Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
mevlâ-hum
Diyanet İşleri = Sonra hepsi, gerçek sahipleri Allah’a döndürülürler. İyi bilin ki hüküm yalnız O’nundur. O, hesap görenlerin en çabuğudur.
mevlâ-hum
Abdulbaki Gölpınarlı = Sonra, her işi doğru olan kudret ve tasarruf sahibi Tanrılarının tapısına götürülürler. Bilin ki hüküm onundur ve o, hesap görenlerin en tez hesap görenidir.
mevlâ-hum
Abdullah Parlıyan = Sonra o ölmüş olanlar, gerçek sahipleri olan Allah'ın huzuruna götürülürler. Dikkat edin! Her türlü emir, buyruk ve kumanda O'na aittir. Ve O hesapları en çabuk görendir.
mevlâ-hum
Adem Uğur = Sonra insanlar gerçek sahipleri olan Allah'a döndürülürler. Bilesiniz ki hüküm yalnız O'nundur ve O hesap görenlerin en çabuğudur.
mevlâ-hum
Ahmed Hulusi = Sonra Hak Mevlâları olan Allâh'a döndürülürler. . . Kesinlikle bilin ki, hüküm O'nundur ve O, hesap görenlerin en süratlisidir.
mevlâ-hum
Ahmet Tekin = Sonra da, hak dostları, emrinde oldukları âdil otorite, gerçek koruyucuları olan Allah’a, Allah’ın hükmüne, icraatına teslim edilirler.Unutmayın hükümranlık, yargı ve icra sadece O’na aittir. O, hesap görenlerin en süratlisidir.
mevlâ-hum
Ahmet Varol = Sonra gerçek mevlaları olan Allah'a döndürülürler. Dikkat edin, hüküm O'nundur ve O hesabı en hızlı görendir.
mevlâ-hum
Ali Bulaç = Sonra gerçek mevlaları olan Allah'a döndürülürler. Haberiniz olsun; hüküm yalnızca O'nundur. Ve O, hesap görenlerin en süratli olanıdır.
mevlâ-hum
Ali Fikri Yavuz = Öldükten sonra insanlar, hak olan Mevlâ’ları Allah’a çevirilip teslim edilirler. Dikkat edin! Hüküm yalnız O’nundur ve O hesaba çekenlerin en çabuk olanıdır.
mevlâ-hum
Ali Ünal = Sonra, bütün ölenler, onların Hak Efendisi, Sahibi olan Allah’a döndürülürler. İyi bilin ki, bütün hüküm ve tasarruf yetkisi O’na aittir ve O, hiç geciktirmeden, en çabuk biçimde hesap görendir.
mevlâ-hum
Bayraktar Bayraklı = Sonra insanlar gerçek sahipleri olan Allah'a döndürülürler. Bilesiniz ki, hüküm yalnız O'nundur ve O, hesap görenlerin en çabuğudur.[117]
mevlâ-hum
Bekir Sadak = (61-62) O, kullarin ustunde yegane Hakim'dir, size koruyucular gonderir. Artik birinize olum gelince elcilerimiz, bir eksiklik yapmaksizin onun canini alirlar, sonra gercek Mevlalarina dondururler. Haberiniz olsun, hukum O'nundur. O, hesap gorenlerin en sratlisidir.
mevlâ-hum
Celal Yıldırım = Sonra da canları alınarak Hakk olan Mevlâ'larına (yegâne sahiplerine) döndürülürler. Haberiniz olsun ki, hüküm ancak O'nundur ve O, hesap görenlerin en çabuğudur.
mevlâ-hum
Cemal Külünkoğlu = Sonra o canları alınanlar, gerçek takipçileri olan Allah'ın huzuruna getirilirler. Doğrusu, nihai hüküm yalnız O'nundur. Ve O, hesabı en hızlı görendir.
mevlâ-hum
Diyanet İşleri (eski) = (61-62) O, kulların üstünde yegane Hakim'dir, size koruyucular gönderir. Artık birinize ölüm gelince elçilerimiz, bir eksiklik yapmaksızın onun canını alırlar, sonra gerçek Mevlalarına döndürürler. Haberiniz olsun, hüküm O'nundur. O, hesap görenlerin en süratlisidir.
mevlâ-hum
Diyanet Vakfi = Sonra insanlar gerçek sahipleri olan Allah'a döndürülürler. Bilesiniz ki hüküm yalnız O'nundur ve O hesap görenlerin en çabuğudur.
mevlâ-hum
Edip Yüksel = Sonra gerçek Mevlaları olan ALLAH'a döndürülürler. Bilesiniz ki yargı O'nundur ve O, en hızlı hesap görendir.
mevlâ-hum
Elmalılı Hamdi Yazır = Sonra o kabzolunanlar hak mevlâları Allaha redd-ü teslim edilirler, agâh olun, huküm onun, ve o hisab görenlerin en seri'ı
mevlâ-hum
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Sonra o vefat edenler Mevlaları Allah'a döndürülürler. İyi bilin ki, hüküm O'nundur ve O, hesap görenlerin en sür'atlisidir.
