Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

velîden

  Şu’arâ / 18 -

 Diyanet İşleri = Firavun, şöyle dedi: “Seni biz küçük bir çocuk olarak alıp aramızda büyütmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirdin.”

velîden

  Şu’arâ / 18 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Firavun, sen dedi, çocukken içimizde büyüyüp yetişmedin mi ve ömrünün nice yılını aramızda geçirmedin mi?

velîden

  Şu’arâ / 18 -

 Abdullah Parlıyan = Fakat Musa mesajını Firavun'a tebliğ edince, Firavun: “Biz, seni çocukken yanımızda yetiştirmemiş miydik” dedi “ve sen ömrünün pek çok yılını, bizim aramızda geçirmemiş miydin?

velîden

  Şu’arâ / 18 -

 Adem Uğur = (Kendisine Allah'ın emri tebliğ edilince Firavun) dedi ki: Biz seni çocukken himayemize alıp büyütmedik mi? Hayatının birçok yıllarını aramızda geçirmedin mi?

velîden

  Şu’arâ / 18 -

 Ahmed Hulusi = (Firavun) dedi ki: "Yanımızda ufak çocukken, seni terbiye edip yetiştirmedik mi? Hayatının nice yıllarını bizimle geçirmemiş miydin?"

velîden

  Şu’arâ / 18 -

 Ahmet Tekin = Firavun:'Biz seni, çocukken himayemize alıp büyütmedik mi? Hayatının birçok yıllarını aramızda geçirmedin mi?' dedi.

velîden

  Şu’arâ / 18 -

 Ahmet Varol = (Firavun) dedi ki: 'Biz seni daha küçük çocukken içimizde yetiştirmedik mi? Ömrünün nice yıllarını bizim aramızda geçirmedin mi?

velîden

  Şu’arâ / 18 -

 Ali Bulaç = (Gittiler ve Firavun:) Dedi ki: "Biz seni içimizde daha çocukken yetiştirip büyütmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirmedin mi?"

velîden

  Şu’arâ / 18 -

 Ali Fikri Yavuz = Firavun şöyle dedi: “- Seni çocukken yanımızda büyütmedik mi? Hem de bizde, ömründen senelerce kaldın.

velîden

  Şu’arâ / 18 -

 Ali Ünal = “Öyle mi?” dedi Firavun, “Biz seni daha bebekken alıp yetiştirmedik mi ve ömrünün pek çok yıllarını bizim yanımızda geçirmedin mi?

velîden

  Şu’arâ / 18 -

 Bayraktar Bayraklı = (18-19) Firavun dedi ki: “Seni küçükken elimizde büyütmedik mi? Yanımızda yıllarca kalmadın mı? Oysa sen sonunda yapacağını yaptın. Sen nankörlerdensin.”

velîden

  Şu’arâ / 18 -

 Bekir Sadak = (18-19) Firavun Musa'ya: «Biz seni cocukken yanimiza alip buyutmedik mi? Hayatinin bircok yillarini aramizda gecirmedin mi? Sonunda yapacagni da yaptin. Sen nankorun birisin» dedi.

velîden

  Şu’arâ / 18 -

 Celal Yıldırım = (Fir'avn onlara): «A, seni çocukken aramızda besleyip büyütmedik mi ve sen ömrünün birkaç yılını bizde (geçirip) kalmadın mı ?!

velîden

  Şu’arâ / 18 -

 Cemal Külünkoğlu = (18-19) (Firavun:) “Biz seni çocukken yanımızda yetiştirmemiş miydik? Ve sen ömrünün pek çok yılını bizim aramızda geçirmemiş miydin? Sonunda yapacağını yaptın (adam öldürdün) ve nankör biri olduğunu gösterdin!” dedi.

velîden

  Şu’arâ / 18 -

 Diyanet İşleri (eski) = (18-19) Firavun Musa'ya: 'Biz seni çocukken yanımıza alıp büyütmedik mi? Hayatının birçok yıllarını aramızda geçirmedin mi? Sonunda yapacağını da yaptın. Sen nankörün birisin' dedi.

velîden

  Şu’arâ / 18 -

 Diyanet Vakfi = (Kendisine Allah'ın emri tebliğ edilince Firavun) dedi ki: Biz seni çocukken himayemize alıp büyütmedik mi? Hayatının birçok yıllarını aramızda geçirmedin mi?

velîden

  Şu’arâ / 18 -

 Edip Yüksel = Dedi ki, 'Biz seni daha bebekken alıp yetiştirmedik mi ve hayatının nice yıllarını aramızda geçirmedin mi?'

