Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

mâ esâbe-hum

  Hac / 35 -

 Diyanet İşleri = Onlar, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen, başlarına gelen musibetlere sabreden, namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayan kimselerdir.

mâ esâbe-hum

  Hac / 35 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Öyle kişilerdir onlar ki Allah anılınca yürekleri oynar korkudan ve uğradıkları müsîbetlere katlanırlar, namaz kılmaya devâm ederler ve kendilerini rızıklandırdığımız şeylerin bir kısmını harcarlar yoksullara.

mâ esâbe-hum

  Hac / 35 -

 Abdullah Parlıyan = Onlar ki, ne zaman Allah'tan söz edilse kalpleri titrer, başlarına gelen her türlü sıkıntı ve zorluklara karşı dişlerini sıkıp direnirler, namazlarına devamlı ve duyarlıdırlar. Kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah'ın rızasını kazanmak için başkalarına da harcarlar.

mâ esâbe-hum

  Hac / 35 -

 Adem Uğur = Onlar öyle kimseler ki, Allah anıldığı zaman kalpleri titrer; başlarına gelene sabrederler, namaz kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden (Allah için) harcarlar.

mâ esâbe-hum

  Hac / 35 -

 Ahmed Hulusi = Onlar ki, "Allâh" anıldığında o anlam şuurlarında haşyet oluşturur. . . Kendilerine isâbet edenlere sabredenler ve salâtı ikame edenlerdir. . . Kendilerini beslediğimiz yaşam gıdalarından, başkalarına da bağışlarlar.

mâ esâbe-hum

  Hac / 35 -

 Ahmet Tekin = Onlar, Allah zikredilirken, Allah’a ibadet edilirken, Allah’ın dini, şeriatı anlatılırken, lâyıkı veçhile ilgilenememe endişesiyle kalpleri ürperenlerdir. Başlarına gelen musibetlere, belâlara karşı sabrederek mücadeleye devam edenlerdir. Namazı âdâbına riayet ederek aksatmadan âşikâre kılanlardır. Kendilerine verdiğimiz rızık ve servetten karşılık gözetmeden gönüllü harcayanlardır.

mâ esâbe-hum

  Hac / 35 -

 Ahmet Varol = Onlar ki, Allah anıldığında kalpleri ürperir; başlarına gelenlere sabrederler, namazı kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan hayra harcarlar.

mâ esâbe-hum

  Hac / 35 -

 Ali Bulaç = Onlar ki, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir; kendilerine isabet eden musibetlere sabredenler, namazı dosdoğru kılanlar ve rızık olarak verdiklerimizden infak edenlerdir.

mâ esâbe-hum

  Hac / 35 -

 Ali Fikri Yavuz = Bunlar, o kimselerdir ki, Allah anılınca kableri titrer, kendilerine isabet eden musibetlere karşı da sabırlıdırlar, namaza devamlıdırlar ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan bir kısmını (hayır için) harcarlar.

mâ esâbe-hum

  Hac / 35 -

 Ali Ünal = Onlar ki, yanlarında Allah anıldığı zaman kalbleri derin bir saygıyla ürperir; başlarına ne gelirse gelsin sabırla bütünleşmiş olanlar ve namazı bütün şartlarına riayet ederek, vaktinde ve hiç aksatmadan kılanlardır onlar; ve kendilerine rızık olarak (mal, güç, zekâ, bilgi...) ne lütfetmişsek, onun bir miktarını (Allah rızası için ve kimseyi minnet altında koymadan ihtiyaç sahiplerine geçimlik olarak) verirler.

mâ esâbe-hum

  Hac / 35 -

 Bayraktar Bayraklı = Onlar, Allah anıldığında kalpleri ürperenler, başlarına gelene sabredenler, namazı dosdoğru kılanlar ve verdiğimiz rızklardan Allah rızası için harcayanlardır.

mâ esâbe-hum

  Hac / 35 -

 Bekir Sadak = (34-35) Her ummet icin, Allah'in kendilerine rizk olarak verdigi kurbanlik hayvanlarin uzerlerine O'nun adini anarak kurban kesmeyi mesru kildik. Sizin Tanriniz tek bir Tanri'dir, O'na teslim olun. Allah anildigi zaman kalbleri titreyen, baslarina gelene sabreden, namaz kilan, kendilerine verdigimiz riziktan sarfeden ve Allah'a gnul vermis olan kimselere mujde et.

