Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
ve husne meâbin
Diyanet İşleri = Şüphesiz katımızda onun için bir yakınlık ve dönüp geleceği güzel bir yer vardır.
ve husne meâbin
Abdulbaki Gölpınarlı = Ve şüphe yok ki onun, katımızda bir yakınlık derecesi ve dönüp geleceği güzel bir makamı vardı.
ve husne meâbin
Abdullah Parlıyan = Ve şüphe yok ki, O'nun yanımızda bir yakınlık derecesi ve dönüp geleceği güzel bir makamı vardı.
ve husne meâbin
Adem Uğur = Doğrusu onun, bizim katımızda büyük bir değeri ve güzel bir yeri vardır.
ve husne meâbin
Ahmed Hulusi = Gerçektir ki, indîmizde Onun için yakınlık ve dönüşün güzeli var.
ve husne meâbin
Ahmet Tekin = Onun, bizim katımızda, yakınlığı, büyük bir değeri ve cennette güzel bir makamı var.
ve husne meâbin
Ahmet Varol = Şüphesiz onun bizim katımızda bir yakınlığı ve güzel bir varış yeri (veya geleceği) vardır.
ve husne meâbin
Ali Bulaç = Şüphesiz, onun Bizim katımızda gerçekten bir yakınlığı ve varılacak güzel bir yeri vardır.
ve husne meâbin
Ali Fikri Yavuz = Şübhesiz ki ona, katımızda bir yakınlık ve güzel bir akıbet (cennet) vardır.
ve husne meâbin
Ali Ünal = Süleyman’ın da katımızda hiç kuşkusuz bir yakınlığı ve güzel bir dönüş yeri vardır.
ve husne meâbin
Bayraktar Bayraklı = Katımızda onun bir yakınlığı ve güzel bir yeri vardır.
ve husne meâbin
Bekir Sadak = Dogrusu onun katimizda yakinligi ve guzel bir istikbali vardir.*
ve husne meâbin
Celal Yıldırım = Şüphesiz onun yanımızda yakınlığı ve güzel dönüşü, iyi geleceği vardır.
ve husne meâbin
Cemal Külünkoğlu = Kuşkusuz onun, yanımızda yüksek bir değeri (kredisi) ve dönüp geleceği güzel bir makamı vardır.
ve husne meâbin
Diyanet İşleri (eski) = Doğrusu onun katımızda yakınlığı ve güzel bir istikbali vardır.
ve husne meâbin
Diyanet Vakfi = Doğrusu onun, bizim katımızda büyük bir değeri ve güzel bir yeri vardır.
ve husne meâbin
Elmalılı Hamdi Yazır = Ve şübhesiz ki ona huzur-ı ızzetimizde bir yakınlık ve bir akıbet güzelliği var
ve husne meâbin
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Şüphesiz onun, bizim katımızda bir yakınlığı ve iyi bir geleceği vardır.
ve husne meâbin
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Şüphesiz ki ona huzurumuzda bir yakınlık ve güzel bir makam vardır.
ve husne meâbin
Gültekin Onan = Şüphesiz, onun bizim katımızda gerçekten bir yakınlığı ve güzel bir dönüş yeri (meab) vardır.
ve husne meâbin
Harun Yıldırım = Doğrusu onun, bizim katımızda büyük bir değeri ve güzel bir yeri vardır.
ve husne meâbin
Hasan Basri Çantay = Şübhe yok ki indimizde onun mutlak bir yakınlığı ve dönüb geleceği yer güzelliği de vardır.
ve husne meâbin
Hayrat Neşriyat = Ve muhakkak ki katımızda onun için gerçekten bir yakınlık ve güzel bir dönüş yeri(olan Cennet) vardır.
ve husne meâbin
İbni Kesir = Doğrusu katımızda onun için yüksek bir makam ve güzel bir netice vardır.
ve husne meâbin
Kadri Çelik = Şüphesiz onun bizim katımızda bir yakınlığı ve varılacak güzel bir yeri vardır.
ve husne meâbin
Muhammed Esed = Kuşkusuz o'nu (öteki dünyada) Bizim yakınlığımız ve menzillerin en güzeli beklemektedir.
ve husne meâbin
Mustafa İslamoğlu = Elbet onu da, Bizim katımıza yakınlık ve güzel bir son beklemektedir.
