Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
lebi’se mâ kânû
Diyanet İşleri = Onlardan çoğunun günahta, düşmanlıkta, haram yemede birbirleriyle yarıştıklarını görürsün. Yapmakta oldukları şey ne kötüdür!
lebi’se mâ kânû
Abdulbaki Gölpınarlı = Onların çoğunu görürsün ki suç işlemekte, düşmanlık etmekte, haram yemekte birbirleriyle yarışa girerler. Yaptıkları şey, ne de kötüdür.
lebi’se mâ kânû
Abdullah Parlıyan = Onların çoğunun günah, düşmanlık ve haram yemede birbirleriyle yarıştıklarını görürsün.
lebi’se mâ kânû
Adem Uğur = Onlardan birçoğunun günah, düşmanlık ve haram yemede yarıştıklarını görürsün. Yaptıkları ne kadar kötüdür!
lebi’se mâ kânû
Ahmed Hulusi = Onlardan çoğunun Allâh'a karşı suça meyilli; düşmanlıkta ve haram yemekte süratli gittiklerini görürsün. . . Yapmakta oldukları ne kadar da kötüdür!
lebi’se mâ kânû
Ahmet Tekin = Onlardan çoğunu, bilerek günah işlemede, zarar vermede, düşmanlıkta ve köklerini kurutan ve insanî değer bırakmayan haramı, rüşveti yemede yarış ederlerken görürsün. Yapmaya devam ettikleri fiilleri ne kötüdür.
lebi’se mâ kânû
Ahmet Varol = Onların çoğunun günah, düşmanlık ve haram yemede birbirleriyle yarıştıklarını görürsün. Yapmakta oldukları şeyler ne kadar kötüdür!
lebi’se mâ kânû
Ali Bulaç = Onlardan çoğunun günahta, düşmanlıkta ve haram yiyicilikte çabalarına hız kattıklarını görürsün. Yapmakta oldukları ne kötüdür.
lebi’se mâ kânû
Ali Fikri Yavuz = Onlardan bir çoğunu görürsün ki, günaha girmekte, düşmanlık etmekte ve haram yemekte birbirleriyle yarışırlar. Yapmakta oldukları şey ne kadar kötü!
lebi’se mâ kânû
Ali Ünal = (Kitap Ehli’nden olan o inkârcıların) pek çoğunun, bizatihî büyük günah olan sözler sarfetmede, düşmanlıkta ve haram yemede yarışırcasına ve birbirlerine destek içinde koşuşturduklarını görürsün. Gerçekten ne de fena işleyip durdukları bu şey!
lebi’se mâ kânû
Bayraktar Bayraklı = Onların çoğunun günah işlemede, düşmanlık ve haram yemede yarıştıklarını görürsünüz. Yaptıkları ne kadar kötüdür!
lebi’se mâ kânû
Bekir Sadak = Onlardan cogunun gunaha, haksizliga ve haram yemege kosustuklarini gorursun. Yaptiklari ne kotudur!
lebi’se mâ kânû
Celal Yıldırım = Onlardan birçoğunun günaha, haksızlıkla düşmanlığa, haram yemeğe yarışırcasına koşuştuklarını görürsün. Yapageldikleri şey ne de fena !
lebi’se mâ kânû
Cemal Külünkoğlu = Onlardan birçoğunun günahta, düşmanlıkta ve haram yemede yarıştıklarını görürsün. Yaptıkları şey ne kadar kötüdür!
lebi’se mâ kânû
Diyanet İşleri (eski) = Onlardan çoğunun günaha, haksızlığa ve haram yemeğe koşuştuklarını görürsün. Yaptıkları ne kötüdür!
lebi’se mâ kânû
Diyanet Vakfi = Onlardan birçoğunun günah, düşmanlık ve haram yemede yarıştıklarını görürsün. Yaptıkları ne kadar kötüdür!
lebi’se mâ kânû
Edip Yüksel = Onların çoğunu günahta, düşmanlıkta ve haram yemekte koşuşurken görürsün. Yaptıkları ne kötü!
lebi’se mâ kânû
Elmalılı Hamdi Yazır = Onlardan bir çoğunu görürsün ki günâha girmek, zulmetmek ve haram yemekte sür'at yarışı yaparlar, her halde ne fena yaparlar
lebi’se mâ kânû
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Onlardan birçoğunun, günaha girmek, haksızlık yapmak ve haram yemek için sür'at yarışı yaptıklarını görürsün. Yaptıkları ise ne kötü!
lebi’se mâ kânû
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Onlardan çoğunu, günah işlemede, düşmanlıkta ve haram yemede yarış ederken görürsün. Bu yaptıkları şeyler ne kötüdür!
lebi’se mâ kânû
Gültekin Onan = Onlardan çoğunun günahta, düşmanlıkta ve haram yiyicilikte çabalarına hız kattıklarını görürsün. Yapmakta oldukları ne kötüdür.
lebi’se mâ kânû
Harun Yıldırım = Onlardan pek çoğunu günahta, düşmanlıkta ve haram yemede yarışır görürsün. Yapmakta oldukları şey ne kötüdür!
lebi’se mâ kânû
Hasan Basri Çantay = Onlardan bir çoğunu görürsün ki günâh (işlemek) de, düşmanlık (yapmak) da ve haram yemeklerinde birbiriyle sür'at koşusu yaparlar. İşlemekde oldukları şey elbet ne kadar kötü!..
lebi’se mâ kânû
Hayrat Neşriyat = Hem onlardan birçoğunun günah işlemede, düşmanlık yapmada ve haram yemelerinde koşuştuklarını görürsün. Yapmakta oldukları şey, gerçekten ne kötüdür!
lebi’se mâ kânû
İbni Kesir = Onlardan bir çoğunu görürsün ki; günaha, haksızlığa ve haram yemeye koşuşurlar. İşledikleri şey; gerçekten ne kötüdür.
lebi’se mâ kânû
Kadri Çelik = Onlardan çoğunun günaha, düşmanlığa ve haram yemeye koşuştuklarını görürsün. Gerçekten de yaptıkları şey pek kötüdür!
lebi’se mâ kânû
Muhammed Esed = Onların çoğunun, günah işlemede, gaddarca davranmada ve her kötülüğü boğazlarına indirmekte birbirleriyle yarıştıklarını görebilirsin. Yaptıkları şey ne kadar kötüdür.
lebi’se mâ kânû
Mustafa İslamoğlu = Onların çoğunun günahta, saldırganlıkta ve haramilikte yarıştıklarını görürsün; yaptıkları şey pek fenadır.
lebi’se mâ kânû
Ömer Nasuhi Bilmen = Ve onlardan birçoklarını görürsün ki, günaha, düşmanlığa ve haram yemeğe koşarlar. Yaptıkları şey elbette ne kadar fena!
lebi’se mâ kânû
Ömer Öngüt = Onların çoğunun günaha, düşmanlığa ve haram yemeye koşuştuklarını görürsün. Yaptıkları şey ne kötüdür!
lebi’se mâ kânû
Şaban Piriş = Onlardan çoğunun günaha, haksızlığa ve haram yemeğe koştuklarını görürsün, yaptıkları ne kötüdür!
lebi’se mâ kânû
Sadık Türkmen = Onlardan çoğunun günahta, düşmanlıkta, haram yemede birbirleriyle yarıştıklarını görüyorsun. Yapmakta oldukları şey ne kötüdür!
lebi’se mâ kânû
Seyyid Kutub = Onlardan çoğunun günahta, ölçüleri aşmakta ve haram yemekte birbirleriyle yarıştıklarını görürsün. Yaptıkları şey ne kadar kötüdür.
lebi’se mâ kânû
Suat Yıldırım = Onlardan birçoğunun günaha, başkasının hakkına tecavüz etmeye, haram yemeye yarışırcasına koştuklarını görürsün. Yaptıkları şey ne kadar kötü!
lebi’se mâ kânû
Süleyman Ateş = Onlardan çoğunun günâh, düşmanlık ve harâm yemede birbirleriyle yarıştıklarını görürsün. Yaptıkları şey ne kötüdür!