mâ esâbe-hum

  Hac / 35 -

 Celal Yıldırım = Onlar ki, Allah anıldığı zaman kalbleri korku ve saygıdan titrer; kendilerine dokunan şeye (sıkıntı ve üzüntüye) karşı sabrederler; namazı vaktinde kılarlar ve kendilerine sunduğumuz rızıktan (Allah için) harcarlar.

mâ esâbe-hum

  Hac / 35 -

 Cemal Külünkoğlu = Onlar ki, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen, başlarına gelen her türlü sıkıntıya göğüs geren, namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden (Allah rızası için hayır yolunda) harcayanlardır.

mâ esâbe-hum

  Hac / 35 -

 Diyanet İşleri (eski) = (34-35) Her ümmet için, Allah'ın kendilerine rızk olarak verdiği kurbanlık hayvanların üzerlerine O'nun adını anarak kurban kesmeyi meşru kıldık. Sizin Tanrınız tek bir Tanrı'dır, O'na teslim olun. Allah anıldığı zaman kalbleri titreyen, başlarına gelene sabreden, namaz kılan, kendilerine verdiğimiz rızıktan sarfeden ve Allah'a gönül vermiş olan kimselere müjde et.

mâ esâbe-hum

  Hac / 35 -

 Diyanet Vakfi = Onlar öyle kimseler ki, Allah anıldığı zaman kalpleri titrer; başlarına gelene sabrederler, namaz kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden (Allah için) harcarlar.

mâ esâbe-hum

  Hac / 35 -

 Edip Yüksel = Onlar öyle kimselerdir ki, ALLAH'tan söz edildiğinde yürekleri ürperir. Başlarına gelene sabrederler, namazı gözetirler ve kendilerine verdiğimiz rızıktan yardım için harcarlar.

mâ esâbe-hum

  Hac / 35 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Ki Allah anıldığı vakıt kalbleri oynar ve kendilerine isabet edene sabırlı ve namaza devamlıdırlar ve kısmet ettiğimiz şeylerden infak da ederler

mâ esâbe-hum

  Hac / 35 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Ki Allah anıldığı zaman, kalpleri oynar; kendilerine gelen musibete sabreder; namazı devamlı kılar ve kendilerine verdiğimiz şeylerden başkalarına dağıtırlar.

mâ esâbe-hum

  Hac / 35 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Ki Allah anıldığı vakit onların kalpleri titrer. Onlar başlarına gelene sabreden, namaz kılan kimselerdir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcarlar.

mâ esâbe-hum

  Hac / 35 -

 Gültekin Onan = Onlar ki, Tanrı anıldığı zaman kalpleri ürperir; kendilerine isabet eden musibetlere sabredenler, namazı dosdoğru kılanlar ve rızık olarak verdiklerimizden infak edenlerdir.

mâ esâbe-hum

  Hac / 35 -

 Harun Yıldırım = Onlar öyle kimseler ki, Allah anıldığı zaman kalpleri titrer; başlarına gelene sabrederler, namaz kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden (Allah için) harcarlar.

mâ esâbe-hum

  Hac / 35 -

 Hasan Basri Çantay = (Öyle mutıy' ve mütevâzi' olanlar ki) Allah anılınca onların kalbleri kork (u ile oyn) ar. Onları kendilerine isaabet eden (mihnetlere, zorluklara) sabredenlerdir. Namazı dosdoğru kılanlardır. Kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden (Allah için) harcarlar.

mâ esâbe-hum

  Hac / 35 -

 Hayrat Neşriyat = Onlar ki, Allah anıldığı zaman kalbleri titrer; (ve onlar) başlarına gelen musîbetlere sabredenler ve namazı hakkıyla edâ edenlerdir; hem (onlar) kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden (Allah yolunda) sarf ederler.

