Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
yerisu-hâ
Diyanet İşleri = Andolsun, Zikir’den (Tevrat’tan) sonra Zebûr’da da, “Yere muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır” diye yazmıştık.
yerisu-hâ
Abdulbaki Gölpınarlı = Andolsun ki biz, Tevrat'tan sonra Zebur'da da yazdık: Şüphe yok ki yeryüzü, temiz kullarıma mîras kalır.
yerisu-hâ
Abdullah Parlıyan = Tevrat'dan sonra Zebur'da da yazmıştık: “Yeryüzüne dürüst ve erdemli kullarım varis olacak” diye
yerisu-hâ
Adem Uğur = Andolsun Zikir'den sonra Zebur'da da: "Yeryüzüne iyi kullarım vâris olacaktır" diye yazmıştık.
yerisu-hâ
Ahmed Hulusi = Andolsun ki Zikir'den (önceki hatırlatıcı bilgilerden sonra) sonra Zebur'da (Hikmetler Bilgisi) da yazdık ki: "Arza (bedende Esmâ kuvveleriyle tasarrufa), Benim salâha ermiş kullarım (velâyet hakikati) vâris olur!"
yerisu-hâ
Ahmet Tekin = Andolsun ki, Levh-i Mahfuz’dan, önceki kutsal kitaplardan sonra Zebûr’da da, yeryüzüne, kutsal topraklara, ebedî Cennet yurduna, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçiren, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayan, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olan, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyen, kesinlikle benim şeriatıma bağlanan, bana boyun eğen sâlih kullarımın vâris olacağını yazmıştık.
yerisu-hâ
Ahmet Varol = Andolsun biz Zikir'den [13] sonra Zebur'da da: 'Şüphesiz Arz'a salih kullarım varis olacaklardır' diye yazmıştık.
yerisu-hâ
Ali Bulaç = Andolsun, biz Zikir'den sonra Zebur'da da: "Şüphesiz Arz'a salih kullarım varisçi olacaktır" diye yazdık.
yerisu-hâ
Ali Fikri Yavuz = Celâlim hakkı için, biz Tevrat’dan sonra (Davud’a verilen) Zebûr’da yazdık ki: “- Muhakkak cennet arzına, salih kullarım varis olacaktır.”
yerisu-hâ
Ali Ünal = Biz, (Levhı Mahfuz’da kaydedip,) Tevrat’tan sonra Zebur’da da yazdık ki, yeryüzüne salih (imanlarından kaynaklanan sağlam, doğru, yerinde ve ıslaha dönük işler yapan) kullarım vâris olacağı, (Kıyamet ve ona sebep olacak hadiseler öncesi) yeryüzü onlara kalacağı (gibi, Cennet arzına da onlar vâris olacaklardır).
yerisu-hâ
Bayraktar Bayraklı = Andolsun Zikir'den/Tevrat'tan sonra Zebûr'da da, “Yeryüzüne iyi kullarım vâris olacaktır” diye yazmıştık.
yerisu-hâ
Bekir Sadak = And olsun ki, Tevrat'tan sonra Zebur'da da yeryuzune ancak iyi kullarimin mirasci oldugunu yazmistik.
yerisu-hâ
Celal Yıldırım = And olsun ki, Zikir ( = Levhi-mahfuz veya Tevrat) dan sonra Zebur'da da yeryüzüne iyi yararlı kullarım vâris olacak diye yazmışızdır.
yerisu-hâ
Cemal Külünkoğlu = Andolsun, Zikir'den (Tevrat'tan) sonra Zebur'da da: “Yeryüzüne (dünyaya) muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır” diye yazmıştık.
yerisu-hâ
Diyanet İşleri (eski) = And olsun ki, Tevrat'tan sonra Zebur'da da yeryüzüne ancak iyi kullarımın mirasçı olduğunu yazmıştık.
yerisu-hâ
Diyanet Vakfi = Andolsun Zikir'den sonra Zebur'da da: «Yeryüzüne iyi kullarım vâris olacaktır» diye yazmıştık.
yerisu-hâ
Edip Yüksel = Zikir'den sonra Zebur'da da, 'Yeryüzüne benim erdemli kullarım varis olacak,' diye yazıp belirtmiştik.
yerisu-hâ
Elmalılı Hamdi Yazır = Şanım hakkı için zikirden sonra Zeburda da yazmıştık: ki her halde Arz, ona benim salih kullarım vâris olacaktır
yerisu-hâ
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Andolsun ki, Tevrat'tan sonra Zebur'da da yazmıştık ki: « Muhakkak yeryüzüne benim iyi kullarım varis olacaktır.»
