Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

min kulli

  Enbiyâ / 96 -

 Diyanet İşleri = Nihayet Ye’cüc ve Me’cüc’ün önü açıldığı zaman her tepeden akın ederler.

min kulli

  Enbiyâ / 96 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Sonunda Ye'cüc ve Me'cuc'un seti açılınca ve onlar, her tepeden yeryüzüne saldırınca.

min kulli

  Enbiyâ / 96 -

 Abdullah Parlıyan = Nihayet yerleri Allah tarafından bilinen, kalabalık nüfuslarıyla ünlü iki toplum olan Ye'cüc ve Me'cüc'ün sedleri açılıp ta yeryüzünü dağılmaları için her tepeden saldıracakları

min kulli

  Enbiyâ / 96 -

 Adem Uğur = Nihayet Ye'cûc ve Me'cûc (sedleri) açıldığı ve onlar her tepeden akın ettiği zaman;

min kulli

  Enbiyâ / 96 -

 Ahmed Hulusi = Nihayet Ye'cüc ve Me'cüc kapılarının açıldığı zaman, her hadebden (yüksekçe yer - belki de uzay gemilerinden) hızlıca inerler!

min kulli

  Enbiyâ / 96 -

 Ahmet Tekin = Onlar her dere ve tepeden akın edip çıkan Ye’cûc ve Me’cûc’ün seddinin, yollarının açıldığı zamana, kıyametin kopacağı âna kadar berzah âleminde kalırlar.

min kulli

  Enbiyâ / 96 -

 Ahmet Varol = Nihayet Ye'cuc ve Me'cuc('un setleri) açıldığında onlar her tepeden akın ederler.

min kulli

  Enbiyâ / 96 -

 Ali Bulaç = Yecuc ve Mecuc (un sedleri) açıldığında, onlar her bir tepeden akın ederler;

min kulli

  Enbiyâ / 96 -

 Ali Fikri Yavuz = Nihayet Ye’cûc ve Me’cûc’ün seddi açılıp da her tepeden saldırdıkları;

min kulli

  Enbiyâ / 96 -

 Ali Ünal = Nihayet bir zaman gelir, Ye’cuc ve Me’cuc’un önü açılır ve her tepeden yığın yığın akın etmeye başlarlar.

min kulli

  Enbiyâ / 96 -

 Bayraktar Bayraklı = (96-97) Nihayet Ye'cûc ve Me'cûc setleri açıldığı ve onlar her tepeden akın ettiği zaman, verilen gerçek söz yaklaştığında inkâr edenlerin gözleri donakalır! “Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz, bu durumdan habersizmişiz, hatta biz zâlim kimselermişiz” derler.[336]

min kulli

  Enbiyâ / 96 -

 Bekir Sadak = Yecuc ve Mecuc'un seddi yikildigi zaman her dere ve tepeden bosanirlar.

min kulli

  Enbiyâ / 96 -

 Celal Yıldırım = Sonunda Ye'cûc ve Me'cûc (seddi) açılır da her bir tepeden sökülüp sür'atle inerler.

min kulli

  Enbiyâ / 96 -

 Cemal Külünkoğlu = Nihayet (kıyamet alametlerinden olan) Ye'cüc ve Me'cüc'ün önü açıldığı zaman her tepeden akın ederler.

min kulli

  Enbiyâ / 96 -

 Diyanet İşleri (eski) = Yecüc ve Mecüc'ün seddi yıkıldığı zaman her dere ve tepeden boşanırlar.

min kulli

  Enbiyâ / 96 -

 Diyanet Vakfi = Nihayet Ye'cûc ve Me'cûc (sedleri) açıldığı ve onlar her tepeden akın ettiği zaman;

min kulli

  Enbiyâ / 96 -

 Edip Yüksel = Nihayet, Yecuc ve Mecuc'un önü açıldığı zaman, onlar her yönden saldırırlar.

