Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

telkafu

  A’râf / 117 -

 Diyanet İşleri = Biz de Mûsâ’ya, “Elindeki değneğini at” diye vahyettik. Bir de ne görsünler o, onların uydurduklarını yakalayıp yutuyor.

telkafu

  A’râf / 117 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Mûsâ'ya, at sopanı diye vahyettik. Atınca koca bir yılan şekline giren sopa, onların yalancıktan meydana çıkardıklarını yuttu, hepsini silip süpürdü.

telkafu

  A’râf / 117 -

 Abdullah Parlıyan = Biz de Musa’ya değneğini atmasını belirttik. İşte o an onların uydurduklarını yutuyordu.

telkafu

  A’râf / 117 -

 Adem Uğur = Biz de Musa’ya: “Asanı at” diye vahyettik. Bir de baktılar ki, onların gösterdiği şeyleri yutuyor.

telkafu

  A’râf / 117 -

 Ahmed Hulusi = Biz de Musa'ya: "Asanı at" diye vahyettik. . . Bir de ne görsünler, o (asa), onların uydurdukları şeyleri kapıp yutuyor!

telkafu

  A’râf / 117 -

 Ahmet Tekin = Biz de Mûsâ’ya:'Sen de asânı at' diye vahyettik. Bir de baktılar ki, onların uydurduklarını yakalayıp yutuyor.

telkafu

  A’râf / 117 -

 Ahmet Varol = Bunun üzerine biz Musa'ya: 'Asanı at' diye vahyettik. Bir de baktılar ki o, onların uyduruverdikleri şeyleri yutuyor.

telkafu

  A’râf / 117 -

 Ali Bulaç = Biz de Musa'ya: "Asanı fırlatıver" diye vahyettik. (O da fırlatıverince) bir de baktılar ki, o bütün uydurduklarını derleyip toparlayıp yutuyor.

telkafu

  A’râf / 117 -

 Ali Fikri Yavuz = Biz de Mûsa’ya: “-Asânı bırakıver” diye vahyettik. Bir de baktılar ki, asâ, onların bütün uydurduklarını yutuyor.

telkafu

  A’râf / 117 -

 Ali Ünal = Musa’ya, “Asânı yere bırak!” diye vahyettik. Bir de ne görsünler, asâ büyücülerin büyü adına ortaya koydukları ne varsa hepsini silip süpürüyor.

telkafu

  A’râf / 117 -

 Bayraktar Bayraklı = Biz de Mûsâ'ya “Asânı at!” diye vahyettik. Bir de baktılar ki, bu onların uydurduklarını yakalayıp yutuyor.

telkafu

  A’râf / 117 -

 Bekir Sadak = Biz de Musa'ya, 'Asani koyuver» dedik, o da koydu; hemen onlarin uydurduklarini yutmaya basladi.

telkafu

  A’râf / 117 -

 Celal Yıldırım = Musa'ya Asa'nı bırakıver! diye vahyettik, derken Asa onların uydurduklarını (bir bir) yutmaya başladı.

telkafu

  A’râf / 117 -

 Cemal Külünkoğlu = Biz de Musa'ya: “Asanı bırak (yere at)!” diye vahyettik. Bir de baktılar ki (Musa'nın asası) onların uydurduklarını yutuyor.

telkafu

  A’râf / 117 -

 Diyanet İşleri (eski) = Biz de Musa'ya, 'Asanı koyuver' dedik, o da koydu; hemen onların uydurduklarını yutmaya başladı.

telkafu

  A’râf / 117 -

 Diyanet Vakfi = Biz de Musa'ya, «Asanı at!» diye vahyettik. Bir de baktılar ki bu, onların uydurduklarını yakalayıp yutuyor.

telkafu

  A’râf / 117 -

 Edip Yüksel = Biz de Musa'ya 'Asanı at,' diye vahyettik. Nitekim o, onların uydurduklarını toplayıp yutuverdi.

telkafu

  A’râf / 117 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Biz de Mûsâya «asanı bırakıver» diye vahy ettik, bir de baktılar ki o, onların bütün uydurduklarını yalayıb yutuyor

telkafu

  A’râf / 117 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Biz de Musa'ya: «Asanı bırakıver!» diye vahyettik. Bir de baktılar ki, o onların bütün uydurduklarını yalayıp yutuyor!

