Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

tâgîne

  Sâffât / 30 -

 Diyanet İşleri = “Bizim, sizin üzerinizde hiçbir hâkimiyetimiz yoktu. Hatta siz azgın bir kavimdiniz.”

tâgîne

  Sâffât / 30 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve size karşı bir gücümüz, kuvvetimiz yoktu bizim, hayır, siz azgın kişilerdiniz.

tâgîne

  Sâffât / 30 -

 Abdullah Parlıyan = Üstelik sizi zorlayacak bir gücümüz de yoktu, ama siz azgın kişilerdiniz.

tâgîne

  Sâffât / 30 -

 Adem Uğur = Bizim sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu. Fakat siz kendiniz azgın bir toplum idiniz.

tâgîne

  Sâffât / 30 -

 Ahmed Hulusi = "Bizim, üzerinizde bir hâkimiyetimiz yoktu. . . Aksine siz azgın bir topluluk idiniz. "

tâgîne

  Sâffât / 30 -

 Ahmet Tekin = 'Bizim, sizin üzerinizde bir nüfûzumuz yoktu. Siz, zaten azgın, haksızlığı alışkanlık haline getirmiş bir toplumdunuz.'

tâgîne

  Sâffât / 30 -

 Ahmet Varol = Bizim sizin üzerinizde bir nüfuzumuz yoktu. Aksine siz kendiniz azgın bir topluluktunuz.

tâgîne

  Sâffât / 30 -

 Ali Bulaç = "Bizim üzerinizde zorlayıcı hiçbir gücümüz yoktu; hayır siz (kendiniz) azgın bir kavimdiniz."

tâgîne

  Sâffât / 30 -

 Ali Fikri Yavuz = Bizim de sizin üzerinize bir hakimiyetimiz yoktu; ancak siz azmış bir kavim idiniz.

tâgîne

  Sâffât / 30 -

 Ali Ünal = “Kaldı ki, üzerinizde herhangi bir gücümüz, otoritemiz yoktu ki, (sanki zorlamışçasına inkârınızdan suçlu olalım)! Siz kendiniz azgın ve isyankâr bir güruhtunuz.

tâgîne

  Sâffât / 30 -

 Bayraktar Bayraklı = “Bizim sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu. Siz kendiniz, azgın bir toplum olmuştunuz.”

tâgîne

  Sâffât / 30 -

 Bekir Sadak = «Bizim sizin ustunuzde bir nufuzumuz yoktu. Bilakis, azmis bir millettiniz.»

tâgîne

  Sâffât / 30 -

 Celal Yıldırım = Bizim sizin üzerinizde bir sultamız olmadı, ama siz, azıp sapıtan bir millettiniz, derler.

tâgîne

  Sâffât / 30 -

 Cemal Külünkoğlu = (29-30) (Diğerleri de onlara) şöyle derler: “Hayır, siz zaten inanan kimseler değildiniz. Bizim sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu. Siz kendiniz azgın bir toplumdunuz.”

tâgîne

  Sâffât / 30 -

 Diyanet İşleri (eski) = 'Bizim sizin üstünüzde bir nüfuzumuz yoktu. Bilakis, azmış bir millettiniz.'

tâgîne

  Sâffât / 30 -

 Diyanet Vakfi = (29-30) (Ötekiler de:) «Bilâkis, derler, siz inanan kimseler değildiniz. Bizim sizi zorlayacak bir gücümüz yok. Fakat siz kendiniz azgın bir toplum idiniz.»

tâgîne

  Sâffât / 30 -

 Edip Yüksel = 'Bizim sizin üzerinizde her hangi bir gücümüz yoktu. Aksine siz azmış bir topluluktunuz.'

tâgîne

  Sâffât / 30 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Ve bizim size karşı cebredebilecek bir saltanatımız yoktu, fakat siz azmış bir kavm idiniz

tâgîne

  Sâffât / 30 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = bizim size karşı zorlayacak bir gücümüz de yoktu; fakat siz azmış bir kavimdiniz;

tâgîne

  Sâffât / 30 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = «Bizim de size karşı bir gücümüz yoktu. Fakat siz azmış bir kavimdiniz.»

tâgîne

  Sâffât / 30 -

 Gültekin Onan = "Bizim üzerinizde zorlayıcı hiçbir gücümüz yoktu; hayır siz (kendiniz) azgın bir kavimdiniz."

tâgîne

  Sâffât / 30 -

 Harun Yıldırım = "Bizim sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu. Fakat siz kendiniz azgın bir toplum idiniz."

tâgîne

  Sâffât / 30 -

 Hasan Basri Çantay = «Ve bizim size karşı bir haakimiyyetimiz de yokdu. Bil'akis siz (de bizim gibi) azgınlar güruhu idiniz».

tâgîne

  Sâffât / 30 -

 Hayrat Neşriyat = 'Hem bizim için, sizin üzerinizde bir güç yoktu. Bil'akis (siz), bir azgınlar topluluğu idiniz.'

tâgîne

  Sâffât / 30 -

 İbni Kesir = Bizim, sizin üstünüzde bir hakimiyetimiz de yoktu. Aksine siz, azgınlar topluluğu oldunuz.