velîden

  Şu’arâ / 18 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Â, dedi: seni çocukken bizde büyütmedik mi? hem bizde ömründen senelerce kaldın

velîden

  Şu’arâ / 18 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = (Firavun) dedi ki: «A! Biz seni çocukken bizde büyütmedik mi? Ömrünün bir çok yıllarını aramızda geçirdin;

velîden

  Şu’arâ / 18 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = «Â, dedi, biz seni çocukken himayemize alıp büyütmedik mi? Hayatının bir çok yıllarını aramızda geçirmedin mi?»

velîden

  Şu’arâ / 18 -

 Gültekin Onan = (Gittiler ve Firavun:) Dedi ki: "Biz seni içimizde daha çocukken yetiştirip büyütmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirmedin mi?"

velîden

  Şu’arâ / 18 -

 Harun Yıldırım = (Kendisine Allah'ın emri tebliğ edilince Firavun) dedi ki: Biz seni çocukken himayemize alıp büyütmedik

velîden

  Şu’arâ / 18 -

 Hasan Basri Çantay = (Fir'avn) dedi ki: «Biz seni yeni doğmuş (bir çocuk) ken içimizde büyütmedik mi? Sen ömründen bir hayli seneler bizim aramızda kalmadın mı»?

velîden

  Şu’arâ / 18 -

 Hayrat Neşriyat = (Fir'avun) dedi ki: '(Biz) seni çocukken içimizde yetiştirmedik mi? Ömrünün nice yıllarını aramızda geçirmedin mi?'

velîden

  Şu’arâ / 18 -

 İbni Kesir = Dedi ki: Çocukken biz, seni yanımıza alıp büyütmedik mi? Ve sen, hayatının bir çok yılllarını aramızda geçirdin.

velîden

  Şu’arâ / 18 -

 Kadri Çelik = (Firavun,) Dedi ki: “Biz seni içimizde daha çocukken yetiştirip büyütmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirmedin mi?”

velîden

  Şu’arâ / 18 -

 Muhammed Esed = (Fakat Musa mesajını Firavun'a tebliğ edince, Firavun:) "Biz seni çocukken yanımızda yetiştirmemiş miydik?" dedi, "Ve sen ömrünün pek çok yılını bizim aramızda geçirmemiş miydin?

velîden

  Şu’arâ / 18 -

 Mustafa İslamoğlu = (Firavun) dedi ki: "Seni daha çocukken aramıza alıp yerleştirmedik mi? Ve ömrünün uzun yıllarını aramızda geçirmedin mi?

velîden

  Şu’arâ / 18 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = (17-18) «İsrailoğullarını bizimle beraber salıveresin diye.» Fir'avun da dedi ki: «Seni çocuk iken içimizde büyütmedik mi? Ve aramızda ömründen senelerce kalmış olmadın mı?»

velîden

  Şu’arâ / 18 -

 Ömer Öngüt = Firavun dedi ki: “Biz seni çocukken yanımıza alıp büyütmedik mi? Hayatının birçok yıllarını aramızda geçirmedin mi?”

velîden

  Şu’arâ / 18 -

 Şaban Piriş = Firavun dedi ki: -Çocukken seni içimizde büyütmedik mi? Ömrün boyunca senelerce aramızda kalmadın mı?

velîden

  Şu’arâ / 18 -

 Sadık Türkmen = Firavun dedi ki: “Biz seni, bir çocukken yanımızda büyütmedik mi? Ve ömründen nice yıllar içimizde kaldın.

velîden

  Şu’arâ / 18 -

 Seyyid Kutub = Firavun dedi ki: «Biz seni çocukken yanımıza alarak büyütmedik mi? Ömrünün birçok yılını aramızda geçirmedin mi?»

velîden

  Şu’arâ / 18 -

 Suat Yıldırım = "A!" dedi, "Sen şu bebekken alıp yanımızda büyüttüğümüz çocuk değil misin? Sonra da bizim sarayımızda senelerce kalmış, ömrünün bir kısmını bizimle geçirmiştin?"

velîden

  Şu’arâ / 18 -

 Süleyman Ateş = (Gittiler, Allâh'ın emrini duyurdular. Fir'avn) Dedi ki: "Biz seni, içimizden bir çocuk olarak yetiştirmedik mi? Ömründe nice yıllar aramızda kalmadın mı?"

