Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

yagfirûne

  Şûrâ / 37 -

 Diyanet İşleri = (36-39) (Dünyalık olarak) size her ne verilmişse, bu dünya hayatının geçimliğidir. Allah’ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. Bu mükâfat, inananlar ve Rablerine tevekkül edenler, büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınanlar, öfkelendikleri zaman bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namazı dosdoğru kılanlar; işleri, aralarında şûrâ (danışma) ile olanlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcayanlar, bir saldırıya uğradıkları zaman, aralarında yardımlaşanlar içindir.

yagfirûne

  Şûrâ / 37 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve suçların büyüklerinden ve çirkin şeylerden kaçınanlara ve kızdıkları zaman, suçları örtenlere.

yagfirûne

  Şûrâ / 37 -

 Abdullah Parlıyan = Onlar büyük günahlardan ve her türlü kötülükten kaçınırlar, öfkelendiklerinde kolayca affederler.

yagfirûne

  Şûrâ / 37 -

 Adem Uğur = Onlar, büyük günahlardan ve hayasızlıktan kaçınırlar; kızdıkları zaman da kusurları bağışlarlar.

yagfirûne

  Şûrâ / 37 -

 Ahmed Hulusi = Onlar ki suçun büyüklerinden (şirk, iftira) ve açık çirkinliklerden kaçınırlar; öfkelendiklerinde bağışlarlar. . .

yagfirûne

  Şûrâ / 37 -

 Ahmet Tekin = İman edenler, bilerek işlenen büyük günahlardan, meşrû olmayan şehevî fiillerden, gayri meşrû ilişkilerden, zinadan ve hayâsızlıktan, cimrilikten, haddi aşmaktan ve ahlâksızlıktan kaçınanlardır. Öfkelendikleri zaman kusurları bağışlayanlardır.

yagfirûne

  Şûrâ / 37 -

 Ahmet Varol = Onlar ki, büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınırlar. Kızdıkları zaman bağışlarlar.

yagfirûne

  Şûrâ / 37 -

 Ali Bulaç = (Bunlar,) Büyük günahlardan ve çirkin, utanmazlıklardan kaçınanlar ve gazablandıkları zaman bağışlayanlar,

yagfirûne

  Şûrâ / 37 -

 Ali Fikri Yavuz = O kimselerdir ki, büyük günahlardan ve açık rezaletlerden kaçınırlar, öfkelendikleri zaman da, onlar kusur bağışlarlar;

yagfirûne

  Şûrâ / 37 -

 Ali Ünal = O (iman eden ve Rabbilerine güvenip dayananlar,) büyük günahlardan ve (yine hiç şüphesiz büyük günahlardan olan zina, livata gibi) çirkin ve ahlâksız işlerden kaçınırlar ve öfkelendikleri zaman (karşıdakinin kusurlarını) affederler.

yagfirûne

  Şûrâ / 37 -

 Bayraktar Bayraklı = Onlar, büyük günahlardan ve hayâsızlıktan kaçınırlar; kızdıklarında da hataları bağışlarlar.[522]

yagfirûne

  Şûrâ / 37 -

 Bekir Sadak = (36-38) Size verilen herhangi bir sey, sadece dunya hayatinin bir gecimligidir. Allah katinda olan; inanip Rablerine guvenen, buyuk gunahlardan ve hayasizliklardan cekinen, ofkelendiklerinde bile bagislayanlar, Rablerinin cagrisina cevap verenler ve namaz kilanlar icin daha iyi ve daha sureklidir. Onlarin isleri aralarinda danisma iledir. Kendilerine verdigimiz riziktan da sarfederler.

yagfirûne

  Şûrâ / 37 -

 Celal Yıldırım = Günahın büyüklerinden ve hayâsızlıklardan kaçınanlar, öfkelendikleri zaman bağışlayanlar;

yagfirûne

  Şûrâ / 37 -

 Cemal Külünkoğlu = (O inananlar,) büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınırlar; kızdıkları zaman da affederler.

yagfirûne

  Şûrâ / 37 -

 Diyanet İşleri (eski) = (36-38) Size verilen herhangi bir şey, sadece dünya hayatının bir geçimliğidir. Allah katında olan; inanıp Rablerine güvenen, büyük günahlardan ve hayasızlıklardan çekinen, öfkelendiklerinde bile bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namaz kılanlar için daha iyi ve daha süreklidir. Onların işleri aralarında danışma iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan da sarfederler.

yagfirûne

  Şûrâ / 37 -

 Diyanet Vakfi = Onlar, büyük günahlardan ve hayasızlıktan kaçınırlar; kızdıkları zaman da kusurları bağışlarlar.