min kulli

  Enbiyâ / 96 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Nihayet Ye'cûc ve Me'cûc açılıb da her tepeden saldırdıkları

min kulli

  Enbiyâ / 96 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Nihayet Ye'cuc ve Me'cuc(un seddi) açılıp da her tepeden saldırdıkları;

min kulli

  Enbiyâ / 96 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Nihayet Ye'cûc ve Me'cûc(un seddi) açıldığı zaman, ki onlar her dere ve tepeden akın edip çıkarlar.

min kulli

  Enbiyâ / 96 -

 Gültekin Onan = (96-97) Yecuc ve Mecuc(un sedleri) açıldığında, onlar her bir tepeden akın ederler. Gerçek olan vaad yaklaşmıştır, işte o zaman, küfredenlerin gözleri yuvalarından fırlayacak: "Eyvahlar bize, biz bundan tam bir gaflet içindeydik hayır, bizler zalim kimselerdik" (diyecekler).

min kulli

  Enbiyâ / 96 -

 Harun Yıldırım = Nihayet Ye'cûc ve Me'cûc açıldığı ve onlar her tepeden akın ettiği zaman;

min kulli

  Enbiyâ / 96 -

 Hasan Basri Çantay = (96-97) Nihayet Ye'cûc ve Me'cûc (un seddi) açılıb da her tepeden saldıracakları ve gerçek va'd olan (kıyamet) yaklaşdığı vakit, işte o zaman o küfr (ve inkâr) edenlerin gözleri hemen belirib kalacak, «Eyvah bizlere! Doğrusu biz bundan gaflet içindeydik. Hayır, biz zaalim kimselerdik» (diyecekler).

min kulli

  Enbiyâ / 96 -

 Hayrat Neşriyat = (96-97) Nihâyet Ye’cüc ve Me’cüc’ün (seddi) açıldığı ve onların her tepeden akın etmekte olduğu ve gerçek va'd (olan kıyâmet)in yaklaştığı zaman bir de bakarsın ki, inkâredenlerin gözleri (dehşetten) donuktur. 'Eyvah bize! Hakikaten bundan gaflet içindeydik,(biz) bil'akis (nefsimize) zulmeden kimseler imişiz!' (derler).

min kulli

  Enbiyâ / 96 -

 İbni Kesir = Ye'cuc ve Me'cuc açılıp da her tepeden ve dereden akın ettikleri vakit.

min kulli

  Enbiyâ / 96 -

 Kadri Çelik = Ye'cüc ve Me'cüc (seddi) açılıncaya ve onlar her tepeden akın ettiği zamana kadar (zalimler asla dönmezler).

min kulli

  Enbiyâ / 96 -

 Muhammed Esed = Ta ki, Yecüc ve Mecüc'ün (dünyaya) salınıp, (yeryüzünün) her köşe(sin)den boşalacakları zamana kadar,

min kulli

  Enbiyâ / 96 -

 Mustafa İslamoğlu = ta ki Ye'cuc ve Me'cuc'un salınıp, her bir köşeden boşalacakları zamana dek...

min kulli

  Enbiyâ / 96 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ye'cüc ve Me'cüc açılıp da onlar her tepeden koşmaya başlayacakları zamana kadar (bu kavimlerin halleri devam eder).

min kulli

  Enbiyâ / 96 -

 Ömer Öngüt = Nihayet Ye'cüc ve Me'cüc (sedleri) açıldığı zaman her tepeden saldırırlar.

min kulli

  Enbiyâ / 96 -

 Şaban Piriş = Ne zaman ki Yecüc ve Mecüc serbest bırakılır, her tepeden ve dereden sel gibi akarlar.

min kulli

  Enbiyâ / 96 -

 Sadık Türkmen = Nihayet yecüc ve Mecüc seddi açıldığında; onlar her bir tepeden akın ederler!

min kulli

  Enbiyâ / 96 -

 Seyyid Kutub = Sonunda Ye'cuc ile Me'cuc'un önündeki set yıkıldığında bunlar bütün tepelerden akarak her tarafa yayılırlar.

