Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

terekû

  Duhân / 25 -

 Diyanet İşleri = Onlar geride nice bahçeler, nice pınarlar bıraktılar.

terekû

  Duhân / 25 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Nice bahçeler terkettiler ve nice akarsular.

terekû

  Duhân / 25 -

 Abdullah Parlıyan = Ve onlar böylece boğularak yok olup gittiler ve arkalarında nice bahçeler bıraktılar, nice pınarlar,

terekû

  Duhân / 25 -

 Adem Uğur = Onlar geride nice şeyler bıraktılar; bahçeler, çeşmeler,

terekû

  Duhân / 25 -

 Ahmed Hulusi = Nice cennet (bahçe) ve gözelerini terk ettiler.

terekû

  Duhân / 25 -

 Ahmet Tekin = Onlar geride nice bahçeler, pınarlar, akarsular bıraktılar.

terekû

  Duhân / 25 -

 Ahmet Varol = Onlar geride nice bahçeler ve pınarlar bıraktılar.

terekû

  Duhân / 25 -

 Ali Bulaç = Onlar nice bahçeler ve pınarlar terketmişlerdi;

terekû

  Duhân / 25 -

 Ali Fikri Yavuz = (Firavun ve ordusu boğulduktan sonra) geriye neler bırakmışlardı! Ne bahçeler, ne kaynaklar...

terekû

  Duhân / 25 -

 Ali Ünal = (Firavun ve halkı) nice bahçeler, pınarlar ve çeşmeler bıraktılar geride;

terekû

  Duhân / 25 -

 Bayraktar Bayraklı = (25-27) Onlar arkalarında ne bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel konaklar, zevk ve safasını sürdükleri nice nimetler bırakmışlardı.

terekû

  Duhân / 25 -

 Bekir Sadak = (25-27) Orada nice bahceler, pinarlar, ekinler, guzel konaklar, eglenip durduklari nimetler birakmislardi.

terekû

  Duhân / 25 -

 Celal Yıldırım = (25-26-27) Geride nice bahçeleri, pınarları, ekinleri, şerefli konakları ve içinde zevk u safa sürdükleri nimetleri bıraktılar.

terekû

  Duhân / 25 -

 Cemal Külünkoğlu = (25-27) Onlar (boğulunca) geride neler bıraktılar neler! Nice bahçeler, pınarlar, çiftlikler, güzel konaklar! Zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetler!

terekû

  Duhân / 25 -

 Diyanet İşleri (eski) = (25-27) Orada nice bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel konaklar, eğlenip durdukları nimetler bırakmışlardı.

terekû

  Duhân / 25 -

 Diyanet Vakfi = (25-27) Onlar geride nice bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel konaklar, zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetler bırakmışlardı.

terekû

  Duhân / 25 -

 Edip Yüksel = Onlar geride neler bırakmışlardı: Bahçeler, pınarlar,

terekû

  Duhân / 25 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Neler terketmişlerdi: ne Cennetler, ne kaynaklar,

terekû

  Duhân / 25 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = (onlar) neler bırakmışlardı; ne bahçeler; ne pınarlar;

terekû

  Duhân / 25 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Onlar neler bırakmışlardı, ne bahçeler, ne pınarlar!

terekû

  Duhân / 25 -

 Gültekin Onan = Onlar nice bahçeler ve pınarlar terketmişlerdi.

terekû

  Duhân / 25 -

 Harun Yıldırım = Onlar nice bahçeler ve pınarlar terk etmişlerdi;

terekû

  Duhân / 25 -

 Hasan Basri Çantay = (25-26-27) Onlar bağlardan, pınarlardan, ekinlerden (süslü mahfellerden, güzel konaklardan, içinde nâz ve naıym ile yaşadıkları ihtişam (lar) dan neler, (nice şeyler) bırakdılar.

terekû

  Duhân / 25 -

 Hayrat Neşriyat = (25-27) (Onlar geride) nice bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel mekânlar ve içinde zevk ü sefâ sürmüş kimseler oldukları nice ni'metler bırakmışlardı!

terekû

  Duhân / 25 -

 İbni Kesir = Onlar, nice nice bağları, pınarları bırakmışlardı.

terekû

  Duhân / 25 -

 Kadri Çelik = Onlar geride nice bahçeler, pınarlar bıraktılar.

terekû

  Duhân / 25 -

 Muhammed Esed = (Onlar böylece yok oldular ve) arkalarında nice bahçeler bıraktılar, nice çeşmeler,

terekû

  Duhân / 25 -

 Mustafa İslamoğlu = Geriye nice nice has bahçeler ve su kaynakları bıraktılar;

terekû

  Duhân / 25 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = (25-26) Neler terkettiler, bağlardan ve pınarlardan! Ve ekinlerden ve güzel ikametgâhtan!

terekû

  Duhân / 25 -

 Ömer Öngüt = Orada nice nice bağlar-bahçeler, pınarlar-çeşmeler bırakmışlardı.

terekû

  Duhân / 25 -

 Şaban Piriş = Onlar nice bahçeleri ve pınarları terkettiler.

terekû

  Duhân / 25 -

 Sadık Türkmen = Onlar nice bahçeleri ve pınarları terkettiler!

terekû

  Duhân / 25 -

 Seyyid Kutub = Onlar geride nice şeyler bıraktılar; bahçeler, çeşmeler.

