Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
velîden
Diyanet İşleri = Firavun, şöyle dedi: “Seni biz küçük bir çocuk olarak alıp aramızda büyütmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirdin.”
velîden
Abdulbaki Gölpınarlı = Firavun, sen dedi, çocukken içimizde büyüyüp yetişmedin mi ve ömrünün nice yılını aramızda geçirmedin mi?
velîden
Abdullah Parlıyan = Fakat Musa mesajını Firavun'a tebliğ edince, Firavun: “Biz, seni çocukken yanımızda yetiştirmemiş miydik” dedi “ve sen ömrünün pek çok yılını, bizim aramızda geçirmemiş miydin?
velîden
Adem Uğur = (Kendisine Allah'ın emri tebliğ edilince Firavun) dedi ki: Biz seni çocukken himayemize alıp büyütmedik mi? Hayatının birçok yıllarını aramızda geçirmedin mi?
velîden
Ahmed Hulusi = (Firavun) dedi ki: "Yanımızda ufak çocukken, seni terbiye edip yetiştirmedik mi? Hayatının nice yıllarını bizimle geçirmemiş miydin?"
velîden
Ahmet Tekin = Firavun:'Biz seni, çocukken himayemize alıp büyütmedik mi? Hayatının birçok yıllarını aramızda geçirmedin mi?' dedi.
velîden
Ahmet Varol = (Firavun) dedi ki: 'Biz seni daha küçük çocukken içimizde yetiştirmedik mi? Ömrünün nice yıllarını bizim aramızda geçirmedin mi?
velîden
Ali Bulaç = (Gittiler ve Firavun:) Dedi ki: "Biz seni içimizde daha çocukken yetiştirip büyütmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirmedin mi?"
velîden
Ali Fikri Yavuz = Firavun şöyle dedi: “- Seni çocukken yanımızda büyütmedik mi? Hem de bizde, ömründen senelerce kaldın.
velîden
Ali Ünal = “Öyle mi?” dedi Firavun, “Biz seni daha bebekken alıp yetiştirmedik mi ve ömrünün pek çok yıllarını bizim yanımızda geçirmedin mi?
velîden
Bayraktar Bayraklı = (18-19) Firavun dedi ki: “Seni küçükken elimizde büyütmedik mi? Yanımızda yıllarca kalmadın mı? Oysa sen sonunda yapacağını yaptın. Sen nankörlerdensin.”
velîden
Bekir Sadak = (18-19) Firavun Musa'ya: «Biz seni cocukken yanimiza alip buyutmedik mi? Hayatinin bircok yillarini aramizda gecirmedin mi? Sonunda yapacagni da yaptin. Sen nankorun birisin» dedi.
velîden
Celal Yıldırım = (Fir'avn onlara): «A, seni çocukken aramızda besleyip büyütmedik mi ve sen ömrünün birkaç yılını bizde (geçirip) kalmadın mı ?!
velîden
Cemal Külünkoğlu = (18-19) (Firavun:) “Biz seni çocukken yanımızda yetiştirmemiş miydik? Ve sen ömrünün pek çok yılını bizim aramızda geçirmemiş miydin? Sonunda yapacağını yaptın (adam öldürdün) ve nankör biri olduğunu gösterdin!” dedi.
velîden
Diyanet İşleri (eski) = (18-19) Firavun Musa'ya: 'Biz seni çocukken yanımıza alıp büyütmedik mi? Hayatının birçok yıllarını aramızda geçirmedin mi? Sonunda yapacağını da yaptın. Sen nankörün birisin' dedi.
velîden
Diyanet Vakfi = (Kendisine Allah'ın emri tebliğ edilince Firavun) dedi ki: Biz seni çocukken himayemize alıp büyütmedik mi? Hayatının birçok yıllarını aramızda geçirmedin mi?
velîden
Edip Yüksel = Dedi ki, 'Biz seni daha bebekken alıp yetiştirmedik mi ve hayatının nice yıllarını aramızda geçirmedin mi?'
