Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
kulid’ûllezîne (kul udû ellezîne)
Diyanet İşleri = De ki: “Onu bırakıp da ilâh diye ileri sürdüklerinizi çağırın. Onlar, başınızdaki sıkıntıyı ne kaldırabilirler ne de değiştirebilirler.”
kulid’ûllezîne (kul udû ellezîne)
Abdulbaki Gölpınarlı = De ki: Allah'tan başka mabut sandıklarınızı çağırın, onlar, sizden ne bir zararı defedebilirler, ne onu çevirmeye güçleri yeter.
kulid’ûllezîne (kul udû ellezîne)
Abdullah Parlıyan = De ki: Allah'tan başka ortaya koyduğunuz ilahları çağırın ve yalvarın. Onlar sizden ne bir zararı çevirebilirler, ne de onu değiştirebilirler.
kulid’ûllezîne (kul udû ellezîne)
Adem Uğur = (Resûlüm!) De ki: "Allah'ı bırakıp da (ilâh olduğunu) ileri sürdüklerinize yalvarın. Ne var ki onlar, sizin sıkıntınızı ne uzaklaştırabilir, ne de değiştirebilirler."
kulid’ûllezîne (kul udû ellezîne)
Ahmed Hulusi = De ki: "O'nun dûnunda varsandıklarınızı çağırın! Ne sizden sıkıntı kaldırmaya güçleri yeter, ne de hâlinizi değiştirebilirler. "
kulid’ûllezîne (kul udû ellezîne)
Ahmet Tekin = 'Allah’ı bırakıp da, yarattıkları içinden tanrı olduğunu ileri sürdüklerinize yalvarın. Onlar, ne başınıza gelen bir felâketi, bir sıkıntıyı kaldırabilirler, ne ekonomik darboğazdan kurtarabilirler, ne geri çevirebilirler, ne zaman-mekân sapması yaptırarak değiştirebilirler, ne de başkalarına yönlendirebilirler' de.
kulid’ûllezîne (kul udû ellezîne)
Ahmet Varol = De ki: 'O'ndan başka (ilah) olduklarını sandıklarınızı çağırın. Onlar ne sizden bir sıkıntıyı giderebilirler ne de onu değiştirebilirler.'
kulid’ûllezîne (kul udû ellezîne)
Ali Bulaç = De ki: "O'nun dışında (ilah olarak) öne sürdüklerinizi çağırın, onlar sizden ne zararı uzaklaştırabilirler, ne de (onu yararınıza) dönüştürebilirler.
kulid’ûllezîne (kul udû ellezîne)
Ali Fikri Yavuz = Ey Rasûlüm, müşriklere de ki: “- Allah’dan başka, ilâhlarınız diye inandıklarınızı çağırın, size yardım etsinler. Bu takdirde sizden sıkıntıyı ne kaldırabilirler, ne de değiştirebilirler...
kulid’ûllezîne (kul udû ellezîne)
Ali Ünal = (O müşriklere) de ki: “Allah’tan başka zannınızca ilâh deyip ibadette O’na ortak kıldığınız (meleklere, bir takım insanlara, cinlere) yalvarın yalvarabildiğiniz kadar; onlar ne sizden bir sıkıntıyı giderebilir, ne onu daha gelmeden başka tarafa çekebilir, ne de geldikten sonra yararınıza olacak şekilde değiştirebilirler.
kulid’ûllezîne (kul udû ellezîne)
Bayraktar Bayraklı = De ki: “Allah'ı bırakıp da ilâh olduğunu ileri sürdüklerinize yalvarınız! Ne var ki onlar, sizin sıkıntınızı ne uzaklaştırabilirler ne de değiştirebilirler.”
kulid’ûllezîne (kul udû ellezîne)
Bekir Sadak = De ki: «Allah'tan baska tanri oldugunu sandiklarinizi cagirin; sizin bir sikintinizi gidermeye ve onu degistirmeye gucleri yetmez.»
kulid’ûllezîne (kul udû ellezîne)
Celal Yıldırım = De ki: Allah'tan başka ilâh diye iddia ettiklerinizi çağırın ; (göreceksiniz ki) ne sizden sıkıntıyı giderebilirler, ne de onu değiştirebilirler.