terekû

  Duhân / 25 -

 Suat Yıldırım = (25-27) Geride neler bırakmadılar neler!... Ne bağlar, bahçeler, ne pınarlar, ne çiftlikler... Ne güzel güzel konaklar, ne makamlar, içinde zevk-u safa sürdükleri ne nimetler!...

terekû

  Duhân / 25 -

 Süleyman Ateş = Onlar geride nice şeyler bıraktılar: Bahçeler, çeşmeler.

terekû

  Duhân / 25 -

 Tefhim-ul Kuran = Onlar nice bahçeler ve pınarlar terketmişlerdi;

terekû

  Duhân / 25 -

 Ümit Şimşek = Neler bırakmadılar ki geride: Bahçeler, pınarlar...

terekû

  Duhân / 25 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Geriye nice bahçeler, nice pınarlar bıraktılar.

terekû

  Duhân / 25 -

 İskender Ali Mihr = Bahçelerden ve pınarlardan nicelerini terkettiler.

terekû

  Duhân / 25 -

 İlyas Yorulmaz = Boğulanlar (Sana inanmamakla)sahip oldukları bahçeleri ve pınar başlarını kaybettiler.

ve terekû-ke

  Cum’a / 11 -

 Diyanet İşleri = (Durum böyle iken) onlar bir ticaret veya bir oyun eğlence gördükleri zaman hemen dağılıp ona koştular ve seni ayakta bıraktılar. De ki: “Allah’ın yanında bulunan, eğlence ve ticaretten daha hayırlıdır. Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.”

ve terekû-ke

  Cum’a / 11 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve onlar, bir alışveriş yahut eğlence görünce ona gidip dağıldılar ve seni ayakta bıraktılar; de ki: Allah'ın katındaki daha da hayırlıdır alışverişten ve eğlenceden ve Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.

ve terekû-ke

  Cum’a / 11 -

 Abdullah Parlıyan = Böyle iken insanlardan bir kısmı, kıtlık senesinde ticaret kervanının geldiğini haber alınca veya dünyevî bir kazanç yada geçici bir eğlence gördükleri zaman, ona doğru koşup seni mescidde ayakta bırakıverirler. De ki: Allah katında olan nimetler, cennetler ve sevap bütün geçici eğlencelerden ve bütün kazançlardan çok daha hayırlıdır ve Allah rızık verenlerin de en hayırlısıdır.

ve terekû-ke

  Cum’a / 11 -

 Adem Uğur = Onlar bir ticaret ve eğlence gördükleri zaman hemen dağılıp ona giderler ve seni ayakta bırakırlar. De ki: Allah'ın yanında bulunan, eğlenceden ve ticaretten daha yararlıdır. Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.

ve terekû-ke

  Cum’a / 11 -

 Ahmed Hulusi = (Allâh'a yönelip hakikatlerini hatırlamak varken) bir ticaret yahut bir eğlence gördüklerinde dağılıp ona gittiler de, seni (Cum'a salâtının imamı Hz. Rasûlullâh'ı) kaîm hâlde terk ettiler! De ki: "Allâh indîndeki, eğlenceden de ticaretten de daha hayırlıdır. . . Allâh yaşam gıdasıyla besleyen, en hayırlıdır!"

ve terekû-ke

  Cum’a / 11 -

 Ahmet Tekin = Onlar ticaret kervanı, büyük ticarî kazançlar ve eğlence gördükleri zaman, hemen dağılıp koşarak kervanın konakladığı yere gittiler. Seni kıyamda, ayakta bıraktılar. Onlara:'Allah katındaki göz alıcı ve içaçıcı mükâfatlar, eğlence ve toptan alım-satımların, ithalatın, ihracatın kazançlarından daha hayırlıdır. Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır.' de.

ve terekû-ke

  Cum’a / 11 -

 Ahmet Varol = Bir ticaret veya eğlence gördüklerinde hemen oraya yönelip dağıldılar ve seni ayakta bıraktılar. De ki: 'Allah katında olan eğlenceden de ticaretten de hayırlıdır. Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır.'

ve terekû-ke

  Cum’a / 11 -

 Ali Bulaç = Oysa onlar (kendilerini tümüyle Allah'a ve İslam'a teslim etmeyenler) bir ticaret ya da bir eğlence gördükleri zaman, (hemen) ona sökün ettiler ve seni ayakta bıraktılar. De ki: "Allah'ın katında bulunan, eğlenceden ve ticaretten daha hayırlıdır. Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır."

ve terekû-ke

  Cum’a / 11 -

 Ali Fikri Yavuz = Böyle iken, (şiddetli bir kıtlığın hüküm sürdüğü bir zamanda sen hutbe okurken, zahire yüklü bir ticaret kafilesinin gelişini haber veren def seslerini ashab duyunca; hutbeyi terk etmenin bir zararı olmıyacağı düşüncesine kapılarak) bir ticaret veya eğlenti (def sesi) gördüklerinde, ona fırladılar da seni (hutbede) ayakta bıraktılar. (Mescidde yalnız on iki kişi kalmıştı). De ki: “- Allah katında olan sevab, eğlentiden de, ticaretten de hayırlıdır. Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır.”

ve terekû-ke

  Cum’a / 11 -

 Ali Ünal = Bir ticaret veya bir eğlence görünce oraya doğru sökün edip, seni hutbede ayakta bırakıverdiler. De ki: “Allah’ın nezdindeki (nasip), eğlenceden de, ticaretten de hayırlıdır. Allah, Kendisinden hayırlı rızkın beklenmesi gereken ve rızık vermede nihaî mertebede hayır sahibi olandır.”