Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
ve mâ enzele
Diyanet İşleri = Onlar şöyle dediler: “Siz de ancak bizim gibi insansınız. Rahmân, hiçbir şey indirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz.”
ve mâ enzele
Abdulbaki Gölpınarlı = Onlar, siz demişlerdi, ancak bizim gibi insansınız ve rahman da hiçbir şey indirmemiştir, siz, ancak yalan söylemektesiniz.
ve mâ enzele
Abdullah Parlıyan = O kenttekiler, bu peygamberlere karşı dediler ki: “Siz de, bizim gibi birer insansınız. Zaten Rahman olan Allah ne vahiy, ne peygamber, ne de kitap indirmez, siz sırf yalan söylüyorsunuz.”
ve mâ enzele
Adem Uğur = Elçilere dediler ki: Siz de ancak bizim gibi birer insansınız. Rahmân, herhangi bir şey indirmedi. Siz ancak yalan söylüyorsunuz.
ve mâ enzele
Ahmed Hulusi = Dediler ki: "Siz bizim gibi bir beşerden başka bir şey değilsiniz. . . Rahman da hiçbir şey inzâl etmedi. . . Siz ancak yalan söylüyorsunuz. "
ve mâ enzele
Ahmet Tekin = Onlar da:'Siz de ancak bizim gibi birer insansınız. Rahman olan Allah bir şey indirmedi. Siz sırf yalan söylüyorsunuz.' dediler.
ve mâ enzele
Ahmet Varol = Dediler ki: 'Siz de bizim gibi birer insandan başka bir şey değilsiniz. Rahman da bir şey indirmemiştir. Siz ancak yalan söylüyorsunuz.'
ve mâ enzele
Ali Bulaç = Dediler ki: "Siz, bizim benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsiniz, Rahman (olan Allah) da herhangi bir şey indirmiş değildir. Siz, yalnızca yalan söylüyorsunuz."
ve mâ enzele
Ali Fikri Yavuz = Onlar dediler ki: “- Siz, ancak bizim gibi bir insansınız (bize bir üstünlüğünüz yok), hem Rahmân= Allah bir şey (kitap) indirmemiştir. Siz, sırf yalan söylüyorsunuz.”
ve mâ enzele
Ali Ünal = “Siz de,” diye (tepki verdi o topluluk), “tıpkı bizim gibi birer beşersiniz (yiyipiçen ölümlü birer insansınız). Sonra Rahmân, herhangi bir şey indirmiş de değildir. Siz, başka değil, sadece yalan söylüyorsunuz.”
ve mâ enzele
Bayraktar Bayraklı = Ülke halkı dedi ki: “Siz, bizim gibi birer insandan başka şey değilsiniz. Rahmân hiçbir şey indirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz!”
ve mâ enzele
Bekir Sadak = Kasabalilar: «Siz de ancak bizim gibi birer insansiniz. Rahman da bir sey indirmemistir. Sadece yalan soyluyorsunuz» demislerdi.
ve mâ enzele
Celal Yıldırım = Onlar ise, hayır, dediler, siz de ancak bizim gibi insansınız. Rahman bir şey indirmemiştir. Siz ancak yalan söylüyorsunuz.
ve mâ enzele
Cemal Külünkoğlu = Onlar şöyle dediler: “Siz de ancak bizim gibi insansınız. Rahman, hiçbir şey indirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz.”
ve mâ enzele
Diyanet İşleri (eski) = 'Siz de ancak bizim gibi birer insansınız. Rahman da bir şey indirmemiştir. Sadece yalan söylüyorsunuz' dediler.
ve mâ enzele
Diyanet Vakfi = Elçilere dediler ki: Siz de ancak bizim gibi birer insansınız. Rahmân, herhangi bir şey indirmedi. Siz ancak yalan söylüyorsunuz.
ve mâ enzele
Edip Yüksel = Dediler ki, 'Siz de bizim gibi insandan başka bir şey değilsiniz. Rahman ise hiçbir şey indirmemiştir. Siz yalan söylüyorsunuz.'
ve mâ enzele
Elmalılı Hamdi Yazır = Siz, dediler: bizim gibi bir beşerden başka bir şey değilsiniz, hem Rahman hiç bir şey indirmedi, siz sırf yalan söylüyorsunuz
ve mâ enzele
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = «Siz bizim gibi insandan başka birşey değilsiniz, hem Rahman hiç birşey indirmedi; siz sırf yalan söylüyorsunuz!» dediler.
