Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
mâ tuhfî
Diyanet İşleri = Allah, gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir.
mâ tuhfî
Abdulbaki Gölpınarlı = O, hıyânetle gizlice bakışı da bilir, gönüllerde gizlenen şeyleri de.
mâ tuhfî
Abdullah Parlıyan = Çünkü Allah art niyetli bakışların ve kalplerin gizlediği ihtiras ve tutkuların da farkındadır.
mâ tuhfî
Ahmed Hulusi = (O), gözlerin hainliğini (gayrı görmeyi) ve sadırların gizlediği şeyi bilir.
mâ tuhfî
Ahmet Tekin = Allah, gözlerin haramlara hain bakışını, gönüllerin gizlediğini bilir.
mâ tuhfî
Ahmet Varol = (Allah) gözlerin hainliklerini ve göğüslerin gizlediklerini bilir.
mâ tuhfî
Ali Bulaç = (Allah,) Gözlerin hainliklerini ve göğüslerin sakladıklarını bilir.
mâ tuhfî
Ali Fikri Yavuz = Allah, gözlerin hain bakışını da bilir, kalblerin gizlediğini de...
mâ tuhfî
Ali Ünal = Allah, gözlerdeki haince bakışları ve göğüslerin gizlediği her şeyi bilir.
mâ tuhfî
Bayraktar Bayraklı = Allah, gözlerin hain bakışını ve sinelerin gizlediğini bilir.
mâ tuhfî
Cemal Külünkoğlu = (Allah,) gözlerin art niyetli bakışını da, kalplerin gizlediği şeyleri de bilir.
mâ tuhfî
Diyanet İşleri (eski) = Allah gözlerin hainliğini ve gönüllerin gizlediğini bilir.
mâ tuhfî
Diyanet Vakfi = Allah, gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir.
mâ tuhfî
Elmalılı Hamdi Yazır = Gözlerin hâin bakışını da bilir, gönüllerin gizlediğini de
mâ tuhfî
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Gözlerin hain bakışını da bilir, gönüllerin gizlediğini de.
mâ tuhfî
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Allah, gözlerin hain bakışını da bilir, gönüllerin gizlediğini de.
mâ tuhfî
Gültekin Onan = (Tanrı,) Gözlerin hainliklerini ve göğüslerin sakladıklarını bilir.
mâ tuhfî
Harun Yıldırım = Allah, gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir.
mâ tuhfî
Hasan Basri Çantay = (Allah) gözlerin haain bakışını, göğüslerin gizleyeceği herşey'i bilir.
mâ tuhfî
Hayrat Neşriyat = (Allah) gözlerin hâin olanını (harama bakanları) ve sînelerin gizlediğini bilir.
mâ tuhfî
Kadri Çelik = (Allah,) Gözlerin hainliklerini ve göğüslerin saklamakta olduklarını bilir.
mâ tuhfî
Muhammed Esed = (çünkü) O, art niyetli bakışların ve yüreklerin gizlediği şeylerin farkındadır.
mâ tuhfî
Mustafa İslamoğlu = O, bakışlarda (saklı) ihaneti ve yüreklerin gizlediği şeyleri bilir;
mâ tuhfî
Ömer Nasuhi Bilmen = Allah, gözlerin hâinâne bakışını bilir ve sinelerin gizledikleri şeyi de (bilir).
mâ tuhfî
Ömer Öngüt = Allah gözlerin hâin bakışını, göğüslerin gizlediği her şeyi bilir.
mâ tuhfî
Sadık Türkmen = O, gözlerin hain bakışını ve göğüslerin/duyguların/zihinlerin gizlediğini bilir.
mâ tuhfî
Suat Yıldırım = O, gözlerin hain bakışını ve kalplerin sakladığı bütün şeyleri dahi bilir.
mâ tuhfî
Süleyman Ateş = (Allâh) gözlerin hâin (bakışlar)ını ve göğüslerin gizlediği düşünceleri bilir.
mâ tuhfî
Tefhim-ul Kuran = (Allah,) Gözlerin hainliklerini ve göğüslerin saklamakta olduklarını bilir.
mâ tuhfî
Ümit Şimşek = O, gözlerin haince bakışını da bilir, gönüllerin sakladığını da.
mâ tuhfî
Yaşar Nuri Öztürk = O bilir gözlerin hain bakışını ve göğüslerin sakladığını.
mâ tuhfî
İskender Ali Mihr = (Allah), gözlerin hainliklerini ve sinelerin gizlediği şeyleri bilir.
mâ tuhfî
İlyas Yorulmaz = Allah gözlerin hainliğini ve kalplerin gizlediklerini bilir.
ve mâ tuhfî
Diyanet İşleri = Ey iman edenler! Sizden olmayanlardan hiçbir sırdaş edinmeyin. Onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar. Hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Onların kinleri konuşmalarından apaçık ortaya çıkmıştır. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür. Eğer düşünürseniz size âyetleri açıkladık.