telkafu

  A’râf / 117 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Biz de Musa'ya «Sen de asânı bırakıver.» diye vahyettik. Birdenbire asâ, onların bütün uydurduklarını yakalayıp yutuverdi.

telkafu

  A’râf / 117 -

 Gültekin Onan = Biz de Musa'ya "Asanı fırlatıver" diye vahyettik. (O da fırlatıverince) bir de baktılar ki, o bütün uydurduklarını derleyip toparlayıp yutuyor.

telkafu

  A’râf / 117 -

 Harun Yıldırım = Biz de Musa’ya: “Asanı atıver!” diye vahyettik. Bir de baktılar ki onların uydurduklarını yakalayıp yutuyor.

telkafu

  A’râf / 117 -

 Hasan Basri Çantay = Biz de Musâya: «Bırak asaanı» diye vahyetdik. Bir de ne görsünler: Bu, onların bütün uydurub düzdüklerini yakalayıb yutuyor!.

telkafu

  A’râf / 117 -

 Hayrat Neşriyat = Derken (biz de) Mûsâ’ya: 'Asânı (yere) bırak!' diye vahyettik. Bir de baktılar ki, o, (onların) uydurmakta oldukları şeyleri yutuyor!

telkafu

  A’râf / 117 -

 İbni Kesir = Biz de Musa'ya: Asanı bırak, diye vahyettik. Bir de ne görsünler; onların uydurduklarını yalayıp yutuyor.

telkafu

  A’râf / 117 -

 Kadri Çelik = Biz de Musa'ya, “Asanı atıver” dedik, o da atıverdi de birdenbire onların uydurduklarını yutmaya başladı.

telkafu

  A’râf / 117 -

 Muhammed Esed = Ve (o zaman) Biz de Musaya: "Asanı yere at!" diye vahyettik. Oo! (bir de ne görsünler) bu, onların bütün o aldatıcı düzeneklerini yutmasın mı!

telkafu

  A’râf / 117 -

 Mustafa İslamoğlu = Biz de Musa'ya "Asanı bırak" diye vahyettik. Fakat o da ne! O, onların gözbağcıklarını bir bir silip süpürmesin mi!

telkafu

  A’râf / 117 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ve Mûsa'ya vahyettik: «Âsânı atıver.» Hemen o (âsâ) da onların uydurmuş oldukları şeyleri yutuverdi.

telkafu

  A’râf / 117 -

 Ömer Öngüt = Biz de Musa'ya: “Asanı at!” diye vahyettik. Bir de ne görsünler! Onların uydurduklarını yakalayıp yutuyor.

telkafu

  A’râf / 117 -

 Şaban Piriş = Biz de Musa’ya değneğini atmasını belirttik. İşte o an onların uydurduklarını yutuyordu.

telkafu

  A’râf / 117 -

 Sadık Türkmen = Biz de Musa’ya: “Asanı at” diye vahyettik. Bir de baktılar ki, onların gösterdiği şeyleri yutuyor.

telkafu

  A’râf / 117 -

 Seyyid Kutub = Biz de Musa'ya 'Elindeki değneği yere at' diye vahyettik, değnek onların bütün göz boyayıcılıklarını yutuverdi.

telkafu

  A’râf / 117 -

 Suat Yıldırım = Biz de Mûsâ’ya "Asanı yere bırak!" diye vahyettik. Bir de ne baksınlar: Asa onların yaptıkları sihir, göz boyayıcılık kabilinden her şeyi yutuyor!

telkafu

  A’râf / 117 -

 Süleyman Ateş = Biz de Mûsâ'ya: "Asânı at!" diye vahyettik. Bir de baktılar ki o, onların uydurduklarını yakalayıp yutuyor. (Mûsâ'nın ejderha olan değneği, büyücülerin büyülerini yutup yok etmişti).

telkafu

  A’râf / 117 -

 Tefhim-ul Kuran = Biz de Musa'ya: «Asanı fırlatıver» diye vahyettik. (O da fırlatıverince) Bir de baktılar ki, o, bütün uydurduklarını derleyip toparlayıp yutuyor.

