Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

men yadıllu

  En’âm / 117 -

 Diyanet İşleri = Şüphesiz senin Rabbin, yolundan sapanı çok iyi bilir ve yine O, doğru yolu bulanları en iyi bilendir.

men yadıllu

  En’âm / 117 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Şüphe yok ki Rabbin, kendi yolundan sapanı daha iyi bilir ve o daha iyi bilir doğru yolu bulmuş olanları.

men yadıllu

  En’âm / 117 -

 Abdullah Parlıyan = Muhakkak ki, senin Rabbin kendi yolundan sapanı da, doğru yolda gideni de en iyi bilendir.

men yadıllu

  En’âm / 117 -

 Adem Uğur = Muhakkak ki senin Rabbin, evet O, kendi yolundan sapanı en iyi bilendir. O, doğru yolda gidenleri de iyi bilendir.

men yadıllu

  En’âm / 117 -

 Ahmed Hulusi = Muhakkak ki senin Rabbin "HÛ"! Yolundan sapanı en mükemmel bilendir O! "HÛ"; hakikati yaşayanları en mükemmel bilen. . .

men yadıllu

  En’âm / 117 -

 Ahmet Tekin = Rabbin, kendi yolundan, İslâm’dan uzaklaşarak başlarına buyruk davrananları, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercih edenleri iyi bilir. Hidayet rehberiyle gösterilen, öğretilen yola girmek isteyenleri, hak yolda, İslâm’da sâbit-kadem olanları da iyi bilir.

men yadıllu

  En’âm / 117 -

 Ahmet Varol = Şüphesiz Rabbin yolundan sapanları en iyi bilendir. Doğru yolda olanları en iyi bilen de O'dur.

men yadıllu

  En’âm / 117 -

 Ali Bulaç = Şüphesiz Rabbin, kendi yolundan sapanları daha iyi bilir. O, dosdoğru yolda olanları daha iyi bilendir.

men yadıllu

  En’âm / 117 -

 Ali Fikri Yavuz = Muhakkak Rabbin, yolundan sapanları en iyi bilendir ve O, doğru yolda bulunanları da ziyade bilendir.

men yadıllu

  En’âm / 117 -

 Ali Ünal = Muhakkak ki Rabbin, O’nun yolundan kimin sürekli sapıp gittiğini en iyi bilendir. Ve O, kimlerin her bakımdan doğru yol üzerinde olduğunu da en iyi bilendir.

men yadıllu

  En’âm / 117 -

 Bayraktar Bayraklı = Şüphesiz ki Rabbin, yolundan sapanları çok iyi bilir; doğru yolda olanları da en iyi bilen O'dur.

men yadıllu

  En’âm / 117 -

 Bekir Sadak = Dogrusu Rabbin, yolundan kimin saptigini daha iyi bilir. Dogru yolda olanlari da en iyi O bilir.

men yadıllu

  En’âm / 117 -

 Celal Yıldırım = Şüphesiz ki Rabbin, kendi yolundan sapanları daha iyi bilir ve O, doğru yolda bulunanları da çok iyi bilendir.

men yadıllu

  En’âm / 117 -

 Cemal Külünkoğlu = Muhakkak ki senin Rabbin, evet O, kimin O'nun yolundan saptığını ve kimin doğru yolda olduğunu en iyi bilendir.

men yadıllu

  En’âm / 117 -

 Diyanet İşleri (eski) = Doğrusu Rabbin, yolundan kimin saptığını daha iyi bilir. Doğru yolda olanları da en iyi O bilir.

men yadıllu

  En’âm / 117 -

 Diyanet Vakfi = Muhakkak ki senin Rabbin, evet O, kendi yolundan sapanı en iyi bilendir. O, doğru yolda gidenleri de iyi bilendir.

men yadıllu

  En’âm / 117 -

 Edip Yüksel = Rabbin, yolundan sapanları en iyi bilendir. Doğru yolda olanları da o daha iyi bilir.

men yadıllu

  En’âm / 117 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Her halde rabbındır en ziyade bilen kim yolundan sapıyor, doğru gidenleri en ziyade bilen de o

men yadıllu

  En’âm / 117 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Şüphesiz Rabbin kimin yolundan saptığını en iyi bilendir, doğru yoldan gidenleri en iyi bilen de O'dur.

