Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

na’budu

  Şu’arâ / 71 -

 Diyanet İşleri = “Putlara tapıyoruz ve onlara tapmağa devam edeceğiz” demişlerdi.

na’budu

  Şu’arâ / 71 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Putlara tapıyoruz dediler ve onlara kulluk edip durmadayız.

na’budu

  Şu’arâ / 71 -

 Abdullah Parlıyan = Onlar da: “Putlara kulluk ediyoruz ve onlara tapmaya devam edeceğiz” demişlerdi.

na’budu

  Şu’arâ / 71 -

 Adem Uğur = Putlara tapıyoruz ve onlara tapmaya devam edeceğiz diye cevap verdiler.

na’budu

  Şu’arâ / 71 -

 Ahmed Hulusi = Dediler ki: "Putlara kulluk ederiz, hep onlarla meşgulüz. "

na’budu

  Şu’arâ / 71 -

 Ahmet Tekin = Onlar: 'Ağaçtan yontularak, metalden dökülerek yapılan heykellere, putlara tapıyoruz. Onlara ibadete devam edeceğiz' demişlerdi.

na’budu

  Şu’arâ / 71 -

 Ahmet Varol = 'Putlara tapıyoruz. Onlar için ibadet edip duruyoruz' dediler.

na’budu

  Şu’arâ / 71 -

 Ali Bulaç = Demişlerdi ki: "Putlara tapıyoruz, bunun için sürekli onların önünde bel büküp eğiliyoruz."

na’budu

  Şu’arâ / 71 -

 Ali Fikri Yavuz = Onlar da: “- Bir takım putlara tapıyoruz, bütün gün onlara ibadete devam ediyoruz.” dediler.

na’budu

  Şu’arâ / 71 -

 Ali Ünal = “(Bildiğin gibi) biz, (tahtadan ve taştan yapılmış da olsalar) birtakım putlara tapıyoruz; (ilâhlarımız oldukları için) önlerinde eğilmeye de devam edeceğiz.” diye cevap verdiler.

na’budu

  Şu’arâ / 71 -

 Bayraktar Bayraklı = (69-74) Onlara İbrâhim'in kıssasını anlat! İbrâhim, babasına ve ulusuna “nelere tapıyorsunuz?” demişti. Onlar: “Putlara tapıyoruz; onlarla ilgilenip duruyoruz” demişlerdi. İbrâhim: “Çağırdığınız zaman sizi duyarlar mı ve size bir fayda ve zarar verirler mi?” demişti. Onlar: “Ancak, babalarımızı da böyle yaparken bulduk” demişlerdi.[378]

na’budu

  Şu’arâ / 71 -

 Bekir Sadak = «Putlara tapiyoruz, onlara baglanip duruyoruz» demislerdi.

na’budu

  Şu’arâ / 71 -

 Celal Yıldırım = «Putlara tapıyoruz ve hep onlar için toplanıp üzerlerine kapanırcasına tapmaya devam ediyoruz» dediler.

na’budu

  Şu’arâ / 71 -

 Cemal Külünkoğlu = (Onlar da:) “Putlara tapıyoruz ve onlara tapmağa devam edeceğiz” demişlerdi.

na’budu

  Şu’arâ / 71 -

 Diyanet İşleri (eski) = 'Putlara tapıyoruz, onlara bağlanıp duruyoruz' demişlerdi.

na’budu

  Şu’arâ / 71 -

 Diyanet Vakfi = «Putlara tapıyoruz ve onlara tapmaya devam edeceğiz» diye cevap verdiler.

na’budu

  Şu’arâ / 71 -

 Edip Yüksel = 'Heykellere tapıyoruz; biz kendimizi onlara adamış bulunuyoruz,' dediler.

na’budu

  Şu’arâ / 71 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Bir takım putlara taparız da dediler: onlar sayesinde toplanırız

na’budu

  Şu’arâ / 71 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Bir takım putlara taparız da, onlar sayesinde toplanırız, dediler.

na’budu

  Şu’arâ / 71 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = «Birtakım putlara taparız da onlar sayesinde toplanırız» dediler.

na’budu

  Şu’arâ / 71 -

 Gültekin Onan = Demişlerdi ki: "Putlara tapıyoruz, bunun için sürekli onların önünde bel büküp eğiliyoruz."

na’budu

  Şu’arâ / 71 -

 Harun Yıldırım = Demişlerdi ki: “Putlara ibadet ediyoruz, bunun için sürekli onların önünde bel büküp eğiliyoruz.”