kulid’ûllezîne (kul udû ellezîne)
Cemal Külünkoğlu = De ki: “O'ndan başka ilah sandığınız (ve Allah yerine kendilerine sadakat gösterdiğiniz) varlıkları çağırın. Onlar, başınızdaki sıkıntıyı ne kaldırabilirler ne de değiştirebilirler.”
kulid’ûllezîne (kul udû ellezîne)
Diyanet İşleri (eski) = De ki: 'Allah'tan başka tanrı olduğunu sandıklarınızı çağırın; sizin bir sıkıntınızı gidermeye ve onu değiştirmeye güçleri yetmez.'
kulid’ûllezîne (kul udû ellezîne)
Diyanet Vakfi = (Resûlüm!) De ki: Allah'ı bırakıp da (ilâh olduğunu) ileri sürdüklerinize yalvarın. Ne var ki onlar, sizin sıkıntınızı ne uzaklaştırabilir, ne de değiştirebilirler.»
kulid’ûllezîne (kul udû ellezîne)
Edip Yüksel = De ki: 'O'nun dışında (bir güce sahip olduğunu) iddia ettiklerinizi çağırın bakalım, onlar sizden ne sıkıntıyı kaldırabilirler ne de önleyebilirler.'
kulid’ûllezîne (kul udû ellezîne)
Elmalılı Hamdi Yazır = De ki: ondan başka zu'mettiklerinize çağırın, anlarsınız ki başınızdan sıkıntıyı ne def'edebilirler ne de tahvil
kulid’ûllezîne (kul udû ellezîne)
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = De ki: «O'ndan başka ilah sandıklarınızı çağırın; o zaman anlarsınız ki ne başınızdan sıkıntıyı giderebilirler, ne de değiştirebilirler.
kulid’ûllezîne (kul udû ellezîne)
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = De ki: «Allah'tan başka, ilâh olduğunu sandığınız şeyleri çağırın, size yardım etsinler. Onlar, ne sizden sıkıntıyı kaldırabilirler, ne de değiştirebilirler.
kulid’ûllezîne (kul udû ellezîne)
Gültekin Onan = De ki: "O'nun dışında (tanrı olarak) öne sürdüklerinizi çağırın, onlar sizden ne zararı uzaklaştırabilirler, ne de (onu yararınıza) dönüştürebilirler.
kulid’ûllezîne (kul udû ellezîne)
Harun Yıldırım = De ki: "Allah'ı bırakıp da (ilâh olduğunu) ileri sürdüklerinize yalvarın. Ne var ki onlar, sizin sıkıntınızı ne uzaklaştırabilir, ne de değiştirebilirler."
kulid’ûllezîne (kul udû ellezîne)
Hasan Basri Çantay = De ki: «Onu (Allâhı) bırakıb boş yere (Tanrı diye) söylediklerinizi çağırın. Onlar sizden her hangi bir sıkıntı gideremeyecekleri gibi değişdiremezler de.
kulid’ûllezîne (kul udû ellezîne)
Hayrat Neşriyat = De ki: 'O’ndan başka (ilâh) zannettiklerinize yalvarın; hâlbuki (onlar) ne sizden sıkıntıyı giderebilirler, ne de (onu başka bir tarafa) çevirebilirler.'
kulid’ûllezîne (kul udû ellezîne)
İbni Kesir = De ki: O'ndan başka taptıklarınızı çağırın. Sizin bir sıkıntınızı gidermeye de, değiştirmeye de güçleri yetmez.
kulid’ûllezîne (kul udû ellezîne)
Kadri Çelik = De ki: “O'nun dışında (ilah) olduğunu sandıklarınızı çağırın; onlar sizden ne zararı uzaklaştırabilirler ve ne de (o zararı faydaya) dönüştürebilirler.
kulid’ûllezîne (kul udû ellezîne)
Muhammed Esed = De ki: "O'nunla beraber (tanrısal güçlere sahip olduğunu) zannettiğiniz (varlıkları) çağırın bakalım; sizden bir darlığı gidermeye ya da onu (başka bir yere) yansıtmaya güçlerinin olmadığını (göreceksiniz").
