Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

tûbâ

  Ra’d / 29 -

 Diyanet İşleri = İnanan ve salih amel işleyenler için, mutluluk ve güzel bir dönüş yeri vardır.

tûbâ

  Ra’d / 29 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = İnananlara ve iyi işlerde bulunanlara gelince: Kutluluk da onlara, dönüp varılacak güzel yurt da.

tûbâ

  Ra’d / 29 -

 Abdullah Parlıyan = Evet imana erişen, dürüst ve erdemli davranan o kimseler ki, kendileri için bu dünyada huzurlu bir hayat, ahirette de varılacak yerlerin en güzeli ayrılmıştır.

tûbâ

  Ra’d / 29 -

 Adem Uğur = İman edip iyi işler yapanlara ne mutlu! Varılacak güzel yurt da onlar içindir.

tûbâ

  Ra’d / 29 -

 Ahmed Hulusi = İman edip imanın gereğini yaşayanlar var ya, onlara Tûba (cennet ağacı) ve hakikatlerindekini yaşamanın güzellikleri vardır.

tûbâ

  Ra’d / 29 -

 Ahmet Tekin = İman ederek, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirenlere, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayanlara, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olanlara, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyenlere ne mutlu! Varacakları yer de ne güzel bir yerdir.

tûbâ

  Ra’d / 29 -

 Ahmet Varol = İman edip salih ameller işleyenler, mutluluk ve arılacak yerin güzeli onlaradır.

tûbâ

  Ra’d / 29 -

 Ali Bulaç = İman edip salih amellerde bulunanlar, ne mutlu onlara. Varılacak yerin güzel olanı (onlarındır).

tûbâ

  Ra’d / 29 -

 Ali Fikri Yavuz = İman edip de sâlih ameller işliyenler (var ya), ne mutlu onlara! Ahirette güzel barınak da onların!

tûbâ

  Ra’d / 29 -

 Ali Ünal = Onlar ki, iman ettiler ve imanlarının gerektirdiği istikamette sağlam, doğru, yerinde ve ıslaha yönelik işler yaptılar: Ne mutlu onlara ve sonunda varılacak güzel yer de onlar içindir.

tûbâ

  Ra’d / 29 -

 Bayraktar Bayraklı = İman edip iyi işler yapanlara ne mutlu! Varılacak güzel yurt da onlar içindir.

tûbâ

  Ra’d / 29 -

 Bekir Sadak = Inanan ve yararli is iyleyen kimseler icin hos bir hayat ve donulecek guzel bir yer vardir.

tûbâ

  Ra’d / 29 -

 Celal Yıldırım = İmân ettikten sonra güzel ve yararlı amellerde bulunanlara müjde ve mutluluk; bir de dönülecek güzel bir yer var!

tûbâ

  Ra’d / 29 -

 Cemal Külünkoğlu = İman ettikten sonra güzel ve yararlı amellerde bulunanlara ne mutlu! Varacakları yer de ne güzeldir!

tûbâ

  Ra’d / 29 -

 Diyanet İşleri (eski) = İnanan ve yararlı iş işleyen kimseler için hoş bir hayat ve dönülecek güzel bir yer vardır.

tûbâ

  Ra’d / 29 -

 Diyanet Vakfi = İman edip iyi işler yapanlara ne mutlu! Varılacak güzel yurt da onlar içindir.

tûbâ

  Ra’d / 29 -

 Edip Yüksel = İnanıp erdemli bir hayat sürenler için müjde ve en güzel dönüş yeri vardır.

tûbâ

  Ra’d / 29 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Onlar ki iyman etmişlerdir ve salih ameller işlemektedirler, ne hoş, tubâ onların, istikbal güzelliği onların

tûbâ

  Ra’d / 29 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Onlar ki iman etmiş ve iyi işler istemektedirler; ne hoş mutluluk onların, istikbal güzelliği de onların!

tûbâ

  Ra’d / 29 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Onlar ki, iman etmişler ve salih ameller işlemişlerdir, ne mutlu onlara, varacakları yer de ne güzeldir!

tûbâ

  Ra’d / 29 -

 Gültekin Onan = İnanıp salih amellerde bulunanlar, ne mutlu onlara. Dönüş yerinin (meab) güzeli (onlarındır).

tûbâ

  Ra’d / 29 -

 Harun Yıldırım = İman edip iyi işler yapanlara ne mutlu! Varılacak güzel yurt da onlar içindir.

