Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

ilâ abdi-hî

  Necm / 10 -

 Diyanet İşleri = Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti.

ilâ abdi-hî

  Necm / 10 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Derken kuluna vahyetti, ne vahyettiyse.

ilâ abdi-hî

  Necm / 10 -

 Abdullah Parlıyan = Böylece Allah, kuluna vahyedilmesini uygun gördüğü şeyleri vahyetmiş oldu.

ilâ abdi-hî

  Necm / 10 -

 Adem Uğur = Bunun üzerine Allah, kuluna vahyini bildirdi.

ilâ abdi-hî

  Necm / 10 -

 Ahmed Hulusi = Böylece kuluna vahyettiğini vahyetti.

ilâ abdi-hî

  Necm / 10 -

 Ahmet Tekin = Allahın kendisine tevdî ettiği vahiy emanetini, Allah’ı ilâh tanıyan, candan müslüman olarak Allah’a bağlanan, saygılı kulu Muhammed’e vahiy yoluyla iletti.

ilâ abdi-hî

  Necm / 10 -

 Ahmet Varol = Derken (Allah'ın) kuluna vahyettiğini vahyetti.

ilâ abdi-hî

  Necm / 10 -

 Ali Bulaç = Böylece O'nun kuluna vahyettiğini vahyetti.

ilâ abdi-hî

  Necm / 10 -

 Ali Fikri Yavuz = (Cebrâil) vahy etti Allah’ın kuluna vahy ettiğini!...

ilâ abdi-hî

  Necm / 10 -

 Ali Ünal = Ve böylece kuluna vahyetmek dilediği her şeyi vahyetti.

ilâ abdi-hî

  Necm / 10 -

 Bayraktar Bayraklı = (5-10) Ona, bunu çok güçlü akıl sahibi olan Cebrail öğretmiştir. Doğrulup dikildi. O, en yüksek ufuktaydı. Sonra iyice yaklaştı ve sarktı. İki yayın arası kadar, hatta daha da yakın. Böylece kuluna vahyedeceğini vahyetti.[590]

ilâ abdi-hî

  Necm / 10 -

 Bekir Sadak = Allah o anda kuluna vahyedecegini etti.

ilâ abdi-hî

  Necm / 10 -

 Celal Yıldırım = Kuluna vahyettiğini etti.

ilâ abdi-hî

  Necm / 10 -

 Cemal Külünkoğlu = (8-10) Sonra (Cebrail, Hz. Peygambere) yaklaştı ve sarktı. Nitekim (ikisi arasındaki uzaklık) iki yay kadar (oldu) veya daha da yakınlaştı. Böylece (Allah'ın) vahyettiği şeyi kuluna vahyetti.

ilâ abdi-hî

  Necm / 10 -

 Diyanet İşleri (eski) = Allah o anda kuluna vahyedeceğini etti.

ilâ abdi-hî

  Necm / 10 -

 Diyanet Vakfi = (10-11) Bunun üzerine Allah, kuluna vahyini bildirdi. (Gözleriyle) gördüğünü kalbi yalanlamadı.

ilâ abdi-hî

  Necm / 10 -

 Edip Yüksel = Ve sonra kuluna ne bildirilecekse onu vahyetti.

ilâ abdi-hî

  Necm / 10 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Verdi kuluna verdiği vahyi

ilâ abdi-hî

  Necm / 10 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = kuluna verdiği vahyi verdi.

ilâ abdi-hî

  Necm / 10 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = (Allah), kuluna verdiği vahyi verdi.

ilâ abdi-hî

  Necm / 10 -

 Gültekin Onan = Böylece O'nun kuluna vahyettiğini vahyetti.

ilâ abdi-hî

  Necm / 10 -

 Harun Yıldırım = Böylece O’nun kuluna vahyettiğini vahyetti.

ilâ abdi-hî

  Necm / 10 -

 Hasan Basri Çantay = (Allahın) kuluna vahy etdiği neyse onu vahyetdi.

ilâ abdi-hî

  Necm / 10 -

 Hayrat Neşriyat = İşte (Allah) kuluna vahyettiğini, vahyetti.

ilâ abdi-hî

  Necm / 10 -

 İbni Kesir = O vakit kuluna vahyedeceğini etti.

ilâ abdi-hî

  Necm / 10 -

 Kadri Çelik = Böylece kuluna vahyedeceğini vahyetti.

ilâ abdi-hî

  Necm / 10 -

 Muhammed Esed = Böylece (Allah), vahyedilmesini uygun gördüğü her şeyi kuluna vahyetmiş oldu.

ilâ abdi-hî

  Necm / 10 -

 Mustafa İslamoğlu = İşte (Allah)'ın kuluna vahyettiğini böylece iletmiş oldu.

ilâ abdi-hî

  Necm / 10 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Hemen (Allah Teâlâ'nın) kuluna vahyettiğini vahyetti.

ilâ abdi-hî

  Necm / 10 -

 Ömer Öngüt = O anda kuluna vahyedeceğini vahyetti.

ilâ abdi-hî

  Necm / 10 -

 Şaban Piriş = O anda (Allah’ın) kuluna vahyettiğini iletti.

ilâ abdi-hî

  Necm / 10 -

 Sadık Türkmen = Böylece (Allah), kuluna (Kur’an’dan) vahyettiğini (Cebrail ile) vahyetti.

ilâ abdi-hî

  Necm / 10 -

 Seyyid Kutub = İşte (Allah)'ın kuluna vahyettiğini böylece iletmiş oldu.

ilâ abdi-hî

  Necm / 10 -

 Suat Yıldırım = O da kuluna vahyetmek istediği her şeyi vahyetti.

ilâ abdi-hî

  Necm / 10 -

 Süleyman Ateş = O anda kuluna vahyedeceğini vahyetti.

ilâ abdi-hî

  Necm / 10 -

 Tefhim-ul Kuran = (5-10) Ona, bunu çok güçlü akıl sahibi olan Cebrail öğretmiştir. Doğrulup dikildi. O, en yüksek ufuktaydı. Sonra iyice yaklaştı ve sarktı. İki yayın arası kadar, hatta daha da yakın. Böylece kuluna vahyedeceğini vahyetti.[590]

ilâ abdi-hî

  Necm / 10 -

 Ümit Şimşek = Vahyedilecek şeyi Allah'ın kuluna vahyetti.

ilâ abdi-hî

  Necm / 10 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Böylece vahyetti kuluna vahyettiğini.

ilâ abdi-hî

  Necm / 10 -

 İskender Ali Mihr = Böylece O’nun kuluna vahyedeceği şeyi vahyetti.

ilâ abdi-hî

  Necm / 10 -

 İlyas Yorulmaz = Sonra Allah’ın kulu (Muhammed’e) vahy edilmesi gerekeni (Allah’ın mesajlarını) vahy etti.