velîden

  Şu’arâ / 18 -

 Tefhim-ul Kuran = (Gittiler ve Firavun:) Dedi ki: «Biz seni içimizde daha çocukkken yetiştirip büyütmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirmedin mi?»

velîden

  Şu’arâ / 18 -

 Ümit Şimşek = Firavun 'Daha çocukken seni aramızda büyütmedik mi?' dedi. 'Sonra da içimizde yıllarca yaşadın.

velîden

  Şu’arâ / 18 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Firavun dedi: "Biz seni aramızda, bir çocuk olarak koruyup beslemedik mi? Ömrünün nice yıllarını aramızda geçirdin."

velîden

  Şu’arâ / 18 -

 İskender Ali Mihr = “Seni biz çocukken, içimizde himaye edip yetiştirmedik mi? Ve ömrünün birçok yılında içimizde kalmadın mı?” dedi.

velîden

  Şu’arâ / 18 -

 İlyas Yorulmaz = Firavun “Seni çocukluktan beri içimizde büyütüp yetiştirmedik mi? ve içimizde uzun seneler boyu kalmadın mı?”

min veliyyin

  Şûrâ / 44 -

 Diyanet İşleri = Allah, kimi saptırırsa artık bundan sonra onun hiçbir dostu yoktur. Azabı gördüklerinde zâlimlerin, “Dünyaya dönmek için bir yol var mı?” dediklerini görürsün.

min veliyyin

  Şûrâ / 44 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve Allah, kimi saptırırsa artık ona, bundan böyle bir dost yoktur ve zâlimleri görürsün ki azâbı görünce, geriye dünyâya dönmeye derler, bir yol var mı ki?

min veliyyin

  Şûrâ / 44 -

 Abdullah Parlıyan = Artık Allah sapmak isteyeni sapıklık içinde bırakır, ondan sonra onun için hiçbir dost bulunmaz. Yaratılış gayesi dışında yaşayanların azabı gördüklerinde: “Eyvah bunun dönüşü yok mu?” diyeceklerini görürsün.

min veliyyin

  Şûrâ / 44 -

 Adem Uğur = Allah kimi saptırırsa, bundan sonra artık onun hiçbir dostu yoktur. Azabı gördüklerinde zalimlerin: Dönecek bir yol var mı? dediklerini görürsün.

min veliyyin

  Şûrâ / 44 -

 Ahmed Hulusi = Allâh kimi saptırırsa, artık bundan sonra onun için bir velî yoktur. . . Zâlimlerin, azabı (ölümü) gördüklerinde: "(Biyolojik beden yaşamına) geri dönecek bir yol var mı?" dediklerini görürsün.

min veliyyin

  Şûrâ / 44 -

 Ahmet Tekin = Allah kimin hak yoldan uzaklaşmasına, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercihine özgürlük tanırsa, artık bundan sonra onu hiç kimse koruyamaz, ona hiç kimse yardım edemez. Baskı, zulüm ve işkenceyle temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu ve Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen, inkârda, isyanda ısrar eden zâlimlerin, azâbı gördükleri zaman:'Dünyaya dönecek bir yol, bir çıkış yolu var mı?' dediklerini göreceksin.

min veliyyin

  Şûrâ / 44 -

 Ahmet Varol = Allah kimi saptırırsa artık onun O'ndan sonra bir dostu olmaz. Zalimlerin azabı gördüklerinde: 'Geri dönmeye bir yol var mı?' dediklerini görürsün.

min veliyyin

  Şûrâ / 44 -

 Ali Bulaç = Allah, kimi saptırırsa, artık bundan sonra onun hiçbir velisi yoktur. Azabı gördükleri zaman, o zalimleri bir görsen; "Geri dönmeye bir yol var mı?" derler.

min veliyyin

  Şûrâ / 44 -

 Ali Fikri Yavuz = Her kimi de Allah saptırırsa, artık bundan sonra onun hiç bir yardımcısı yoktur; ve o zalimleri göreceksin ki, onlar azabı görünce şöyle diyecekler: “- Var mı geri dönmeye bir yol?”

min veliyyin

  Şûrâ / 44 -

 Ali Ünal = Allah kimi de (tavır ve tercihinden dolayı) şaşırtır ve saptırırsa, artık (onu koruyup, işlerini üzerine alacak) herhangi bir dost ve hâmî bulunmaz. O zalimleri, azapla karşılaştıklarında “(Bu azaptan kurtulmak için) dünyaya dönüp (halimizi ıslah etmeye) bir yol yok mudur?” derken görürsün!