yagfirûne

  Şûrâ / 37 -

 Edip Yüksel = Onlar ki büyük günahlardan çirkin işlerden kaçınırlar ve kızdıkları zaman bağışlarlar.

yagfirûne

  Şûrâ / 37 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Ve onlar ki günahın büyüklerine ve açık çirkinliklere uzak bulunurlar ve her gadablandıkları vakıt da onlar kusur örterler

yagfirûne

  Şûrâ / 37 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Onlar ki, günahın büyüklerine ve açık çirkinliklere uzak bulunurlar ve öfkelendikleri vakit de kusur örterler;

yagfirûne

  Şûrâ / 37 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = O iman edenler, büyük günahlardan ve hayasızlıktan kaçınırlar. Onlar öfkelendikleri zaman da kusurları bağışlarlar.

yagfirûne

  Şûrâ / 37 -

 Gültekin Onan = (Bunlar,) Büyük günahlardan ve çirkin, utanmazlıklardan kaçınanlar ve gazablandıkları zaman bağışlayanlar,

yagfirûne

  Şûrâ / 37 -

 Harun Yıldırım = Onlar ki, büyük günahlardan ve hayasızca davranışlardan uzak dururlar, öfkelendiklerinde de bağışlarlar.

yagfirûne

  Şûrâ / 37 -

 Hasan Basri Çantay = (36-37-38-39) Size verilen şey dünyâ hayaatının (geçici birer) fâidesidir. Allah indinde olan (sevab) ise daha hayırlı, daha süreklidir. (Bu sevablar) îman edib de ancak Rablerine güvenib dayanmakda, büyük günâhlardan ve faahiş kötülüklerden kaçınmakda, öfkelendikleri zaman bizzat (kusurları) örtmekde (bağışlamakda) olanlara, Rablerinin (tevhîd ve ibâdete âid da'vetine) icabet edenlere, namaz (ların) ı dosdoğru kılanlara — ki bunların işleri aralarında müşavere (ile) dir—, kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden (Allaha tâat uğrunda) harcamakda bulunanlara, kendilerine tağallüb ve zulüm vaaki olduğu zaman elbirlik (mazluma) yardım eyleyenlere mahsusdur.

yagfirûne

  Şûrâ / 37 -

 Hayrat Neşriyat = Hem onlar ki, günahın büyüklerinden ve fuhşiyâttan kaçınırlar; onlar öfkelendikleri zaman da (kusurları) bağışlarlar.

yagfirûne

  Şûrâ / 37 -

 İbni Kesir = Ve büyük günahlardan, hayasızlıktan çekinenler, öfkelendiklerinde bile bağışlayanlar içindir.

yagfirûne

  Şûrâ / 37 -

 Kadri Çelik = Onlar büyük günahlardan ve çirkinliklerden kaçınırlar ve gazaplandıkları zaman bağışlarlar.

yagfirûne

  Şûrâ / 37 -

 Muhammed Esed = bağışlanmaz günahlardan ve hayasızlıktan kaçınanlar ve öfke bastığında da kolayca affedenler (için);

yagfirûne

  Şûrâ / 37 -

 Mustafa İslamoğlu = İşte onlar, büyük günahlardan ve hayasızca davranışlardan kaçınırlar, dahası öfkeli zamanlarında bile affetme (erdemini) gösterirler.

yagfirûne

  Şûrâ / 37 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ve o kimseler için ki, günahın büyüklerinden ve fâhiş kötülüklerden kaçınırlar. Ve gazaba geldikleri zaman onlar bağışlarlar.

yagfirûne

  Şûrâ / 37 -

 Ömer Öngüt = Onlar büyük günahlardan ve hayâsızlıktan kaçınırlar. Kızdıkları zaman da kusurları bağışlarlar, affederler.

yagfirûne

  Şûrâ / 37 -

 Şaban Piriş = Günahın büyüğünden ve ahlaksızlıklardan kaçınanlar, öfkelendikleri zaman bağışlarlar.

yagfirûne

  Şûrâ / 37 -

 Sadık Türkmen = Onlar günahın büyüklerinden ve hayâsızlıklardan kaçınarak uzak duranlardır. Öfkelenip kızdıkları zaman da affedenlerdir!

yagfirûne

  Şûrâ / 37 -

 Seyyid Kutub = Onlar büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınırlar; kızdıkları zaman da affederler.

yagfirûne

  Şûrâ / 37 -

 Suat Yıldırım = Onlar öyle kimselerdir ki büyük günahlardan ve hayasız çirkin işlerden kaçınırlar, kızdıkları zaman öfkelerini yutar, karşıdakinin kusurlarını affederler.

yagfirûne

  Şûrâ / 37 -

 Süleyman Ateş = Onlar büyük günâhlardan ve çirkin işlerden kaçınırlar; kızdıkları zaman da onlar, affederler.