yerisu-hâ
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = And olsun ki, Tevrat'tan sonra Zebûr'da da yeryüzüne ancak iyi kullarımın mirasçı olduğunu yazmıştık.
yerisu-hâ
Gültekin Onan = Andolsun biz zikirden sonra Zebur'da da: "Şüphesiz arza salih kullarım varisçi olacaktır" diye yazdık.
yerisu-hâ
Harun Yıldırım = Andolsun Zikir'den sonra Zebur'da da: "Yeryüzüne iyi kullarım vâris olacaktır" diye yazmıştık.
yerisu-hâ
Hasan Basri Çantay = Andolsun, Tevrâtdan sonra Zebur da da yazmışızdır ki arza (ancak) saalih kullarım mîrascı olur.
yerisu-hâ
Hayrat Neşriyat = And olsun ki Zikir’den (Tevrât’tan) sonra Zebûr’da da: 'Gerçekten yeryüzüne sâlih kullarım vâris olacaktır' diye yazmıştık.
yerisu-hâ
İbni Kesir = Andolsun ki; Zikir'den sonra Zebur'da da yazdık ki: Yeryüzüne ancak salih kullarım varis olur.
yerisu-hâ
Kadri Çelik = Şüphesiz biz Zikir'den (Tevrat'tan) sonra Zebur'da da, “Hiç şüphesiz yeryüzüne salih kullarım varis olacaktır” diye yazdık.
yerisu-hâ
Muhammed Esed = Ve gerçek şu ki, (insanı) uyarıp öğüt verdikten sonra hikmetlerle dolu bütün ilahi kitaplarda yeryüzüne dürüst ve erdemli kullarımın varis olacağını kaydettik;
yerisu-hâ
Mustafa İslamoğlu = Ve doğrusu Biz, hatırlatıcı mesajların ardından, bütün ilahi vahiylerin hikmet yüklü sayfasına "(Tekrar yarattığımız) bu yerin varisi salih kullarım olacak" diye yazmışız.
yerisu-hâ
Ömer Nasuhi Bilmen = Andolsun ki, Zebur'da Zikir'den sonra yazmıştık ki, muhakkak yere Benim sâlih kullarım vâris olacaklardır.
yerisu-hâ
Ömer Öngüt = Andolsun ki Zikir'den (Tevrat'tan) sonra Zebur'da da yazdık ki: Yeryüzüne ancak sâlih kullarım vâris olur.
yerisu-hâ
Şaban Piriş = Zikir (Tevrat)’den sonra Zebur’da da yeryüzüne salih kullarımın mirasçı olacağını yazmıştık.
yerisu-hâ
Sadık Türkmen = Ve gerçek ŞU Kİ, Zikir’den (Tevrat’tan) sonra, Zebur’da da şöyle yazmıştık: “Şüphesiz yeryüzüne, (faydalı işi en iyi şekilde yapan) iyi kullarım mirasçı olacaktır!”
yerisu-hâ
Seyyid Kutub = Andolsun ki, nezdimizdeki saklı belgelerden sonra peygamberlere indirdiğimiz kutsal kitaplara da «Ancak salih, yapıcı kullar yeryüzünün varisleri olabilirler» diye yazdık.
yerisu-hâ
Suat Yıldırım = Şu kesindir ki Biz Zikir’den (Tevrat’tan) sonra Zeburda da: "Dünyaya salih kullarım varis olacaklar. Dünya onlara kalacak" diye yazmışızdır.
yerisu-hâ
Süleyman Ateş = Andolsun Tevrât'tan sonra Zebûr'da da: "Arza mutlaka iyi kullarım vâris olacak (bu yer onların eline geçecek)" diye yazmıştık.
yerisu-hâ
Tefhim-ul Kuran = Andolsun, biz Zikir'den sonra Zebur'da da: «Hiç şüphesiz Arz'a salih kullarım varisçi olacaktır» diye yazdık.
yerisu-hâ
Ümit Şimşek = And olsun, Biz Tevrat'tan sonra Zebur'da da 'Yeryüzüne, onu ıslah ve imar eden kullarım vâris olacak' diye yazdık.
yerisu-hâ
Yaşar Nuri Öztürk = Yemin olsun, zikirden sonra Zebur'da şunu yazmıştık: Yeryüzüne benim iyilik ve barış seven kullarım vâris olacaktır.