tûbâ

  Ra’d / 29 -

 Hasan Basri Çantay = Îman edib de güzel işler (hareketler ve ibâdetler) yapanlar: Ne mutlu onlara! (Nihayet) dönüb gidilecek güzel yurd da (onların).

tûbâ

  Ra’d / 29 -

 Hayrat Neşriyat = Îmân edip sâlih ameller işleyenlere ne mutlu! Varılacak güzel yer de onlar içindir.

tûbâ

  Ra’d / 29 -

 İbni Kesir = İnanmış olup salih ameller işleyenler için, hoş bir hayat ve güzel bir gelecek vardır.

tûbâ

  Ra’d / 29 -

 Kadri Çelik = İman edip salih amellerde bulunanlar (var ya), güzel bir hayat (tuba) ve dönülecek güzel bir yer de onlarındır.

tûbâ

  Ra’d / 29 -

 Muhammed Esed = (Evet,) imana erişen ve dürüst ve erdemli davranan o kimseler ki, kendileri için (bu dünyada) huzurlu bir hayat, (ahirette de) varılacak yerlerin en güzeli ayırılmıştır!"

tûbâ

  Ra’d / 29 -

 Mustafa İslamoğlu = İman eden ve Allah'ın razı olduğu eylem ortaya koyan bu kimseler var ya: göz aydınlığı onlarındır, güzel yurt da onların…

tûbâ

  Ra’d / 29 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = O kimseler ki, imân ettiler ve sâlih sâlih amellerde bulundular, fevz-ü necât onlara, dönüp gidilecek güzel bir yurd da onlara.

tûbâ

  Ra’d / 29 -

 Ömer Öngüt = Onlar ki iman etmişler ve sâlih ameller işlemişlerdir. Ne mutlu onlara! Varacakları yer de ne güzeldir!

tûbâ

  Ra’d / 29 -

 Şaban Piriş = İman edip doğruları yapanlar için hoş bir hayat ve güzel bir istikbal vardır.

tûbâ

  Ra’d / 29 -

 Sadık Türkmen = Inanan ve faydalı bir işi en iyi şekilde (dürüstçe) yapanlar için, mutluluk ve güzel bir dönüş yeri vardır.

tûbâ

  Ra’d / 29 -

 Seyyid Kutub = İnanıp salih amellerde bulunanlar, ne mutlu onlara. Dönüş yerinin (meab) güzeli (onlarındır).

tûbâ

  Ra’d / 29 -

 Suat Yıldırım = Ne mutlu iman edip de makbul ve güzel işler yapanlara!Eninde sonunda dönüp gidilecek güzel yurt onların olacak.

tûbâ

  Ra’d / 29 -

 Süleyman Ateş = İşte mutluluk ve güzel gelecek, o inanıp güzel işler yapanlarındır.

tûbâ

  Ra’d / 29 -

 Tefhim-ul Kuran = İman edip salih amellerde bulunanlar, ne mutlu onlara. Varılacak yerin güzel olanı (onlarındır) .

tûbâ

  Ra’d / 29 -

 Ümit Şimşek = İman edip de güzel işler yapanlar için müjde ve mutluluk, bir de varılacak güzel bir yer vardır.

tûbâ

  Ra’d / 29 -

 Yaşar Nuri Öztürk = İman edip hak ve barış uğruna iyi işler yapanlara mutluluk ve müjde var, güzel bir gelecek var.

tûbâ

  Ra’d / 29 -

 İskender Ali Mihr = Âmenû olanlar (ölmeden önce Allah’a ulaşmayı dileyenler) ve salih amel (nefsi ıslâh edici amel) yapanlar ne mutlu onlara ve meabın (sığınağın) (en) güzeli onların.

tûbâ

  Ra’d / 29 -

 İlyas Yorulmaz = İman edip salih amel işleyenler için güzellikler ve rahatlıkla kalabilecekleri mekanlar var.

tetûbâ

  Tahrîm / 4 -

 Diyanet İşleri = (Ey peygamber’in eşleri!) Eğer siz ikiniz Allah’a tövbe ederseniz, ne iyi. Çünkü kalpleriniz kaydı. Eğer Peygamber’e karşı birbirinize arka çıkarsanız bilin ki Allah onun yardımcısıdır, Cebrail de, salih mü’minler de. Bunlardan sonra melekler de ona arka çıkarlar.

tetûbâ

  Tahrîm / 4 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = İkiniz de tövbe ederseniz Allah'a; çünkü gerçekten de gönülleriniz suça meyletmiştir; ve fakat Peygamberin aleyhine, birbirinize arka verirseniz artık o Allah'tır onun yardımcısı ve Cibrîl'dir ve inananların en temizi ve melekler de bunlardan sonra ona arkadır, yardımcıdır.

