Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

men zâ ellezî

  Hadîd / 11 -

 Diyanet İşleri = Kim Allah’a güzel bir borç verecek ki, Allah da onu kendisine kat kat ödesin. Ona çok değerli bir mükâfat da vardır.

men zâ ellezî

  Hadîd / 11 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Kimdir o ki Allah'a âdetâ güzel bir borç verir de o, kat kat fazlasını verir ona ve ona pek güzel de bir mükâfat var.

men zâ ellezî

  Hadîd / 11 -

 Abdullah Parlıyan = Kimdir Allah'a güzel, bereketli bir borç verip, onu kat kat fazlasıyla geri alacak olan? Böyle yapanlar, değerli ve anlamlı bir mükafat görecekler.

men zâ ellezî

  Hadîd / 11 -

 Adem Uğur = Kim Allah'a güzel bir ödünç verecek olursa, Allah da onun karşılığını kat kat verir ve ayrıca onun çok değerli bir mükâfatı da vardır.

men zâ ellezî

  Hadîd / 11 -

 Ahmed Hulusi = Kim ki, Allâh'a karz-ı hasen (güzel bir ödünç) versin de, Allâh da onu, katlayarak ona artırsın! Onun için cömert bir ecir de vardır.

men zâ ellezî

  Hadîd / 11 -

 Ahmet Tekin = Kim Allah’a karz-ı hasen olarak borç verir, mâlî mükellefiyetlerin dışında Allah rızası için, Allah yolunda cihad edenlerin masraflarını karşılar, Allah’ın kullarına güzel ödünç verirse, Allah onun karşılığını kat kat öder. Ayrıca ona cömertçe, değerli bir mükâfat da vardır.

men zâ ellezî

  Hadîd / 11 -

 Ahmet Varol = Kim Allah'a güzel bir borç verir ki, Allah onu kat kat artırsın. Onun için ayrıca değerli bir ecir de vardır.

men zâ ellezî

  Hadîd / 11 -

 Ali Bulaç = Allah'a güzel bir borç verecek olan kimdir? Artık Allah, bunu onun için kat kat arttırır. Onun için 'kerim (üstün ve onurlu) bir ecir' vardır.

men zâ ellezî

  Hadîd / 11 -

 Ali Fikri Yavuz = Kimdir ahiretteki mükâfatını umarak Allah yolunda malını harcasın da, böylece Allah onun mükâfatını kat kat versin. Hem onun için çok iyi bir mükâfat da var.

men zâ ellezî

  Hadîd / 11 -

 Ali Ünal = Kim ki Allah’a güzel bir borç verirse, Allah borç verdiği o şeyi o kişi lehine arttırdıkça arttırır ve onun için pek hoş, cömertçe verilecek ve hiç eksilmeyecek bir mükâfat vardır.

men zâ ellezî

  Hadîd / 11 -

 Bayraktar Bayraklı = Kim Allah'a güzel bir borç verirse, Allah onun verdiğini kat kat arttırır ve onun için değerli bir ödül de vardır.[609]

men zâ ellezî

  Hadîd / 11 -

 Bekir Sadak = Allah'a kim guzel bir odunc takdiminde bulunursa, Allah karsiligini kat kat verir, ona comertce verilecek bir ecir de vardir.

men zâ ellezî

  Hadîd / 11 -

 Celal Yıldırım = Kim ki Allah'a (O'nun için) faizsiz ödünç verirse, Allah, bu ödüncü onun için kat kat artırır ve onun için güzel, şerefli bir karşılık ve dır.

men zâ ellezî

  Hadîd / 11 -

 Cemal Külünkoğlu = Kim Allah'a güzel bir ödünç verir (malını Allah yolunda harcarsa), Allah bunu kendisi için katlayarak artırır. Böyle birisi için ayrıca onur verici bir ödül de vardır.

men zâ ellezî

  Hadîd / 11 -

 Diyanet İşleri (eski) = Allah'a kim güzel bir ödünç takdiminde bulunursa, Allah karşılığını kat kat verir, ona cömertçe verilecek bir ecir de vardır.

men zâ ellezî

  Hadîd / 11 -

 Diyanet Vakfi = Kim Allah'a güzel bir ödünç verecek olursa, Allah da onun karşılığını kat kat verir ve ayrıca onun çok değerli bir mükâfatı da vardır.

men zâ ellezî

  Hadîd / 11 -

 Edip Yüksel = Kim (erdemli davranarak) ALLAH'a güzel bir borç verirse, karşılığını kat kat alır ve cömert bir ödül kazanır.

men zâ ellezî

  Hadîd / 11 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Hani kim? O Allah'a bir karz-ı hasen takdim edecek kimse ki Allah onu ona katlayıversin, hem onun için çok hoş bir ecir de var.