min kulli

  Enbiyâ / 96 -

 Suat Yıldırım = (96-97) Nihayet Ye’cüc ve Me’cüc’ün sedleri açılıp her tepeden dünyaya akın etmeye başladıkları, doğru vâdin vaktinin yaklaştığı sıra, işte o zaman, kâfirlerin gözleri birden donakalır. "Eyvah, bizlere! Biz bundan tam bir gaflet içinde idik, daha doğrusu kendimize zulmettik!" diyecekler.

min kulli

  Enbiyâ / 96 -

 Süleyman Ateş = Nihâyet Ye'cûc ve Me'cûc'un önü açıldığı ve onlar her tepeden akın etmeye başladıkları zaman,

min kulli

  Enbiyâ / 96 -

 Tefhim-ul Kuran = Yecuc ve Mecuc(un sedleri) açıldığında, onlar her bir tepeden akın ederler;

min kulli

  Enbiyâ / 96 -

 Ümit Şimşek = Nihayet Ye'cüc ile Me'cüc'ün önü açılır ve herbir tepeden akın ederler.

min kulli

  Enbiyâ / 96 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Ye'cûc ve Me'cûc'ün önü açıldığı zaman onlar, her tepeden akın ederler.

min kulli

  Enbiyâ / 96 -

 İskender Ali Mihr = Nihayet yecüc ve mecüc, (sedleri) açıldığı zaman tepelerin hepsinden saldırırlar.

min kulli

  Enbiyâ / 96 -

 İlyas Yorulmaz = Ancak ye’cüc ve me’cüc için kapılar açılıp da onlar her taraftan akın akın yeryüzüne dağılırlarsa (helak edilmiş kasaba halkı da yeryüzüne geri döner) . [2]

ve kullun

  Enbiyâ / 99 -

 Diyanet İşleri = Eğer onlar ilâh olsalardı oraya varmazlardı. Hâlbuki hepsi orada ebedî kalacaklardır.

ve kullun

  Enbiyâ / 99 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Şunlar, mâbud olsalardı oraya uğramazlardı, halbuki hepsi de orada ebedîdir.

ve kullun

  Enbiyâ / 99 -

 Abdullah Parlıyan = Eğer onlar gerçekten birer ilah olsalardı, o cehenneme uğramazlardı. Halbuki hepsi de orada ebedi kalacaklardır.

ve kullun

  Enbiyâ / 99 -

 Adem Uğur = Eğer onlar birer tanrı olsalardı oraya (cehenneme) girmezlerdi. Halbuki hepsi (tapanlar da tapılanlar da) orada ebedî kalacaklardır.

ve kullun

  Enbiyâ / 99 -

 Ahmed Hulusi = Eğer bunlar tanrılar olsalardı, oraya gelip girmezler idi! Hepsi orada ebedî kalıcılardır.

ve kullun

  Enbiyâ / 99 -

 Ahmet Tekin = Onlar tanrı olsalardı, oraya girmezlerdi. Halbuki hepsi orada ebedî kalacaklar.

ve kullun

  Enbiyâ / 99 -

 Ahmet Varol = Eğer onlar ilahlar olsalardı oraya girmezlerdi. Oysa hepsi orada sonsuza kadar kalacaktır.

ve kullun

  Enbiyâ / 99 -

 Ali Bulaç = Eğer onlar (gerçek) ilahlar olsalardı, ona girmeyeceklerdi. Oysa onların tümü içinde temelli kalıcıdırlar.

ve kullun

  Enbiyâ / 99 -

 Ali Fikri Yavuz = O taptıklarınız (putlar), eğer ilâh olsalardı, cehenneme girmezlerdi. Halbuki hepsi ebedî olarak orada kalacaklardır.

ve kullun

  Enbiyâ / 99 -

 Ali Ünal = O taptıkları gerçekten ilâh olsaydı oraya girmezlerdi. Ama istisnasız hepsi, orada sonsuzca kalacaklardır.