tetûbâ

  Tahrîm / 4 -

 Abdullah Parlıyan = Ey peygamber! Onlara de ki: “İkiniz de tevbe ederek Allah'a yönelin, çünkü ikinizin de kalbi haktan ayrılmıştı ve Allah'ın elçisi olan peygambere karşı birbirinizi desteklerseniz, bilin ki Allah, O'nun koruyucusu ve yardımcısıdır. Sonra da Cibrîl, mü'minlerin doğru dürüst hareket edenleri ve bütün melekler O'nun yardımcılarıdır.

tetûbâ

  Tahrîm / 4 -

 Adem Uğur = Eğer ikiniz de Allah'a tevbe ederseniz, (yerinde olur). Çünkü kalpleriniz sapmıştı. Ve eğer Peygamber'e karşı birbirinize arka verirseniz bilesiniz ki onun dostu ve yardımcısı Allah, Cebrail ve müminlerin iyileridir. Bunların ardından melekler de (ona) yardımcıdır.

tetûbâ

  Tahrîm / 4 -

 Ahmed Hulusi = Eğer ikiniz (Ayşe ve Hafsa) Allâh'a tövbe ederseniz (ne âlâ); (yoksa) gerçekten kalpleriniz (Hak'tan) kaymış bulunuyor. . . Eğer O'nun aleyhine olarak birbirinize destek olursanız, muhakkak ki Allâh, O'nun Mevlâ'sıdır; Cibrîl de, iman edenlerin sâlihi de (Ayşe'nin babası Hz. Ebu Bekir; Hafsa'nın babası Hz. Ömer). Ondan sonra melâike de yardımcı olandır.

tetûbâ

  Tahrîm / 4 -

 Ahmet Tekin = 'Eğer ikiniz de tevbe eder, günah işlemekten vazgeçip Allah’a itaate yönelirseniz isabetli olur. Kalplerinizde, kafalarınızda tevbeyi gerektiren bir kusur işlenmiştir. Eğer peygambere karşı, birbirinize arka çıkarsanız, bilin ki, Allah onun koruyucusu ve yardım edenidir. Bu yardımın ardından, Cebrâil, sâlih mü’minler, melekler de ona arka çıkarlar.

tetûbâ

  Tahrîm / 4 -

 Ahmet Varol = Eğer ikiniz Allah'a tevbe ederseniz (iyi edersiniz); çünkü kalpleriniz kaymıştır. [1] Ama eğer ona karşı birbirinize destek olursanız (bilin ki) Allah onun dostudur. Cibril ve mü'minlerin salihleri de. Bunun ardından melekler de (ona) destekçidirler.

tetûbâ

  Tahrîm / 4 -

 Ali Bulaç = Eğer sizler (Peygamberin iki eşi) Allah'a tevbe ederseniz (ne güzel); çünkü kalbleriniz eğrilik gösterdi. Yok eğer ona karşı birbirinize destekçi olmaya kalkışırsanız, artık Allah, onun mevlasıdır; Cibril ve mü'minlerin salih olan(lar)ı da. Bunların arkasından melekler de onun destekçisidirler.

tetûbâ

  Tahrîm / 4 -

 Ali Fikri Yavuz = (Ey Hafsa ve Aişe, Peygambere ettiğiniz bu eziyyetten) eğer ikiniz de Allah’a tevbe ederseniz ne güzel; çünkü (Peygamberi dinlemek hususunda) kalbleriniz eğildi. Yok eğer (kıskançlık ederek) Peygamberin aleyhinde birbirinizle yardımlaşırsanız, bilmiş olunuz ki, Allah O’nun yardımcısıdır, Cebrâil de, müminlerin salih olanı da... Bunların arkasından bütün melekler de O’na yardımcıdır.

tetûbâ

  Tahrîm / 4 -

 Ali Ünal = (Ey Peygamber’in sırrı üzerinde konuşan O’nun iki hanımı!) Eğer tevbe ile Allah’a yönelmezseniz –ki, sizden beklenen yönelmenizdir, çünkü kalbleriniz kaymış bulunmaktadır. Fakat yönelmez de, O’nun aleyhinde birbirinize arka verecek olursanız, bilin ki Allah, evet O, peygamberinin sahibidir, yardımcısıdır, aynı zamanda Cebrail ve mü’minler içinde en salih olanlar da. Sonra, melekler de O’nun destekçisidir.