Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
kânû şiyean
Diyanet İşleri = Şu dinlerini parça parça edenler ve kendileri de grup grup ayrılmış olanlar var ya, (senin) onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. Sonra (O), yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir.
kânû şiyean
Abdulbaki Gölpınarlı = Dinlerini parça-parça, bölüp bölük-bölük fırkalara ayrılanlarla hiçbir ilgin olamaz ve şüphe yok ki onların bu hareketlerini Allah soracaktır ancak ve sonra da işledikleri işleri haber verecektir onlara.
kânû şiyean
Abdullah Parlıyan = Dinlerinin bütünlüğünü bozup, gurup ve parçalara ayrılanlar var ya, senin onlara yapabileceğin bir şey yoktur. Unutma ki, onların işi Allah'a kalmıştır. Ve zamanı gelince, Allah onlara vaktiyle yaptıklarını gösterecektir.
kânû şiyean
Adem Uğur = Gerçek şu ki; dinlerini parça parça edip, grup grup cemaatlere/topluluklara ayrılanlar var ya; senin onlarla (ve yaptıklarıyla) hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi yalnızca Allah’a kalmıştır! Sonra O, yapmış olduklarını kendilerine haber verecektir.
kânû şiyean
Ahmed Hulusi = Din anlayışlarını parça parça edip, cemaat cemaat olanlar var ya, (Rasûlüm) senin onlarla hiçbir işin olamaz! Onların işi ancak Allâh'a kalmıştır. . . Sonra, onlara yapmakta olduklarının içyüzünü bildirecektir.
kânû şiyean
Ahmet Tekin = Dinlerinden ayrılanlar, dinlerini, düzenlerini, kültürlerini ve medeniyetlerini, birliklerini parçalayanlar, tefrika içinde etkisiz itibarsız yaşayanlar, hizipleşerek ayrılık davası güdenler, birbirlerine düşmanca davranarak dinî ve insanî ilişkilerini kesen bölünmüş, baskıcı, zorba, medeniyetten nasiplenmemiş kapalı toplumlar, taraftarlar haline gelenlerle senin ve sana gelen dinin, senin ümmetinin hiçbir hususta bir ilişkiniz, bir benzerliğiniz yok. Onların hesabının görülmesi Allah’a kalmıştır. Sonra Allah yapmakta olduklarını birer birer ortaya koyarak onları hesaba çekecektir.
kânû şiyean
Ahmet Varol = Dinlerini parça parça eden ve kendileri de değişik gruplara ayrılan kimselerle senin bir ilişiğin yoktur. Onların işleri Allah'ladır ve sonra O kendilerine ne yaptıklarını bildirir.
kânû şiyean
Ali Bulaç = Gerçek şu ki, dinlerini parça parça edip kendileri de gruplaşanlar, sen hiç bir şeyde onlardan değilsin. Onların işi ancak Allah'adır. Sonra O, işlemekte olduklarını kendilerine haber verecektir.
kânû şiyean
Ali Fikri Yavuz = Peygamberlerin bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr etmek veya hükümlerin bir kısmını inkâr etmek veya hükümlerin bir kısmını tanımamak suretiyle dinlerini ayrı ayrı fırkalara ayırarak parçalananlar var ya, senin onlarla hiç bir ilgin yoktur. Onların cezalandırılma işi Allah’a aittir. Sonra Allah, kendilerine, dünyada yaptıklarını ahirette haber verecektir.
kânû şiyean
Ali Ünal = Dinlerini parça parça edip fırkalara, hiziplere bölünenler var ya, senin onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır. Allah onlara, yapıp ettiklerini haber verecektir.
kânû şiyean
Bayraktar Bayraklı = Dinlerini parça parça edip gruplara ayrılanlarla senin hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır. Sonra Allah, onlara yaptıklarını haber verecektir.[126]
kânû şiyean
Bekir Sadak = Firka firka olup dinlerini parcalayanlarla senin hicbir ilisigin olamaz. Onlarin isi Allah'a kalmistir, yaptiklarini onlara sonra bildirecektir.
kânû şiyean
Celal Yıldırım = Şüphesiz ki, hizipleşerek dinlerini parça parça edenler var ya, sen hiçbir şeyde onlarla bağımlı ve ilgili değilsin. Onların durumu Allah'a kalmıştır. İleride ne istediklerini onlara haber verecektir.
kânû şiyean
Cemal Külünkoğlu = İnançlarının bütünlüğünü bozarak gruplara, fırkalara ayrılanlara gelince; onlar için yapabileceğin bir şey yoktur. Onların işi Allah'a aittir. Zamanı geldiğinde Allah onlara vaktiyle yaptıklarını gösterecektir.
kânû şiyean
Diyanet İşleri (eski) = Fırka fırka olup dinlerini parçalayanlarla senin hiçbir ilişiğin olamaz. Onların işi Allah'a kalmıştır, yaptıklarını onlara sonra bildirecektir.
kânû şiyean
Diyanet Vakfi = Dinlerini parça parça edip fırkalara, hiziplere bölünenler var ya, senin onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır. Allah onlara, yapıp ettiklerini haber verecektir.
kânû şiyean
Edip Yüksel = Dinlerini parçalara ayırıp grup grup olanlarla senin hiç bir ilişkin yoktur. Onların işi ALLAH'a kalmıştır; sonra onlara durumlarını haber verecektir.
kânû şiyean
Elmalılı Hamdi Yazır = Dinlerini tefrikaya düşürüb de şiy'a şiy'a olanlar var â, senin onlarla hiç bir alâkan yoktur, onların işi Allaha kalmıştır, sonra o kendilerine ne ettiklerini haber verir
kânû şiyean
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Dinlerini parça parça edip ayrı ayrı gruplara ayrılanlarla senin hiçbir alakan yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır. Sonra O, kendilerine ne yaptıklarını haber verir.
kânû şiyean
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Dinlerini parça parça edip, grup grup olanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır, sonra (Allah) onlara yaptıklarını haber verecektir.
kânû şiyean
Gültekin Onan = Gerçek şu ki, dinlerini parça parça edip kendileri de gruplaşanlar, sen hiç bir şeyde onlardan değilsin. Onların buyruğu ancak Tanrı'yadır / Tanrı'ya kalmıştır. Sonra O, işlemekte olduklarını kendilerine haber verecektir.
kânû şiyean
Harun Yıldırım = Gerçekten de dinlerini parça parça edip gruplara ayrılanlar var ya, sen hiçbir şeyde onlardan değilsin. Onların işi ancak Allah’a aittir. Sonra O, yaptıklarını onlara haber verecektir.
kânû şiyean
Hasan Basri Çantay = Dînlerini (bir kısmına inanıb bir kısmını inkâr etmek suretiyle) parça parça edenler, ayrı ayrı fırkalar olanlar (yok mu?) sen hiç bir vech ile onlardan değilsin. Onların işi (cezası) ancak Allaha âiddir. Sonra O, ne yapıyorlardı, kendilerine haber verecekdir.
kânû şiyean
Hayrat Neşriyat = Muhakkak ki dinlerini parçalayıp fırka fırka olanlar yok mu, (sen) hiçbir hususta onlardan değilsin! Onların işi ancak Allah’a âiddir; sonra (O,) ne yapmakta olduklarını (tek tek) kendilerine haber verecektir.
kânû şiyean
İbni Kesir = Dinlerini parça parça edenler, bölük bölük olanlar yok mu? Senin onlarla hiçbir alakan yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır. Sonra O, ne yapmakta idiklerini kendilerine haber verecektir.
kânû şiyean
Kadri Çelik = Dinlerini parça parça edip fırka fırka olanlar ile senin hiç bir ilişiğin olamaz. Onların işi Allah'a kalmıştır. Sonra O, işlemekte olduklarını kendilerine haber verecektir.
