Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

tenziu

  Kamer / 20 -

 Diyanet İşleri = İnsanları köklerinden sökülmüş hurma kütükleri gibi kaldırıp atıyordu.

tenziu

  Kamer / 20 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Onları kökünden koparmadaydı, sanki köklerinden kopup baş aşağı devrilen hurma kütükleriydi onlar.

tenziu

  Kamer / 20 -

 Abdullah Parlıyan = O rüzgar, insanları sökülmüş hurma kütükleri gibi yere seriyordu.

tenziu

  Kamer / 20 -

 Adem Uğur = O rüzgâr, insanları, sökülmüş hurma kütükleri gibi yere seriyordu.

tenziu

  Kamer / 20 -

 Ahmed Hulusi = İnsanları, sanki sökülmüş hurma kütükleri gibi koparıp atıyordu.

tenziu

  Kamer / 20 -

 Ahmet Tekin = İnsanların kafalarını koparan bir rüzgar estirdik. İnsanlar sanki kökünden sökülmüş hurma gövdeleri gibi yere serilmişti.

tenziu

  Kamer / 20 -

 Ahmet Varol = İnsanları söküp savuruyordu. Sanki onlar köklerinden sökülmüş hurma kütükleri gibi (görünüyorlardı).

tenziu

  Kamer / 20 -

 Ali Bulaç = İnsanları söküp atıyordu; sanki onlar, kökünden sökülüp kopmuş hurma kütükleriymiş gibi.

tenziu

  Kamer / 20 -

 Ali Fikri Yavuz = Öyle ki, insanları, kökünden sökülmüş hurma kütükleri gibi söküb atıyordu.

tenziu

  Kamer / 20 -

 Ali Ünal = Öyle ki, insanları kökünden sökülmüş, içi boş hurma kütükleri gibi fırlatıp atıyordu.

tenziu

  Kamer / 20 -

 Bayraktar Bayraklı = O rüzgâr, insanları, sanki köklerinden koparılmış, hurma kütükleri gibi yere seriyordu.

tenziu

  Kamer / 20 -

 Bekir Sadak = (19-20) Nitekim uzerlerine, insanlari, sokulmus hurma kutugu gibi kopararak yere seren, dondurucu bir ruzgari ugursuzlugu devam eden bir gunde gonderdik.

tenziu

  Kamer / 20 -

 Celal Yıldırım = (20-21) İnsanları bulundukları yerden söküp atıyordu da her biri sanki kökünden devrilen birer hurma kütüğüne benziyordu. Benim azabım ve uyarılarım nasılmış (bir görün) ?.

tenziu

  Kamer / 20 -

 Cemal Külünkoğlu = (Öyle bir kasırga ki) insanları köklerinden sökülmüş hurma kütükleri gibi kaldırıp atıyordu.

tenziu

  Kamer / 20 -

 Diyanet İşleri (eski) = (19-20) Nitekim üzerlerine, insanları, sökülmüş hurma kütüğü gibi kopararak yere seren, dondurucu bir rüzgarı uğursuzluğu devam eden bir günde gönderdik.

tenziu

  Kamer / 20 -

 Diyanet Vakfi = O rüzgâr, insanları, sökülmüş hurma kütükleri gibi yere seriyordu.

tenziu

  Kamer / 20 -

 Edip Yüksel = İnsanları, sanki köklerinden koparılmış hurma kötükleriymiş gibi yıkıyordu.

tenziu

  Kamer / 20 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = İnsanları kökünden devrilen hurma kütükleri gibi yolar

tenziu

  Kamer / 20 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = İnsanları, kökünden devrilen hurma kütükleri gibi yoluyordu.

tenziu

  Kamer / 20 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = (O rüzgar) insanları, sökülmüş hurma kütükleri gibi yere seriyordu.

tenziu

  Kamer / 20 -

 Gültekin Onan = İnsanları söküp atıyordu; sanki onlar, kökünden sökülüp kopmuş hurma kütükleriymiş gibi.