yerisu-hâ
İskender Ali Mihr = Andolsun ki; zikirden (Tevrat’tan) sonra Zebur’da, arza salih kullarımızın varis olacağını, yazdık.
yerisu-hâ
İlyas Yorulmaz = Biz kitapların sahifelerin de, insanlara öğütler verdikten (hatırlatmalardan) sonra, “Yeryüzünü kullarımızdan emredilen doğru işleri yapanlar sahiplenecek” diye bildirdik.
yerisu-hâ
Diyanet İşleri = Senden fetva istiyorlar. De ki: “Allah, size “kelâle” (babasız ve çocuksuz kimse)nin mirası hakkında hükmünü açıklıyor: Çocuğu olmayan bir kişi ölür de kız kardeşi bulunursa, bıraktığı malın yarısı onundur. Eğer kız kardeşi ölür ve çocuğu da bulunmazsa, erkek kardeş ona varis olur. Eğer kız kardeşler iki iseler, (erkek kardeşin) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer kardeşler erkekli kızlı iseler, o zaman (bir) erkeğe, iki kızın hissesi kadar (pay) vardır. Sapmayasınız diye Allah size (hükmünü) açıklıyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.
yerisu-hâ
Abdulbaki Gölpınarlı = Fetva isterler senden, de ki; Allah size fetva vermede babası ve çocuğu olmayanın mîrasına ait: Evlâdı olmayan bir erkek ölür de onun bir tek kız kardeşi kalırsa bıraktığı malın yarısı onundur. Mîrasçı erkek kardeşse çocuğu ve babası olmayan kız kardeşinin bıraktığı bütün mal, onundur; kız kardeş ikiyse, yahut daha fazlaysa erkek kardeşin bıraktığı malın üçte ikisini alırlar. Mîrasçılar, aynı şartlar dahilinde erkek ve kız kardeşlerse erkeğe, kadına nispetle iki pay verilir. Allah, size doğru yoldan sapmamanız için bunları açıklamaktadır ve Allah, her şeyi bilir.
yerisu-hâ
Abdullah Parlıyan = Onlar senden cevap isterler. De ki: Allah size babasız ve çocuksuz kişinin mirası hakkındaki hükmünü şöyle açıklıyor: Ölen kişinin çocuğu yok bir kız kardeşi varsa, bıraktığı malın yarısı o kız kardeşinindir. Ama ölen kız kardeşinin çocuğu yoksa kendisi, yani erkek kardeşi ona mirasçı olur. Eğer kız kardeşi iki ise, geride bıraktıklarının üçte ikisi onlarındır. Ama mirasçılar erkek veya kız kardeşler olarak çok iseler, bu durumda erkek için kadının iki payı vardır. Allah şaşırıp sapmayasınız diye size her konuda hükmünü açıklıyor. Allah herşeyi bilendir.
yerisu-hâ
Adem Uğur = Senden fetva isterler. De ki: "Allah, babası ve çocuğu olmayan kimsenin mirası hakkındaki hükmü şöyle açıklıyor: Eğer çocuğu olmayan bir kimse ölür de onun bir kızkardeşi bulunursa, bıraktığının yarısı bunundur. Kızkardeş ölüp çocuğu olmazsa erkek kardeş de ona vâris olur. Kızkardeşler iki tane olursa (erkek kardeşlerinin) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer erkekli kadınlı daha fazla kardeş mevcut ise erkeğin hakkı, iki kadın payı kadardır. Şaşırmamanız için Allah size açıklama yapıyor. Allah her şeyi bilmektedir.
yerisu-hâ
Ahmed Hulusi = Senden açıklama-hüküm isterler. . . De ki: "Kelale (arkasında ana-baba ve çocuk bırakmamış olan) hakkında size Allâh fetva verir: Eğer çocuğu olmayıp, bir kız kardeşi bulunan bir erkek kişi ölürse, mirasının yarısı onundur. . . Çocuğu olmayan kız kardeş ölürse, erkek kardeş ona vâris olur. . . Eğer (ölen erkek kişinin kız kardeşleri) iki iseler, (erkek kardeşlerinin) mirasının üçte ikisi onlarındır. . . Eğer (mirasçı) kardeşler erkekler ve kadınlar ise (erkek - kız kardeşler durumunda birçoklarsa), (o zaman) bir erkeğe iki kadının payıdır". . . Allâh, sapmayasınız diye size beyan ediyor. . . Allâh Bi-küllî şey'in - her şeyin Esmâ'sıyla hakikati olarak Aliym'dir.