telkafu

  A’râf / 117 -

 Ümit Şimşek = Biz de Musa'ya 'Asânı at' diye vahyettik. Attığı gibi, o, büyücülerin uydurduğu şeyleri yutmaya başladı.

telkafu

  A’râf / 117 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Biz de Musa'ya şöyle vahyettik: "Hadi at asanı!" Bir de ne görsünler, asa, onların ortaya getirdikleri şeyleri yalayıp yutuyor.

telkafu

  A’râf / 117 -

 İskender Ali Mihr = Ve Musa (A.S)’ya asasını atmasını vahyettik. Attığı zaman o, (onların) uydurdukları (sihirle yaptıkları) şeyleri yuttu.

telkafu

  A’râf / 117 -

 İlyas Yorulmaz = Bizde Musa’ya “ Değneğini yere at” diye vahyettik. Birden bire, onların uydurduklarını (yere atılan değnek yılan şeklini alarak) yutuyordu.

telkaf

  Tâ-Hâ / 69 -

 Diyanet İşleri = “Sağ elindekini (değneğini) at ki, onların yaptıklarını yutsun. Şüphesiz yaptıkları bir sihirbaz hilesidir. Sihirbaz ise nereye varsa kurtuluşa eremez.”

telkaf

  Tâ-Hâ / 69 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = At sağ elindeki sopanı, onların meydana getirdikleri şeyleri yutsun, çünkü onlar, ancak büyücülük düzeniyle yaptılar bu işi ve büyücü, nerede olursa olsun, eremez umduğuna.

telkaf

  Tâ-Hâ / 69 -

 Abdullah Parlıyan = At sağ elindeki sopanı, onların meydana getirdikleri şeyleri yutsun. Çünkü onların bütün yaptıkları sihirden ibaret, zaten büyücü nerede olursa olsun, eremez umduğuna.

telkaf

  Tâ-Hâ / 69 -

 Adem Uğur = Sağ elindekini at da, onların yaptıklarını yutsun. Yaptıkları, sadece bir büyücü hilesidir. Büyücü ise, nereye varsa (ne yapsa) iflah olmaz.

telkaf

  Tâ-Hâ / 69 -

 Ahmed Hulusi = "Sağ elindekini bırak, onların ürettiklerini yutsun. . . (Onlar) sadece sihirbazın hilesini yapıp ürettiler. . . Sihirbaz nereye gitse kurtuluşu olmaz. "

telkaf

  Tâ-Hâ / 69 -

 Ahmet Tekin = 'Sağ elindekini at. Asân, onların sihirbaz hilesiyle yaptıklarını yutar. Onların oyunları bir sihir hilesidir. Sihirbazlar elde ettiği sonuç itibariyle iflâh olmazlar, başarıya ulaşamazlar.' dedik.

telkaf

  Tâ-Hâ / 69 -

 Ahmet Varol = Sağ elindekini at, onların yaptıklarını yutacaktır. Çünkü onların yaptıkları yalnızca bir büyücü tuzağıdır. Büyücü ise nereye varsa kurtulamaz.'

telkaf

  Tâ-Hâ / 69 -

 Ali Bulaç = "Sağ elindekini atıver, onların yaptıklarını yutacaktır; çünkü onların yaptıkları yalnızca bir büyücü hilesidir. Büyücü ise nereye varsa kurtulamaz."

telkaf

  Tâ-Hâ / 69 -

 Ali Fikri Yavuz = Elindekini (asanı) bırakıver; o, onların yaptıklarını yutar. Çünkü onların yaptıkları, ancak bir büyücü tuzağıdır. Büyücü ise, her nerede olsa felâh bulmaz.”

telkaf

  Tâ-Hâ / 69 -

 Ali Ünal = “Sağ elinde tuttuğun asâyı ortaya bırak, onların yaptıkları bütün o sunî şeyleri derhal yutacaktır. Onların bütün yaptıkları sihirbaz oyunundan ibarettir. Büyücü her ne türlü büyü yaparsa yapsın, neticede katiyen muvaffak olamaz.”