men yadıllu

  En’âm / 117 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Şüphesiz ki Rabbin, yolundan kimlerin saptığını çok iyi bilir. O, doğru yolda olanları da çok iyi bilir.

men yadıllu

  En’âm / 117 -

 Gültekin Onan = Kuşkusuz rabbin kendi yolundan sapanları daha iyi bilir. O, dosdoğru yolda olanları da daha iyi bilendir.

men yadıllu

  En’âm / 117 -

 Harun Yıldırım = Muhakkak Rabbin kendi yolundan sapanları daha iyi bilir. O hidayete erenleri de hakkıyla bilir.

men yadıllu

  En’âm / 117 -

 Hasan Basri Çantay = Şübhe yok ki Rabbin, yolundan sapanları en iyi bilenin ta kendisidir.

men yadıllu

  En’âm / 117 -

 Hayrat Neşriyat = Şübhesiz ki yolundan sapanları gerçekten en iyi bilen, ancak O Rabbindir. Hidâyete erenleri en iyi bilen de O’dur.

men yadıllu

  En’âm / 117 -

 İbni Kesir = Muhakkak ki Rabbın; yolundan sapanları en iyi bilendir. Ve O; hidayete ermiş olanları da en iyi bilendir.

men yadıllu

  En’âm / 117 -

 Kadri Çelik = Doğrusu Rabbin, yolundan kimin saptığını daha iyi bilir. Hidayete ermiş olanları da en iyi O bilir.

men yadıllu

  En’âm / 117 -

 Muhammed Esed = Şüphe yok ki Allah, kimin Onun yolundan saptığını ve kimin doğru yolda olduğunu en iyi bilendir.

men yadıllu

  En’âm / 117 -

 Mustafa İslamoğlu = Hiç kuşkusuz senin Rabbin, kimin kendi yolundan saptığını kim de doğru yolda olduğunu en iyi bilendir.

men yadıllu

  En’âm / 117 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Şüphe yok ki Rabbindir, yoldan sapıvermiş kimseleri en ziyâde bilen ve doğru yola gidenleri de en ziyâde bilen O'dur.

men yadıllu

  En’âm / 117 -

 Ömer Öngüt = Senin Rabbin kendi yolundan sapanı en iyi bilendir. Hidayete ermiş olanları da en iyi bilen O'dur.

men yadıllu

  En’âm / 117 -

 Şaban Piriş = Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. Hidayette olanları da en iyi O bilir.

men yadıllu

  En’âm / 117 -

 Sadık Türkmen = Şüphesiz senin Rabbin kendi yolundan sapan kimseleri de doğru yolda olanları da en iyi bilendir.

men yadıllu

  En’âm / 117 -

 Seyyid Kutub = Hiç kuşkusuz Rabbin kimin kendi yolundan saptığını ve kimin doğru yolda olduğunu herkesten iyi bilir.

men yadıllu

  En’âm / 117 -

 Suat Yıldırım = Muhakkak ki Rabbin, Kendisinin yolundan sapanları pek iyi bildiği gibi,doğru yolda olanları da çok iyi bilir.

men yadıllu

  En’âm / 117 -

 Süleyman Ateş = Rabbin, (evet) O, yolundan sapan(lar)ı çok iyi bilir ve O, yolda olan(lar)ı çok iyi bilir.

men yadıllu

  En’âm / 117 -

 Tefhim-ul Kuran = Şüphesiz Rabbin, kendi yolundan sapanları daha iyi bilir. O dosdoğru yolda olanları da daha iyi bilendir.

men yadıllu

  En’âm / 117 -

 Ümit Şimşek = Rabbin, Onun yolundan sapanları çok iyi bilir. Doğru yolda olanları en iyi bilen de Odur.

men yadıllu

  En’âm / 117 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Kendi yolundan kimin saptığını en iyi senin Rabbin bilir. Hidayete ermiş olanları en iyi bilen de O'dur.

men yadıllu

  En’âm / 117 -

 İskender Ali Mihr = Muhakkak ki senin Rabbin, Kendi yolundan sapanı en iyi bilendir. Ve O, hidayete erenleri de en iyi bilendir.

men yadıllu

  En’âm / 117 -

 İlyas Yorulmaz = Elbetteki senin Rabbin, yolundan sapanları da, doğru yolda olanları da çok iyi biliyor.