lebi’se mâ kânû
Tefhim-ul Kuran = Onlardan çoğunun günahta, düşmanlıkta ve haram yiyicilikte çabalarına hız kattıklarını görürsün. Yapmakta oldukları ne kötüdür.
lebi’se mâ kânû
Ümit Şimşek = Onlardan birçoğunun günahta, düşmanlıkta ve haram yemekte yarıştıklarını görürsün. Yapmakta oldukları ne kadar da kötü birşeydir!
lebi’se mâ kânû
Yaşar Nuri Öztürk = Onların birçoğunun günahta, düşmanlıkta, haram yemede yarıştıklarını görürsün. Ne kötüdür o yapmakta oldukları!
lebi’se mâ kânû
İskender Ali Mihr = Ve onlardan bir çoğunun günahda, düşmanlıkta ve haram yemekte birbirleriyle yarıştıklarını görürsün. Yaptıkları şey ne kötü.
lebi’se mâ kânû
İlyas Yorulmaz = Sen onların çoğunu, Allah’ın yasakladığı günahları işlemekte, (inananlara) düşmanlık yapmakta ve hak hukuk demeden her durumda haramları yemekte, birbirleri ile yarış halinde olduklarını görürsün. Yaptıkları ne kadar kötü şeylerdir.
lebi’se mâ kânû
Diyanet İşleri = Bunları, din adamları ve bilginler günah söz söylemekten ve haram yemekten sakındırsalardı ya! Yapmakta oldukları şey ne kötüdür!
lebi’se mâ kânû
Abdulbaki Gölpınarlı = Bâri, hükümleri bilenleri ve bilginleri, onları, suç olan sözleri söylemekten ve haram yemekten menetselerdi. İşledikleri iş, ne de kötüdür.
lebi’se mâ kânû
Abdullah Parlıyan = Onların din adamları ve hahamları, onları günah söz söylemekten ve haram yemekten engellemeleri gerekmez miydi? Yaptıkları şey ne kötüdür.
lebi’se mâ kânû
Adem Uğur = Din adamları ve âlimleri onları, günah olan sözleri söylemekten ve haram yemekten menetselerdi ya! İşledikleri (fiiller) ne kötüdür!
lebi’se mâ kânû
Ahmed Hulusi = Rabbanîler ve Ahbar (Mâide:44'te açıklandı) onları Allâh'a karşı suç olanları söylemekten ve haram yemekten engelleseler ya. . . Onların yapıp üretmekte oldukları ne kötüdür!
lebi’se mâ kânû
Ahmet Tekin = Gerçek dindarların ve din bilginlerinin, onları herkesçe bilinen günahların sözcülüğünü, savunuculuğunu yapmaktan, yalan söylemekten ve köklerini kurutan ve insanî değer bırakmayan haramı, rüşveti yemekten men etmeleri gerekmez miydi? Yapmakta oldukları düzenbazlıklar ne kötüdür.
lebi’se mâ kânû
Ahmet Varol = Kendilerini Rabbe adamış olanlarının (Rabbanilerinin) ve bilginlerinin onları günah söz söylemekten ve haram yemekten alıkoymaları gerekmez miydi! İşlemekte oldukları şeyler ne kadar kötüdür!
lebi’se mâ kânû
Ali Bulaç = Bilgin-yöneticileri (Rabbaniyyun) ve yüksek bilginleri (Ahbar), onları, günah söylemelerinden ve haram yiyiciliklerinden sakındırmalı değil miydi? Yapmakta oldukları ne kötüdür.
lebi’se mâ kânû
Ali Fikri Yavuz = Ne olurdu? Onların âlimleri ve din bilginleri, günah söylemelerinden ve haram yemelerinden kendilerini vazgeçirmeğe çalışsalardı ya. İşledikleri bu sanat ne kadar kötü!...
lebi’se mâ kânû
Ali Ünal = Bari mürşidleri ve fakihleri onları büyük günah olan sözler sarfetmekten ve haram yemekten alıkoysalardı! (Ama heyhat!) Bunların da yapıp durdukları gerçekten ne kötü!