Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

nasran

  A’râf / 192 -

 Diyanet İşleri = Hâlbuki onlar (edindikleri ilâhlar) ne onlara yardım edebilirler, ne de kendilerine yardım edebilirler.

nasran

  A’râf / 192 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Onlara yardım etmeye güçleri yetmeyen ve kendilerine de yardım etmeye muktedir olmayan şeyleri eş mi sayıyorlar ona.

nasran

  A’râf / 192 -

 Abdullah Parlıyan = Ne onlara, ne de kendi kendilerine bir yardımda bulunamayacak olan varlıklara mı?

nasran

  A’râf / 192 -

 Adem Uğur = Halbuki (putlar) ne onlara bir yardım edebilirler ne de kendilerine bir yardımları olur.

nasran

  A’râf / 192 -

 Ahmed Hulusi = (Allâh'a ortak koşulanlar) onlara yardıma muktedir olamadıkları gibi, kendi nefslerine de yardım edemezler!

nasran

  A’râf / 192 -

 Ahmet Tekin = Bunların, ne onlara yardımları dokunabilir, ne de, kendilerine, birbirlerine yardım edebilirler.

nasran

  A’râf / 192 -

 Ahmet Varol = Ortak koştukları şeyler ne onlara yardımda bulunabilir ne de bizzat kendilerine yardım edebilirler.

nasran

  A’râf / 192 -

 Ali Bulaç = Oysa (bu şirk koştukları güçler ve nesneler) ne onlara bir yardıma güç yetirebilir, ne kendi nefislerine yardım etmeğe.

nasran

  A’râf / 192 -

 Ali Fikri Yavuz = Bu putlar, ne o tapınanlara, ne de kendi nefislerine yardım etmeğe güç yetiremezler.

nasran

  A’râf / 192 -

 Ali Ünal = Ve onlara hiçbir yardımı olmayan, bırakın onlara yardım etmeyi, kendilerine bile yardımı dokunmayan varlıkları mı?

nasran

  A’râf / 192 -

 Bayraktar Bayraklı = Oysa, putlar onlara da yardım edecek güçte değil ve kendilerine de yardım edemezler.

nasran

  A’râf / 192 -

 Bekir Sadak = Oysa putlar ne onlara yardim edebilir ve ne de kendilerine bir yardimlari olur.

nasran

  A’râf / 192 -

 Celal Yıldırım = Hem o ortaklar onlara hiçbir şekilde yardıma güç getiremezler ve kendi kendilerine de yardımcı olamazlar.

nasran

  A’râf / 192 -

 Cemal Külünkoğlu = Hâlbuki bunlar; ne onlara yardım edebilir, ne de kendilerine bir yardımları olabilir.

nasran

  A’râf / 192 -

 Diyanet İşleri (eski) = Oysa putlar ne onlara yardım edebilir ve ne de kendilerine bir yardımları olur.

nasran

  A’râf / 192 -

 Diyanet Vakfi = Halbuki (putlar) ne onlara bir yardım edebilirler ne de kendilerine bir yardımları olur.

nasran

  A’râf / 192 -

 Edip Yüksel = Putlar, ne onlara yardım edebilir, ne de kendilerine yardım edebilirler.

nasran

  A’râf / 192 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Halbuki onlar, onların imdadına yetişmezler, hattâ kendilerini bile kurtaramazlar

nasran

  A’râf / 192 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Halbuki onlar, onların imdadına yetişmezler, hatta kendilerini bile kurtaramazlar.

nasran

  A’râf / 192 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Bu putlar, ne o tapınanlara, ne de kendi kendilerine yardım edebilirler.

nasran

  A’râf / 192 -

 Gültekin Onan = Oysa (ortak koştukları) ne onlara bir yardıma güç yetirebilir, ne de kendi nefslerine yardım etmeye.

nasran

  A’râf / 192 -

 Harun Yıldırım = Halbuki onlar kendilerine yardım edemezler, onlar kendilerine bile yardım edemezler.

nasran

  A’râf / 192 -

 Hasan Basri Çantay = Halbuki bunlar o (tapanlara) hiç bir suretle yardım edemeyecekler gibi kendi kendilerine bile yardım edemezler.

