Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

ve ûlû

  Neml / 33 -

 Diyanet İşleri = Dediler ki: “Biz güçlü kimseleriz ve çetin savaşçılarız. Emir senin. Ne emredeceğini düşün.”

ve ûlû

  Neml / 33 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Biz dediler; güçlü kuvvetli ve şiddetli savaşır bir topluluğuz, fakat emir senin, ne yapacaksan sen düşün, yap.

ve ûlû

  Neml / 33 -

 Abdullah Parlıyan = Onlar şöyle cevap verdiler: “Biz güçlü ve kuvvetli kimseleriz, zorlu savaşan bir topluluğuz. Fakat emir senindir, ne emredeceksen ona bak.”

ve ûlû

  Neml / 33 -

 Adem Uğur = Onlar, şu cevabı verdiler: Biz güçlü kuvvetli kimseleriz, zorlu savaş erbabıyız; buyruk ise senindir; artık ne buyuracağını sen düşün.

ve ûlû

  Neml / 33 -

 Ahmed Hulusi = Dediler ki: "Biz hem kuvvetliyiz hem de şiddetli savaşçılarız. . . Emir sana aittir! Ne hükmedeceğine sen karar ver. "

ve ûlû

  Neml / 33 -

 Ahmet Tekin = Onlar:'Biz güç, kuvvet sahibiyiz, güçlü savaşçılarız. İcra planı ile ilgili karar senindir. Artık neyi emredeceğini sen düşün.' dediler.

ve ûlû

  Neml / 33 -

 Ahmet Varol = Dediler ki: 'Biz güçlü ve çetin savaşçı kimseleriz. Emir ise senindir. Artık neyi emredeceğine bak.'

ve ûlû

  Neml / 33 -

 Ali Bulaç = Dediler ki: "Biz kuvvet sahibiyiz ve zorlu savaşçılarız. İş konusunda karar senindir, artık sen bak, neyi emredersen (biz uygularız).

ve ûlû

  Neml / 33 -

 Ali Fikri Yavuz = (Kavmin ileri gelenleri Belkıs’a şöyle) dediler: “- Biz, kuvvet sahibiyiz ve cesur savaşçıyız. Bununla beraber emir sana aiddir (savaş emrine de, sulh emrine de uyarız). Artık bak, ne emredeceksin.”

ve ûlû

  Neml / 33 -

 Ali Ünal = “Biz,” dediler, “güçlü kuvvetliyiz ve oldukça savaşçı bir milletiz. Ama yetki sizindir; bir değerlendirmede bulunup, nasıl davranılması gerekiyorsa onu emredin.”

ve ûlû

  Neml / 33 -

 Bayraktar Bayraklı = İleri gelenler, “Biz güçlü, kuvvetli kimseleriz; zorlu savaş erbabıyız; buyruk ise senindir; artık ne buyuracağını sen düşün!” diye cevap verdiler.

ve ûlû

  Neml / 33 -

 Bekir Sadak = «Biz guclu kimseler ve zorlu savas adamlariyiz, emir senindir, sen emretmene bak.»

ve ûlû

  Neml / 33 -

 Celal Yıldırım = Onlar dediler ki: «Biz kuvvet sahibiyiz ve oldukça şiddetli (savaşçı ve dayanıklı) kimseleriz. Ama emir size aittir; artık ne emredeceksen ona bak.»

ve ûlû

  Neml / 33 -

 Cemal Külünkoğlu = (Sebeliler) dediler ki: “Biz güçlü kimseleriz ve zorlu savaşçılarız. Emir senin. Ne emredeceğini düşün!”

ve ûlû

  Neml / 33 -

 Diyanet İşleri (eski) = 'Biz güçlü kimseler ve zorlu savaş adamlarıyız, emir senindir, sen emretmene bak.'

ve ûlû

  Neml / 33 -

 Diyanet Vakfi = Onlar, şu cevabı verdiler: Biz güçlü kuvvetli kimseleriz, zorlu savaş erbabıyız; buyruk ise senindir; artık ne buyuracağını sen düşün.

