Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

hum el hâsirûne

  Nahl / 109 -

 Diyanet İşleri = Hiç şüphesiz onlar, ahirette ziyana uğrayanların da ta kendileridir.

hum el hâsirûne

  Nahl / 109 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Hiç şüphe yok ki onlar, âhirette de ziyana uğrayanlardır.

hum el hâsirûne

  Nahl / 109 -

 Abdullah Parlıyan = Hiç şüphe yok ki, ahirette de kaybedecek olanlar bunlardır.

hum el hâsirûne

  Nahl / 109 -

 Adem Uğur = Hiç şüphesiz onlar ahirette ziyana uğrayanların ta kendileridir.

hum el hâsirûne

  Nahl / 109 -

 Ahmed Hulusi = Gerçek şu ki, onlar gelecek yaşam boyutunda hüsrana uğrayanların ta kendileridir!

hum el hâsirûne

  Nahl / 109 -

 Ahmet Tekin = Onların âhirette, ebedî yurtta hüsrana uğrayanlar olduğunda da şüphe yoktur.

hum el hâsirûne

  Nahl / 109 -

 Ahmet Varol = Şüphe yok ki, ahirette hüsrana uğrayacaklar da onlardır.

hum el hâsirûne

  Nahl / 109 -

 Ali Bulaç = Şüphesiz, onlar ahirette ziyana uğrayanlardır.

hum el hâsirûne

  Nahl / 109 -

 Ali Fikri Yavuz = Çaresiz onlar, ahirette perişan olup ziyana uğrayan kimselerdir.

hum el hâsirûne

  Nahl / 109 -

 Ali Ünal = Hiç şüphe edilmesin ki onlar, Âhiret’te de mutlak hüsrana uğrayanlar olacaklardır.

hum el hâsirûne

  Nahl / 109 -

 Bayraktar Bayraklı = Şüphesiz ki, âhirette kaybedecek olanlar da bunlardır.

hum el hâsirûne

  Nahl / 109 -

 Bekir Sadak = Ahirette zarara ugrayacaklarin bunlar oldugunda suphe yoktur.

hum el hâsirûne

  Nahl / 109 -

 Celal Yıldırım = Şüphesiz ki bunlar, evet bunlar Âhiret'de zarara uğrayanlardır.

hum el hâsirûne

  Nahl / 109 -

 Cemal Külünkoğlu = Hiç kuşkusuz, ahirette hüsrana uğrayacaklar da bunlardır.

hum el hâsirûne

  Nahl / 109 -

 Diyanet İşleri (eski) = Ahirette zarara uğrayacakların bunlar olduğunda şüphe yoktur.

hum el hâsirûne

  Nahl / 109 -

 Diyanet Vakfi = Hiç şüphesiz onlar ahirette ziyana uğrayanların ta kendileridir.

hum el hâsirûne

  Nahl / 109 -

 Edip Yüksel = Hiç kuşku yok ki onlar ahirette kaybedeceklerdir.

hum el hâsirûne

  Nahl / 109 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Çare yok onlar âhırette tamamen hüsrana düşeceklerdir

hum el hâsirûne

  Nahl / 109 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Çare yok, onlar ahirette tamamen hüsrana düşeceklerdir.

hum el hâsirûne

  Nahl / 109 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Hiç şüphesiz onlar, ahirette perişan olup hüsrana uğrayanların ta kendileridir.

hum el hâsirûne

  Nahl / 109 -

 Gültekin Onan = Şüphesiz, onlar ahirette ziyana uğrayanlardır.

hum el hâsirûne

  Nahl / 109 -

 Harun Yıldırım = Hiç şüphesiz onlar ahirette ziyana uğrayanların ta kendileridir.

hum el hâsirûne

  Nahl / 109 -

 Hasan Basri Çantay = Hiç şübhesiz onlar âhiretde de hüsrana uğrayanların ta kendileridir.

hum el hâsirûne

  Nahl / 109 -

 Hayrat Neşriyat = Hiç şübhe yok ki onlar, âhirette gerçekten hüsrâna uğrayanlardır.

hum el hâsirûne

  Nahl / 109 -

 İbni Kesir = Şüphesiz ki ahiret gününde de hüsrana uğrayacaklar işte bunlardır.

hum el hâsirûne

  Nahl / 109 -

 Kadri Çelik = Hiç şüphesiz onlar ahirette hüsrana uğrayanlardır.

hum el hâsirûne

  Nahl / 109 -

 Muhammed Esed = Hiç şüphe yok, ahirette kaybedecek olanlar da bunlardır!

