Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

râkın

  Kıyâme / 27 -

 Diyanet İşleri = (26-30) Hayır, can boğaza dayandığı, “Kimdir (bunu) iyi edecek?” dendiği, (ölmek üzere olanın da) bunun ayrılış olduğunu bildiği, bacakların birbirine dolandığı zaman, işte o gün sevk ediliş, Rabbinedir.

râkın

  Kıyâme / 27 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve bir okuyup üfleyen yok mu denince.

râkın

  Kıyâme / 27 -

 Abdullah Parlıyan = insanlar: “Bunu tedavi edebilecek kim vardır?” diyecekler.

râkın

  Kıyâme / 27 -

 Adem Uğur = Tedavi edebilecek kimdir? denir.

râkın

  Kıyâme / 27 -

 Ahmed Hulusi = "Kimdir ölümden kurtaracak?"

râkın

  Kıyâme / 27 -

 Ahmet Tekin = 'Kim tedavi edecek?' denilecek.

râkın

  Kıyâme / 27 -

 Ahmet Varol = Ve: 'Kim efsun yapar?' [1] denir,

râkın

  Kıyâme / 27 -

 Ali Bulaç = "Son müdahaleyi yapacak kim" denir.

râkın

  Kıyâme / 27 -

 Ali Fikri Yavuz = (Yanında bulunanlar tarafından) denilir ki: “- (Bunu) tedavi edecek bir doktor kim var?”

râkın

  Kıyâme / 27 -

 Ali Ünal = “Yok mudur bunu iyileştirecek, kurtaracak?” denir;

râkın

  Kıyâme / 27 -

 Bayraktar Bayraklı = (26-30) Hayır! Can köprücük kemiğine dayandığında, “Kim tedavi edecektir?” dendiğinde, onun kesin ayrılış olduğunu anladığında, bacaklar birbirine dolaştığında, o gün sevk yeri yalnızca Rabbinin huzurudur.

râkın

  Kıyâme / 27 -

 Bekir Sadak = (26-27) Dikkat edin; can bogaza gelip koprucuk kemiklerine dayandigi zaman: «Care bulan yok mudur?» denir.

râkın

  Kıyâme / 27 -

 Celal Yıldırım = Okuyup üfleyecek bir kimse yok mudur? denilecek.

râkın

  Kıyâme / 27 -

 Cemal Külünkoğlu = (26-27) Hayır; can, köprücük kemiğine gelip dayandığı zaman: “Son müdahaleyi yapacak kim (tedavi edecek ve ömrü uzatacak biri var mı?)” denir.

râkın

  Kıyâme / 27 -

 Diyanet İşleri (eski) = (26-27) Dikkat edin; can boğaza gelip köprücük kemiklerine dayandığı zaman: 'Çare bulan yok mudur?' denir.

râkın

  Kıyâme / 27 -

 Diyanet Vakfi = «Tedavi edebilecek kimdir?» denir.

râkın

  Kıyâme / 27 -

 Edip Yüksel = Ve, 'Çare bulan var mı?' dendiği zaman.

râkın

  Kıyâme / 27 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Ve denilir: kim var bir okuyacak?

râkın

  Kıyâme / 27 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = ve: «Okuyacak kim var?» denilir

râkın

  Kıyâme / 27 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = «Tedavi edebilecek kimdir?» denilir.

râkın

  Kıyâme / 27 -

 Gültekin Onan = "Son müdahaleyi yapacak kim" denir.

râkın

  Kıyâme / 27 -

 Harun Yıldırım = “Var mı bir tedavi edecek?” denildiğinde,

râkın

  Kıyâme / 27 -

 Hasan Basri Çantay = «Tedâvî edebilecek kim?» denildi (denilecek).

râkın

  Kıyâme / 27 -

 Hayrat Neşriyat = ve: «Okuyacak kim var?» denilir

râkın

  Kıyâme / 27 -

 İbni Kesir = Çare bulacak kim? denir.

râkın

  Kıyâme / 27 -

 Kadri Çelik = “Kurtarıcı kim?” denir.

râkın

  Kıyâme / 27 -

 Muhammed Esed = ve insanlar: "(onu kurtaracak) bir hekim yok mu?" diye sorarlar;

râkın

  Kıyâme / 27 -

 Mustafa İslamoğlu = bir çığlık koparılacak: "Kim... Şifacı?"

râkın

  Kıyâme / 27 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ve denilmiş olur ki: «Tedavi edebilecek kim var?»

râkın

  Kıyâme / 27 -

 Ömer Öngüt = "Kim afsun yapar, bunu kim tedavi eder?" denir.

râkın

  Kıyâme / 27 -

 Şaban Piriş = -Son nefesini veren kimdir? denmiş.

râkın

  Kıyâme / 27 -

 Sadık Türkmen = “(onu kurtaracak) bir hekim/ona okuyacak bir kimse yok mu?” diye sesleniyorlar.

râkın

  Kıyâme / 27 -

 Seyyid Kutub = Bu hastayı iyileştirecek biri yok mu? diye sorarlar.

râkın

  Kıyâme / 27 -

 Suat Yıldırım = Ve denilmiş olur ki: «Tedavi edebilecek kim var?»

râkın

  Kıyâme / 27 -

 Süleyman Ateş = "Kim afsun yapar, bunu kim tedavi eder?" denir.

râkın

  Kıyâme / 27 -

 Tefhim-ul Kuran = -Son nefesini veren kimdir? denmiş.

râkın

  Kıyâme / 27 -

 Ümit Şimşek = 'Yok mu kurtaran?' dendiğinde,

râkın

  Kıyâme / 27 -

 Yaşar Nuri Öztürk = "Kim var okuyup üfleyecek?" denilir!

râkın

  Kıyâme / 27 -

 İskender Ali Mihr = Ve: “Kurtaracak kimdir?” denir.

râkın

  Kıyâme / 27 -

 İlyas Yorulmaz = Tedavi edecek yok mu? denir.