mevlâ-hum
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Sonra da gerçek Mevlâlarına döndürülürler. Dikkatli olun, hüküm ancak O'nundur ve O, hesap görenlerin en süratlisidir.
mevlâ-hum
Gültekin Onan = Sonra gerçek Mevlaları olan Tanrı'ya döndürülürler. Bilesiniz ki yargı O'nundur ve O, en hızlı hesap görendir.
mevlâ-hum
Harun Yıldırım = Sonra gerçek mevlaları olan Allah’a döndürülürler. Dikkat edin hüküm yalnız O’nundur ve O, hesap görenlerin en süratlisidir.
mevlâ-hum
Hasan Basri Çantay = Sonra (görürsünüz ki) bunlar, bütün işlerine hak ve adl ile mâlik olan Allaha, (Allahın hükmüne ve cezasına) döndürü (lüb götürü) lmüşlerdir. Gözünüzü açın ki bütün hüküm Onundur. O, hesâb görücülerin en sür'atlisidir.
mevlâ-hum
Hayrat Neşriyat = Sonra (hepsi,) hak Mevlâları olan Allah’a döndürülürler. Dikkat edin, hüküm yalnız O’nundur ve O, hesab görenlerin en sür'atlisidir.
mevlâ-hum
İbni Kesir = Sonra onlar, gerçek mevlalarına döndürülürler. Dikkat edin; hüküm O'nundur. Ve; O hesab görenlerin en sü'ratlisidir.
mevlâ-hum
Kadri Çelik = Sonra gerçek mevlaları olan Allah'a döndürülürler. Haberiniz olsun, hüküm sadece O'nundur. O, hesap görenlerin en süratlisidir.
mevlâ-hum
Muhammed Esed = O (ölmüş ola)nlar, bunun üzerine Allahın, gerçek Yüce Efendilerinin huzuruna getirilirler. Doğrusu, nihai hüküm yalnız Onundur: ve O, hesap görenlerin en hızlısıdır!
mevlâ-hum
Mustafa İslamoğlu = Sonunda onlar gerçek sahipleri olan Allah'a teslim edilirler: İşte mutlak hüküm yalnızca O'nundur; ve O hesabı en seri görendir.
mevlâ-hum
Ömer Nasuhi Bilmen = Sonra (halk) hak olan Mevlâlarına reddolunmuş olurlar. Agâh olunuz ki, hüküm, o mevlâ'ya aittir. Ve O, hesap görenlerin en sür'atlisidir.
mevlâ-hum
Ömer Öngüt = Sonra da (o canları alınanlar) gerçek sahipleri olan Allah'a döndürülürler. Haberiniz olsun ki hüküm ancak O'nundur ve hesap görenlerin en çabuğu O'dur.
mevlâ-hum
Şaban Piriş = Sonra gerçek mevlâları olan Allah’a döndürülürler. Dikkat edin, hüküm O’na aittir. O, hesap görenlerin en hızlısıdır.
mevlâ-hum
Sadık Türkmen = Sonra, gerçek sahipleri olan Allah katına döndürülüp götürülürler. İyi bilin ki; hüküm yalnız O’nundur ve O, hesap görenlerin en hızlısıdır!
mevlâ-hum
Seyyid Kutub = Sonra o canlar gerçek sahipleri olan Allah'a götürülürler. İyi biliniz ki, egemenlik yalnız O'nun tekelindedir ve hesap görenlerin en çabuğudur.
mevlâ-hum
Suat Yıldırım = Sonra onlar gerçek efendileri, mevlâları olan Allah’a götürülüp teslim edilirler. İyi bilin ki bütün hüküm yetkisi O’nundur ve O hesaba çekenlerin en süratlisidir.
mevlâ-hum
Süleyman Ateş = Sonra o(ca)nlar, gerçek Tanrıları olan Allah'a döndü(rülüp götü)rülürler. Doğrusu hüküm, yalnız O'nundur; O hesap görenlerin en çabuğudur.
mevlâ-hum
Tefhim-ul Kuran = Sonra da gerçek mevlâları olan Allah'a döndürülürler. Haberiniz olsun; hüküm yalnızca O'nundur. Ve O, hesap görenlerin en süratli olanıdır.
mevlâ-hum
Ümit Şimşek = Sonra onlar, gerçek mevlâları olan Allah'ın huzuruna çıkarılırlar. Şunu iyi bilin ki, hükmü ancak O verir. O, hesap görenlerin en sür'atlisidir.
mevlâ-hum
Yaşar Nuri Öztürk = Nihayet onlar gerçek Mevlâ'ları olan Allah'a götürülürler. Gözünüzü açın! Hüküm yalnız O'nundur. Ve hesap görenlerin en süratlisi de O'dur.