na’budu

  Şu’arâ / 71 -

 Hasan Basri Çantay = Dediler: «Putlara tapıyoruz. Onun için bütün gün onlara vakf-ı hizmet etmekde sabit ve dâimiz».

na’budu

  Şu’arâ / 71 -

 Hayrat Neşriyat = (Onlar:) 'Birtakım putlara tapıyoruz, öyle ki (biz) onlara tapmakta devam eden kimseleriz' dediler.

na’budu

  Şu’arâ / 71 -

 İbni Kesir = Onlar da: Putlara tapıyoruz ve onlara bağlanıp duruyoruz, demişlerdi.

na’budu

  Şu’arâ / 71 -

 Kadri Çelik = Demişlerdi ki: “Putlara tapıyoruz. Sürekli (ibadet için) onların yanında kalıcılarız.”

na’budu

  Şu’arâ / 71 -

 Muhammed Esed = Onlar da: "Putlara kulluk ediyoruz" diye karşılık verdiler, "ve her zaman, kendini onlara adamış kimseler olarak kalacağız!"

na’budu

  Şu’arâ / 71 -

 Mustafa İslamoğlu = Onlar da "Putlara kulluk ediyoruz; dahası, onlara adanmış kimseler olarak kalacağız!" dediler.

na’budu

  Şu’arâ / 71 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Dediler ki: «Putlara ibadet ediyoruz. Onlara (ibadete) devam edip duruyoruz.»

na’budu

  Şu’arâ / 71 -

 Ömer Öngüt = Dediler ki: “Putlara tapıyoruz ve onlara tapmaya devam edeceğiz. ”

na’budu

  Şu’arâ / 71 -

 Şaban Piriş = Onlar da: -Putlara kulluk ediyoruz, onlara bağlılıktan hiç ayrılmayız, dediler.

na’budu

  Şu’arâ / 71 -

 Sadık Türkmen = Dediler ki: “Putlara tapıyoruz ve sürekli olarak onlara boyun büküp önlerinde eğileceğiz.”

na’budu

  Şu’arâ / 71 -

 Seyyid Kutub = Onlar da «Putlara tapıyoruz ve biz tapınmayı hep sürdüreceğiz» dediler.

na’budu

  Şu’arâ / 71 -

 Suat Yıldırım = Onlar da: "Kendi putlarımıza ibadet ediyoruz." dediler ve ilave ettiler: "Onlara tapmaya da devam edeceğiz!"

na’budu

  Şu’arâ / 71 -

 Süleyman Ateş = "Putlara tapıyoruz, onların önünde ibâdete duruyoruz." dediler.

na’budu

  Şu’arâ / 71 -

 Tefhim-ul Kuran = Demişlerdi ki: «Putlara tapıyoruz, bunun için sürekli onların önünde bel büküp eğiliyoruz.»

na’budu

  Şu’arâ / 71 -

 Ümit Şimşek = 'Biz putlara taparız,' dediler. 'Ve onlara tapmaya devam edeceğiz.'

na’budu

  Şu’arâ / 71 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Dediler: "Birtakım putlara tapıyoruz. Onların önünde toplanıp tapınmaya devam edeceğiz."

na’budu

  Şu’arâ / 71 -

 İskender Ali Mihr = “Biz putlara tapıyoruz. Böylece onlara devamlı ibadet edeceğiz.” dediler.

na’budu

  Şu’arâ / 71 -

 İlyas Yorulmaz = Onlarda “Putlara tapıyoruz ve bunları içimizden gelerek yapıyoruz” dediler.

mâ na’budu-hum

  Zümer / 3 -

 Diyanet İşleri = İyi bilin ki, halis din yalnız Allah’ındır. O’nu bırakıp da başka dostlar edinenler, “Biz onlara sadece, bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz” diyorlar. Şüphesiz Allah, ayrılığa düştükleri şeyler konusunda aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve nankör olanları doğru yola iletmez.

mâ na’budu-hum

  Zümer / 3 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Bilin ki özden kulluk, yalnız Allah'a olur, ondan başka mâbutlar kabûl edenler, biz derler, onlara, ancak bizi Allah'a yakınlaştırıp mânevî bir yakınlık derecesine ulaştırsınlar diye tapıyoruz; şüphe yok ki Allah, ihtilâfa düştükleri şeyler hakkında aralarında hükmeder; şüphe yok ki Allah, yalan söyleyen ve kâfirlikte ileri giden hiçbir kimseyi doğru yola sevketmez.

