Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

mecnûnin

  Sâffât / 36 -

 Diyanet İşleri = “Biz, deli bir şair için ilâhlarımızı mı terk edeceğiz?” diyorlardı.

mecnûnin

  Sâffât / 36 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve biz derlerdi, deli bir şâir için mâbutlarımızı bırakalım mı?

mecnûnin

  Sâffât / 36 -

 Abdullah Parlıyan = Ve “Mecnun bir şairin sözüyle, biz ilahlarımızı mı terkedeceğiz?” derlerdi.

mecnûnin

  Sâffât / 36 -

 Adem Uğur = Mecnun bir şair için biz tanrılarımızı bırakacak mıyız? derlerdi.

mecnûnin

  Sâffât / 36 -

 Ahmed Hulusi = "Tanrılarımızı, cinlenmiş bir şair için terk mi edeceğiz?" derlerdi.

mecnûnin

  Sâffât / 36 -

 Ahmet Tekin = 'Cinlere mahkûm olmuş, deli bir şâir için tanrılarımızı mı terk edeceğiz.' diyorlardı.

mecnûnin

  Sâffât / 36 -

 Ahmet Varol = 'Biz delirmiş bir şair için ilâhlarımızı mı terkedeceğiz? diyorlardı.

mecnûnin

  Sâffât / 36 -

 Ali Bulaç = Ve derlerdi ki: "Biz, ünlenmiş bir şair için ilahlarımızı terk mi edeceğiz?"

mecnûnin

  Sâffât / 36 -

 Ali Fikri Yavuz = Ve: “- Hiç bir mecnûn şair için, biz putlarımızı bırakır mıyız?” diyorlardı.

mecnûnin

  Sâffât / 36 -

 Ali Ünal = Ve “Şimdi biz, deli bir şair için ilâhlarımızı terk mi edeceğiz?!” derlerdi.

mecnûnin

  Sâffât / 36 -

 Bayraktar Bayraklı = Şöyle diyorlardı: “Ne yani, cin çarpmış bir şair için tanrılarımızı terk mi edelim?”

mecnûnin

  Sâffât / 36 -

 Bekir Sadak = "Deli bir sair yuzunden tanrilarimizi mi birakalim?» derlerdi.

mecnûnin

  Sâffât / 36 -

 Celal Yıldırım = Ve derlerdi ki: Deli bir şâir için hiç tanrılarımızı bırakır mıyız ?

mecnûnin

  Sâffât / 36 -

 Cemal Külünkoğlu = (34-36) İşte biz, suçlulara böyle yaparız. Çünkü onlara: “Allah'tan başka ilah yoktur” denildiği zaman büyüklük taslayarak: “Deli bir şair için ilahlarımızı mı bırakalım?” diyorlardı.

mecnûnin

  Sâffât / 36 -

 Diyanet İşleri (eski) = 'Deli bir şair yüzünden tanrılarımızı mı bırakalım?' derlerdi.

mecnûnin

  Sâffât / 36 -

 Diyanet Vakfi = «Mecnun bir şair için biz tanrılarımızı bırakacak mıyız?» derlerdi.

mecnûnin

  Sâffât / 36 -

 Edip Yüksel = 'Tanrılarımızı deli bir şair için mi terkedeceğiz?' diyorlardı.

mecnûnin

  Sâffât / 36 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Ve «hiç biz mecnun şâır için ilâhlarımızı bırakır mıyız?» diyorlardı

mecnûnin

  Sâffât / 36 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Ve «Biz hiç deli bir şair için ilahlarımızı bırakır mıyız?» diyorlardı.

mecnûnin

  Sâffât / 36 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Ve: «Biz, hiç, bir mecnun (deli) şair için ilâhlarımızı bırakır mıyız?» diyorlardı.

mecnûnin

  Sâffât / 36 -

 Gültekin Onan = Ve derlerdi ki: "Biz, ünlenmiş bir şair için tanrılarımızı terk mi edeceğiz?"

mecnûnin

  Sâffât / 36 -

 Harun Yıldırım = "Mecnun bir şair için biz ilahlarımızı bırakacak mıyız?" derlerdi.

mecnûnin

  Sâffât / 36 -

 Hasan Basri Çantay = «Biz mecnun bir şâir için ma'budlarımızdan vaz mı geçecekmişiz?» derler (di).

mecnûnin

  Sâffât / 36 -

 Hayrat Neşriyat = Ve: 'Doğrusu biz, deli bir şâir için ilâhlarımızı gerçekten terk edecek kimseler miyiz?' diyorlardı.

mecnûnin

  Sâffât / 36 -

 İbni Kesir = Ve derlerdi ki: Deli bir şair için mi ilahlarımızı terkedeceğiz?

mecnûnin

  Sâffât / 36 -

 Kadri Çelik = Ve derlerdi ki: “Biz, deli bir şair için ilahlarımızı terk mi edeceğiz?”

mecnûnin

  Sâffât / 36 -

 Muhammed Esed = ve "Mecnun bir şairin sözüyle biz ilahlarımızı mı terk edeceğiz?" derlerdi.