ve ûlû

  Neml / 33 -

 Edip Yüksel = 'Biz güçlüyüz, yaman savaşçılarız ve son karar sana aittir. Kararını uygula,' dediler.

ve ûlû

  Neml / 33 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Dediler: biz bir kuvvet sahibiyiz ve şiddetli harb ehliyiz, maamafih emir sana aiddir, bak ne ferman buyurursun

ve ûlû

  Neml / 33 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Dediler: «Biz güçlüyüz ve yiğit savaşçılarız; ama karar sana aittir. Ne emredeceğini düşün.»

ve ûlû

  Neml / 33 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Onlar, şöyle cevap verdiler: «Biz güçlü kuvvetli kimseleriz, zorlu savaş erbabıyız, buyruk ise senindir; artık ne emredeceğini düşün taşın.»

ve ûlû

  Neml / 33 -

 Gültekin Onan = Dediler ki: "Biz kuvvet sahibiyiz ve zorlu savaşçılarız. Buyruk konusunda karar senindir, artık sen bak, neyi buyurursan (biz uygularız).

ve ûlû

  Neml / 33 -

 Harun Yıldırım = Onlar, şu cevabı verdiler: Biz güçlü kuvvetli kimseleriz, zorlu savaş erbabıyız; buyruk ise senindir; artık ne buyuracağını sen düşün.

ve ûlû

  Neml / 33 -

 Hasan Basri Çantay = Dediler: «Biz güc, kuvvet saahibleri, çetin savaş erbabıyız. Emir sana aaid. Bak, sen ne emr edeceksin».

ve ûlû

  Neml / 33 -

 Hayrat Neşriyat = (Onlar:) 'Biz güç sâhibleriyiz ve şiddetli savaş ehliyiz; fakat emir senindir; artık bak, ne emredersin!' dediler.

ve ûlû

  Neml / 33 -

 İbni Kesir = Dediler ki: Biz, güçlü kimseler ve zorlu savaş adamlarıyız. Emirse senindir, sen emretmene bak.

ve ûlû

  Neml / 33 -

 Kadri Çelik = Dediler ki: “Biz kuvvet sahibiyiz ve zorlu savaşçılarız, iş konusunda karar senindir, artık ne buyuracağına sen bak.”

ve ûlû

  Neml / 33 -

 Muhammed Esed = (Seçkinler:) "Güçlü olduğumuza ve savaşta yıldırıcı bir cesaret ve maharet sahibi olduğumuza (güven), emir senindir; öyleyse artık vereceğin emri sen düşün" diye cevap verdiler.

ve ûlû

  Neml / 33 -

 Mustafa İslamoğlu = (Seçkinler) şöyle dediler: "Biz güçlüyüz ve caydırıcı şiddete bir (askeri) yeteneğe sahibiz. Yine de emir senindir. Şu halde ne emredeceğine sen karar ver!"

ve ûlû

  Neml / 33 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Dediler ki: «Biz kuvvet sahipleriyiz ve şiddetli bir azim sahipleriyiz ve emir sana aittir. Artık bak, ne emredeceksen.»

ve ûlû

  Neml / 33 -

 Ömer Öngüt = Dediler ki: “Biz güçlü kuvvetli kimseleriz, zorlu savaş erbabıyız. Emir senindir, sen emretmene bak!”

ve ûlû

  Neml / 33 -

 Şaban Piriş = Onlar da: -Biz güçlü kuvvetli, zorba savaşçılarız, fakat emir senindir, ne istersen emret, dediler.

ve ûlû

  Neml / 33 -

 Sadık Türkmen = Dediler ki: “Biz güç sahibiyiz ve zorlu savaşçılarız. Sen ne buyurursan buyur emir senindir.”

ve ûlû

  Neml / 33 -

 Seyyid Kutub = İleri gelen devlet adamları dediler ki; «Biz güçlüyüz, yaman savaşçılarız, ferman senindir, düşün de ne buyuracağına karar ver.»