velîden
Elmalılı Hamdi Yazır = Â, dedi: seni çocukken bizde büyütmedik mi? hem bizde ömründen senelerce kaldın
velîden
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = (Firavun) dedi ki: «A! Biz seni çocukken bizde büyütmedik mi? Ömrünün bir çok yıllarını aramızda geçirdin;
velîden
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = «Â, dedi, biz seni çocukken himayemize alıp büyütmedik mi? Hayatının bir çok yıllarını aramızda geçirmedin mi?»
velîden
Gültekin Onan = (Gittiler ve Firavun:) Dedi ki: "Biz seni içimizde daha çocukken yetiştirip büyütmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirmedin mi?"
velîden
Harun Yıldırım = (Kendisine Allah'ın emri tebliğ edilince Firavun) dedi ki: Biz seni çocukken himayemize alıp büyütmedik
velîden
Hasan Basri Çantay = (Fir'avn) dedi ki: «Biz seni yeni doğmuş (bir çocuk) ken içimizde büyütmedik mi? Sen ömründen bir hayli seneler bizim aramızda kalmadın mı»?
velîden
Hayrat Neşriyat = (Fir'avun) dedi ki: '(Biz) seni çocukken içimizde yetiştirmedik mi? Ömrünün nice yıllarını aramızda geçirmedin mi?'
velîden
İbni Kesir = Dedi ki: Çocukken biz, seni yanımıza alıp büyütmedik mi? Ve sen, hayatının bir çok yılllarını aramızda geçirdin.
velîden
Kadri Çelik = (Firavun,) Dedi ki: “Biz seni içimizde daha çocukken yetiştirip büyütmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirmedin mi?”
velîden
Muhammed Esed = (Fakat Musa mesajını Firavun'a tebliğ edince, Firavun:) "Biz seni çocukken yanımızda yetiştirmemiş miydik?" dedi, "Ve sen ömrünün pek çok yılını bizim aramızda geçirmemiş miydin?
velîden
Mustafa İslamoğlu = (Firavun) dedi ki: "Seni daha çocukken aramıza alıp yerleştirmedik mi? Ve ömrünün uzun yıllarını aramızda geçirmedin mi?
velîden
Ömer Nasuhi Bilmen = (17-18) «İsrailoğullarını bizimle beraber salıveresin diye.» Fir'avun da dedi ki: «Seni çocuk iken içimizde büyütmedik mi? Ve aramızda ömründen senelerce kalmış olmadın mı?»
velîden
Ömer Öngüt = Firavun dedi ki: “Biz seni çocukken yanımıza alıp büyütmedik mi? Hayatının birçok yıllarını aramızda geçirmedin mi?”
velîden
Şaban Piriş = Firavun dedi ki: -Çocukken seni içimizde büyütmedik mi? Ömrün boyunca senelerce aramızda kalmadın mı?
velîden
Sadık Türkmen = Firavun dedi ki: “Biz seni, bir çocukken yanımızda büyütmedik mi? Ve ömründen nice yıllar içimizde kaldın.
velîden
Seyyid Kutub = Firavun dedi ki: «Biz seni çocukken yanımıza alarak büyütmedik mi? Ömrünün birçok yılını aramızda geçirmedin mi?»
velîden
Suat Yıldırım = "A!" dedi, "Sen şu bebekken alıp yanımızda büyüttüğümüz çocuk değil misin? Sonra da bizim sarayımızda senelerce kalmış, ömrünün bir kısmını bizimle geçirmiştin?"
velîden
Süleyman Ateş = (Gittiler, Allâh'ın emrini duyurdular. Fir'avn) Dedi ki: "Biz seni, içimizden bir çocuk olarak yetiştirmedik mi? Ömründe nice yıllar aramızda kalmadın mı?"
velîden
Tefhim-ul Kuran = (Gittiler ve Firavun:) Dedi ki: «Biz seni içimizde daha çocukkken yetiştirip büyütmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirmedin mi?»