hum el hâsirûne

  Nahl / 109 -

 Mustafa İslamoğlu = Kimsenin en ufak kuşkusu olmasın ki, ahirette de hepten kaybedecek olanlar işte bunlardır.

hum el hâsirûne

  Nahl / 109 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Hiç şüphe yok ki, ahirette hüsrâna uğrayanlar da onlardır, onlar.

hum el hâsirûne

  Nahl / 109 -

 Ömer Öngüt = Hiç şüphesiz ki onlar ahirette hüsrana uğrayacaklardır.

hum el hâsirûne

  Nahl / 109 -

 Şaban Piriş = Hiç kuşkusuz, onlar, ahirette de hüsrana uğrayacak olanlardır.

hum el hâsirûne

  Nahl / 109 -

 Sadık Türkmen = Hiç şüphe yok elbette onlar, ahirette de hüsrana uğrayanlardır.

hum el hâsirûne

  Nahl / 109 -

 Seyyid Kutub = Hiç kuşkusuz, ahirette hüsrana uğrayanlar olacaklardır.

hum el hâsirûne

  Nahl / 109 -

 Suat Yıldırım = Hiç şüphe yok ki âhirette de hüsrana uğrayanlar onlar olacaktır.

hum el hâsirûne

  Nahl / 109 -

 Süleyman Ateş = Elbette onlar, âhirette ziyana uğrayacaklardır.

hum el hâsirûne

  Nahl / 109 -

 Tefhim-ul Kuran = Hiç şüphe yok, onlar ahirette ziyana uğrayanlardır.

hum el hâsirûne

  Nahl / 109 -

 Ümit Şimşek = Hiç kuşku yok ki, âhirette hüsrana düşenler de onlardır.

hum el hâsirûne

  Nahl / 109 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Hiç kuşkusuz, âhirette hüsrana uğrayacaklar da bunlardır.

hum el hâsirûne

  Nahl / 109 -

 İskender Ali Mihr = Onların, ahirette hüsrana düşenler olduğuna şüphe yoktur.

hum el hâsirûne

  Nahl / 109 -

 İlyas Yorulmaz = Şurası kesindir ki onlar ahirette kaybedenlerden olacaklar.

hum el hâsirûne

  A’râf / 178 -

 Diyanet İşleri = Allah, kimi doğru yola iletirse, odur doğru yolu bulan. Kimleri de saptırırsa, işte onlar, ziyana uğrayanların ta kendileridir.

hum el hâsirûne

  A’râf / 178 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Allah, kimi doğru yola sevkettiyse odur doğru yolu bulan ve kimi yoldan çıkarırsa o ve onun gibilerdir ziyana uğrayanlar.

hum el hâsirûne

  A’râf / 178 -

 Abdullah Parlıyan = Allah kime yol gösterirse, gerçekten doğru yola erişen işte odur. O'nun sapıklık içinde bıraktığı kimselere gelince, büyük kayıp içinde olanlar da işte böyleleridir.

hum el hâsirûne

  A’râf / 178 -

 Adem Uğur = Allah kimi hidayete erdirirse, doğru yolu bulan odur. Kimi de şaşırtırsa, işte asıl ziyana uğrayanlar onlardır.

hum el hâsirûne

  A’râf / 178 -

 Ahmed Hulusi = Allâh kime hidâyet eder ise, odur hakikate eren! Kimi de saptırır ise, işte onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir.

hum el hâsirûne

  A’râf / 178 -

 Ahmet Tekin = Allah, kime hak yolu aydınlatıcı bilgiler verirse o doğru yolu bulup tercih eder. Kimlerin de, hak yoldan uzaklaşmasına, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercihine özgürlük tanırsa, işte asıl ziyana uğrayanlar onlardır.

hum el hâsirûne

  A’râf / 178 -

 Ahmet Varol = Allah kimi doğru yola eriştirirse o doğru yoldadır. Kimleri de sapıklığa düşürürse onlar da ziyandadırlar.

hum el hâsirûne

  A’râf / 178 -

 Ali Bulaç = Allah kime hidayet verirse o artık hidayeti bulmuştur; kimi şaşırtıp saptırırsa artık onlar da hüsrana uğrayanlardır.

hum el hâsirûne

  A’râf / 178 -

 Ali Fikri Yavuz = Allah’ın hidayet ettiği kimse, hak yola ulaşandır; ve kimi de adâleti ile saptırırsa, işte bunlar, ziyana uğrayanlardır.

hum el hâsirûne

  A’râf / 178 -

 Ali Ünal = Allah kime hidayet nasip ederse, doğru yolu bulan odur. Kimi de saptırırsa, artık öyleleri bütün bütün kaybedenlerin ta kendileridir.