kulid’ûllezîne (kul udû ellezîne)
Mustafa İslamoğlu = De ki: "O'nun dışında kendilerinde (tanrısal güç) vehmettiğiniz kimseleri çağırsanıza; (düş kırıklığıyla) göreceksiniz ki, sizden hiç bir zararı kaldırmaya ya da onu (yararlı bir şeyle) değiştirmeye güçleri yetmeyecektir."
kulid’ûllezîne (kul udû ellezîne)
Ömer Nasuhi Bilmen = De ki: «O'ndan başka zû'm etmiş olduğunuza dua ediniz. İmdi onlar sizden ne sıkıntıyı açmaya kâdir olurlar, ne de değiştirmeye.»
kulid’ûllezîne (kul udû ellezîne)
Ömer Öngüt = De ki: “Allah'tan başka, ilâh sandığınız şeyleri çağırın. Onlar sizden ne bir zararı uzaklaştırabilirler, ne de değiştirmeye güçleri yeter.
kulid’ûllezîne (kul udû ellezîne)
Şaban Piriş = De ki: -Allah’tan başka ilah olduğunu iddia ettiğiniz kimselere dua edin bakalım,sizin sıkıntınızı ne giderebilirler ne de değiştirebilirler.
kulid’ûllezîne (kul udû ellezîne)
Sadık Türkmen = De ki: “O Allah’tan başka ilâh saydığınız kimselere yalvarırsanız; ne sizden sıkıntıyı kaldırmaya, ne de başka bir yere kaydırmaya güçleri yetmez.”
kulid’ûllezîne (kul udû ellezîne)
Seyyid Kutub = Müşriklere de ki: «Allah dışında ilah olduklarını sandığınız putları imdada çağırınız bakalım. Onlar, başınızdaki belayı ne giderebilirler ve ne de başka birine aktarabilirler.»
kulid’ûllezîne (kul udû ellezîne)
Suat Yıldırım = De ki: "İbadetlerde Allah’ın ortakları olduklarını yalan yere iddia ettiğiniz tanrılarınızı çağırın çağırabildiğiniz kadar!Onlar ne sizin sıkıntınızı giderebilir, ne de onu başka yere çevirebilirler!"
kulid’ûllezîne (kul udû ellezîne)
Süleyman Ateş = De ki: "O'ndan başka (tanrı olduğunu) sandığınız şeylere yalvarın; onlar ne sizden sıkıntıyı kaldırabilirler, ne de (onu) başka bir yana çevirebilirler.
kulid’ûllezîne (kul udû ellezîne)
Tefhim-ul Kuran = De ki: «O'nun dışında (ilah olarak) öne sürdüklerinizi çağırın, onlar sizden ne zararı uzaklaştırabilirler, ne de (onu yararınıza) dönüştürebilirler. Rablerine (yaklaşmak için) bir vesile arıyorlar. O'nun rahmetini umuyorlar ve azabından korkuyorlar. Şüphesiz senin Rabbinin azabı korkunçtur.
kulid’ûllezîne (kul udû ellezîne)
Ümit Şimşek = De ki: Ondan başka tanrı edindiklerinizi çağırın da görün: Sizin bir sıkıntınızı kaldırmaya da, değiştirmeye de onların gücü yetmez.
kulid’ûllezîne (kul udû ellezîne)
Yaşar Nuri Öztürk = De ki: "O'nun berisinden bel bağladıklarınızı çağırın; onlar, başınızdaki zorluk ve sıkıntıyı ne kaldırabilirler ne de değiştirebilirler."
kulid’ûllezîne (kul udû ellezîne)
İskender Ali Mihr = (Onlara) de ki: “O’ndan (Allah’tan) başka (ilâh edinerek) zanda bulunduklarınızı çağırın.” Oysa onlar, sizden bir darlığı giderme ve onu değiştirme gücüne malik (sahip) değillerdir.