ve ûlû

  Neml / 33 -

 Suat Yıldırım = Onlar: "Biz güçlü, kuvvetliyiz, savaşçı milletiz. Ama yetki sizindir, değerlendirip münasip gördüğünüz emri verin." dediler.

ve ûlû

  Neml / 33 -

 Süleyman Ateş = Dediler ki: "Biz güçlüyüz, yaman savaşçılarız ama emir senindir. Bak, ne buyurursan öyle yaparız"

ve ûlû

  Neml / 33 -

 Tefhim-ul Kuran = Dediler ki: «Biz kuvvet sahibiyiz ve zorlu savaşçılarız, iş konusunda karar senindir, artık sen bak, neyi emredersen (biz uygularız)

ve ûlû

  Neml / 33 -

 Ümit Şimşek = 'Biz güç sahibi savaş ehliyiz,' dediler. 'Emir ise sana aittir. Düşün, ne gerekiyorsa emret.'

ve ûlû

  Neml / 33 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Dediler ki: "Biz çok güçlüyüz, çok yaman savaşırız. Buyruk senin. Ne karar vereceğini sen bilirsin."

ve ûlû

  Neml / 33 -

 İskender Ali Mihr = "Biz kuvvetli ve çok büyük savaş gücü sahibiyiz. Ve emir senindir. Öyleyse sen bak (karar ver), ne emir vereceksin?" dediler.

ve ûlû

  Neml / 33 -

 İlyas Yorulmaz = Yardımcıları “Biz kuvvet sahibi ve onları yenip cezalandıracak güce sahibiz. Ama yinede karar senindir. Bak düşün ne emredersin (bize onu yaparız. )” dediler.

ve ûlûl erhâmi

  Ahzâb / 6 -

 Diyanet İşleri = Peygamber, mü’minlere kendi canlarından daha önce gelir. Onun eşleri de mü’minlerin analarıdır. Aralarında akrabalık bağı olanlar, Allah’ın Kitab’ına göre, (miras konusunda) birbirleri için (diğer) mü’minlerden ve muhacirlerden daha önceliklidirler. Ancak dostlarınıza bir iyilik yapmanız başka. Bu (hüküm) Kitap’ta yazılıdır.

ve ûlûl erhâmi

  Ahzâb / 6 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Peygamber, inananlar üzerinde, kendilerinden ziyâde tasarruf ve vilâyet sâhibidir ve onun eşleri de inananların analarıdır ve akrabalar da, Allah'ın kitabında, diğer inananlardan ve yurtlarından göçenlerden fazla birbirlerine yakındır mîras dolayısıyla, ancak dostlarınıza herhangi bir sûretle iyilikte bulunabilirsiniz; bu hüküm, kitapta yazılmıştır.

ve ûlûl erhâmi

  Ahzâb / 6 -

 Abdullah Parlıyan = Peygamber mü'minlere kendi canlarından her konuda tercih edilmeye ve sözü dinlenmeye daha yakın ve daha layık olandır. Peygamberin eşleri de, mü'minlerin anneleridir. Aralarında hısım akrabalık bağı bulunanlar, Allah'ın kitabında belirlenen miras konusunda, diğer mü'minlerden ve hicret edenlerden, birbirlerine daha yakın ve daha layıktırlar. Ancak öteki yakın dostlarınıza da herhangi bir şekilde, iyilikte bulunabilirsiniz. Bütün bu miras hükümleri, yüce kitapta yazılmıştır. Ne değiştirilebilir, ne de bozulabilir.

ve ûlûl erhâmi

  Ahzâb / 6 -

 Adem Uğur = Peygamber, müminlere kendi canlarından daha yakındır. Eşleri, onların analarıdır. Akraba olanlar, Allah'ın Kitabına göre, (mirasçılık bakımından) birbirlerine diğer müminlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar; ancak, dostlarınıza uygun bir vasiyet yapmanız müstesnadır. Bunlar Kitap'ta yazılı bulunmaktadır.

ve ûlûl erhâmi

  Ahzâb / 6 -

 Ahmed Hulusi = En Nebi, iman edenlere, kendi benliklerinden daha önceliklidir! Onun eşleri onların (iman edenlerin) analarıdır! Akrabalar da Allâh'ın Kitabında (diğer) iman edenlerden ve muhacirlerden, (mirasça) birbirlerine daha önceliklidirler. . . Dostlarınıza dinen iyilik işlemeniz hariç. . . Bu, Bilgi'den bir hükümdür.

ve ûlûl erhâmi

  Ahzâb / 6 -

 Ahmet Tekin = Peygamber, mü’minlere kendi öz nefislerinden, canlarından, birbirlerinden daha yakındır, daha ileridir. Eşleri mü’minlerin anneleridir.Akraba olanlar, Allah’ın kitabına göre, veraset açısından, birbirlerine, diğer mü’minlerden ve Allah yolunda özgürce Allah’a kulluk ve ibadet etmek, güç ve gönül birliği yapmak için hicret eden muhacirlerden daha yakındırlar. Ancak dostlarınıza, Kur’ân ve sünnetin hükümlerine, İslâmî kurallarla örtüşen örfe uygun bir vasiyet yapabilirsiniz. Bunlar kitapta yazılmış bulunuyor.

ve ûlûl erhâmi

  Ahzâb / 6 -

 Ahmet Varol = Peygamber mü'minler için kendilerinden daha önceliklidir. Onun eşleri de onların anneleridir. Allah'ın kitabına göre akrabalar birbirlerine (diğer) mü'minlerden ve muhacirlerden, daha yakındırlar. Ancak dostlarınıza bir iyilik yapmanız müstesna. Bunlar, Kitap'ta yazılı bulunmaktadır.

ve ûlûl erhâmi

  Ahzâb / 6 -

 Ali Bulaç = Peygamber, mü'minler için kendi nefislerinden daha evladır ve onun zevceleri de onların anneleridir. Rahim sahipleri (akrabalar) de, Allah'ın Kitabında birbirlerine öteki mü'minlerden ve muhacirlerden daha yakındır. Ancak dostlarınıza maruf üzere yapacaklarınız başka; bunlar Kitapta yazılmış bulunmaktadır.

ve ûlûl erhâmi

  Ahzâb / 6 -

 Ali Fikri Yavuz = Peygamber, müminlere (her hususta) nefislerinden evlâdır. Peygamberin zevceleri, müminlerin anneleri hükmündedir. Neseben yakın olanlar da, Allah’ın kitabında, birbirlerine (varis olmakta) diğer müminlerden, (din kardeşlerinden) ve muhacirlerden daha evlâdır. (Bu ayet-i kerime nazil olmadan önce birbirlerini kardeş edinen müminlerle hicrete çıkan müminler birbirlerine mirasçı oluyorlardı. Ayet-i kerimenin nüzulü ile bu muamele de son bulmuştur.) Ancak dostlarınıza bir vasiyyet yapabilirsiniz, bu Kitab’da yazılıdır.

ve ûlûl erhâmi

  Ahzâb / 6 -

 Ali Ünal = O Peygamber, mü’minler üzerinde bizzat onların kendileri üzerindeki haklarından daha öte hak sahibidir; ve (onların gerçekte babası olmamakla birlikte, onlara karşı baba konumunda olduğundan,) O’nun eşleri de mü’minlerin anneleridir. Şu kadar ki, aralarında kan bağı bulunanlar, Allah’ın Kitabı’na göre birbirlerine (miras ve yardımlaşma hususunda) diğer mü’minlerden, bu arada muhacirlerden daha yakın ve karşılıklı daha çok hak sahibidirler. Bununla birlikte, her zaman dostlarınıza iyilikte bulunabilir ve onlara vasiyetle mirasınızdan bir miktar mal bırakabilirsiniz. Allah’ın Kitabı’nda kayıtlı olan budur.