velîden
Ümit Şimşek = Firavun 'Daha çocukken seni aramızda büyütmedik mi?' dedi. 'Sonra da içimizde yıllarca yaşadın.
velîden
Yaşar Nuri Öztürk = Firavun dedi: "Biz seni aramızda, bir çocuk olarak koruyup beslemedik mi? Ömrünün nice yıllarını aramızda geçirdin."
velîden
İskender Ali Mihr = “Seni biz çocukken, içimizde himaye edip yetiştirmedik mi? Ve ömrünün birçok yılında içimizde kalmadın mı?” dedi.
velîden
İlyas Yorulmaz = Firavun “Seni çocukluktan beri içimizde büyütüp yetiştirmedik mi? ve içimizde uzun seneler boyu kalmadın mı?”
min veliyyin
Diyanet İşleri = Allah, kimi saptırırsa artık bundan sonra onun hiçbir dostu yoktur. Azabı gördüklerinde zâlimlerin, “Dünyaya dönmek için bir yol var mı?” dediklerini görürsün.
min veliyyin
Abdulbaki Gölpınarlı = Ve Allah, kimi saptırırsa artık ona, bundan böyle bir dost yoktur ve zâlimleri görürsün ki azâbı görünce, geriye dünyâya dönmeye derler, bir yol var mı ki?
min veliyyin
Abdullah Parlıyan = Artık Allah sapmak isteyeni sapıklık içinde bırakır, ondan sonra onun için hiçbir dost bulunmaz. Yaratılış gayesi dışında yaşayanların azabı gördüklerinde: “Eyvah bunun dönüşü yok mu?” diyeceklerini görürsün.
min veliyyin
Adem Uğur = Allah kimi saptırırsa, bundan sonra artık onun hiçbir dostu yoktur. Azabı gördüklerinde zalimlerin: Dönecek bir yol var mı? dediklerini görürsün.
min veliyyin
Ahmed Hulusi = Allâh kimi saptırırsa, artık bundan sonra onun için bir velî yoktur. . . Zâlimlerin, azabı (ölümü) gördüklerinde: "(Biyolojik beden yaşamına) geri dönecek bir yol var mı?" dediklerini görürsün.
min veliyyin
Ahmet Tekin = Allah kimin hak yoldan uzaklaşmasına, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercihine özgürlük tanırsa, artık bundan sonra onu hiç kimse koruyamaz, ona hiç kimse yardım edemez. Baskı, zulüm ve işkenceyle temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu ve Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen, inkârda, isyanda ısrar eden zâlimlerin, azâbı gördükleri zaman:'Dünyaya dönecek bir yol, bir çıkış yolu var mı?' dediklerini göreceksin.
min veliyyin
Ahmet Varol = Allah kimi saptırırsa artık onun O'ndan sonra bir dostu olmaz. Zalimlerin azabı gördüklerinde: 'Geri dönmeye bir yol var mı?' dediklerini görürsün.
min veliyyin
Ali Bulaç = Allah, kimi saptırırsa, artık bundan sonra onun hiçbir velisi yoktur. Azabı gördükleri zaman, o zalimleri bir görsen; "Geri dönmeye bir yol var mı?" derler.
min veliyyin
Ali Fikri Yavuz = Her kimi de Allah saptırırsa, artık bundan sonra onun hiç bir yardımcısı yoktur; ve o zalimleri göreceksin ki, onlar azabı görünce şöyle diyecekler: “- Var mı geri dönmeye bir yol?”
min veliyyin
Ali Ünal = Allah kimi de (tavır ve tercihinden dolayı) şaşırtır ve saptırırsa, artık (onu koruyup, işlerini üzerine alacak) herhangi bir dost ve hâmî bulunmaz. O zalimleri, azapla karşılaştıklarında “(Bu azaptan kurtulmak için) dünyaya dönüp (halimizi ıslah etmeye) bir yol yok mudur?” derken görürsün!