men zâ ellezî

  Hadîd / 11 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Hani Allah'a güzel bir borç verecek kimse ki, Allah onu ona katlayıversin?! Hem onun için çok hoş bir mükafat da vardır!

men zâ ellezî

  Hadîd / 11 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Kimdir o, Allah'a güzel bir borç verecek olan ki, Allah da onun verdiğini kat kat artırsın ve onun için şerefli bir mükafat da versin.

men zâ ellezî

  Hadîd / 11 -

 Gültekin Onan = Tanrı'ya güzel bir borç verecek olan kimdir? Artık Tanrı, bunu onun için kat kat arttırır. Onun için kerim (üstün ve onurlu) bir ecir vardır.

men zâ ellezî

  Hadîd / 11 -

 Harun Yıldırım = Kim Allah’a güzel bir ödünç verirse onu, onun için kat kat artırır ve ona değerli bir de ödül vardır.

men zâ ellezî

  Hadîd / 11 -

 Hasan Basri Çantay = Allaha karz-ı hasenle ödüne verecek olan kim? İşte o, bunu (n mükâfatını) kat kat artıracakdır. Ona (başkaca) çok değerli bir mükâfat da vardır.

men zâ ellezî

  Hadîd / 11 -

 Hayrat Neşriyat = Kimdir şu kimse ki, Allah’a karz-ı hasen (güzel bir borç) ile borç versin de (Allah da) onu kendisine artırsın! Ayrıca onun için (pek) değerli bir mükâfât vardır.

men zâ ellezî

  Hadîd / 11 -

 İbni Kesir = Kim, Allah'a güzel bir ödünç verecek olursa; Allah ona karşılığını kat kat verir. Ve ona, çok değerli bir mükafat da vardır.

men zâ ellezî

  Hadîd / 11 -

 Kadri Çelik = Allah'a güzel bir borç verecek olan kimdir? Artık Allah, bunu kendisi için kat kat arttırır. Onun için yüce bir ecir vardır.

men zâ ellezî

  Hadîd / 11 -

 Muhammed Esed = Kimdir Allah'a güzel, bereketli bir borç verip onu kat kat fazlasıyla geri alacak olan? Böyle (yapan)lar değerli ve anlamlı bir mükafat görecekler,

men zâ ellezî

  Hadîd / 11 -

 Mustafa İslamoğlu = Kim Allah'a güzel bir borç verip de, onun kendisine kat kat fazlasıyla geri dönmesini ister? İşte böylelerini tarifsiz güzellikte bir ödül beklemektedir.

men zâ ellezî

  Hadîd / 11 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Kimdir o kimse ki, Allah'a güzel ödünç ile ödünç versin de (Allah Teâlâ) onun için onu kat kat arttırsın? Ve onun için pek kerîmâne bir mükâfaat da vardır.

men zâ ellezî

  Hadîd / 11 -

 Ömer Öngüt = Kim Allah'a güzel bir ödünç takdiminde bulunursa, Allah da onun karşılığını kat kat artırır. Ayrıca ona cömertçe verilecek bir mükâfat da vardır.

men zâ ellezî

  Hadîd / 11 -

 Şaban Piriş = Kim Allah’a güzel bir ödünç verirse, Allah ona, verdiğini kat kat öder ve ona büyük bir ödül vardır.

men zâ ellezî

  Hadîd / 11 -

 Sadık Türkmen = Kim Allah’a (tavsiye ettiği işlerde harcaması için), güzel bir borç verecek ki, Allah da onu (Allah için verdiklerini) kendisine kat kat ödesin. Ona çok değerli bir ödül de vardır.

men zâ ellezî

  Hadîd / 11 -

 Seyyid Kutub = Çıkar amacı gütmeksizin gönüllü olarak Allah'a borç verecek olan var mı? Allah ona verdiğini kat kat fazlası ile geri verir. Ayrıca ona onurlandırıcı bir ödül vardır.

men zâ ellezî

  Hadîd / 11 -

 Suat Yıldırım = Kim Allah’a güzel bir ödünç verir (malını Allah yolunda harcarsa) Allah bunu kat kat artırır. Ona değerli bir mükâfat da vardır.

men zâ ellezî

  Hadîd / 11 -

 Süleyman Ateş = Kimdir o, Allah'a güzel bir borç verecek olan ki, Allâh da onun verdiğini kat kat artırsın ve onun için değerli bir mükâfât da versin?

men zâ ellezî

  Hadîd / 11 -

 Tefhim-ul Kuran = Allah'a güzel bir borç verecek olan kimdir? Artık Allah, bunu kendisi için kat kat arttırır. Onun için 'oldukça üstün ve onurlu (kerim)' bir ecir vardır.