mevlâ-hum
İskender Ali Mihr = Sonra Allah’a döndürülürler. Onların mevlâsı Hakk’tır. Hüküm O’nun değil mi? Ve O, hesap görenlerin en hızlısıdır.
mevlâ-hum
İlyas Yorulmaz = Sonra gerçek sığınacakları yer olan Allah’a döndürülürler. Hüküm yalnızca Allah’ın değil midir? Hesap görenlerin en çabuk olanı da, O dur.
alâ mevlâ-hu
Diyanet İşleri = Allah, (şöyle) iki adamı da misal verdi: Onlardan biri dilsizdir, hiçbir şeye gücü yetmez, efendisine sadece bir yüktür. Nereye gönderse olumlu bir sonuç alamaz. Bu, adaletle emreden ve doğru yol üzere olan kimse ile eşit olur mu?
alâ mevlâ-hu
Abdulbaki Gölpınarlı = Ve Allah, gene iki kişiyi örnek getirir: Biri dilsizdir, hiçbir şeye gücü yetmez, sâhibine bir yüktür, nereye yollasa hayırlı bir iş becerip gelemez. O, hiç adâletle emreden ve doğru yolu tutmuş olan adamla eşit olur mu?
alâ mevlâ-hu
Abdullah Parlıyan = Ve Allah yine, size başka iki insan örneği daha veriyor: Biri dilsizdir, hiçbirşeye gücü yetmez, sahibine bir yüktür, nereye gönderse hayırlı bir iş becerip gelemez. Peki böyle biri doğru ve hakça olanın yapılmasını emreden ve kendisi de, dosdoğru yolda olan kimseyle bir tutulabilir mi?
alâ mevlâ-hu
Adem Uğur = Allah, şu iki kişiyi de misal verir: Onlardan biri dilsizdir, hiçbir şey beceremez ve efendisinin üstüne bir yüktür. Onu nereye gönderse bir hayır getiremez. Şimdi, bu adamla, doğru yolda yürüyerek adaleti emreden kimse eşit olur mu?
alâ mevlâ-hu
Ahmed Hulusi = Allâh şu iki kişiyi de misal verdi: Bunlardan biri konuşmasını bilmez, bir şeye kudreti yoktur; efendisi yanında yüktür. . . Onu hangi işe yönlendirse bir hayırla gelmez. . . Hiç bu, elindekinin hakkını veren ve kendisi doğru yolda yürüyen kişi ile eşit olur mu?
alâ mevlâ-hu
Ahmet Tekin = Allah şu iki adamı da misâl verir. Bunlardan birisi dilsizdir, hiçbir şeye gücü yetmez, patronuna bir yüktür. Onu nereye gönderse faydalı bir iş yapamaz. Şimdi bu adamla, doğru muhkem, güvenli yolda yürüyen islamî hayatı yaşayan kendisine ve başkalarına faydalı olan, insanlar arasında sosyal, siyasî, ekonomik ve idarî adâleti uygulayarak kamu düzenini sağlayan, adâletli olmayı emreden kimse eşit olur mu?
alâ mevlâ-hu
Ahmet Varol = Allah bir de şu iki adamı örnek vermektedir: Biri dilsizdir, bir şeye gücü yetmez, efendisinin üzerine bir yüktür ve onu nereye gönderse bir iyilik getirmez. Şimdi bununla, adaleti emreden, kendisi de doğru bir yol üzere olan kimse bir olur mu?
alâ mevlâ-hu
Ali Bulaç = Allah şu örneği verdi: İki kişi; bunlardan birisi dilsiz, hiç bir şeye gücü yetmez ve her şeyiyle efendisinin üstünde (bir yük), o, onu hangi yöne gönderse bir hayır getirmez; şimdi bu, adaletle emreden ve dosdoğru yol üzerinde bulunanla eşit olabilir mi?
alâ mevlâ-hu
Ali Fikri Yavuz = Allah şu iki adamı da misal getirdi: Bunlardan biri dilsizdir, hiçbir şeye gücü yetmez; efendisine sade bir ağırlıktır, efendisi onu ne tarafa gönderse hiç bir hayra yaramaz. Hiç bu, adaletle emreden ve doğru yolda bulunan kimseye müsavi (eş) olabilir mi? (İşte hak dini gönderen, insanlara her türlü nimet ve rahmet ihsan eden Allah, hiç bir fayda ve zarara güçleri yetmiyen putlara ortak tutulabilir mi?)
alâ mevlâ-hu
Ali Ünal = Allah, (aynı gerçek adına) bir başka misal daha veriyor: İki kişi var: Birisi dilsiz, (duymadığı için de) hiçbir şey beceremez ve efendisine sadece bir yük; efendisi ona hangi işi verse, onu hayırlı bir neticeye erdiremez. Hiç böyle biri ile hakkı hakikati bilen, adaleti dile getirip gerçekleştiren ve her işte dosdoğru bir yol takip eden insan bir olur mu?