ve mâ tuhfî
Abdulbaki Gölpınarlı = Ey inananlar, birbirinizi bırakıp da başkalarını dost edinmeye kalkışmayın. Onlar, size zarar vermekten, kötülükte bulunmaktan geri kalmazlar, sizin zahmete düşmenizi dilerler. Düşmanlıkları, ağızlarından dökülen sözlerden açıkça belli olur, yüreklerinde gizledikleri düşmanlıksa daha da büyüktür. İşte, aklınızı başınıza almanız için size bu delilleri açıkladık.
ve mâ tuhfî
Abdullah Parlıyan = Ey iman edenler! Sizden olmayan kişileri dost veya sırdaş edinmeyin. Onlar sizi yoldan çıkarmak ve size kötülük etmekten asla geri durmazlar ve sizi sıkıntıda görmekten hoşlanırlar. Şiddetli öfkeleri ağızlarından dökülmektedir. Kalplerinde sakladıkları ise daha da kötüdür. Biz bunlarla ilgili bu işaretleri sizin için böylesine açık ve anlaşılır kıldık, eğer aklınızı kullanırsanız.
ve mâ tuhfî
Adem Uğur = Ey iman edenler! Kendi dışınızdakileri sırdaş edinmeyin. Çünkü onlar size fenalık etmekten asla geri durmazlar, hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Gerçekten, kin ve düşmanlıkları ağızlarından (dökülen sözlerinden) belli olmaktadır. Kalplerinde sakladıkları (düşmanlıkları) ise daha büyüktür. Eğer düşünüp anlıyorsanız, âyetlerimizi size açıklamış bulunuyoruz.
ve mâ tuhfî
Ahmed Hulusi = Ey iman edenler. . . Sizden olmayan kişilerle (inancınıza, itikadınıza uymayanlarla) dostluk kurmayın. (Onlar) size zarar vermek için fırsat beklerler ve sizi sıkıntı içinde görmekten mutlu olurlar. Görmüyor musunuz düşmanlıkları ağızlarından taşıyor! İçlerinde sakladıkları ise daha büyüktür. İşte gereken işaretleri size apaçık bildirdik. Aklınızı kullanın (değerlendirin).
ve mâ tuhfî
Ahmet Tekin = Ey iman nimetine kavuşanlar, kendi dışınızdakilerden müsteşar, danışman, sırlarınıza vâkıf olacak çalışma arkadaşı edinmeyin. Onlar, size fenalık etmekten, ortalık bulandırmaktan, bozgunculuk etmekten geri kalmazlar. Hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Kin ve düşmanlıkları ağızlarından taşmaktadır. Kalplerinde gizledikleri düşmanlıkları ise, daha fazladır. Aklınızı kullanırsanız eğer, size karşı azılı düşman olduklarının delillerini açıkladığımızı anlayacaksınız.
ve mâ tuhfî
Ahmet Varol = Ey iman edenler! Kendinizden olmayanı sırdaş edinmeyin. Onlar aranızda fesat çıkarmaktan geri durmazlar. Size sıkıntı verecek şeylerden hoşlanırlar. Kinleri ağızlarından taşmaktadır. Kalplerinin gizlediğiyse daha büyüktür. Eğer akıl ediyorsanız size ayetleri açıkladık.
ve mâ tuhfî
Ali Bulaç = Ey iman edenler, sizden olmayanları sırdaş edinmeyin. Onlar size kötülük ve zarar vermeye çalışıyor, size zorlu bir sıkıntı verecek şeyden hoşlanırlar. Buğz (ve düşmanlıkları) ağızlarından dışa vurmuştur, sinelerinin gizli tuttukları ise, daha büyüktür. Size ayetlerimizi açıkladık; belki akıl erdirirsiniz.
ve mâ tuhfî
Ali Fikri Yavuz = Ey müminler! Din kardeşlerinizden başkasını (kâfir ve münafıkları) dost edinmeyin: Onlar size fenalık yapmakta, fesad çıkarmakta kusur etmezler ve sıkıntaya girmenizi arzu ederler. Onların size karşı olan kin ve düşmanlıkları ağızlarından meydana dökülmüştür. Kalblerinde gizledikleri düşmanlık ise daha büyüktür. Onların düşmanlıklarına dâir âyetleri açıkladık, eğer düşünür ve anlarsanız...
ve mâ tuhfî
Ali Ünal = Ey iman edenler! Kendinizden (her bakımdan sizin gibi olanlardan) başkasını sırdaş edinmeyin; çünkü (bilhassa o gayrı Müslimler içinde size gayz ve düşmanlık besleyenler), başınıza dert açmada ellerinden geleni arkalarına koymazlar; ayrıca üzerinizden dert ve sıkıntı hiç gitmesin isterler. Baksanıza, size olan buğzları ağızlarından taşıyor; içlerinde gizledikleri ise daha da öte. Eğer aklınızı kullanır ve gereğince davranırsanız, size apaçık gerçekleri açıklıyoruz.