Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
tusevvâ
Diyanet İşleri = O kıyamet günü, Allah’ı inkâr edip Peygamber’e isyan edenler, yer yarılıp içine girmiş olmayı isterler ve Allah’tan hiçbir söz gizleyemezler.
tusevvâ
Abdulbaki Gölpınarlı = O gün, bir gündür ki kâfirlerle Peygambere isyan edenler, yerle yeksan olmalarını ve Allah'tan hiçbir sözü gizlememiş bulunmalarını dileyecekler.
tusevvâ
Abdullah Parlıyan = Gerçekleri örtbas edenler ve peygambere itaatsizlik yapanlar o gün yerin dibine batırılmayı isteyecekler, ama onlar olup biten hiçbir şeyi Allah'tan gizleyemeyeceklerdir.
tusevvâ
Adem Uğur = Küfür yoluna sapıp peygamberi dinlemeyenler o gün yerin dibine batırılmayı temenni ederler ve Allah'tan hiçbir haberi gizleyemezler.
tusevvâ
Ahmed Hulusi = O süreçte hakikati inkâr edenler ve Rasûle âsi olanlar, yerin kendilerini yutarak yok etmesini isterler. Allâh'tan hiçbir şeyi gizleyemeyeceklerdir.
tusevvâ
Ahmet Tekin = Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirler, peygamberin emirlerini dinlemeyenler, sünnetine riayet etmeyenler o gün toprağa karışmayı, hak ile yeksan olmayı temenni ederler. Hiçbir haberi, hiçbir sözü Allah’tan gizleyemezler.
tusevvâ
Ahmet Varol = Bir gündür ki o, küfre sapıp resule isyan edenler toprağa karışıp gitmeyi isteyecekler ve Allah'tan hiçbir sözü gizleyemeyecekler.
tusevvâ
Ali Bulaç = O gün, küfre sapıp da elçiye isyan edenler, yerle bir olmayı 'severek isteyecekler.' Oysa Allah'tan hiç bir sözü gizleyemezler.
tusevvâ
Ali Fikri Yavuz = Allah’ı inkâr edenlerle peygambere asi olanlar, o kıyamet günü arzu ederler ki, yerle bir edilselerdi de Allah’dan bir sözü (Peygamberi tasdik etmeyi) gizlememiş olsalardı.
tusevvâ
Ali Ünal = O gün, (dünyada iken) küfür içinde yaşayıp küfür içinde ölmüş ve (bilhassa o şanı yüce ve en büyük) Rasûl’e isyan etmiş olanlar isterler ki, yer onları yutsun da, (söyledikleri ve yaptıklarıyla kendilerinden en küçük bir eser kalmayacak şekilde) dümdüz olsun. Ama onlar, Allah’tan ne söyledikleri bir sözü gizleyebilirler, ne de yaptıkları bir işi.
tusevvâ
Bayraktar Bayraklı = İnkâr edenler ve peygambere âsi olanlar, o gün yerin dibine batırılmayı temenni ederler ve Allah'tan hiçbir haberi gizleyemezler.
tusevvâ
Bekir Sadak = O gun, inkar edip peygambere bas kaldirmis olanlar, yerle bir olmayi ne kadar isterler ve Allah'tan bir soz gizleyemezler. *
tusevvâ
Celal Yıldırım = Küfredip Peygamber'e karşı gelenler; o gün yerle bir olmayı çok isterler ve Allah'tan hiçbir söz gizleyemezler.
tusevvâ
Cemal Külünkoğlu = İnkârcılar ve Peygambere itaatsizlik yapanlar o gün toprağın kendilerini yutmasını isteyecekler ama onlar, olup biten hiçbir şeyi Allah'tan gizleyemeyeceklerdir.
tusevvâ
Diyanet İşleri (eski) = O gün, inkar edip Peygambere baş kaldırmış olanlar, yerle bir olmayı ne kadar isterler ve Allah'tan bir söz gizleyemezler.
tusevvâ
Diyanet Vakfi = Küfür yoluna sapıp peygamberi dinlemeyenler o gün yerin dibine batırılmayı temenni ederler ve Allah'tan hiçbir haberi gizleyemezler.
tusevvâ
Edip Yüksel = İnkar edenler ve elçiye karşı gelenler o gün yerle bir olmak isterler. ALLAH'tan hiç bir söz gizleyemezler.
tusevvâ
Elmalılı Hamdi Yazır = İşte o gün öyle arzu edecek o küfredib Peygambere asî olanlar ki keşke hâk ile yeksan edilselerdi de Allaha bir sözü ketmetmeselerdi
tusevvâ
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = İşte o gün inkar edip peygambere asi olanlar şöyle arzu edecekler: Keşke yerle bir edilselerdi de Allah'tan bir tek söz gizlemeselerdi.
tusevvâ
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Allah'ı, inkar edip peygambere isyan edenler, o kıyamet günü yerle bir olmayı isterler. Allah'tan hiçbir sözü gizleyemezler.
