Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

en nezîru

  Hicr / 89 -

 Diyanet İşleri = De ki: “Gerçekten ben, apaçık bir uyarıcıyım.”

en nezîru

  Hicr / 89 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve de ki: Hiç şüphe yok ki ben, gerçekten de bir korkutucuyum.

en nezîru

  Hicr / 89 -

 Abdullah Parlıyan = Ve de ki: “Haberiniz olsun, gerçekten ben apaçık söz söyleyip, eğri yolun sonucundan uyarıcıyım!”

en nezîru

  Hicr / 89 -

 Adem Uğur = De ki: Şüphesiz ben apaçık bir uyarıcıyım.

en nezîru

  Hicr / 89 -

 Ahmed Hulusi = De ki: "Kesinlikle ben, evet ben apaçık bir uyarıcıyım. "

en nezîru

  Hicr / 89 -

 Ahmet Tekin = 'Sorumluluk, hesap ve cezanın varlığını açıklayan apaçık uyarıcı benim, ben' de.

en nezîru

  Hicr / 89 -

 Ahmet Varol = Ve de ki: 'Doğrusu ben apaçık bir uyarıcıyım.'

en nezîru

  Hicr / 89 -

 Ali Bulaç = Ve de ki: "Şüphe yok, ben apaçık bir uyarıcıyım."

en nezîru

  Hicr / 89 -

 Ali Fikri Yavuz = Bir de (Ey Rasûlüm) de ki: “-Haberiniz olsun, ben, (üzerinize bir azap ineceğini bildiren) açık bir korkutucuyum:

en nezîru

  Hicr / 89 -

 Ali Ünal = Ve (civar yerlerden Mekke’ye gelenlere) de ki: “Şüphesiz Ben, benim apaçık bir uyarıcı (üzerinize indirilebilecek bir cezaya karşı),”

en nezîru

  Hicr / 89 -

 Bayraktar Bayraklı = De ki: “Şüphesiz ben apaçık bir uyarıcıyım.”

en nezîru

  Hicr / 89 -

 Bekir Sadak = De ki: «Dogrusu ben apacik bir uyariciyim.»

en nezîru

  Hicr / 89 -

 Celal Yıldırım = Ve de ki: Şüphesiz ben açık bir uyarıcıyım.

en nezîru

  Hicr / 89 -

 Cemal Külünkoğlu = “Gerçekten ben, apaçık bir uyarıcıyım” de.

en nezîru

  Hicr / 89 -

 Diyanet İşleri (eski) = De ki: 'Doğrusu ben apaçık bir uyarıcıyım.'

en nezîru

  Hicr / 89 -

 Diyanet Vakfi = De ki: Şüphesiz ben apaçık bir uyarıcıyım.

en nezîru

  Hicr / 89 -

 Edip Yüksel = De ki: 'Ben apaçık bir uyarıcıyım.'

en nezîru

  Hicr / 89 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Ve de ki haberiniz olsun; ben o nezîri mübîn ben

en nezîru

  Hicr / 89 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Ve de ki: «Benim o apaçık uyarıcı ben!»

en nezîru

  Hicr / 89 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = De ki: «Şüphesiz ben apaçık bir uyarıcıyım.»

en nezîru

  Hicr / 89 -

 Gültekin Onan = Ve de ki: "Şüphe yok, ben apaçık bir uyarıcıyım."

en nezîru

  Hicr / 89 -

 Harun Yıldırım = De ki: Şüphesiz ben apaçık bir uyarıcıyım.

en nezîru

  Hicr / 89 -

 Hasan Basri Çantay = Ve de ki: «Şübhesiz ben, (evet) ben (üstünüze inecek azâb-ı ilâhîyi) açıkça haber verenim».

en nezîru

  Hicr / 89 -

 Hayrat Neşriyat = Ve de ki: 'Şübhesiz ben, (Allah’ın azâbı ile korkutan) apaçık bir korkutucuyum.'

