizlesin, ister açığa vursun, ister geceye bürünerek gizlensin, ister gündüzün ortaya çıksın; hiç fark yoktur.

men eserre

  Ra’d / 10 -

 Kadri Çelik = Sizden sözü saklı tutan da onu açığa vuran da; geceleyin gizlenen de ve gündüzün ortalıkta gezen de (O'nun katında bilinme bakımından) birdir.

men eserre

  Ra’d / 10 -

 Muhammed Esed = O'nun için sizden birinin düşüncesini saklamasıyla açığa vurması ya da (kötülüklerini) gecenin örtüsü altında gizlemesiyle bu kişinin gün ışığında (cüretle ortalıkta) dolaşması arasında bir fark yoktur.

men eserre

  Ra’d / 10 -

 Mustafa İslamoğlu = İçinizden birinin düşüncesini gizlemesi ya da açıklaması hiçbir şeyi değiştirmez. Yine, geceleyin köşe bucak gizlenip de gündüzün ortaya çıkan bir kimse,

men eserre

  Ra’d / 10 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Sizden sözünü gizleyen ve sözünü açıklayan ve geceleyin saklanan ile gündüzün meydana çıkan kimse (Cenâb-ı Hak'ka göre) müsavîdir.

men eserre

  Ra’d / 10 -

 Ömer Öngüt = Aranızdan birisi ister sözü gizlesin, ister açığa vursun; ister gece karanlığında gizlensin, ister gündüzün ortaya çıksın (O'nun nezdinde) aynıdır.

men eserre

  Ra’d / 10 -

 Şaban Piriş = İçinizden sözü saklayan ile, açığa vuran ve geceye bürünerek gizlenip gündüzün ortaya çıkan arasında fark yoktur.

men eserre

  Ra’d / 10 -

 Sadık Türkmen = (o’na göre) içinizden sözü gizleyen ile açığa vuran, geceleyin gizlenen ile gündüz ortaya çıkan eşittir.

men eserre

  Ra’d / 10 -

 Seyyid Kutub = İçinizden sözünü gizli tutanla açıkça söyleyen, geceye bürünüp saklanan ile gündüzleyin ortalıkta gezen arasında O'nun için hiçbir fark yoktur.

men eserre

  Ra’d / 10 -

 Suat Yıldırım = Sizden sözünü gizleyenle, açıkça söyleyen, geceleyin gizlenenle gündüzün meydanda gezen O’nun bilmesi bakımından hep aynı durumdadır.

men eserre

  Ra’d / 10 -

 Süleyman Ateş = Aranızdan sözü gizleyen de, onu açık söyleyen de, geceleyin gizlenen de, gündüzün görünen de (O'nca) birdir. Hepsini bilir, görür. O'nun bilgisinden ve görmesinden hiçbir şey kaybolmaz.

men eserre

  Ra’d / 10 -

 Tefhim-ul Kuran = Sizden sözü saklı tutan da, onu açığa vuran da, geceleyin gözlenen de ve gündüzün ortalıkta gezen de (O'nun katında bilme bakımından) birdir.

men eserre

  Ra’d / 10 -

 Ümit Şimşek = Sizden, sözünü gizleyen de Onun için birdir, açığa vuran da; gece saklanan da, gündüz ortada dolaşan da.

men eserre

  Ra’d / 10 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Sizden, sözü saklayan da açıklayan da geceye sığınıp gizlenen de gündüz yol alan da onun için birdir.

men eserre

  Ra’d / 10 -

 İskender Ali Mihr = Sizden, sözü gizleyen kimse ile onu alenen (açıkça) söyleyen kimse ve o geceleyin gizlenip, gündüzleyin yoluna devam eden kimse müsavidir (eşittir). (O, hepsini bilir. âyet: 9)

men eserre

  Ra’d / 10 -

 İlyas Yorulmaz = İçinizden sözü gizleyenle, açıktan söyleyen, gecenin karanlığında gizlenenle, gündüzün aydınlığında ortaya çıkan da aynı şekilde, O nun için eşittir.

eserre

  Tahrîm / 3 -

 Diyanet İşleri = Hani peygamber eşlerinden birine, gizli bir söz söylemişti. Fakat eşi o sözü (başkasına) haber verip Allah da bunu peygambere bildirince, peygamber bunun bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber, bunu ona (sırrı açıklayan eşine) haber verince o, “Bunu sana kim bildirdi?” dedi. Peygamber, “Bunu bana, hakkıyla bilen ve hakkıyla haberdar olan Allah haber verdi” dedi.

eserre

  Tahrîm / 3 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Hani peygamber hanımlarından birine gizlice bir söz söylemişti. O, onu haber verip Allah da peygambere onu açtı. Peygamber (hanımına) onun bir kısmını anlattı, bir kısmından da vazgeçti. Ona anlattığı zaman hanımı: «Bunu sana kim haber verdi?» dedi. Peygamber: «Bana o herşeyi bilen ve herşeyden haberdar olan (Allah) haber verdi» dedi.