nasran

  A’râf / 192 -

 Hayrat Neşriyat = Hâlbuki (bu putlar) ne onlara bir yardımda bulunabilirler, ne de kendi nefislerine yardım edebilirler.

nasran

  A’râf / 192 -

 İbni Kesir = Halbuki bunlar; ne onlara yardım edebilir, ne de kendilerine bir yardımları olabilir.

nasran

  A’râf / 192 -

 Kadri Çelik = Oysa (ortak koştukları şeyler) ne onlara yardım edebilir ve ne de kendilerine bir yardımları olur.

nasran

  A’râf / 192 -

 Muhammed Esed = Ne onlara ne de kendi kendilerine bir yardımda bulunamayacak olan varlıklara mı?

nasran

  A’râf / 192 -

 Mustafa İslamoğlu = Kaldı ki, ne onlara yardımları dokunabilir ne de bizzat kendilerine yardımcı olabilirler.

nasran

  A’râf / 192 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Halbuki bunlar için yardımda bulunmaya muktedir olamazlar. Ve ne de kendi nefislerine yardım edebilirler.

nasran

  A’râf / 192 -

 Ömer Öngüt = Onlar ne tapanlara ne de kendilerine hiçbir şekilde yardım edemezler.

nasran

  A’râf / 192 -

 Şaban Piriş = Kendilerine bile yardım edemeyenler, onlara hiç yardım edemezler.

nasran

  A’râf / 192 -

 Sadık Türkmen = Onlar, bir yardıma bile güç yetiremezler, kendilerine de yardım edemezler.

nasran

  A’râf / 192 -

 Seyyid Kutub = Oysa bu düzmece ortaklar, ne onlara yardım edebilirler, ne de kendilerine yardım edebilirler.

nasran

  A’râf / 192 -

 Suat Yıldırım = (191-193) O’na hiç bir şey yaratmaya güç yetiremeyen, zaten kendileri de yaratılıp duran mahlûkları mı eş ortak sayıyorlar? Halbuki o şerikler, kendilerini putlaştıranların imdadına yetişemezler. Hatta onlar kendi nefislerine bile yardım sağlayamazlar. Şayet siz onları doğru yola çağıracak olursanız size uymazlar. O müşrikleri siz ha hakka çağırmışsınız, ha susmuşsunuz, size karşı onların durumu aynıdır.

nasran

  A’râf / 192 -

 Süleyman Ateş = (O putlar), ne onlara bir yardım edebilirler, ne de kendilerine yardım ederler?

nasran

  A’râf / 192 -

 Tefhim-ul Kuran = Oysa (bu şirk koştukları güçler ve nesneler) ne onlara bir yardıma güç yetirebilir, ne kendi nefislerine yardım etmeğe.

nasran

  A’râf / 192 -

 Ümit Şimşek = Onlara bir yardımı dokunmayan, hattâ kendilerine bile yardımdan âciz olanları mı?

nasran

  A’râf / 192 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Onlar, ne bunlara bir yardım sağlayabilirler ne de kendi benliklerine yardımcı olabilirler.

nasran

  A’râf / 192 -

 İskender Ali Mihr = Ve onlara bir yardıma güç yetiremezler. Ve onlar kendilerine (de) yardım edemezler.

nasran

  A’râf / 192 -

 İlyas Yorulmaz = (Ortak koştukları) Kendi kendilerine yardım edemezken, yardım isteyenlere yardım etmeye, hiçbir zaman güçleri yetmez.

ve kâlet en nasârâ

  Tevbe / 30 -

 Diyanet İşleri = Yahudiler, “Üzeyr, Allah’ın oğludur” dediler. Hıristiyanlar ise, “İsa Mesih, Allah’ın oğludur” dediler. Bu, onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir. Onların bu sözleri daha önce inkâr etmiş kimselerin söylediklerine benziyor. Allah, onları kahretsin. Nasıl da haktan çevriliyorlar!

ve kâlet en nasârâ

  Tevbe / 30 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Yahudiler, Uzeyr, Allah'ın oğludur dedi, Nasrânîler de Mesîh, Allah'ın oğludur dedi. Bu söz, onların uydurup ağızlarına aldıkları bir söz. Daha önce kâfir olanların sözlerini taklît etmedeler, hay Allah kahredesiler, nasıl da yalana kapılıyorlar, bâtıla uyuyorlar.