ve husne meâbin
Ömer Nasuhi Bilmen = Ve şüphe yok ki, onun için Bizim indimizde bir yakınlık ve bir de dönülecek yer güzelliği vardır.
ve husne meâbin
Ömer Öngüt = Şüphesiz ki onun bizim katımızda yakınlığı ve âkibet güzelliği vardır.
ve husne meâbin
Şaban Piriş = Şüphesiz onun, bizim katımızda bir yakınlığı ve iyi bir geleceği vardır.
ve husne meâbin
Sadık Türkmen = Şüphesiz ki, onun için Bizim katımızda bir yakınlık ve güzel bir dönüş yeri/ağırlanışı vardır.
ve husne meâbin
Seyyid Kutub = Doğrusu onun, bizim yanımızda yüksek bir makamı ve güzel bir geleceği vardı.
ve husne meâbin
Suat Yıldırım = Muhakkak ki onun Bize yakınlığı ve güzel bir âkıbeti vardır.
ve husne meâbin
Süleyman Ateş = Onun için, bizim yanımızda bir yakınlık ve güzel bir gelecek de vardır.
ve husne meâbin
Tefhim-ul Kuran = Şüphesiz, onun bizim katımızda gerçekten bir yakınlığı ve varılacak güzel bir yeri vardır.
ve husne meâbin
Ümit Şimşek = Onun için katımızda bir yakınlık ve güzel bir âkıbet vardır.
ve husne meâbin
Yaşar Nuri Öztürk = Ve gerçekten, katımızda onun bir yakınlığı ve güzel bir geleceği vardı.
ve husne meâbin
İskender Ali Mihr = Ve muhakkak ki onun, katımızda mutlaka yüksek bir makamı ve güzel bir meabı (sığınağı) vardır.
ve husne meâbin
İlyas Yorulmaz = Süleyman bizim yanımızda, çok yakın ve güzel bir yere sahip kulumuzdu.
husne meâbin
Diyanet İşleri = (49-50) Bu bir öğüttür. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için elbette güzel bir dönüş yeri, kapıları kendilerine açılmış olarak Adn cennetleri vardır.
husne meâbin
Abdulbaki Gölpınarlı = Ve bu, güzel bir anılıştır ve şüphe yok ki çekinenlere elbette dönülüp varılacak pek güzel bir yer var.
husne meâbin
Abdullah Parlıyan = İşte bu Allah'a inananlar için bir uyarıdır. Şüphe yok ki, yolunu yordamını Allah'ın kitabıyla bulanlara, dönüp varacağı güzel bir makam vardır.
husne meâbin
Adem Uğur = İşte bu, bir hatırlatmadır. Doğrusu Allah'a karşı gelmekten sakınanlara güzel bir gelecek vardır.
husne meâbin
Ahmed Hulusi = Bu hatırlatmadır! Muhakkak ki korunmuş olanlar için dönüş yerinin güzeli vardır.
husne meâbin
Ahmet Tekin = Kur’ân’ın bir bölümü olan, okunarak ibadet edilen bu kıssalar, bir uyarıdır, bir öğüttür. Allah’a sığınıp, emirlerine yapışarak, günahlardan arınıp, azaptan korunanlar, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davrananlar, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olan mü’minler için güzel bir gelecek, cennette güzel makamlar vardır.
husne meâbin
Ahmet Varol = Bu bir hatırlatmadır. Takva sahipleri için elbette güzel bir varış yeri vardır.
husne meâbin
Ali Bulaç = Bu, bir zikr'dir. Şüphesiz muttakiler için, elbette varılacak güzel bir yer vardır.
husne meâbin
Ali Fikri Yavuz = İşte bu, (anlatılanlar, onlar için) bir şereftir. Elbette takva sahibleri için dönüb varılacak güzel bir yer var.
husne meâbin
Ali Ünal = (Rasûller hakkındaki) bu hatırlatmalarımız, onlar için iyi bir anma, başkaları için ise bir ders, bir öğüttür. İçleri O’na karşı saygıyla dopdolu olan ve Allah’a karşı gelmekten, dolayısıyla O’nun azabından sakınan (müttakî) leri gerçekten çok güzel bir âkıbet, çok hoş bir dönüş yeri beklemektedir: