Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

min el kânıtîne

  Hicr / 55 -

 Diyanet İşleri = “Biz sana gerçeği müjdeledik. Sakın ümitsizlerden olma” dediler.

min el kânıtîne

  Hicr / 55 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Sana öyle bir müjde veriyoruz ki gerçektir bu, sakın ümîdini kesenlerden olma demişlerdi.

min el kânıtîne

  Hicr / 55 -

 Abdullah Parlıyan = “Sana öyle bir müjde veriyoruz ki, bu gerçektir, sakın ümidini kesenlerden olma!” demişlerdi.

min el kânıtîne

  Hicr / 55 -

 Adem Uğur = Sana gerçeği müjdeledik, sakın ümitsizliğe düşenlerden olma! dediler.

min el kânıtîne

  Hicr / 55 -

 Ahmed Hulusi = Dediler ki: "Seni Hak olarak müjdeliyoruz! Sakın ümitsizliğe düşme!"

min el kânıtîne

  Hicr / 55 -

 Ahmet Tekin = Melekler:'Seni kesinlik kazanan bir hakikatle, doğru bir haberle müjdeledik. Sakın ümitsizliğe düşenlerden olma.' dediler.

min el kânıtîne

  Hicr / 55 -

 Ahmet Varol = 'Seni hak ile müjdeledik. Şu halde ümit kesenlerden olma' dediler.

min el kânıtîne

  Hicr / 55 -

 Ali Bulaç = Dediler ki: "Seni gerçekle müjdeledik; öyleyse umut kesenlerden olma."

min el kânıtîne

  Hicr / 55 -

 Ali Fikri Yavuz = Onlar: “- Seni hak ve gerçekle müjdeledik, onun için Allah’ın rahmetinden ümidini kesenlerden olma” dediler.

min el kânıtîne

  Hicr / 55 -

 Ali Ünal = “Sana gerçeği müjdeledik; öyleyse ümidini yitirenlerden olma!” dediler.

min el kânıtîne

  Hicr / 55 -

 Bayraktar Bayraklı = Melekler, “Sana gerçeği müjdeledik, sakın ümitsizliğe düşenlerden olma!” dediler.

min el kânıtîne

  Hicr / 55 -

 Bekir Sadak = «eni gercekten mujdeliyoruz, umutsuzlardan olma» demislerdi.

min el kânıtîne

  Hicr / 55 -

 Celal Yıldırım = Dediler ki: «Seni hak ile müjdeledik. Artık sen ümitsizlerden olma !»

min el kânıtîne

  Hicr / 55 -

 Cemal Külünkoğlu = “Sana bu müjdeyi gerçeğe dayanarak veriyoruz, sakın umutsuzlardan olma!” dediler.

min el kânıtîne

  Hicr / 55 -

 Diyanet İşleri (eski) = 'Seni gerçekten müjdeliyoruz, umutsuzlardan olma' demişlerdi.

min el kânıtîne

  Hicr / 55 -

 Diyanet Vakfi = Sana gerçeği müjdeledik, sakın ümitsizliğe düşenlerden olma! dediler.

min el kânıtîne

  Hicr / 55 -

 Edip Yüksel = 'Sana gerçeği müjdeledik, umudunu kesme,' dediler.

min el kânıtîne

  Hicr / 55 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Seni dediler: emri hakkile tebşir ettik, onun için ümidi kesenlerden olma

min el kânıtîne

  Hicr / 55 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Onlar: «Biz seni gerçek şeyle müjdeledik; onun için ümidini kesenlerden olma!» dedi.

min el kânıtîne

  Hicr / 55 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Melekler: «Seni gerçekle müjdeliyoruz. Sakın Allah'ın rahmetinden ümidini kesenlerden olma!» dediler.

min el kânıtîne

  Hicr / 55 -

 Gültekin Onan = Dediler ki: "Seni gerçekle müjdeledik; öyleyse umut kesenlerden olma."

min el kânıtîne

  Hicr / 55 -

 Harun Yıldırım = Dediler ki: “Seni gerçekle müjdeledik; öyleyse sakın umut kesenlerden olma!”

min el kânıtîne

  Hicr / 55 -

 Hasan Basri Çantay = Dediler: «Seni hak olarak muştuluyoruz. O halde ümîdini kesenlerden olma».

min el kânıtîne

  Hicr / 55 -

 Hayrat Neşriyat = (Melekler:) 'Seni hak ile (muhakkak olacak bir şeyle) müjdeledik; onun için ümîdi kesenlerden olma!' dediler.

min el kânıtîne

  Hicr / 55 -

 İbni Kesir = Dediler ki: Seni gerçekten müjdeliyoruz, öyleyse ümidini kesenlerden olma.

min el kânıtîne

  Hicr / 55 -

 Kadri Çelik = Dediler ki: “Seni gerçekle müjdeledik; öyleyse ümitsizliğe düşenlerden olma.”

min el kânıtîne

  Hicr / 55 -

 Muhammed Esed = "Seni gerçekleşmesi kaçınılmaz olan bir şeyle müjdeliyoruz; onun için sakın umut kesenlerden olma!" dediler.

min el kânıtîne

  Hicr / 55 -

 Mustafa İslamoğlu = Onlar "Biz seni, gerçekleşmesi kaçınılmaz bir bilgiye dayanarak müjdeliyoruz" deyip eklediler: "Sakın ha, umutsuzluğa düşeyim deme!"

min el kânıtîne

  Hicr / 55 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Dediler ki: «Seni hak ile müjdeledik, artık sen ümitsizliğe düşmüş olanlardan olma.»

min el kânıtîne

  Hicr / 55 -

 Ömer Öngüt = Dediler ki: “Sana hakkı müjdeledik, sakın ümit kesenlerden olma!”

min el kânıtîne

  Hicr / 55 -

 Şaban Piriş = -Seni gerçekten müjdeliyoruz. Ümitsizliğe düşenlerden olma! dediler.

min el kânıtîne

  Hicr / 55 -

 Sadık Türkmen = “sana gerçeği müjdeledik” dediler. “Sakın umut kesenlerden olma!”

min el kânıtîne

  Hicr / 55 -

 Seyyid Kutub = Onlar dediler ki «Sana bu müjdeyi gerçeğe dayanarak veriyoruz, sakın umutsuzlardan olma.»

min el kânıtîne

  Hicr / 55 -

 Suat Yıldırım = "Sana gerçeği müjdeledik, onun için ümit kesenlerden olma!" dediler.

min el kânıtîne

  Hicr / 55 -

 Süleyman Ateş = "Sana gerçeği müjdeledik, umut kesenlerden olma!" dediler.

min el kânıtîne

  Hicr / 55 -

 Tefhim-ul Kuran = Dediler ki: «Seni gerçekle müjdeledik; öyleyse umut kesenlerden olma.»

min el kânıtîne

  Hicr / 55 -

 Ümit Şimşek = 'Biz seni hak ile müjdeliyoruz,' dediler. 'Sakın ümit kesenlerden olma.'

min el kânıtîne

  Hicr / 55 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Dediler: "Hakk'a dayanarak müjdeledik sana, sakın ümitsizliğe düşenlerden olma."

min el kânıtîne

  Hicr / 55 -

 İskender Ali Mihr = “Biz seni hak ile müjdeledik. Artık ’ümit kesenler’den olma.” dediler.

min el kânıtîne

  Hicr / 55 -

 İlyas Yorulmaz = Misafirler “Biz seni olacak bir gerçekle müjdeliyoruz. Umutsuzlardan olma” dediler.