ve mâ enzele
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Onlar da: «Siz bizim gibi insandan başka birşey değilsiniz, hem Rahman olan Allah, hiçbir şey indirmedi. Siz sadece yalan söylüyorsunuz.» dediler.
ve mâ enzele
Gültekin Onan = Dediler ki: "Siz, bizim benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsiniz, Rahman da herhangi bir şey indirmiş değildir. Siz, yalnızca yalan söylüyorsunuz."
ve mâ enzele
Harun Yıldırım = Dediler ki: Siz de ancak bizim gibi birer insansınız. Rahmân, herhangi bir şey indirmedi. Siz ancak yalan söylüyorsunuz.
ve mâ enzele
Hasan Basri Çantay = Onlar: «Siz, dediler, bizim gibi insandan başka (kimseler) değilsiniz. Hem Rahman hiçbir şey indirmemişdir?. Siz yalan söyler (kimse) lerden başkası değilsiniz.
ve mâ enzele
Hayrat Neşriyat = (Şehir halkı:) 'Siz de ancak bizim gibi bir(er) insansınız; hem Rahmân hiçbir şey indirmemiştir; siz ancak yalan söylüyorsunuz' dediler.
ve mâ enzele
İbni Kesir = Onlar da; siz, ancak bizim gibi birer insansınız. Rahman, size hiç bir şey indirmemiştir. Siz, sadece yalan söylüyorsunuz, demişlerdi.
ve mâ enzele
Kadri Çelik = Dediler ki: “Siz, bizim benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsiniz. Rahman (olan Allah) da herhangi bir şey indirmiş değildir. Siz, yalnızca yalan söylemektesiniz.”
ve mâ enzele
Muhammed Esed = (Berikiler): "Siz de bizim gibi ölümlü insanlarsınız!" diye cevap verdiler, "Ayrıca Rahman, herhangi bir (vahiy) de göndermiş değil. Siz sadece yalan söylüyorsunuz!"
ve mâ enzele
Mustafa İslamoğlu = (Şehir halkı) dediler ki: "Siz sadece bizim gibi beşer türüne mensupsunuz. O rahmet kaynağı da hiçbir şey indirmemiştir: siz sadece yalan söylüyorsunuz!"
ve mâ enzele
Ömer Nasuhi Bilmen = (O münkirler de) Dediler ki: «Siz bizim gibi bir insandan başka değilsiniz. Ve Rahmân hiçbir şey indirmedi. Siz, ancak yalan söyleyenlersiniz.»
ve mâ enzele
Ömer Öngüt = Onlar dediler ki: "Siz de bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsiniz. Rahman herhangi bir şey indirmedi. Siz sadece yalan söylüyorsunuz!"
ve mâ enzele
Şaban Piriş = -Siz de bizim gibi insandan başka bir şey değilsiniz, Rahman, hiçbir şey indirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz, diye cevap vermişlerdi.
ve mâ enzele
Sadık Türkmen = Dediler ki: “Siz de ancak bizim gibi birer insansınız, Rahmân bir şey indirmemiştir, siz sadece yalan söylüyorsunuz.”
ve mâ enzele
Seyyid Kutub = Kentliler dediler ki; «siz de bizim gibi insansınız. Rahman'da bir şey indirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz.»
ve mâ enzele
Suat Yıldırım = Ahali dedi ki: "Doğrusu Rahman’ın indirdiği bir şey yok! Siz de bizim gibi bir beşersiniz, evet evet... siz sadece yalancısınız!"
ve mâ enzele
Süleyman Ateş = (Kentliler) Dediler ki: "Siz de bizim gibi insandan başka bir şey değilsiniz. Rahmân bir şey indirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz."
ve mâ enzele
Tefhim-ul Kuran = Dediler ki: «Siz, bizim benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsiniz, Rahman (olan Allah) da herhangi bir şey indirmiş değildir. Siz, yalnızca yalan söylemektesiniz.»
ve mâ enzele
Ümit Şimşek = Onlar 'Siz de bizim gibi birer beşersiniz,' dediler. 'Rahmân'ın birşey indirdiği yok; siz yalan söylüyorsunuz.'