men zâ ellezî

  Hadîd / 11 -

 Ümit Şimşek = Kim Allah'a güzel bir borç vermek ister ki, Allah da onu kat kat arttırsın? Üstelik ona pek değerli bir ödül de vardır.

men zâ ellezî

  Hadîd / 11 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Allah'a kim güzel bir borç verecek ki, O onun verdiğini kat kat artırsın. Böyle birisi için onur verici bir ödül de vardır.

men zâ ellezî

  Hadîd / 11 -

 İskender Ali Mihr = Kim ki Allah’a (Allah için) güzel bir borç verir, o taktirde o (borç), ona kat kat ödenir. Ve onun için kerim ecir vardır.

men zâ ellezî

  Hadîd / 11 -

 İlyas Yorulmaz = Kim Allah’a güzel bir borç verirse, ona fazlasıyla kat kat ödenir. Borç veren için çok değerli karşılıklar vardır.

men zâ

  Bakara / 255 -

 Diyanet İşleri = Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayandır. Diridir, kayyumdur. O’nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O’nundur. İzni olmaksızın O’nun katında şefaatte bulunacak kimdir? O, kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar O’nun ilminden, kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. O’nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. (O, göklere, yere, bütün evrene hükmetmektedir.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O’na güç gelmez. O, yücedir, büyüktür.

men zâ

  Bakara / 255 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Öyle bir Allah ki ondan başka yoktur tapacak. Diridir, her an yarattıklarını tedbîr ve tasarruf edip durur. Ne uyuklamaya kapılır, ne uykuya dalar. Onundur ne varsa göklerde ve yeryüzünde. Kimdir izni olmadıkça onun yanında şefaate kalkışacak? Önlerindekini de bilir, artlarındakini de. Onun bilgisinden, dilediği miktardan başka hiçbir şeyi kavrayamazlar. Kürsüsü gökleri de kaplayıp kucaklamıştır, yeryüzünü de. Göğü, yeri korumak, ona ağır da gelmez. O'dur çok yüce ve çok ulu.

men zâ

  Bakara / 255 -

 Abdullah Parlıyan = Allah ki, O'ndan başka gerçek ilah yoktur; her zaman diridir. Bütün varlıkların tek yöneten ve gözeteni O'dur. Ne uyuklama tutar O'nu, ne de uyku. Yeryüzünde ve göklerde ne varsa hepsi O'nundur. O'nun izni olmadan kendisinin yanında kim kime şefaat edebilir? O yarattıklarının geçmişlerini ve geleceklerini bilir. Oysa O dilemedikçe, insanlar O'nun ilminden hiçbir şey edinemez, hiçbir şey kavrayamazlar. O'nun sonsuz kudret ve egemenliği gökleri ve yeri kaplamıştır. Göklerde ve yerde olanların tümünün korunup desteklenmesi O'na ağır gelmez. Gerçekten yüce ve büyük olan yalnızca O'dur.

men zâ

  Bakara / 255 -

 Adem Uğur = Allah, O'ndan başka tanrı yoktur; O, hayydir, kayyûmdur. Kendisine ne uyku gelir ne de uyuklama. Göklerde ve yerdekilerin hepsi O'nundur. İzni olmadan O'nun katında kim şefaat edebilir? O, kullarının yaptıklarını ve yapacaklarını bilir. (O'na hiçbir şey gizli kalmaz.) O'nun bildirdiklerinin dışında insanlar O'nun ilminden hiçbir şeyi tam olarak bilemezler. O'nun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır, onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. O, yücedir, büyüktür.

men zâ

  Bakara / 255 -

 Ahmed Hulusi = Allâh O, tanrı yoktur sadece HÛ! Hayy ve Kayyum (yegâne hayat olan ve her şeyi kendi isimlerinin anlamı ile ilminde oluşturan - devam ettiren); O'nda ne uyuklama (âlemlerden bir an için olsun ayrılık), ne de uyku (yaratılmışları kendi hâline bırakıp kendi Zâtî dünyasına çekilme) söz konusudur. Semâlarda ve arzda (âlemlerdeki tümel ilim ve fiiller boyutunda) ne varsa hepsi O'nundur. Nefsinin hakikati olan Esmâ mertebesinden açığa çıkan kuvve olmaksızın (biiznihi) O'nun indînde kim şefaat edebilir. . . Bilir onların yaşadıkları boyutu ve algılayamadıkları âlemleri. . . O'nun dilemesi (elvermiş olması) olmadıkça ilminden bir şey ihâta edilemez. Kürsüsü (hükümranlık ve tasarrufu {rubûbiyeti}) semâları ve arzı kapsamıştır. Onları muhafaza etmek O'na ağır gelmez. O Alîy (sınırsız yüce) ve Aziym'dir (sonsuz azamet sahibi).