kulid’ûllezîne (kul udû ellezîne)
İlyas Yorulmaz = Allah dan başka ilah olduğunu zannedenlere deki “Sizden Allah’ın verdiği zararı kaldırmaya veya değiştirmeye güçleri yetmeyecek olanları çağırın da, sizden bu zararları gidersinler. ”
id’û
Diyanet İşleri = (Ey Muhammed!) De ki: “Allah’ı bırakıp da ilâh olduklarını iddia ettiklerinizi çağırın. Göklerde ve yerde zerre kadar bir şeye sahip değillerdir. Onların yerde ve gökte hiçbir ortaklıkları yoktur. Allah’ın onlardan bir yardımcısı da yoktur.
id’û
Abdulbaki Gölpınarlı = De ki: Çağırın Allah'tan başka mâbut sandıklarınızı; göklerde ve yeryüzünde bir zerre kadar bile bir şeyleri yoktur onların ve ne eşlikleri, ortaklıkları var Tanrıyla, ne de onun, bunlardan bir yardımcısı var.
id’û
Abdullah Parlıyan = De ki: Allah'ın dışında ilah diye öne sürdüklerinizi çağırın, onların göklerde ve yerde zerre kadar güçleri yoktur. Onların bu ikisinde hiçbir ortaklığı olmadığı gibi, ne de Allah onlar arasından hiç bir yardımcı seçmemiştir.
id’û
Adem Uğur = (Müşriklere) de ki: Allah'tan başka tanrı saydığınız şeyleri çağırın! Onlar ne göklerde ne de yerde zerre ağırlığınca bir şeye sahiptirler. Onların buralarda hiçbir ortaklığı yoktur, Allah'ın onlardan bir yardımcısı da yoktur.
id’û
Ahmed Hulusi = De ki: "Allâh dûnunda var sandıklarınızı çağırın (hadi)! (O isimlendirdikleriniz) ne semâlarda ve ne de arzda zerre ağırlığınca bir şeye mâlik değildirler! Onların (o isimlendirdiklerinizin) bu ikisinde bir ortaklığı yoktur ve O'nun bunlardan bir destekçisi de yoktur. "
id’û
Ahmet Tekin = İlâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah’a ortak koşan müşriklere:'Allah’ın dışında, kulları durumundaki tanrı diye iddia ettiğiniz şeyleri çağırın, dua edin bakalım, size faydaları dokunacak mı? Onlar göklerde ve yerde zerre ağırlığınca bir şeye sahip değiller, o kadarcık bir şeye güçleri de yetmez. Onların göklerde ve yerde ortaklıkları da yok. Onlardan, aslî düzeni sağlamada Allah’a yardım eden biri de yok.' de.
id’û
Ahmet Varol = De ki: 'Allah'tan ayrı (ilahlar) olduklarını sandıklarınızı çağırın. Onlar ne göklerde ne de yerde bir zerre ağırlığınca bir şeye sahiptirler. Onların buralarda bir ortaklıkları olmadığı gibi O'nun (Allah'ın) onlardan bir yardımcısı da yoktur.'
id’û
Ali Bulaç = De ki: "Allah'ın dışında (tanrı diye) öne sürdüklerinizi çağırın. Onların göklerde ve yerde bir zerre ağırlığınca bile (hiçbir şeye) güçleri yetmez, onların bu ikisinde hiçbir ortaklığı olmadığı gibi, O'nun bunlardan hiçbir destekçi olanı da yoktur.
id’û
Ali Fikri Yavuz = (Ey Rasûlüm, o müşriklere) De ki: “- Allah’ı bırakıb da o ilâh zannettiklerinize (putlarınıza) istediğiniz kadar yalvarın durun. Onların ne göklerde, ne yerde zerre mikdarınca (size fayda vermeğe) güçleri yetmez. O ilâhların, bu yer ile göklerde bir ortaklıkları yok; Allah’ın da onlardan bir yardımcısı yok...”
id’û
Ali Ünal = De ki: “Allah’tan başka ilâh zannettiklerinize istediğiniz kadar yalvarın!” Onların gökte de yerde de zerre ağırlığınca bir şey üzerinde bile hakimiyetleri yoktur (ki, size faydaları olsun veya sizden bir zararı def edebilsinler). Ayrıca, göklerin ve yerin hakimiyet ve idaresinde onların (Allah’a) hiçbir ortaklıkları olmadığı gibi, Allah onlardan bir destekçi edinmiş ve edinecek de değildir.