Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
fe izen
Diyanet İşleri = Yoksa onların hükümranlıkta bir payı mı var? Öyle olsa, insanlara bir zerre bile vermezler.
fe izen
Abdulbaki Gölpınarlı = Yoksa onların saltanattan bir payları mı var? Böyle olsa da insanlara bir habbe bile vermezler.
fe izen
Abdullah Parlıyan = Yoksa onların, kainâtın idaresinde bir payları mı var? Öyle olsaydı, insanlara çekirdek filizi kadar bile birşey vermezlerdi.
fe izen
Adem Uğur = Yoksa onların mülkten (hükümranlıktan) bir nasipleri mi var? Öyle olsaydı insanlara çekirdek filizi (kadar bir şey bile) vermezlerdi.
fe izen
Ahmed Hulusi = Yoksa onların mülkte (hükümranlıktan) bir hisseleri mi var? Eğer öyle olsaydı insanlara hurma çekirdeği kadar bile bir şey vermezlerdi.
fe izen
Ahmet Tekin = Malları, mülkleri, güçleri, saltanatları varmış da, insanlara bir hurma çekirdeğinin üzerindeki oyukta kalan minnacık artıklar kadar dahi bir pay bile vermeyecekler miymiş?
fe izen
Ahmet Varol = Yoksa onların mülkten bir payları mı var? Öyle olsaydı insanlara bir çekirdek zerresi bile vermezlerdi.
fe izen
Ali Bulaç = Yoksa onların mülk'ten bir payları mı var? Eğer öyle olsaydı, insanlara 'çekirdeğin sırtındaki küçücük bir tomurcuğu' bile vermezlerdi.
fe izen
Ali Fikri Yavuz = Yoksa, onların, mülkten (yeryüzü saltanatından) bir hissesi mi var? Öyle olsa, insanlara bir çekirdeğin zerresini bile vermezlerdi.
fe izen
Ali Ünal = Yoksa onların (göklerle yerin) mülk ve hakimiyetinden bir nasipleri mi var (da, hidayetin, peygamberliğin ve yeryüzü servetlerinin sadece kendilerine ait olduğunu iddia ediyorlar)? Öyle olmuş olsaydı, (cimrilik ve bencillikleri sebebiyle) insanlara bir kırıntı bile vermezlerdi.
fe izen
Bayraktar Bayraklı = Yoksa onların mülkten, hükümranlıktan bir payları mı var? Öyle olsaydı, insanlara çekirdek filizi kadar bir şey bile vermezlerdi.
fe izen
Bekir Sadak = Yoksa onlarin hukumranliktan bir payi mi var? O zaman insanlara bir cekirdek parcasi bile vermezler.
fe izen
Celal Yıldırım = Yoksa onlara mülk-ü saltanattan bir pay mı var ? O takdirde insanlara hurma çekirdeğinin oyuğu kadar bir şey bile vermezler.
fe izen
Cemal Külünkoğlu = Yoksa onlar (Allah'ın) hükümranlığına ortak mıdırlar? Eğer öyle olsaydı, (hasislikten ve cimrilikten) insanlara bir çekirdek kırıntısı bile vermezlerdi.
fe izen
Diyanet İşleri (eski) = Yoksa onların hükümranlıktan bir payı mı var? O zaman insanlara bir çekirdek parçası bile vermezler.
fe izen
Diyanet Vakfi = Yoksa onların mülkten (hükümranlıktan) bir nasipleri mi var? Öyle olsaydı insanlara çekirdek filizi (kadar bir şey bile) vermezlerdi.
fe izen
Edip Yüksel = Yoksa onların yönetimde bir payı mı var? Öyle olsaydı insanlara bir çekirdek bile vermezlerdi.
fe izen
Elmalılı Hamdi Yazır = Yoksa onlara mülkden bir hissemi var? Öyle olsa nasa bir çekirdek bile vermezler
fe izen
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Yoksa onların mülkten, dünya hükümranlığından bir hissesi mi var? Öyle olsa insanlara bir çekirdek bile vermezler.
fe izen
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Yoksa onların mülkten bir payı mı vardır. Eğer öyle olsaydı, insanlara bir çekirdeğin zerresini bile vermezlerdi.
fe izen
Gültekin Onan = Yoksa onların mülk'ten bir payları mı var ? Eğer öyle olsaydı, insanlara 'çekirdeğin sırtındaki küçücük bir tomurcuğu' bile vermezlerdi.
fe izen
Harun Yıldırım = Yoksa onların mülkten bir payı mı var? O taktirde insanlara çekirdeğin üzerindeki çukur kadar bile vermezlerdi.