men zâ

  Bakara / 255 -

 Ahmet Tekin = O Allah’tır, Allah. Hak ilâh yalnızca O’dur. Ebedî hayat ile diri, ölümlü olmaktan uzaktır. Varlık âlemini ayakta tutan ve düzenini elinde bulunduran O’dur. Onu ne gaflet basar ne de uyku. Göklerdeki varlıkların ve imkânların hepsi ve yerdeki varlıkların ve imkânların tamamı O’nun mülkündedir, O’nun tasarrufundadır. O’nun yanında, benzer sıfatların tecellisiyle kudret ve tasarruf kullanan eş bir varlık olmak kimin haddine? Yalnızca O’nun izniyle ilâhî planlamayı yürütenlere görev dağılımı yapılır. O kullarının yaptıklarını ve yapacaklarını, bildiklerini, bilgi ve idrakları dışında olanı, dünyalarını ve âhiretlerini bilir. Onlar ise, O’nun sünneti, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olan kadarının dışında, O’nun ilminden hiçbir şeyi kavrayamazlar. Onun hâkimiyeti, saltanatı, kudreti, otoritesi ve düzeni bütün gökleri ve yeri içine alır. Gökleri ve yeri bir bütünlük içinde tek elden tedbir ile idare etmek, gözetmek, korumak, taahhütlerini yerine getirmek Allah’ı yormaz, Allah’a ağır da gelmez. O şanı yüce Allah pek yüce, pek büyüktür.

men zâ

  Bakara / 255 -

 Ahmet Varol = Allah, kendinden başka ilah olmayan (ilah)dır. O, sürekli diridir ve yaratıklarını sürekli koruyup gözetendir. Onu ne bir uyuklama ne de uyku tutar. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. O'nun katında kendisinin izni olmadan kim şefaat edebilir! O, onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir. Onlar, O'nun ilminden dilediği kadarından fazla bir şeyi kuşatamazlar. O'nun Kürsi'si gökleri ve yeri kaplamıştır. [54] Bunları korumak O'na güç gelmez. O, çok yüce, çok büyüktür.

men zâ

  Bakara / 255 -

 Ali Bulaç = Allah... O'ndan başka ilah yoktur. Diridir, kâimdir. O'nu uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmaksızın O'nun katında şefaatte bulunacak kimdir? O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir. (Onlar ise) Dilediği kadarının dışında, O'nun ilminden hiç birşeyi kavrayıp kuşatamazlar. O'nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. Onların korunması O'na güç gelmez. O, pek yücedir, pek büyüktür.

men zâ

  Bakara / 255 -

 Ali Fikri Yavuz = Allah o Allah’dır ki, kendinden başka hiç bir ilâh (Tanrı) yoktur (Ondan başka ibadete müstahak mâbud yoktur). O ezelî ve ebedî hayat ile bizâtihi (kendiliğinden) diridir, (bâkidir). Zât ve kemâl sıfatlarıyla yaratıkların (mahlûkatın) bütün işlerinde hâkim ve kâimdir, her şey onunla kâimdir. Onu ne bir dalgınlık, ne de bir uyku tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi onun. Onun izni olmadıkça katında kim şefaat edebilir? O, bütün varlıkların (dünya ve âhirete ait) önlerinde ve arkalarındaki gizli ve aşikâr her şeyini bilir. Onlar (varlıklar-yaratıklar) ise, Allah’ın dilediği kadarından başka, ilâhî ilminden hiç bir şey kavrayamazlar. Onun kürsüsü (mülk ve saltanatı) gökleri ve yeri çevrelemiş, kaplamıştır. Gökleri ve yeri korumak, gözetmek, ona zorluk ve ağırlık vermez. O, çok yüce, çok büyüktür.

men zâ

  Bakara / 255 -

 Ali Ünal = Allah: yoktur O’ndan başka ilâh. Hayy (ezelîebedî mutlak hayat sahibi)dir, Kayyûm (varlığı hem kendinden, hem de kendi kendine kaim olan)dır. Ne gaflet ve uyuklama basar O’nu, ne de uyku. Göklerde ne varsa ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. Kim vardır ki, O’nun huzurunda O’nun izni olmadan bir başkası için şefaatte bulunabilsin? Yarattıklarının önündekini arkasındakini, geçmişlerini geleceklerini, bildiklerini ve bilmediklerini bilir; onlar ise, O’nun İlmi’nden dilediğinin ötesinde hiçbir şeyi kavrayamazlar. (Mutlak hüküm ve hakimiyetinin tecelligâhı olan) Kürsüsü, gökleri ve yeri tamamen kuşatmıştır; gökleri ve yeri koruyup gözetmek O’na asla ağır gelmez. Ve Aliyy (mutlak yüce olan)dır O ve (Azîm (mutlak azamet sahibi).