tâgîne

  Sâffât / 30 -

 Kadri Çelik = “Bizim sizin üzerinizde zorlayıcı hiç bir gücümüz yoktu; hayır, siz (kendiniz) azgın bir kavimdiniz.”

tâgîne

  Sâffât / 30 -

 Muhammed Esed = Üstelik sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu, bilakis, siz küstahça bir kibire kapılmıştınız!

tâgîne

  Sâffât / 30 -

 Mustafa İslamoğlu = Hem bizim sizi zorlayacak bir gücümüz de yoktur: bilakis siz küstah ve azgın bir topluluktunuz!

tâgîne

  Sâffât / 30 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = «Bizim için sizin üzerinizde bir saltanat bulunmuş değildik. Belki siz sapıtmışlar olan bir kavim olmuş idiniz.»

tâgîne

  Sâffât / 30 -

 Ömer Öngüt = "Bizim sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu, siz kendiniz azgın bir topluluk idiniz. "

tâgîne

  Sâffât / 30 -

 Şaban Piriş = -Bizim size karşı bir yaptırım gücümüz de yoktu. Fakat siz, zaten azgın bir toplum idiniz.

tâgîne

  Sâffât / 30 -

 Sadık Türkmen = Bizim sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu. Aksine siz, azmış bir toplum idiniz!

tâgîne

  Sâffât / 30 -

 Seyyid Kutub = «Ve bizim size karşı bir hakimiyetimiz de yoktu. Bilakis siz azgınlar güruhu idiniz.»

tâgîne

  Sâffât / 30 -

 Suat Yıldırım = (29-32) "Hayır, bilakis! derler öbürleri, siz zaten iman eden kimseler değildiniz. Hem bizim, sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu ki! Bilakis, siz azgın bir gürûh idiniz!" "Ne dersek boş! Artık Rabbimizin azap hükmü hakkımızda kesinleşti. Biz hak ettiğimiz cezayı mutlaka tadacağız. Evet, sizi biz kışkırttık, çünkü biz de azmış durumdaydık."

tâgîne

  Sâffât / 30 -

 Süleyman Ateş = "Bizim sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu. Siz kendiniz azgın bir toplum idiniz."

tâgîne

  Sâffât / 30 -

 Tefhim-ul Kuran = «Bizim sizin üzerinizde zorlayıcı hiçbir gücümüz yoktu; hayır, siz (kendiniz) azgın bir kavimdiniz.»

tâgîne

  Sâffât / 30 -

 Ümit Şimşek = 'Sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu. Kendiniz bir azgınlar güruhu olup çıktınız.

tâgîne

  Sâffât / 30 -

 Yaşar Nuri Öztürk = "Bizim size karşı bir sultamız yoktu. İşin esası şu ki siz azmış bir topluluktunuz."

tâgîne

  Sâffât / 30 -

 İskender Ali Mihr = Ve bizim, sizin üzerinizde bir sultanlığımız, hükümranlığımız olmadı (yoktu). Hayır siz azgın bir kavim olmuştunuz.

tâgîne

  Sâffât / 30 -

 İlyas Yorulmaz = “Bizim sizin üzerinizde hiçbir yaptırım gücümüz yoktu. Ama siz azgın bir topluluktunuz. ”

li et tâgîne

  Sâd / 55 -

 Diyanet İşleri = (55-56) İşte böyle! Şüphesiz azgınlar için elbette kötü bir dönüş yeri, cehennem vardır. Onlar oraya girerler. Orası ne kötü bir yataktır!

li et tâgîne

  Sâd / 55 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Şu da var: Ve şüphe yok ki azgınlara elbette dönülüp gidilecek en kötü bir yer mevcut.

li et tâgîne

  Sâd / 55 -

 Abdullah Parlıyan = Bu nimetler dürüst ve erdemliler içindir. Azgın ve sapıklar için de muhakkak, varılacak kötü bir yer vardır.

li et tâgîne

  Sâd / 55 -

 Adem Uğur = Bu böyle; ama azgınlara kötü bir gelecek vardır.

li et tâgîne

  Sâd / 55 -

 Ahmed Hulusi = İşte bu! Muhakkak ki, taşkınlık yapanlar için de dönüş yerinin şerrlisi vardır.

li et tâgîne

  Sâd / 55 -

 Ahmet Tekin = Bunlar ilâhî emirlere yapışanların mükâfatıdır. Azgınlara kötü bir gelecek vardır.

li et tâgîne

  Sâd / 55 -

 Ahmet Varol = Bu böyledir. Azgınlar için ise en kötü bir varış yeri vardır.

li et tâgîne

  Sâd / 55 -

 Ali Bulaç = Bu (böyle işte); gerçekten azgınlar için de muhakkak varılacak kötü bir yer vardır.

li et tâgîne

  Sâd / 55 -

 Ali Fikri Yavuz = Bu, müminlere mahsustur. Azgınların dönüb varacağı yer ise, muhakkak ki fena bir yerdir.

li et tâgîne

  Sâd / 55 -

 Ali Ünal = Evet, bunlar (müttakîler içindir). Azgın isyankârları bekleyen ise kötü âkıbet, kötü bir dönüş yeridir: