Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

nunebbiu-kum

  Kehf / 103 -

 Diyanet İşleri = (103-104) (Ey Muhammed!) De ki: “Amelce en çok ziyana uğrayan; iyi iş yaptıklarını sandıkları hâlde, dünya hayatındaki çabaları kaybolup giden kimseleri size haber verelim mi?”

nunebbiu-kum

  Kehf / 103 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = De ki: İşledikleri işler bakımından en fazla ziyan edenler kimlerdir, haber vereyim mi size?

nunebbiu-kum

  Kehf / 103 -

 Abdullah Parlıyan = De ki: Kıyamet günü yapıp ettikleri yönünden en çok zarara uğrayanları, size haber vereyim mi?

nunebbiu-kum

  Kehf / 103 -

 Adem Uğur = De ki: Size, (yaptıkları) işler bakımından en çok ziyana uğrayanları bildirelim mi?

nunebbiu-kum

  Kehf / 103 -

 Ahmed Hulusi = De ki: "Yaptıkları yüzünden en büyük hüsrana uğrayacakları, haber vereyim mi?"

nunebbiu-kum

  Kehf / 103 -

 Ahmet Tekin = 'İşledikleri ameller sebebiyle hesaba çekilip en çok hüsrana uğrayanları size haber verelim mi?' de.

nunebbiu-kum

  Kehf / 103 -

 Ahmet Varol = De ki: 'Ameller bakımından en çok ziyana uğrayacakları size haber verelim mi?

nunebbiu-kum

  Kehf / 103 -

 Ali Bulaç = De ki: "Davranış (ameller) bakımından en çok hüsrana uğrayacak olanları size haber vereyim mi?"

nunebbiu-kum

  Kehf / 103 -

 Ali Fikri Yavuz = (Ey Rasûlüm), de ki: “-Size, yaptıkları iş bakımından (ahirette) en çok ziyana uğrayanları haber vereyim mi?

nunebbiu-kum

  Kehf / 103 -

 Ali Ünal = (Ey Rasûlüm,) de ki: “Yaptıklarıyla en çok kayba uğrayanların kimler olduğunu size haber verelim mi?

nunebbiu-kum

  Kehf / 103 -

 Bayraktar Bayraklı = De ki: “Size, işler bakımından en çok ziyana uğrayanları bildirelim mi?”

nunebbiu-kum

  Kehf / 103 -

 Bekir Sadak = «ize, amelce en cok kayibda bulunanlari haber verelim mi?» de.

nunebbiu-kum

  Kehf / 103 -

 Celal Yıldırım = De ki, (Kıyamet günü) amelleri cihetiyle en çok zarara uğrayanları size haber vereyim mi ?

nunebbiu-kum

  Kehf / 103 -

 Cemal Külünkoğlu = (103-104) De ki: “Size, yaptıklarında en büyük kayba uğrayan kimseleri haber vereyim mi? Onlar; iyi işler yaptıklarını sandıkları halde, dünya hayatında çabaları boşa giden kimselerdir.”

nunebbiu-kum

  Kehf / 103 -

 Diyanet İşleri (eski) = 'Size, amelce en çok kayıpta bulunanları haber verelim mi?' de.

nunebbiu-kum

  Kehf / 103 -

 Diyanet Vakfi = De ki: Size, (yaptıkları) işler bakımından en çok ziyana uğrayanları bildirelim mi?

nunebbiu-kum

  Kehf / 103 -

 Edip Yüksel = De ki, 'İş yapanların en kötüsünün kim olduğunu size bildireyim mi?'

nunebbiu-kum

  Kehf / 103 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Size, de: amelleri en ziyade hüsrana gidenleri haber vereyim mi?

nunebbiu-kum

  Kehf / 103 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = De ki: «Size amelleri en çok hüsrana gidenleri haber vereyim mi?

nunebbiu-kum

  Kehf / 103 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = De ki: Amelleri en çok boşa gidenleri size bildirelim mi?

nunebbiu-kum

  Kehf / 103 -

 Gültekin Onan = De ki: "Davranış (ameller) bakımından en çok hüsrana uğrayacak olanları size haber vereyim mi?"

nunebbiu-kum

  Kehf / 103 -

 Harun Yıldırım = De ki: Size, (yaptıkları) işler bakımından en çok ziyana uğrayanları bildirelim mi?

nunebbiu-kum

  Kehf / 103 -

 Hasan Basri Çantay = (103-104) De ki: «(Yapdıkları) işler bakımından en çok ziyana uğrayanları, kendileri muhakkak iyi yapıyorlar sanarak dünyâ hayaatında sa'yleri boşa gitmiş olanları size haber vereyim mi»?

nunebbiu-kum

  Kehf / 103 -

 Hayrat Neşriyat = (Habîbim, yâ Muhammed!) De ki: 'Size amelce en çok zarara uğrayanları bildirelim mi?'

nunebbiu-kum

  Kehf / 103 -

 İbni Kesir = De ki: Size amel bakımından en çok kayıpta bulunanları haber vereyim mi?

nunebbiu-kum

  Kehf / 103 -

 Kadri Çelik = De ki: “Ameller bakımından en çok hüsrana uğrayacak olanları size haber vereyim mi?”

nunebbiu-kum

  Kehf / 103 -

 Muhammed Esed = De ki: "Size, yapıp ettiklerinde en büyük kayba uğrayan kimseleri haber vereyim mi?"

nunebbiu-kum

  Kehf / 103 -

 Mustafa İslamoğlu = De ki: "Eylem olarak en büyük kayba uğrayacak olanı size haber verelim mi?"

nunebbiu-kum

  Kehf / 103 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = De ki: «Size amellerce en ziyâde hüsrâna düşmüş olanları haber vereyim mi?»

nunebbiu-kum

  Kehf / 103 -

 Ömer Öngüt = Resulüm! De ki: “Size amelce en çok ziyana uğrayanı bildireyim mi?”

nunebbiu-kum

  Kehf / 103 -

 Şaban Piriş = De ki: Çalışma bakımından en büyük kayba uğrayan kimseleri size haber verelim mi?

nunebbiu-kum

  Kehf / 103 -

 Sadık Türkmen = De ki: “Yapılan işler bakımından kaybedenleri, size haber vereyim mi?”

nunebbiu-kum

  Kehf / 103 -

 Seyyid Kutub = Ey Muhammed, de ki; «Çalışmalarında en ağır kayba uğrayanları size haber verelim mi?»

nunebbiu-kum

  Kehf / 103 -

 Suat Yıldırım = (103-104) De ki: "İşleri yönünden âhirette en büyük kayba uğrayanların kimler olduklarını bildireyim mi? Onlar o kimselerdir ki dünya hayatında yaptıkları işlerin karşılıkları hep boşa gidecektir. Halbuki kendilerinin güzel güzel işler yaptıklarını sanırlar."

nunebbiu-kum

  Kehf / 103 -

 Süleyman Ateş = De ki: "Size işleri bakımından en çok ziyana uğrayacak olanları söyleyeyim mi?"

nunebbiu-kum

  Kehf / 103 -

 Tefhim-ul Kuran = De ki: «Davranış (tarzı olan ameller) bakımından en çok hüsrana uğrayacak olanları size haber vereyim mi?»

nunebbiu-kum

  Kehf / 103 -

 Ümit Şimşek = 'Yaptıkları yüzünden en ziyade hüsrana düşenleri size haber verelim mi?' de.

nunebbiu-kum

  Kehf / 103 -

 Yaşar Nuri Öztürk = De ki: "Amelleri bakımından hüsrana en çok batanları size haber vereyim mi?"

nunebbiu-kum

  Kehf / 103 -

 İskender Ali Mihr = De ki: “Ameller açısından en çok hüsrana uğrayanları size haber vereyim mi?”

nunebbiu-kum

  Kehf / 103 -

 İlyas Yorulmaz = Onlara “Yaptıklarının boşa gideceği kimseleri, size haber vereyim mi?” dedi.

fe nunebbiu-kum

  Yûnus / 23 -

 Diyanet İşleri = Fakat onları kurtarınca, bir de bakarsın ki yeryüzünde haksız yere taşkınlık yapıyorlar. Ey İnsanlar! Sizin taşkınlığınız, sırf kendi aleyhinizedir. (Bununla) sadece dünya hayatının yararını elde edersiniz. Sonunda dönüşünüz bizedir. (Biz de) bütün yaptıklarınızı size haber vereceğiz.

fe nunebbiu-kum

  Yûnus / 23 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Onları kurtarınca da görürsün ki gene yeryüzünde haksız yere azgınlığa girişmişler. Ey insanlar, azgınlığınız, ancak kendinize, dünyâ menfaatlerinin sonucudur bu, sonra dönüp geleceğiniz yer, bizim tapımızdır ve biz, neler yaptıysanız hepsini haber vereceğiz size.