mâ esâbe-hum

  Hac / 35 -

 İbni Kesir = Onlar ki; Allah anıldığı zaman kalbleri titrer. Başlarına gelenlere sabr eder, namaz kılar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan infak ederler.

mâ esâbe-hum

  Hac / 35 -

 Kadri Çelik = Onlar Allah anıldığı zaman kalpleri ürperenler, kendilerine isabet eden musibetlere sabredenler, namazı dosdoğru kılanlar ve rızık olarak verdiklerimizden infak edenlerdir.

mâ esâbe-hum

  Hac / 35 -

 Muhammed Esed = Onlar ki, ne zaman Allah'tan söz edilse kalpleri saygı ve sakınmayla titrer; (onlar ki) başlarına gelen her türlü darlığa, sıkıntıya göğüs gererler; salatta devamlı ve duyarlıdırlar; ve kendilerine verdiğimiz rızıktan başkalarına da harcarlar.

mâ esâbe-hum

  Hac / 35 -

 Mustafa İslamoğlu = Onlar ki, ne zaman Allah anılsa kalpleri saygıyla ürperir ve başlarına gelen şeylere sabrederler; üstelik namazı hakkını vererek kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan çömertçe sarf ederler.

mâ esâbe-hum

  Hac / 35 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Onlar ki, zikrolunduğu vakit kalpleri korkudan titrer ve kendilerine isabet etmiş olana sabredenlerdir ve namazı ikame edenlerdir ve kendilerini merzûk ettiğimiz şeylerden infakta bulunurlar.

mâ esâbe-hum

  Hac / 35 -

 Ömer Öngüt = Onlar o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman kalpleri titrer. Başlarına gelene sabrederler, namazı kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan infak ederler.

mâ esâbe-hum

  Hac / 35 -

 Şaban Piriş = Onlar, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. Başlarına gelene sabrederler, namaz kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan bağışlarlar.

mâ esâbe-hum

  Hac / 35 -

 Sadık Türkmen = Onlar, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen, başlarına gelen musibetleri düşünüp sabreden, namaza devam eden ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden, Allah’ın tavsiye ettiği şekilde harcayan kimselerdir.

mâ esâbe-hum

  Hac / 35 -

 Seyyid Kutub = Onlar ki, yanlarında Allah'ın adı anıldığında kalpleri ürperir, başlarına gelen belalara karşı sabrederler, namaz kılar ve kendilerine verdiğimiz rızıkların bir bölümünü Allah yolunda harcarlar.

mâ esâbe-hum

  Hac / 35 -

 Suat Yıldırım = Onlar ki; yanlarında Allah anıldığında kalpleri saygı ile ürperir. Başlarına gelen dertlere sabrederler. Namazlarını hakkıyla ifa eder, Allah’ın kendilerine nasib ettiği nimetlerden, O’nun rızasında harcayıp dururlar.

mâ esâbe-hum

  Hac / 35 -

 Süleyman Ateş = Onlar ki Allâh anıldığı zaman kalbleri titrer. Başlarına gelene sabrederler, namazı kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allâh yoluna) harcarlar.

mâ esâbe-hum

  Hac / 35 -

 Tefhim-ul Kuran = Onlar ki, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir; onlar, kendilerine isabet eden musibetlere sabredenler, namazı dosdoğru kılanlar ve rızık olarak verdiklerimizden infak edenlerdir.

mâ esâbe-hum

  Hac / 35 -

 Ümit Şimşek = Onlar, Allah anıldığında kalpleri ürperen, başlarına gelene sabreden, namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden bağışta bulunan kimselerdir.

mâ esâbe-hum

  Hac / 35 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Onlar öyle insanlardır ki, Allah anıldığında kalpleri titrer; başlarına gelene sabrederler, namazı gözetirler. Ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan infak ederler.

mâ esâbe-hum

  Hac / 35 -

 İskender Ali Mihr = Onlar, Allah’ı zikrettikleri zaman kalpleri titreyenlerdir (Allah’tan gelen bir cereyanla kalpleri ve vücutları sarsılanlardır). Onlara isabet edenlere (musîbetlere) sabredenlerdir ve salâtı (namazı) ikame edenlerdir. Ve onlar, onları rızıklandırdığımız şeylerden infâk ederler.