yadıllu

  İsrâ / 15 -

 Diyanet İşleri = Kim doğru yolu bulmuşsa, ancak kendisi için bulmuştur; kim de sapıtmışsa kendi aleyhine sapıtmıştır. Hiçbir günahkâr, başka bir günahkârın günah yükünü yüklenmez. Biz, bir peygamber göndermedikçe azap edici değiliz.

yadıllu

  İsrâ / 15 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Kim doğru yolu bulursa ancak kendisi için bulmuştur ve kim doğru yoldan sapmışsa kendisini sapıtmıştır ve kimse, bir başkasının yükünü yüklenmez ve biz, peygamber göndermedikçe hiçbir topluluğu azaplandırmayız.

yadıllu

  İsrâ / 15 -

 Abdullah Parlıyan = Kim doğru yolu bulursa, ancak kendisi için bulmuştur ve kim de doğru yoldan sapmışsa, kendisi sapmıştır ve kimse bir başkasının yükünü yüklenmez. Ve biz bir peygamber göndermedikçe, hiçbir topluluğa azap etmeyiz.

yadıllu

  İsrâ / 15 -

 Adem Uğur = Kim hidayet yolunu seçerse, bunu ancak kendi iyiliği için seçmiş olur; kim de doğruluktan saparsa, kendi zararına sapmış olur. Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü üslenmez. Biz, bir peygamber göndermedikçe (kimseye) azap edecek değiliz.

yadıllu

  İsrâ / 15 -

 Ahmed Hulusi = Kim hakikate ererse sadece kendinedir bu doğru yolu bulmuş oluşu; kim de saparsa (hakikatten) yalnızca kendi nefsi aleyhine sapmış olur! Hiç kimse, bir başkasının yaptığı yanlışların yükünü taşımaz! Biz bir Rasûl oluşturup (bâ's edip) onunla uyarmadıkça azap yaşatmayız!. .

yadıllu

  İsrâ / 15 -

 Ahmet Tekin = Kim hidayeti tercih eder, İslâm’da sebat ederse, sadece kendi iyiliği, kurtuluşu için hak yola girmiş, İslâmî hayatı yaşamış olur. Kim de başına buyruk hareket ederek hak yoldan uzaklaşır, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercih ederse, yalnızca kendi felâketini hazırlamış, kendisi zarara, ziyana uğramış olur. Hiçbir günahkâr, günah yüklü, suçlu bir kişi, başkasının günahının suçunun cezasını çekmez. Biz, tebliğ ile görevli, özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere bir Rasul göndermedikçe kimseye azap edecek değiliz.

yadıllu

  İsrâ / 15 -

 Ahmet Varol = Kim hidayete ererse kendi nefsi için hidayete erer. Kim de sapıtırsa yalnız kendi aleyhine sapıtır. Hiç bir günahkar başkasının günah yükünü taşımaz. Biz peygamber göndermedikçe azap edecek değiliz.

yadıllu

  İsrâ / 15 -

 Ali Bulaç = Kim hidayete ererse, kendi nefsi için hidayete erer; kim de saparsa kendi aleyhine sapar. Hiç bir günahkar, bir başkasının günah yükünü yüklenmez. Biz, bir elçi gönderinceye kadar (hiç bir topluma) azab edecek değiliz.

yadıllu

  İsrâ / 15 -

 Ali Fikri Yavuz = Kim doğru yolda giderse ancak kendisi için doğru yolda bulunur (Sevab kendisinedir). Kim de sapıklık ederse, yalnız kendi aleyhine sapıklık eder (cezasını çeker). Hiç bir günâhkâr da başkasının günahını taşımaz. Bir de biz, bir Peygamber göndermedikçe azab etmeyiz.

yadıllu

  İsrâ / 15 -

 Ali Ünal = Kim doğru yolu seçerse ancak kendi lehine seçmiş olur; kim de sapar giderse, ancak kendi aleyhine olarak sapıp gitmiştir. Kimse bir başkasının suç (ve günah) yükünü çekmez ve onunla yargılanmaz. Biz, önceden (uyarıcı olarak) bir rasûl göndermeden (günahları sebebiyle hiçbir kimseye ve hiçbir topluma) azap etmeyiz.