fe izen
Hasan Basri Çantay = Yoksa onların (yer yüzünün) mülk (-ü saltanatın) dan bir hissesi mi var? Fakat öyle olsaydı insanlara çekirdeğin arkasındaki minik bir tomurcuğu bile vermezlerdi.
fe izen
Hayrat Neşriyat = Yoksa onların mülkten bir nasîbi mi var? Öyle olsaydı, insanlara bir çekirdeğin(arkasındaki küçücük) oyuğu (kadar bir şey) bile vermezlerdi!
fe izen
İbni Kesir = Yoksa onların mülkten bir payı mı var? Öyle olsaydı; onlar insanlara bir çekirdek parçası bile vermezlerdi.
fe izen
Kadri Çelik = Yoksa onların mülkten bir nasibi mi var? O zaman insanlara bir hurma çekirdeği üzerindeki küçücük bir tomurcuğu (en değersiz bir şeyi) bile vermezlerdi.
fe izen
Muhammed Esed = Yoksa onlar (Allahın) hükümranlığına ortak mıdırlar? Ama (eğer öyle olsaydı), onlar başkasına bir hurma çekirdeği(ni dolduracak) kadar bile bir şey vermezlerdi!
fe izen
Mustafa İslamoğlu = Yoksa onlar Allah'ın mülküne ortak olduklarını mı sanıyorlar? Eğer öyle olsaydı, insanlara zırnık bile vermezlerdi.
fe izen
Ömer Nasuhi Bilmen = Yoksa onlar için mülkten bir nasip mi var? O halde onlar nâsa bir çekirdek bile vermezler.
fe izen
Ömer Öngüt = Yoksa onların mülkten bir payı mı var? Eğer öyle olsaydı, insanlara bir çekirdek zerresi bile vermezlerdi.
fe izen
Şaban Piriş = Yoksa onların, hükümranlıkta bir payları mı var? Eğer, öyle olsaydı insanlara, çok az bir şey bile vermezlerdi.
fe izen
Sadık Türkmen = Yoksa onların hükümranlıkta bir payı mı var? Öyle olsa insanlara bir çekirdek bile vermezler.
fe izen
Seyyid Kutub = Yoksa onların Allah'ın mülkünde bir payları mı var? Eğer öyle olsaydı, insanlara bir çekirdek kırıntısı bile vermezlerdi.
fe izen
Suat Yıldırım = Yoksa onların mülk ve hâkimiyetten nasipleri mi var? Öyle olsaydı onlar insanlara bir kırıntı bile vermezlerdi!
fe izen
Süleyman Ateş = Yoksa onların mülkten bir payı mı var? Öyle olsaydı insanlara bir çekirdek zerresi bile vermezlerdi.
fe izen
Tefhim-ul Kuran = Yoksa onların mülk'ten bir payları mı var? Eğer böyle olsaydı, insanlara 'çekirdeğin sırtındaki küçücük bir tomurcuğu' bile vermezlerdi.
fe izen
Ümit Şimşek = Yoksa onların mülk ve egemenlikten bir hissesi mi var? Öyle olsaydı, insanlardan bir çekirdeği bile esirgerlerdi.
fe izen
Yaşar Nuri Öztürk = Yoksa mülk ve yönetimden bir nasipleri mi var? Eğer öyle olsa, insanlara bir çekirdek bile vermezler.
fe izen
İskender Ali Mihr = Yoksa onların, mülkden bir nasibi mi var? Öyle olsaydı insanlara bir çekirdek bile vermezlerdi.
fe izen
İlyas Yorulmaz = Yoksa onlar, Allah’ın mülkünden pay sahibi olduklarını mı zannediyorlar? Öyle ise niçin insanlardan ihtiyaç sahiplerine, en ufak bir parçasını vermiyorlar?
ve izen
Diyanet İşleri = O zaman kendilerine elbette katımızdan büyük bir mükâfat verirdik.
ve izen
Abdulbaki Gölpınarlı = Biz de o vakit, onları, katımızdan büyük bir mükâfatla mükâfatlandırırdık.
ve izen
Abdullah Parlıyan = Bu durumda biz onlara rahmetimizden büyük bir mükafat verirdik.
ve izen
Ahmed Hulusi = O takdirde onlara elbette ki ledünnümüzden çok büyük mükâfat verirdik.
ve izen
Ali Fikri Yavuz = Elbette o zaman, kendilerine, tarafımızdan büyük bir mükâfat verirdik.
ve izen
Ali Ünal = O zaman hiç kuşkusuz kendilerine katımızdan pek büyük bir mükâfat da verirdik.