mâ na’budu-hum

  Zümer / 3 -

 Abdullah Parlıyan = Dikkat edin, hakiki kulluk yalnızca Allah'a olur. Allah'ın dışında canlı veya cansız başkalarını dost ve koruyucu kabul edenler: “Biz bunlara, sırf bizi Allah'a daha çok yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz” derler. Şüphesiz Allah, kıyamet günü onlara, arasında gerçeklerden sapıttıkları her konuda, mutlaka hüküm verecektir. Çünkü Allah, yalan söyleyen ve kendisinden gelen gerçekleri örtbas etmekte ileri giden hiçbir kimseyi, doğru yola iletmez.

mâ na’budu-hum

  Zümer / 3 -

 Adem Uğur = Dikkat et, hâlis din yalnız Allah'ındır. O'nu bırakıp kendilerine bir takım dostlar edinenler: Onlara, bizi sadece Allah'a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz, derler. Doğrusu Allah, ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve inkârcı kimseyi doğru yola iletmez.

mâ na’budu-hum

  Zümer / 3 -

 Ahmed Hulusi = Dikkat et, hâlis din yalnız Allah'ındır. O'nu bırakıp kendilerine bir takım dostlar edinenler: Onlara, bizi sadece Allah'a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz, derler. Doğrusu Allah, ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve inkârcı kimseyi doğru yola iletmez.

mâ na’budu-hum

  Zümer / 3 -

 Ahmet Tekin = Sizi uyarıyorum! Hâlis din, hâlis şeriat yalnız Allah’tan gelen din ve şeriattır, samimi otorite yalnız Allah’a ait, Allah adına kullanılan otoritedir. Allah’ı bırakıp, kulları durumundakilerden kendilerine bir takım velîler koruyucular, otoriteler edinenler:'Biz onlara, yalnızca bizi, Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye tapıyoruz.' derler. Allah onların ihtilâf çıkarmakta oldukları konularda, aralarında hükmünü verecektir. Allah yalan söylemeye ve nankörlük etmeye devam eden kimseyi doğru yola sevketmez.

mâ na’budu-hum

  Zümer / 3 -

 Ahmet Varol = İyi bil ki halis din yalnız Allah'ındır. O'ndan başka dostlar edinenler (derler ki): 'Biz bunlara sırf bizi Allah'a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz.' Şüphesiz Allah ayrılığa düştükleri konularda aralarında hüküm verir. Doğrusu Allah yalancı ve çok inkârcı olan kimseyi doğru yola iletmez.

mâ na’budu-hum

  Zümer / 3 -

 Ali Bulaç = Haberin olsun; halis (katıksız) olan din yalnızca Allah'ındır. O'ndan başka veliler edinenler (şöyle derler:) "Biz, bunlara bizi Allah'a daha fazla yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz." Elbette Allah, kendi aralarında hakkında ihtilaf ettikleri şeylerden hüküm verecektir. Gerçekten Allah, yalancı, kafir olan kimseyi hidayete erdirmez.

mâ na’budu-hum

  Zümer / 3 -

 Ali Fikri Yavuz = İyi bil ki, halis din ancak Allah’ındır. Ondan başka, kendilerine bir takım dostlar (mabutlar) edinenler de şöyle diyorlar: “- Biz onlara (putlara) ibadet etmiyoruz, ancak bizi Allah’a daha fazla yaklaştırsınlar diye yapıyoruz.” Elbette Allah, onlarla müminler arasında, ihtilâf edib durdukları şeyde (din hususunda) hükmünü verecektir. Muhakkak ki Allah, yalancı olan, kâfir olan kimseyi doğru yola çıkarmaz.

mâ na’budu-hum

  Zümer / 3 -

 Ali Ünal = Dikkat edin: Gönülden, tam bir samimiyetle, her türlü şirk, nifak ve dünyevî maksattan uzak iman, ibadet ve itaat ancak Allah’a mahsustur. (İnsanlardan olsun, melek veya cinlerden olsun,) O’ndan başka birtakım koruyucular ve işlerin havale edileceği merciler edinip de, “Biz onlara ancak bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz.” diyenlere gelince, Allah, onlarla mü’minler arasında bu şekilde tuttukları farklı yollarla ilgili hükmünü elbette vere cektir. Allah, yalancı ve alabildiğine nankör hiç kimseye hidayet nasip etmez.