ve kâlet en nasârâ

  Tevbe / 30 -

 Abdullah Parlıyan = Yahudiler: “Uzeyr Allah'ın oğludur” diyorlar. Hıristiyanlarsa: “İsa Allah'ın oğludur” diyorlar. Bu sözler, daha önce inkâra sapanların söylediklerine benzer şekilde ağızlarıyla geveledikleri cahilce sözleridir ki, Allah kahretsin onları, nasıl da haktan sapıp yüz çeviriyorlar.

ve kâlet en nasârâ

  Tevbe / 30 -

 Adem Uğur = Yahudiler, Uzeyr Allah'ın oğludur, dediler. Hıristiyanlar da, Mesîh (İsa) Allah'ın oğludur dediler. Bu onların ağızlarıyla geveledikleri sözlerdir. (Sözlerini) daha önce kâfir olmuş kimselerin sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan bâtıla) döndürülüyorlar!

ve kâlet en nasârâ

  Tevbe / 30 -

 Ahmed Hulusi = Yahudiler: "Üzeyr, Allâh'ın oğludur" dediler. . . Nasara da: "Mesih, Allâh'ın oğludur" dediler. . . Bunu ağızlarıyla söylüyorlar! Daha önce hakikat bilgisini inkâr edenlerin sözlerini taklit ediyorlar. . . Allâh onları öldürsün! Nasıl da (Hak'tan) sapıyorlar!

ve kâlet en nasârâ

  Tevbe / 30 -

 Ahmet Tekin = Yahudiler:'Üzeyr, Allah’ın oğludur' dediler. Hristiyanlar da:'Mesih, Allah’ın oğludur' dediler. Bu onların ağızlarında geveledikleri sözlerdir. Bu sözlerle kendilerinden önce kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden, küfre sapmış olanların sözleri arasında benzerlik de kuruyorlar. Allah onları kahretsin, nasıl haktan batıla dönüyorlar.

ve kâlet en nasârâ

  Tevbe / 30 -

 Ahmet Varol = Yahudiler: 'Uzeyr Allah'ın oğludur' dediler. Hırıstiyanlar da: 'Mesih Allah'ın oğludur' dediler. Bu kendi ağızlarıyla söyledikleri sözleridir. Daha önce inkar etmiş olanların sözlerini taklit ediyorlar. Allah onları kahretsin! Nasıl da uzaklaştırılıyorlar!

ve kâlet en nasârâ

  Tevbe / 30 -

 Ali Bulaç = Yahudiler: "Üzeyir Allah'ın oğludur" dediler; hristiyanlar da: "Mesih Allah'ın oğludur" dediler. Bu, onların ağızlarıyla söylemeleridir; onlar, bundan önceki inkâr edenlerin sözlerini taklid ediyorlar. Allah onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar?

ve kâlet en nasârâ

  Tevbe / 30 -

 Ali Fikri Yavuz = Yahudi’ler, “Üzeyr (Aleyhisselâm) Allah’ın oğludur” dediler. Hristiyanlar da “Mesîh (aleyhisselâm) Allah’ın oğludur” dediler. Bu onların ağızlarıyla uydurdukları sözleridir ki daha önce küfredenlerin (Melekler Allah’ın kızlarıdır, diyenlerin) sözlerine benziyor. Allah, onları kahretsin, hakdan batıla nasıl çevriliyorlar?

ve kâlet en nasârâ

  Tevbe / 30 -

 Ali Ünal = (Bir zaman birtakım yahudiler gibi, huzuruna gelen bazı) yahudiler de, “Uzeyr Allah’ın oğludur.” demekteler. Hıristiyanlar da, (genel bir kabul olarak,) “Mesih, Allah’ın oğludur.” diyorlar. Bu her iki söz de, onların ağızlarında geveledikleri cahilce sözlerdir ki, kendilerinden önce geçmiş bazı kâfirleri taklitle, onlara benzeyerek küfre giriyorlar. Hay Allah canlarını alasıcalar! Nasıl da akılları ve kalbleri çelinip, bâtıl sevdalar peşinde koşturulup duruyorlar!