kânû şiyean
Muhammed Esed = İnançlarının bütünlüğünü bozarak guruplara, fırkalara ayrılanlara gelince: onlar için yapabileceğin bir şey yoktur. Unutma, onların işi Allaha kalmıştır: ve zamanı geldiğinde Allah onlara vaktiyle yaptıklarını gösterecektir.
kânû şiyean
Mustafa İslamoğlu = Dinlerini paramparça edip fırkalara taraftar olanlara gelince: Senin onlar için yapabileceğin bir şey yok. Zira onların işi yalnız Allah'a kalmıştır: Sonunda Allah onlara yaptıklarının hesabını soracaktır.
kânû şiyean
Ömer Nasuhi Bilmen = Şüphesiz o kimseler ki, dinlerini tefrikaya düşürdüler ve muhtelif fırkalara ayrıldılar. Sen hiçbir şeyde onlardan değilsin. Onların işleri ancak Allah'a aitir. Sonra onlara ne yapar olduklarını haber verecektir.
kânû şiyean
Ömer Öngüt = Fırka fırka olup dinlerini parça parça edenlerle senin hiçbir ilgin yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır. Sonra O yaptıklarını kendilerine haber verecektir.
kânû şiyean
Şaban Piriş = Dinlerini parça parça edip, gruplara ayrılanlar ile senin bir ilgin yoktur. Onların işi Allah’a kalmıştır. İleride onlara ne yaptıklarını bildirecektir.
kânû şiyean
Sadık Türkmen = Gerçek şu ki; dinlerini parça parça edip, grup grup cemaatlere/topluluklara ayrılanlar var ya; senin onlarla (ve yaptıklarıyla) hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi yalnızca Allah’a kalmıştır! Sonra O, yapmış olduklarını kendilerine haber verecektir.
kânû şiyean
Seyyid Kutub = Dinlerinin öngördüğü inanç ve ümmet birliğini parçalayarak çeşitli akımlara bölünenler ile, senin hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır. Allah onlara ilerde yaptıklarının akıbetini bildirecektir.
kânû şiyean
Suat Yıldırım = Dinlerini parça parça edip fırka fırka olanlar yok mu, senin onlarla hiç bir alakan yoktur. Onların işi Allah’a kalmıştır. Allah, onların yaptıklarını ileride bir bir onlara bildirip cezalarını verecektir.
kânû şiyean
Süleyman Ateş = Dinlerini parça parça edip, grup grup olanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır, sonra (Allâh) onlara yaptıklarını haber verecektir.
kânû şiyean
Tefhim-ul Kuran = Gerçek şu ki, dinlerini parça parça edip kendileri de gruplaşanlar, sen hiç bir şeyde onlardan değilsin. Onların işi ancak Allah'adır. Sonra O, işlemekte olduklarını kendilerine haber verecektir.
kânû şiyean
Ümit Şimşek = Dinlerini parçalayıp da bölük pörçük olanlara gelince, senin onlarla hiçbir ilgin yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır; işlemekte oldukları şeyi onlara O bildirir.
kânû şiyean
Yaşar Nuri Öztürk = Dinlerini parça parça edip fırkalara, hiziplere bölünenler var ya, senin onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır. Allah onlara, yapıp ettiklerini haber verecektir.
kânû şiyean
İskender Ali Mihr = Muhakkak ki; onlar, onların dînini tefrik ettiler (parça parça ayırdılar) ve grup grup oldular. Senin onlarla bir ilgin yok. Onların işi sadece Allah’a aittir. Sonra yapmış oldukları şeyleri, onlara haber verecek.
kânû şiyean
İlyas Yorulmaz = Dinlerinde fırka fırka ayrılanlar ve fırkalarının vazgeçilmez taraftarları olanlarla senin hiçbir ilgin olamaz. Böylelerinin işleri Allah’a kalmıştır sonra Allah yaptıklarını onlara haber verecektir.