mâ esâbe-hum

  Hac / 35 -

 İlyas Yorulmaz = O alçak gönüllüler, Allah anıldığında kalpleri saygı ile titrer ve onlara bir kötülük isabet ettiğinde Allah’a olan saygılarını (sabırlarını) bozmazlar, namazlarını kılarlar ve kendilerine verilen rızıklardan ihtiyaç sahiplerine de verirler.

mâ esâbe

  Hûd / 89 -

 Diyanet İşleri = “Ey Kavmim! Bana karşı olan düşmanlığınız, Nûh kavminin veya Hûd kavminin yahut Salih kavminin başına gelenin benzeri gibi bir felaketi sakın sizin de başınıza getirmesin. (Ve unutmayın ki) Lût kavmi sizden uzak değildir.”

mâ esâbe

  Hûd / 89 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ey kavmim, bana karşı güttüğünüz düşmanlık, Nûh, yahut Hûd, yahut da Sâlih kavimlerinin uğradıkları azâba benzer bir azâba uğratmasın sizi; Lût kavmi de uzak değil sizden.

mâ esâbe

  Hûd / 89 -

 Abdullah Parlıyan = Ey kavmim! Bana karşı olan düşmanlığınız, Nuh kavminin, Hûd kavminin yahud da Salih kavminin başına gelenler gibi, sizi bir felakete uğratmasın. Lût kavminin helak oluşları hem tarih açısından, hem de coğrafi konum olarak sizden çok uzakta da değildir.

mâ esâbe

  Hûd / 89 -

 Adem Uğur = Ey kavmim! Sakın bana karşı düşmanlığınız, Nuh kavminin veya Hûd kavminin, yahut Sâlih kavminin başlarına gelenler gibi size de bir musibet getirmesin! Lût kavmi de sizden uzak değildir.

mâ esâbe

  Hûd / 89 -

 Ahmed Hulusi = "Ey kavmim. . . Bana karşı olmanız sakın sizi suça sürüklemesin; (böylece) Nuh halkına veya Hud halkına yahut Sâlih halkına isâbet edenin benzerinin size isâbet etmesi ile sizi cezalandırmasın. . . Lût halkı da sizden uzak değildir. "

mâ esâbe

  Hûd / 89 -

 Ahmet Tekin = 'Ey kavmim, sakın bana karşı düşmanlığınız, Nuh kavminin veya Hûd kavminin veya Sâlih kavminin başlarına gelenler gibi, size de bir musibet, bir belâ getirmesin. Lût kavmi de zaman, mekân ve davranışları itibariyle sizden uzak değildir.' dedi.

mâ esâbe

  Hûd / 89 -

 Ahmet Varol = Ey kavmim! Bana karşı gelmeniz, Nuh kavminin yahut Hud kavminin veya Salih kavminin başlarına gelenlerin benzerinin sizin başınıza da gelmesine yol açmasın. Lut kavmi sizden uzak değildir!

mâ esâbe

  Hûd / 89 -

 Ali Bulaç = "Ey kavmim, bana karşı gelişiniz, sakın Nuh kavminin ya da Hud kavminin veya Salih kavminin başlarına gelenlerin bir benzerini size de isabet ettirmesin. Üstelik Lut kavmi size pek uzak değil."

mâ esâbe

  Hûd / 89 -

 Ali Fikri Yavuz = Ey kavmim! Bana karşı gelmeniz, Nûh kavminin yahud Hûd kavminin veya sâlih kavminin başlarına gelenler gibi, sakın size bir musîbet getirmesin. Hele Lût kavmi, zaman ve yer bakımından sizden uzak değildir (onların başlarına gelenlerden ibret almaz mısınız.)

mâ esâbe

  Hûd / 89 -

 Ali Ünal = “Ey halkım! Bana olan muhalefet ve düşmanlığınız, Nuh kavminin veya Hûd kavminin ya da Salih’in kavminin başına gelen felâkete benzer bir felâkete uğramanıza sakın sebep olmasın! (Benzer bir felâkete düçar olan) Lût kavminin ülkesi ise, hiç de uzağınızda değil.