tusevvâ
Gültekin Onan = O gün, küfredip elçiye isyan edenler, yerle bir olmayı 'severek isteyecekler' Oysa Tanrı'dan hiç bir sözü gizleyemezler.
tusevvâ
Harun Yıldırım = Kafirler ve rasule asi olanlar o gün yerle bir olmayı arzu ederler ve Allah’tan hiçbir haber de gizleyemezler.
tusevvâ
Hasan Basri Çantay = (Allahın birliğini inkâr ve) küfr edenlerle o peygambere âsî olanlar o gün hâk ile yeksan edilselerdi de Allahdan bir sözü gizlememiş olsalardı temennisinde bulunacakdır.
tusevvâ
Hayrat Neşriyat = İnkâr edip peygambere isyân edenler, o gün kendilerinin yerle bir edilmesini isterler.(Onlar) Allah’dan hiçbir sözü de gizleyemezler.
tusevvâ
İbni Kesir = İşte o gün, küfredip Rasul'e asi olanlar, isterlerdi ki; yerle bir olsalardı da Allah'dan o bir sözü gizlememiş bulunsalardı.
tusevvâ
Kadri Çelik = O gün, küfre sapanlar ve peygambere baş kaldırmış olanlar, yerle bir olmayı ne kadar isterler ve Allah'tan hiç bir olayı (günahlarını) gizleyemezler.
tusevvâ
Muhammed Esed = Hakikati inkara şartlanmış olanlar ve Peygambere itaatsizlik yapanlar o gün toprağın kendilerini yutmasını isteyecekler; ama onlar, olup biten hiçbir şeyi Allahtan gizle(ye)meyeceklerdir.
tusevvâ
Mustafa İslamoğlu = O gün hakikati inkar edenler ve Peygamber'e karşı çıkanlar, yerin dibine geçmeyi temenni ederler; fakat onlar hiçbir şeyi Allah'tan gizleyemezler.
tusevvâ
Ömer Nasuhi Bilmen = Kâfir olanlar ve peygambere isyan etmiş bulunanlar o gün, keşke hak ile yeksan edilmiş olsalardı diye arzuda bulunacaklardır. Ve Allah Teâlâ'ya hiç bir sözü saklayamayacaklardır.
tusevvâ
Ömer Öngüt = İnkâr edenler ve Peygamber'e baş kaldırmış olanlar, kıyamet günü hak ile yeksan olup yerin dibine geçirilmeyi ne kadar isterler ve Allah'tan hiçbir söz gizleyemezler.
tusevvâ
Şaban Piriş = O gün, küfre sapıp da Peygambere isyan edenler, yerle bir olmayı severek isteyecekler ve Allah’tan hiç bir sözü gizleyemeyecekler.
tusevvâ
Sadık Türkmen = O kıyamet günü, Allah’ı inkâr edip Peygamber’e isyan edenler, yer yarılıp içine girmiş olmayı isterler ve Allah’tan hiçbir söz gizleyemezler.
tusevvâ
Seyyid Kutub = Kâfirler ve Peygamberlere karşı gelenler o gün yerle bir olmayı özlemle isterler. Onlar Allah'tan hiçbir söz saklayamazlar.
tusevvâ
Suat Yıldırım = İşte o gün dini inkâr edip resule isyan edenler, yerin dibine girmek, yerle bir olmak isteyecekler. Onlar hiçbir sözlerini, hiçbir kabahatlerini Allah’tan gizleyemezler.
tusevvâ
Süleyman Ateş = Nankörlük edip, (Allâh'ın) Elçi(sin)e karşı gelenler, o gün yerin dibine geçirilmeyi isterler ve Allah'tan hiçbir söz gizleyemezler.
tusevvâ
Tefhim-ul Kuran = O gün, küfre sapıp da peygambere isyan edenler, yerle bir olmayı 'severek isteyecekler.' Oysa Allah'tan hiç bir sözü gizleyemezler.
tusevvâ
Ümit Şimşek = İnkâr etmiş ve Peygambere baş kaldırmış olanlar, o gün yerle bir olmayı isterler; Allah'tan ise hiçbir sözü saklayamazlar.
tusevvâ
Yaşar Nuri Öztürk = Bir gündür ki o, küfre sapıp resule isyan edenler toprağa karışıp gitmeyi isteyecekler ve Allah'tan hiçbir sözü gizleyemeyecekler.
tusevvâ
İskender Ali Mihr = Kâfîrler ve resûle asi olanlar (karşı gelen kimseler), o izin günü (kıyâmet günü) kendilerinin yerle bir olmalarını temenni ederler. Ve (inkâr ettikleri hiçbir) sözü, Allah’tan gizleyemezler.
tusevvâ
İlyas Yorulmaz = Hesap gününde gerçekleri kabul etmeyen ve elçiye isyan edenler, isterler ki, yer onları içine alsa (da yok olup hesaptan kurtulsalar). Artık Allah dan içlerinde gizledikleri hiçbir sözü saklayamazlar.