tenziu

  Kamer / 20 -

 Harun Yıldırım = İnsanları koparıp atıyordu. Sanki onlar kökünden kopmuş hurma kütükleri idiler.

tenziu

  Kamer / 20 -

 Hasan Basri Çantay = (Öyle bir fırtına ki) insanları, sanki onlar köklerinden sökülmüş hurma kütükleri imiş gibi, ta temelinden kopar (ıb helake uğrat) ıyordu.

tenziu

  Kamer / 20 -

 Hayrat Neşriyat = İnsanları çekip alıyordu. Sanki onlar köklerinden sökülmüş hurma kütükleri gibiydiler!

tenziu

  Kamer / 20 -

 İbni Kesir = İnsanları, sökülmüş hurma kütükleri gibi koparıp yere seriyordu.

tenziu

  Kamer / 20 -

 Kadri Çelik = Sanki kökünden sökülüp atılmış hurma kütükleriymiş gibi insanları söküp atıyordu.

tenziu

  Kamer / 20 -

 Muhammed Esed = (bu kasırga,) insanları köklerinden koparılmış hurma kütükleri gibi savurup attı.

tenziu

  Kamer / 20 -

 Mustafa İslamoğlu = insanları öyle savuruyordu ki, sanki onlar kökünden sökülmüş hurma kütükleri gibi (yere serildiler).

tenziu

  Kamer / 20 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = (19-20) Şüphe yok ki, Biz onların üzerine uğursuz, devamlı bir günde bir soğuk rüzgar gönderdik. İnsanları koparıyordu. Onlar, sanki dibinden kopmuş hurma kütükleri imişler.

tenziu

  Kamer / 20 -

 Ömer Öngüt = O rüzgâr insanları, sanki köklerinden sökülmüş hurma kütükleri imişler gibi koparıp yere seriyordu.

tenziu

  Kamer / 20 -

 Şaban Piriş = Sanki kökünden sökülmüş hurma ağacının kökleri gibi insanları yerlerinden koparıp atıyordu.

tenziu

  Kamer / 20 -

 Sadık Türkmen = Insanları, dibinden sökülmüş hurma kütükleri gibi koparıp atıyordu!

tenziu

  Kamer / 20 -

 Seyyid Kutub = Bu kasırga insanları sökülmüş hurma kütükleri gibi havaya kaldırıp savuruyordu.

tenziu

  Kamer / 20 -

 Suat Yıldırım = Öyle ki insanları, kökü sökülmüş, içi boş hurma kütükleri gibi fırlatıp atıyordu.

tenziu

  Kamer / 20 -

 Süleyman Ateş = İnsanları sanki köklerinden sökülmüş hurma kütükleri imişler gibi koparıp deviriyordu.

tenziu

  Kamer / 20 -

 Tefhim-ul Kuran = İnsanları söküp atıyordu; sanki onlar, kökünden sökülüp kopmuş hurma kütükleriymiş gibi.

tenziu

  Kamer / 20 -

 Ümit Şimşek = Bir fırtına ki, insanları kökünden sökülmüş hurma kütükleri gibi yerlerinden koparıp atıyordu.

tenziu

  Kamer / 20 -

 Yaşar Nuri Öztürk = İnsanları, köklerinden sökülmüş hurma kütükleri gibi kaldırıp atıyordu.

tenziu

  Kamer / 20 -

 İskender Ali Mihr = (Öyle bir rüzgâr ki) insanları, sanki kökünden koparılmış hurma kütükleri gibi (havaya fırlatıp) atar.

tenziu

  Kamer / 20 -

 İlyas Yorulmaz = O rüzgâr insanları, kökünden sökülüp atılan hurma ağaçları gibi, savurup atıyordu.