fe nunebbiu-kum

  Yûnus / 23 -

 Abdullah Parlıyan = Ne var ki Allah, onları bu felaketten kurtarır kurtarmaz, hemen yeryüzünde haksızlık ederek azgınlık yapmaya koyulurlar. Ey insanlar! Yaptığınız bütün taşkınlıklar, döne dolaşa yine kendinizi bulacaktır. Yalnızca bu dünya hayatının geçici doyumlarını gözetiyorsunuz; fakat hatırlayın ki, sonunda bize döneceksiniz ve o zaman hayatta yapıp ettiğiniz herşeyi, size eksiksizce haber vereceğiz.

fe nunebbiu-kum

  Yûnus / 23 -

 Adem Uğur = Fakat Allah onları kurtarınca bir de bakarsın ki onlar, yine haksız yere taşkınlık ediyorlar. Ey insanlar! Sizin taşkınlığınız ancak kendi aleyhinizedir; (bununla) sadece fâni dünya hayatının menfaatini elde edersiniz; sonunda dönüşünüz yine bizedir. O zaman yapmakta olduklarınızı size haber vereceğiz.

fe nunebbiu-kum

  Yûnus / 23 -

 Ahmed Hulusi = Ne zaman ki Allâh onları kurtarır, yeryüzünde haksız olarak hemen azgınlığa başlarlar. . . Ey insanlar, sizin zulüm ve taşkınlığınız, sadece nefslerinize zarar verecektir! O dünya hayatının geçici zevklerinden yararlanırsınız; sonra dönüşünüz bizedir! (İşte o zaman) yapmış olduklarınızı (hakikatini) bildiririz.

fe nunebbiu-kum

  Yûnus / 23 -

 Ahmet Tekin = Allah onları kurtardığı zaman, yeryüzünde, ülkede haksız yere, tecavüze, saldırıya, azgınlığa, baskıya, zulme devam ederler. Ey insanlar, kural tanımamanız, hakka riayet etmemeniz, tecavüzünüz, isyanınız ve zulmünüz kendinizin, birbirinizin aleyhinedir. Bunlar dünya hayatının geçici zevkleridir. Sonra hesap vermek üzere bizim huzurumuza getirileceksiniz. İşlemekte olduğunuz amelleri birer birer ortaya koyarak sizi hesaba çekeceğiz.

fe nunebbiu-kum

  Yûnus / 23 -

 Ahmet Varol = O durumdan kurtardığında ise hemen yeryüzünde haksız yere taşkınlık etmeye başlarlar. Ey insanlar! Gerçekte sizin kendi aleyhinize olan taşkınlığınız dünyanın geçici zevkleridir. Sonra dönüşünüz bizedir ve ne yaptığınızı size bildiririz.

fe nunebbiu-kum

  Yûnus / 23 -

 Ali Bulaç = Ama (Allah) onları kurtarınca, hemen haksız yere, yeryüzünde taşkınlığa koyulurlar. Ey insanlar, sizin taşkınlığınız, ancak kendi aleyhinizedir; (bu) dünya hayatının geçici metaıdır. Sonra dönüşünüz bizedir, biz de yaptıklarınızı size haber vereceğiz.

fe nunebbiu-kum

  Yûnus / 23 -

 Ali Fikri Yavuz = Fakat, Allah, onları selâmete çıkarınca, bakarsın ki, yeryüzünde yine haksız yere azgınlıklarda bulunuyorlar. Ey insanlar! sizin azgınlığınız ancak kendi aleyhinizedir. O kıymetsiz dünya hayatının biraz zevkini sürersiniz, sonra döner bize gelirsiniz. Biz de bütün yaptıklarınızı size haber veririz.

fe nunebbiu-kum

  Yûnus / 23 -

 Ali Ünal = Allah, kendilerini o felâketten kurtarınca da, hiçbir hak hukuk tanımadan hemen yeryüzünde taşkınlık ve tecavüze başlarlar. Ey insanlar! Bilin ki bütün taşkınlık ve tecavüzleriniz, ancak kendi aleyhinizedir. Peşinde koşup elde edeceğiniz şey, en fazla bu dünyanın bir kısım geçimliğinden ibarettir. Ardından dönüşünüz Bizedir ve işte o zaman dünyada iken ne yapıp ediyordunuz, hepsini birbir önünüze serer ve sizi sorguya çekeriz.