eserre

  Tahrîm / 3 -

 Abdullah Parlıyan = Nebî, bazı zevcelerine sır olan bir sözü gizlice söylemişti. Fakat onu (o sırrı) başkasına haber verince Allah, ona (durumu) izhar etti (peygamberine bildirdi). (Nebî de) bazısını açıkladı ve bazısını (bildirmekten) vazgeçti. Ona (zevcesine) onu (bunu bildiğini) haber verdiği zaman, (zevcesi): “Bunu sana kim haber verdi?” dedi. (Nebî): “Bana Alîm (en iyi bilen) ve Habîr (herşeyden haberdar) olan bildirdi.” dedi.

eserre

  Tahrîm / 3 -

 Adem Uğur = Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti. Fakat eşi, o sözü başkalarına haber verip Allah da bunu Peygamber'e açıklayınca, Peygamber bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber bunu ona haber verince eşi: Bunu sana kim bildirdi? dedi. Peygamber: Bilen, her şeyden haberdar olan Allah bana haber verdi, dedi.

eserre

  Tahrîm / 3 -

 Ahmed Hulusi = Nebî, bazı zevcelerine sır olan bir sözü gizlice söylemişti. Fakat onu (o sırrı) başkasına haber verince Allah, ona (durumu) izhar etti (peygamberine bildirdi). (Nebî de) bazısını açıkladı ve bazısını (bildirmekten) vazgeçti. Ona (zevcesine) onu (bunu bildiğini) haber verdiği zaman, (zevcesi): “Bunu sana kim haber verdi?” dedi. (Nebî): “Bana Alîm (en iyi bilen) ve Habîr (herşeyden haberdar) olan bildirdi.” dedi.

eserre

  Tahrîm / 3 -

 Ahmet Tekin = Hani peygamber, eşlerinden birine sır olarak bir söz söylemişti. Hanımı bu sırrı arkadaşına söyleyince, Allah konuyu peygamberine açtı. Peygamber, eşine bazı sözler söyledi, bazılarını da yüzüne vurmadı, utandırmadı. Peygamber, hanımına anlatırken, hanımı:'Bunu sana kim haber verdi?' dedi. Peygamber:'Bunu bana, her şeyi bilen, gizli-açık her şeyden haberdar olan Allah haber verdi.' dedi.

eserre

  Tahrîm / 3 -

 Ahmet Varol = Nebî, bazı zevcelerine sır olan bir sözü gizlice söylemişti. Fakat onu (o sırrı) başkasına haber verince Allah, ona (durumu) izhar etti (peygamberine bildirdi). (Nebî de) bazısını açıkladı ve bazısını (bildirmekten) vazgeçti. Ona (zevcesine) onu (bunu bildiğini) haber verdiği zaman, (zevcesi): “Bunu sana kim haber verdi?” dedi. (Nebî): “Bana Alîm (en iyi bilen) ve Habîr (herşeyden haberdar) olan bildirdi.” dedi.

eserre

  Tahrîm / 3 -

 Ali Bulaç = Hani Peygamber, eşlerinden bazılarına gizli bir söz söylemişti. Derken o (eşlerinden biri), bunu haber verip Allah da ona bunu açığa vurunca, o da (Peygamber) bir kısmını açıklamış bir kısmını (söylemekten) vazgeçmişti. Sonunda haberi verince (eşi) demişti ki: "Bunu sana kim haber verdi?" O da: "Bana bilen, (herşeyden) haberdar olan (Allah) haber verdi" demişti.

eserre

  Tahrîm / 3 -

 Ali Fikri Yavuz = Hani Peygamber zevcelerinden birine, (Hafsa’ya Mariye’yi kendisine haram kıldığına dair) gizli bir söz söylemişti. Bunun üzerine o (Hafsa), bunu (Hz. Aişe’ye) haber verince; Allah da Peygambere onu (Hafsa’nın ifşasını) açıkladı. Peygamber de, (Hafsa’nın Aişe’ye söylediklerinden) bir kısmını (Hafsa’ya) bildirmiş, bir kısmından bahs etmemişti. Peygamber, ona bu şekilde anlatıverince, (Hafsa): “- Bunu sana kim haber verdi.” dedi. Peygamber de buyurdu ki: “- Bana, her şeyi bilen, her şeyden haberdar olan Allah haber verdi.”

eserre

  Tahrîm / 3 -

 Ali Ünal = Hani Peygamber, eşlerinden birine sır olarak bir söz söylemişti. Ama eşi, o sözü kumalarından birine aktarınca, Allah da durumdan Nebîsini muttali kıldı. O da yaptığının bir kısmını o eşe anlattı, bir kısmını ise, (onu daha fazla üzüp utandırmamak için) gizledi. Nebî, olup bitenden eşini bu şekilde haberdar edince eşi, “Bunu sana kim söyledi?” dedi. Nebî de, “Onu bana Alîm (her şeyi hakkıyla bilen), Habîr (her şeyden hakkıyla haberdar olan Zat) söyledi.” cevabını verdi.