sevâi es sebîli
Diyanet İşleri = De ki: “Allah katında cezası bundan daha kötü olanları size haber vereyim mi? Onlar, Allah’ın lânetlediği ve gazabına uğrattığı, içlerinden maymunlar ve domuzlar çıkardığı kimseler ile şeytanlara tapan kimselerdir. İşte bunların yeri daha kötüdür ve onlar doğru yoldan daha çok sapmışlardır.”
sevâi es sebîli
Abdulbaki Gölpınarlı = De ki: Bundan daha fena olanları, Allah'ın cezasına uğramış bulunanları haber vereyim mi size? Allah'ın lânet ettiği, gazabına uğrattığı, içlerinden bir kısmını maymun ve domuz şekline soktuğu kişiler ve Şeytan'a tapanlar. İşte bunlardır yeri daha kötü olanlar, doğru yoldan daha fazla sapmış bulunanlar.
sevâi es sebîli
Abdullah Parlıyan = De ki: “Allah katında bunlardan daha şiddetli bir cezayı hak edenleri size söyleyeyim mi? Onlar Allah'ın lanetledikleridir, onlar Allah'ın gazap ettiği; içlerinden maymuna ve domuza çevirdiği, Allah yolundan saptıran şeylere kulluk edenlerdir. İşte bunlar yerleri daha kötü ve dümdüz yoldan daha çok sapmış olanlardır.”
sevâi es sebîli
Adem Uğur = De ki: Allah katında yeri bundan daha kötü olanı size haber vereyim mi? Allah'ın lânetlediği ve gazap ettiği, aralarından maymunlar, domuzlar ve tâğuta tapanlar çıkardığı kimseler. İşte bunlar, yeri (durumu) daha kötü olan ve doğru yoldan daha ziyade sapmış bulunanlardır.
sevâi es sebîli
Ahmed Hulusi = De ki: "Allâh indînde, yapageldiklerinin karşılığı ne kadar kötüdür, bu konuda size haber vereyim mi? Allâh'ın lânetlediği ve gazap ettiğidir o kimse! (Allâh) onları maymunlar (düşünmeden taklitle yaşayanlar), domuzlar (şehevî zevkleri için yaşayanlar) ve tağuta (şeytana - vehmine - dürtülerine) tâbi olarak yaşayanlar hâline dönüştürmüştür! İşte bunlardır mekânı en kötü olanlar ve yolun ortasından sapanlar!
sevâi es sebîli
Ahmet Tekin = 'Allah katında, bundan daha ağır cezaya uğrayacak olanı size haber vereyim mi? Allah’ın lânetlediği ve gazap ettiği, aralarından bazılarını maymunlar, domuzlar ve putlaştırılmış, zalim, azgın diktatörlere, idarelere, şeytanî güçlere, tağuta boyun eğip uşaklık edenler haline getirdiği kimseler, işte onlar yeri en kötü olanlar, doğru, dengeli bir yoldan, İslâmî hayat tarzından en uzak başlarına buyruk yaşayarak, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercih edenlerdir.' de.
sevâi es sebîli
Ahmet Varol = De ki: 'Allah katında, ceza yönünden bundan daha kötü olanı size bildireyim mi? Alah'ın kendilerine lanet ettiği, gazaplandığı, kendilerini domuzlar ve maymunlar haline döndürdüğü kimseler ve Tağut'a tapanlar! İşte bunlar çok daha kötü bir konumdadırlar ve orta yoldan daha fazla sapmışlardır.
sevâi es sebîli
Ali Bulaç = De ki: "Allah katında, 'kesinleşmiş bir ceza olarak' bundan daha kötüsünü haber vereyim mi? Allah'ın kendisine lanet ettiği, ona karşı gazablandığı ve onlardan maymunlar ve domuzlar kıldığı ile tağuta tapanlar; işte bunlar, yerleri daha kötü ve dümdüz yoldan daha çok sapmışlardır."
sevâi es sebîli
Ali Fikri Yavuz = De ki: Allah katında ceza bakımından bundan daha kötüsünü size haber vereyim mi? O kimseler ki, Allah kendilerine lânet etmiş, gazabına uğratmış, onlardan maymunlar, hınzırlar ve putlara (şeytanlara) tapanlar yapmış, işte onlar mevki bakımından daha fena ve dosdoğru yoldan daha sapkındırlar.
sevâi es sebîli
Ali Ünal = De ki: “(Siz, İsa dahil bütün önceki peygamberlere ve Kitaplara olan inancımızı kötü görüyorsunuz ama,) ben size Allah katında müstahak oldukları ceza itibariyle beterin beteri bir durumu bildireyim mi? O kimseler ki, Allah onları lânetlemiş (rahmetinden kovmuş), onları şiddetli bir cezaya düçar kılmış ve içlerinden bir kısmını maymun, domuz ve Allah’a isyanla başka yollar, başka dinler icat ederek insanları bunlara itaate zorlayan bâtıl güçlere ve sahte ilâhlara tapan zelil köleler haline getirmiştir. Onlar, (dünyada da Âhiret’te de) yerleri ve konumları itibariyle en kötü durumdadırlar ve dümdüz yoldan en fazla sapıp gitmiş olanlardır.