mecnûnin

  Sâffât / 36 -

 Mustafa İslamoğlu = ve "Ne yani, şimdi kalkıp da mecnun bir şairin sözüne uyup ilahlarımızı mı terk edelim?" demişlerdir.

mecnûnin

  Sâffât / 36 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ve derler ki: «Mecnun bir şair için kendi ilâhlarımızı biz mi terkedeceğiz?»

mecnûnin

  Sâffât / 36 -

 Ömer Öngüt = "Cinlenmiş bir şâirin hatırı için biz ilâhlarımızı terk mi edeceğiz?" derlerdi.

mecnûnin

  Sâffât / 36 -

 Şaban Piriş = -Bir mecnun şair için ilahlarımızı terk mi edeceğiz? derlerdi.

mecnûnin

  Sâffât / 36 -

 Sadık Türkmen = Ve diyorlardı ki: “Biz, mecnun bir şair için ilâhlarımızı terk mi edeceğiz?”

mecnûnin

  Sâffât / 36 -

 Seyyid Kutub = Deli bir şair için tanrılarımızı mı bırakalım? derlerdi.

mecnûnin

  Sâffât / 36 -

 Suat Yıldırım = (35-36) Çünkü onlara "Allah’tan başka ilah yok!" denildiğinde, kibirlenip kafa tutarlar ve: "Deli bir şairin sözüne bakarak hiç biz ilahlarımızı bırakır mıyız, olacak iş mi bu?" derlerdi.

mecnûnin

  Sâffât / 36 -

 Süleyman Ateş = "Cinlenmiş bir şâir için biz tanrılarımızı mı terk edeceğiz?" derlerdi.

mecnûnin

  Sâffât / 36 -

 Tefhim-ul Kuran = Ve derlerdi ki: «Biz, ünlenmiş bir şair için ilahlarımızı terk mi edeceğiz?»

mecnûnin

  Sâffât / 36 -

 Ümit Şimşek = 'Delirmiş bir şairin hatırı için tanrılarımızı mı terk edelim?' diyorlardı.

mecnûnin

  Sâffât / 36 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Ve şöyle diyorlardı: "Mecnun bir şair yüzünden ilahlarımızı mı terk edeceğiz?"

mecnûnin

  Sâffât / 36 -

 İskender Ali Mihr = Ve onlar: "Mecnun (deli) bir şair için, gerçekten biz, ilâhlarımızı terkedenler mi olacağız?" diyorlar(dı).

mecnûnin

  Sâffât / 36 -

 İlyas Yorulmaz = “Ne yani, biz şimdi, bir delinin bir şairin sözüyle ilahlarımızı mı terk edeceğiz?” dediler.

ve lâ mecnûnin

  Tûr / 29 -

 Diyanet İşleri = (Ey Muhammed!) O hâlde, sen öğüt ver. Rabbinin nimeti sayesinde, sen ne bir kâhinsin, ne de bir deli.

ve lâ mecnûnin

  Tûr / 29 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Artık öğüt ver, gerçekten de Rabbinin nîmeti sâyesinde sen, ne kâhinsin, ne deli.

ve lâ mecnûnin

  Tûr / 29 -

 Abdullah Parlıyan = Öyleyse ey Muhammed! Sen bütün insanlara öğüt ver. Çünkü sen, Rabbinin nimeti sayesinde, inkârcıların dedikleri gibi ne bir kahinsin, ne de bir deli.

ve lâ mecnûnin

  Tûr / 29 -

 Adem Uğur = (Resûlüm!) Sen öğüt ver. Rabbinin lütfuyla sen ne bir kâhinsin, ne de bir deli.

ve lâ mecnûnin

  Tûr / 29 -

 Ahmed Hulusi = (Rasûlüm) sen hatırlat! Rabbinin nimeti olarak, sen ne bir kâhin olarak açığa çıkarıldın ve ne de cin etkisi altında olan kişi!

ve lâ mecnûnin

  Tûr / 29 -

 Ahmet Tekin = Öğüt ver, tebliğ görevini yapmaya devam et. Rabbinin, sana ihsan ettiği vahyi, peygamberlik nimeti sebebiyle, sana kâhin de, cinlere mahkûm olmuş biri de, deli de diyemezler. Sen kâhin de, cinlere mahkûm olmuş biri de, deli de değilsin.

ve lâ mecnûnin

  Tûr / 29 -

 Ahmet Varol = O halde sen öğüt ver. Rabbinin nimetiyle sen ne bir kâhinsin ne de mecnun.

ve lâ mecnûnin

  Tûr / 29 -

 Ali Bulaç = Şu halde sen, öğüt verip hatırlat; çünkü sen, Rabbinin nimetiyle ne kahinsin, ne mecnun.

ve lâ mecnûnin

  Tûr / 29 -

 Ali Fikri Yavuz = O halde (Ey Rasûlüm, sen) öğüd ve nasihata devam et; çünkü sen, Rabbinin (nübüvvet ve İslâm) nimeti sayesinde ne kâhinsin, ne mecnûn...

ve lâ mecnûnin

  Tûr / 29 -

 Ali Ünal = İşte (Rasûlüm), sen irşad ve nasihatlerine devam et; bil ki sen, Rabbinin lütf u keremiyle ne bir kâhinsin, ne de bir deli.