ve tenziu el mulke

  Âl-iİmrân / 26 -

 Diyanet İşleri = De ki: “Ey mülkün sahibi olan Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verirsin. Dilediğinden de mülkü çeker alırsın. Dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır senin elindedir. Şüphesiz sen her şeye hakkıyla gücü yetensin.”

ve tenziu el mulke

  Âl-iİmrân / 26 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = De ki: Allah'ım, mülkün sahibi sensin, mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden alırsın. Dilediğini yükseltirsin, dilediğini alçaltırsın. Senin elindedir hayır, sensin her şeye gücü yeten.

ve tenziu el mulke

  Âl-iİmrân / 26 -

 Abdullah Parlıyan = De ki: “Ey mutlak egemenlik sahibi Allah'ım! Sen egemenliği kime dilersen ona verirsin, dilediğinden de alırsın, dilediğini yüceltir, dilediğini alçaltırsın. Bütün iyilikler senin elindedir. Şüphesiz sen herşeye gücü yetensin.”

ve tenziu el mulke

  Âl-iİmrân / 26 -

 Adem Uğur = (Resûlüm!) De ki: Mülkün gerçek sahibi olan Allah'ım! Sen mülkü dilediğine verirsin ve mülkü dilediğinden geri alırsın. Dilediğini yüceltir, dilediğini de alçaltırsın. Her türlü iyilik senin elindedir. Gerçekten sen her şeye kadirsin.

ve tenziu el mulke

  Âl-iİmrân / 26 -

 Ahmed Hulusi = De ki: "Mülkün Mâlik'i olan Allâh'ım. . . Mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden de mülkü çekip alırsın. Dilediğini aziyz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır senin elindedir. Kesinlikle sen her şeye Kaadir'sin. "

ve tenziu el mulke

  Âl-iİmrân / 26 -

 Ahmet Tekin = 'Allahım, ey mülkün, devletin, saltanatın gerçek sahibi! Sen mülkü, devleti, saltanatı sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradenin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu kimselere verir, mülkü, devleti, saltanatı sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradenin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu kimselerden de çeker alırsın. Sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradenin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu kimseleri aziz eder, güçlendirir yüceltirsin, sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradenin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu kimseleri de zelil eder, zayıflatır, alçaltırsın. Hayırlı olanı seçmek de, sınırsız hayır da senin elindedir.' de.

ve tenziu el mulke

  Âl-iİmrân / 26 -

 Ahmet Varol = De ki: 'Ey mülkün sahibi olan Allah'ım! Sen mülkü dilediğine verirsin ve dilediğinden de mülkü alırsın. Dilediğini yüceltir, dilediğini alçaltırsın. İyilik senin elindedir. Sen her şeye güç yetirirsin.'

ve tenziu el mulke

  Âl-iİmrân / 26 -

 Ali Bulaç = De ki: "Ey mülkün sahibi Allah'ım, dilediğine mülkü verirsin ve dilediğinden mülkü çekip alırsın, dilediğini aziz kılar, dilediğini alçaltırsın; hayır Senin elindedir. Gerçekten Sen, her şeye güç yetirensin."

ve tenziu el mulke

  Âl-iİmrân / 26 -

 Ali Fikri Yavuz = Rasûlüm, şöyle de: “- Ey mülkün sahibi Allah’ım! Sen, dilediğine mülkü verirsin, dilediğinden de mülkü çeker alırsın. Dilediğini aziz edersin, dilediğini de zelil edersin; hayır, yalnız senin elindedir. Muhakkak ki sen her şeye kâdirsin.

ve tenziu el mulke

  Âl-iİmrân / 26 -

 Ali Ünal = De ki: “Allah’ım, ey mülk ve hakimiyetin yegâne mâliki! Sen, mülkü dilediğine verir ve mülkü dilediğinden çekip alırsın; kimi dilersen aziz eder, kimi de dilersen zelil edersin! Sen’in elindedir ancak hayır. Şüphesiz Sen, her şeye hakkıyla güç yetirensin.