en nezîru

  Hicr / 89 -

 İbni Kesir = De ki: Ben apaçık bir uyarıcıyım.

en nezîru

  Hicr / 89 -

 Kadri Çelik = Ve de ki: “Şüphe yok, ben apaçık bir uyarıcıyım.”

en nezîru

  Hicr / 89 -

 Muhammed Esed = ve de ki: "Haberiniz olsun, ben (Allah'ın vaad ettiği) açık sözlü uyarıcıyım!"

en nezîru

  Hicr / 89 -

 Mustafa İslamoğlu = ve de ki: "Bakın ben, evet ben (ilahi vahyi) açıklayan uyarıcıyım!"

en nezîru

  Hicr / 89 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ve de ki: «Ben, şüphesiz ben (sizi azab-ı ilâhî ile) apaçık korkutucuyum.»

en nezîru

  Hicr / 89 -

 Ömer Öngüt = De ki: “Ben şüphesiz ki apaçık bir uyarıcıyım. ”

en nezîru

  Hicr / 89 -

 Şaban Piriş = Ve ben apaçık bir uyarıcıyım! de

en nezîru

  Hicr / 89 -

 Sadık Türkmen = De ki: “Şüphesiz ben apaçık bir uyarıcıyım!”

en nezîru

  Hicr / 89 -

 Seyyid Kutub = Ben açık sözlü bir uyarıcıyım de.

en nezîru

  Hicr / 89 -

 Suat Yıldırım = Ve de ki: "Sizleri bekleyen felakete karşı sizi açıkça uyarıyorum."

en nezîru

  Hicr / 89 -

 Süleyman Ateş = Ve: "Ben, ancak ben, apaçık bir uyarıcıyım!" de.

en nezîru

  Hicr / 89 -

 Tefhim-ul Kuran = Ve de ki: «Şüphe yok, ben apaçık bir uyarıcıyım.»

en nezîru

  Hicr / 89 -

 Ümit Şimşek = Bir de şunu söyle: Ben apaçık bir uyarıcıyım.

en nezîru

  Hicr / 89 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Ve de ki: "Ben, evet ben, apaçık konuşan bir uyarıcıyım!"

en nezîru

  Hicr / 89 -

 İskender Ali Mihr = “Ve muhakkak ki; ben apaçık (uyaran, açıklayan, beyan eden) bir nezirim.” de.

en nezîru

  Hicr / 89 -

 İlyas Yorulmaz = İnkar edenlere “Ben sizin için açıkça bir uyarıcıyım” de.

en nezîru

  Fâtır / 37 -

 Diyanet İşleri = Onlar cehennemde, “Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar ki dünyada iken işlemekte olduğumuzdan başka ameller, salih ameller işleyelim” diye bağrışırlar. (Onlara şöyle denilir:) “Sizi, düşünüp öğüt alacak kimsenin düşünüp öğüt alabileceği kadar yaşatmadık mı? Size uyarıcı da gelmişti. Öyle ise tadın azabı. Çünkü zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.”

en nezîru

  Fâtır / 37 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve onlar bağrışırlar orada: Rabbimiz, bizi çıkar da yaptığımız işlerden başka işlerde bulunalım. Size, düşünenin düşünüp öğüt alanın öğüt alacağı kadar ömür vermedik mi ve size korkutucu da gelmişti; artık tadın azâbı, zâlimlere bir yardım eden de yoktur.

en nezîru

  Fâtır / 37 -

 Abdullah Parlıyan = Onlar cehennemde: “Rabbimiz bizi buradan çıkar, önce yaptığımızdan başka iyi ve yararlı işler yapalım” diye feryat ederler. O zaman onlara şöyle cevap verilir: “Size düşünmek isteyen herkesin düşünebileceği kadar uzun bir ömür vermedik mi? Ve üstelik size uyarıcı da gelmişti, öyleyse yaptığınız kötülüklerin meyvelerini şimdi tadın bakalım. Yaratılış gayesi dışında yaşayanlar, hiçbir yardımcı bulamayacakladır.”