yerisu-hâ
Ahmet Tekin = Senden açıklama istiyorlar.'Kelâle konusunda, babası ve çocuğu olmayan kimselerin mirasıyla ilgili hükmünü, Allahsize şöyle açıklıyor:Eğer çocuğu olmayan bir kimse ölür de, geride bir kız kardeşi bulunursa, terekenin yarısı kız kardeşinindir.Çocuğu olmayan kız kardeş ölürse, erkek kardeş ona vâris olur.Eğer ölenin iki kız kardeşi varsa, terekenin üçte ikisi onlarındır.Eğer erkekli, kadınlı daha fazla kardeş mevcut ise, erkeğe, kadının payının iki katı verilir. Şaşırmamanız için Allah size açıklama yapıyor. Allah kullarının hayrına olan her şeyi biliyor' de.
yerisu-hâ
Ahmet Varol = Senden fetva istiyorlar. De ki: 'Allah size ikinci dereceden mirasçılar hakkında şöyle fetva veriyor: Eğer çocuğu olmayan ancak bir kız kardeşi bulunan bir adam ölürse malının yarısı bu kızkardeşinindir. Aynı durumdaki kadın öldüğü zaman ise erkek kardeşi malının tamamını alır. Eğer kızkardeşler iki tane olurlarsa o zaman adamın bıraktığı mirasın üçte ikisini alırlar. Eğer kız ve erkek kardeşler birlikte mirasçı olurlarsa o zaman erkeğe kızın aldığının iki katı verilir. Allah yanlış yola sapmamanız için size açıklıyor. Allah her şeyi bilendir.'
yerisu-hâ
Ali Bulaç = Senden fetva isterler. De ki: "Allah, 'çocuksuz ve babasız olanın (kelale'nin)' mirasına ilişkin hükmü açıklar. Ölen kişinin çocuğu yok da kız kardeşi varsa, geride bıraktıklarının yarısı kız kardeşinindir. Ama (ölen) kız kardeşinin çocuğu yoksa, kendisi (erkek kardeşi) ona mirasçı olur. Eğer kız kardeşi iki ise, geride bıraktıklarının üçte ikisi onlarındır. Ama (mirasçılar) erkekler ve kız kardeşler ise, bu durumda erkek için dişinin iki payı vardır. Allah, -şaşırıp sapmayasınız diye- açıklar. Allah, her şeyi bilendir.
yerisu-hâ
Ali Fikri Yavuz = (Ey Rasûlüm), babası ve çocuğu olmıyanın mirası hakkında senden fetva (dinin hükmünü) istiyorlar. De ki, Allah, babası ve çocuğu olmıyan için size şöyle fetva veriyor: “- Eğer bir kimse ölür de çocuğu bulunmazsa ve geride ana-baba bir veya baba bir olan tek bir kız kardeşi olursa, terikenin yarısı bunundur. Eğer ölen bir kadının geride çocuğu kalmaz da erkek kardeşi bulunursa o, terikenin tamamına vâris olur. Ölenin iki ve daha çok kız kardeşi varsa, bunlara terikenin üçte ikisi vardır. Eğer kardeşler erkekli ve dişili olursa, erkek için iki dişi payı kadar vardır. Şaşırırsınız diye, Allah size, (dininizin hükümlerini) açıklıyor. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.
yerisu-hâ
Ali Ünal = (Ey Rasûlüm!) Senden fetva istiyorlar. De ki: “Allah, kelâle (geride baba ve çocuk bırakmadan vefat eden kişi)nin mirasıyla ilgili hükmünü size şöyle bildiriyor: “Çocuğu olmayan, (babasını da daha önce kaybetmiş bulunan) biri ölür ve geride (öz veya baba bir) kız kardeş bırakırsa, terikesinin yarısı ona aittir; (kalan yarısı, baba tarafından varsa mirasçı konumundaki akrabanındır. Onlar da yoksa, yine kız kardeşindir.) Eğer herhangi bir kız kardeş çocuk bırakmaksızın ölürse, (tek vâris olan öz veya baba bir) erkek kardeş, onun terikesinin tamamını alır. (Babasız veya çocuksuz olarak vefat eden bir kişiden) geriye iki kız kardeş kalırsa, terikenin üçte ikisi onlarındır. Eğer vârisler erkek ve kız kardeşlerden ibaret olurlarsa, bu durumda erkek, kadın hissesinin iki mislini alır. Allah, hükümlerini size açıklıyor ki, herhangi bir yanlışlığa ve şaşkınlığa düşmeyesiniz. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.