ve mâ enzele
Yaşar Nuri Öztürk = Kent halkı dedi ki: "Siz, bizim gibi birer insandan başka şey değilsiniz. Rahman hiçbir şey indirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz."
ve mâ enzele
İskender Ali Mihr = Dediler ki: "Siz, bizim gibi beşerden başka bir şey değilsiniz. Ve Rahmân bir şey indirmedi. Siz sadece yalan söylüyorsunuz."
ve mâ enzele
İlyas Yorulmaz = Kasaba halkı da “Siz yalnızca bir insansınız. Rahman hiç bir şey indirmiş değilken, sizler ancak yalan söyleyenlersiniz” dediler.
ve mâ enzele
Diyanet İşleri = Geceyle gündüzün birbiri ardınca gelişinde, Allah’ın gökten rızık (sebebi olarak yağmur) indirip, onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesinde, rüzgârları evirip çevirmesinde aklını kullanan bir toplum için deliller vardır.
ve mâ enzele
Abdulbaki Gölpınarlı = Ve geceyle gündüzün, birbiri ardınca gelip gitmesi ve Allah'ın, gökten, rızka âit yağmur yağdırıp da o sâyede ölümünden sonra yeryüzünü diriltmesi ve rüzgârı dilediği yerden dilediği yere estirmesi, delillerdir akıl eden topluluğa.
ve mâ enzele
Abdullah Parlıyan = Gece ile gündüzün ardarda gelmesinde, Allah'ın gökten rızka sebep olan yağmuru yağdırıp, onunla kuruyup ölmüş yere yeniden can vermesinde, rüzgarların o halden bu hale değişip yönlendirilmesinde, aklını kullanan bir toplum için mesajlar ve ibretler vardır.
ve mâ enzele
Adem Uğur = Gecenin ve gündüzün değişmesinde, Allah'ın gökten indirmiş olduğu rızıkta (yağmurda) ve ölümünden sonra yeri onunla diriltmesinde, rüzgârları değişik yönlerden estirmesinde, aklını kullanan toplum için dersler vardır.
ve mâ enzele
Ahmed Hulusi = Gece ve gündüzün dönüşümünde, Allâh'ın semâdan yaşam gıdası (bilgi) inzâl edip de onunla ölümü (şuursuz - kendini yalnızca beden sanan yaşamı) sonrasında arzı (şuurlu yaşamla bedeni) diriltmesinde, rüzgârları (sürekli esen fikirleri) yönlendirmesinde; aklını kullanabilen bir topluluk için işaretler vardır.
ve mâ enzele
Ahmet Tekin = Gece ile gündüzün değişmesinde, Allah’ın gökten indirdiği rızıkta/yağmurda, ölümünün ardından onunla (yağmur ile) yeri diriltmesinde ve rüzgârları (değişik yönlerden) çevirip estirmesinde, aklını kullanan bir kavim için göstergeler/işâretler vardır.
ve mâ enzele
Ahmet Varol = Gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde, Allah'ın gökten rızık indirip onunla ölümünden sonra yeryüzünü diriltmesinde, rüzgarları yönlendirmesinde akıl eden bir topluluk için ayetler vardır.
ve mâ enzele
Ali Bulaç = Gece ve gündüzün peş peşe gelip müddetlerinin uzayıp kısalmasında, Allah’ın gökten bir rızık, yani yağmur indirip onunla ölümünden sonra yeryüzünü diriltmesinde, rüzgârları evirip çevirmesinde, akıllarını kullanıp düşünecek kimseler için Allah’ın kudretine ve hikmetine dair birçok deliller vardır.
ve mâ enzele
Ali Fikri Yavuz = Gecenin ve gündüzün değişmesinde, Allâh'ın gökten rızık (sebebi) indirip onunla ölümünden sonra yeri diriltmesinde, rüzgârları estirmesinde düşünen bir toplum için ibretler vardır.
ve mâ enzele
Ali Ünal = Gecenin ve gündüzün birbirini takiben art arda gelip uzayıp kısalmasında ve Allah’ın gökten bir rızk (yağmur) indirip, onunla ölümünün ardından yeri diriltmesinde ve rüzgârları evirip çevirmesinde de düşünüp akleden bir topluluk için deliller, kesin alâmetler söz konusudur.