en nezîru

  Fâtır / 37 -

 Adem Uğur = Onlar orada: Rabbimiz! Bizi çıkar, (önce) yaptığımızın yerine iyi işler yapalım! diye feryad ederler. Size düşünecek kimsenin düşünebileceği kadar bir ömür vermedik mi? Size uyarıcı da gelmedi mi? (Niçin inanmadınız?) Şimdi tadın (azabı)! Zalimlerin yardımcısı yoktur.

en nezîru

  Fâtır / 37 -

 Ahmed Hulusi = Onlar orada (cehennemde) feryat ederler: "Rabbimiz! Bizi (bu şartlarımızdan) çıkar ki önceden yaptıklarımızdan farklı olarak esas yapılması gerekli olanları yapalım". . . (Cevap verilir:) "Sizi, düşünme kapasitesi olan birinin, düşünebileceği kadar bir ömürle yaşatmadık mı? Size uyarıcı da geldi! O hâlde şimdi tadın (kendinize hazırladığınızı)! Zâlimler için bir yardımcı yoktur. "

en nezîru

  Fâtır / 37 -

 Ahmet Tekin = Onlar orada feryâd ederler:'Ey Rabbimiz, bizi buradan çıkar. Daha önce yapmış olduklarımızı bırakıp İman ederek, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirelim, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayalım, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olalım, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyelim.' derler. Allah:'Size, düşünebilecek olanın, akıllı bir kimsenin düşünüp Allah’ı bulabileceği kadar bir ömür vermedik mi? Üstelik size sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatan uyarıcı da, peygamber de gelmişti, ihtiyarlık da kapıya dayanmıştı. O halde azâbı tadın. İnkar ile, isyan ile, şirk ile, baskı, zulüm ve işkence ile temel hak hürriyetleri, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen zâlimlere bir yardım eden bulunmayacaktır.'

en nezîru

  Fâtır / 37 -

 Ahmet Varol = Onlar orada: 'Rabbimiz! Bizi çıkar da yapmakta olduklarımızdan farklı olarak salih amel işleyelim' diye feryad ederler. Size öğüt alacak olanın öğüt alabileceği kadar bir ömür vermemiş miydik? Size uyarıcı gelmişti. Artık tadın (azabı); zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.

en nezîru

  Fâtır / 37 -

 Ali Bulaç = İçinde onlar (şöyle) çığlık atarlar: "Rabbimiz, bizi çıkar, yaptığımızdan başka salih bir amelde bulunalım." Size orda (dünyada), öğüt alabilecek olanın öğüt alabileceği kadar ömür vermedik mi? Size uyaran da gelmişti. Öyleyse (azabı) tadın; artık zalimler için bir yardımcı yoktur."

en nezîru

  Fâtır / 37 -

 Ali Fikri Yavuz = O kâfirler cehennemde şöyle derler: “-Ey Rabbimiz! Bizleri çıkar, (dünyada şirk gibi) yapa geldiklerimizden başka salih bir amel yapalım.” (Allah onlara şöyle buyurur): “- Size, düşünecek kimsenin düşüneceği kadar ömür vermedik mi? Hem size peygamber de geldi. O halde tadın (ateşin azabını)!... Çünkü zalimleri (Allah’ın azabından) kurtaracak yoktur?”

en nezîru

  Fâtır / 37 -

 Ali Ünal = Orada yardım isteğiyle çığlık koparırlar: “Rabbimiz! Ne olur bizi çıkar ve dünyaya geri gönder de, daha önce işlediklerimizin tersine meşrû, sağlam, yerinde ve ıslaha yönelik işler yapalım!” “Size, düşünüp ders alacak kimsenin düşünüp ders alacağı (ve gereğini yapacağı) kadar bir ömür vermedik mi? Hem size, uyarıcı olarak peygamber de gelmişti. Şu halde, tadın azabı! Zalimlerin asla yardımcısı olmaz.”