yagfirûne

  Şûrâ / 37 -

 Tefhim-ul Kuran = (Bunlar,) Büyük günahlardan ve çirkin, utanmazlıklardan kaçınanlar ve gazablandıkları zaman bağışlayanlar,

yagfirûne

  Şûrâ / 37 -

 Ümit Şimşek = Onlar büyük günahlardan ve fuhşiyattan kaçınırlar; öfkelendiklerinde ise kusurları bağışlarlar.

yagfirûne

  Şûrâ / 37 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Onlar, günahın büyüklerinden ve tüm iğrençliklerinden uzak dururlar. Öfkelendikleri zamansa, affedenler onlar olur.

yagfirûne

  Şûrâ / 37 -

 İskender Ali Mihr = Ve onlar, günahların büyüğünden ve fuhuştan içtinap ederler (sakınırlar). Ve öfkelendikleri zaman affederler.

yagfirûne

  Şûrâ / 37 -

 İlyas Yorulmaz = Büyük günahlardan ve çirkin davranışlardan kaçanlar, öfkelendikleri şeyleri hemen (yutarlar) bağışlarlar.

yagfirû

  Câsiye / 14 -

 Diyanet İşleri = İnananlara söyle, Allah’ın (ceza) günlerinin geleceğini ummayanları (şimdilik) bağışlasınlar ki Allah herhangi bir topluma (kendi) kazandığının karşılığını versin.

yagfirû

  Câsiye / 14 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Îmân edenlere de ki: İşlediklerine karşılık cezâ vermesi için, Allah'ın günlerinin gelip çatacağını ummayanların suçlarını, şimdilik örtsünler.

yagfirû

  Câsiye / 14 -

 Abdullah Parlıyan = Ey peygamber! İman edenlere söyle: “Allah'ın her toplumu işleyip elde ettikleriyle cezalandıracağı günlerin geleceğini ümit etmeyenlerin, yaptıkları eziyetlere şimdilik güçleri yetmediklerinden dolayı sabredip vazgeçsinler. Çünkü insanlara hak ettiklerinin karşılığını vermek, sadece Allah'a mahsustur.

yagfirû

  Câsiye / 14 -

 Adem Uğur = İman edenlere söyle: Allah'ın (ceza) günlerinin geleceğini ummayanları bağışlasınlar. Çünkü Allah her toplumu, yaptığına göre cezalandıracaktır.

yagfirû

  Câsiye / 14 -

 Ahmed Hulusi = İman edenlere söyle, "Allâh Günleri"ni (bildirilenlerin yaşanacağı süreç) ummayanları bağışlasınlar; tâ ki (Allâh) onları yaptıklarının getirisi ile cezalandırsın!

yagfirû

  Câsiye / 14 -

 Ahmet Tekin = Ey Muhammed, iman edenlere söyle:'Allah’ın cezalandıracağı günlerin geleceğini ummayanları, şimdilik bağışlasınlar. Allah, her kavmi, işledikleri ameller karşılığında, hak ettikleriyle cezalandıracaktır.'

yagfirû

  Câsiye / 14 -

 Ahmet Varol = İman edenlere söyle: Allah'ın bir kavmi kazandıklarından dolayı cezalandırması için, Allah'ın (ceza) günlerini ummayanları (şimdilik) bağışlasınlar.

yagfirû

  Câsiye / 14 -

 Ali Bulaç = İman edenlere de ki: "(Allah'ın) Onları kazandıklarıyla cezalandırması için, Allah'ın günlerini ummayanları (şimdilik) bağışlasınlar."

yagfirû

  Câsiye / 14 -

 Ali Fikri Yavuz = (Ey Rasûlüm), iman edenlere söyle: Allah’ın (azab) günlerinden korkmayanları bağışlasınlar; çünkü (Allah) her kavme, kazandıklarının karşılığını verecektir. (Bu ayet-i kerime, müşriklerden, birinin Hz. Ömer’e sövmesi ve Hz. Ömer’in de onu yakalayıb dövmek istemesi üzerine nazil olmuştur. Kıtal ayeti ile nesh edildiği de söylenmektedir).

yagfirû

  Câsiye / 14 -

 Ali Ünal = İman edenlere de ki, (inkârlarının ne manâya gelip ne netice verdiğini) Allah’ın (kendilerine göstereceği) günlerin gelip çatacağını beklemeyenlerin sözlerine ve davranışlarına aldırış etmesinler ve onların kusurlarını bağışlasınlar. Çünkü Allah, hangi topluluk ne kazanmış (ne yapmış, hanesine ne yazdırmışsa) muhakkak karşılığını verecektir.