Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
ammâ (an mâ) kalîlin
Diyanet İşleri = Allah, “Yakın zamanda mutlaka pişman olacaklardır!” dedi.
ammâ (an mâ) kalîlin
Abdulbaki Gölpınarlı = Tanrı, az bir zamanda dedi, herhalde nâdim olacaklar.
ammâ (an mâ) kalîlin
Abdullah Parlıyan = Allah da: “Çok geçmeden pişman oluverecekler” diye karşılık verir.
ammâ (an mâ) kalîlin
Adem Uğur = Allah şöyle buyurdu: Pek yakında onlar mutlaka pişman olacaklar!
ammâ (an mâ) kalîlin
Ahmed Hulusi = "Kısa bir süre sonra pişman olacaklardır" cevabını aldı.
ammâ (an mâ) kalîlin
Ahmet Tekin = Allah:'Pek yakında, onlar kesinlikle pişman olacaklar.' buyurdu.
ammâ (an mâ) kalîlin
Ahmet Varol = (Allah) dedi ki: 'Az bir süre sonra pişman olacaklar.'
ammâ (an mâ) kalîlin
Ali Bulaç = (Allah) Dedi ki: "Az bir süre (bekle), onlar gerçekten pişman olacaklar."
ammâ (an mâ) kalîlin
Ali Fikri Yavuz = Allah buyurdu ki: “- Az bir zamanda (azabı görünce) pişman olacaklar.”
ammâ (an mâ) kalîlin
Ali Ünal = Allah buyurdu: “Çok geçmeden bütün yaptıklarına mutlaka pişman olacaklar.”
ammâ (an mâ) kalîlin
Bayraktar Bayraklı = Allah şöyle buyurdu: “Pek yakında onlar mutlaka pişman olacaklar!”
ammâ (an mâ) kalîlin
Celal Yıldırım = Allah buyurduki: «Az bir zamanda (azabı görünce) pişman olacaklar.»
ammâ (an mâ) kalîlin
Cemal Külünkoğlu = (Allah:) “Yakın zamanda mutlaka pişman olacaklardır!” buyurdu.
ammâ (an mâ) kalîlin
Diyanet İşleri (eski) = Allah da: 'Az sonra pişman olacaklar' buyurdu.
ammâ (an mâ) kalîlin
Diyanet Vakfi = Allah şöyle buyurdu: Pek yakında onlar mutlaka pişman olacaklar!
ammâ (an mâ) kalîlin
Elmalılı Hamdi Yazır = Buyurdu ki: az bir zamanda nâdim olacaklar
ammâ (an mâ) kalîlin
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Allah buyurdu ki: «Pek yakında pişman olacaklar.»
ammâ (an mâ) kalîlin
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Allah şöyle buyurdu: «Pek yakında onlar pişman olacaklar!»
ammâ (an mâ) kalîlin
Gültekin Onan = (Tanrı) Dedi ki: "Az bir süre (bekle), onlar gerçeklen pişman olacaklar."
ammâ (an mâ) kalîlin
Harun Yıldırım = Allah şöyle buyurdu: Pek yakında onlar mutlaka pişman olacaklar!
ammâ (an mâ) kalîlin
Hasan Basri Çantay = Buyurdu: «Âz bir (zamanda) her halde peşîman olacaklar onlar».
ammâ (an mâ) kalîlin
Hayrat Neşriyat = (Allah:) 'Az (bir zaman) sonra (onlar) mutlaka pişmanlık duyan kimseler olacaklar!' buyurdu.
ammâ (an mâ) kalîlin
Kadri Çelik = (Allah) Dedi ki: “Az bir süre (bekle). Onlar gerçekten pişman olanlar olarak sabahlayacaklardır.”
ammâ (an mâ) kalîlin
Muhammed Esed = (Allah da o'na:) "Çok geçmeden, çarpılmışcasına pişman oluverecekler!" diye karşılık verir.
ammâ (an mâ) kalîlin
Mustafa İslamoğlu = (Allah) buyurdu ki: "Az kaldı, yakında bin pişman olacaklar!"
ammâ (an mâ) kalîlin
Ömer Nasuhi Bilmen = (Cenâb-ı Hak da vahyen) Buyurdu ki: «Biraz sonra elbette ki pişman olarak sabahlayacaklardır.»
ammâ (an mâ) kalîlin
Ömer Öngüt = Allah: “Az bir süre sonra şüphen olmasın ki pişman olacaklar. ” buyurdu.
ammâ (an mâ) kalîlin
Sadık Türkmen = (Allah) buyurdu: “Pek yakında, onlar pişman olanlardan olacaklar.”
ammâ (an mâ) kalîlin
Suat Yıldırım = Allah buyurdu: "Tasalanma, çok geçmeden onlar pişman olacaklardır!"
ammâ (an mâ) kalîlin
Süleyman Ateş = (Allâh): "Az sonra onlar pişman olacaklar!" dedi.
ammâ (an mâ) kalîlin
Tefhim-ul Kuran = (Allah) Dedi ki: «Az bir süre (bekle). Onlar gerçekten pişman olacaklar.»
ammâ (an mâ) kalîlin
Ümit Şimşek = Allah buyurdu ki: Az bir zaman sonra onlar pişman olacaklar.
ammâ (an mâ) kalîlin
Yaşar Nuri Öztürk = Allah buyurdu: "Biraz sonra kesinlikle pişman olacaklar."
ammâ (an mâ) kalîlin
İskender Ali Mihr = (Allah): “Az (kısa zamanda) onlar mutlaka nadim (pişman) olacaklar.” dedi.
ammâ (an mâ) kalîlin
İlyas Yorulmaz = Rabbi “Söylediklerinin karşılığında, kısa bir sürede kesinlikle pişman olacaklar” dedi.
kalîlin
Diyanet İşleri = Fakat onlar yüz çevirdiler. Biz de üzerlerine Arim selini gönderdik. Onların bahçelerini ekşi meyveli ağaçlar, acı ılgın ve biraz da sedir ağacı bulunan iki bahçeye çevirdik.
kalîlin
Abdulbaki Gölpınarlı = Derken yüz çevirdiler de onlara selin suyunu gönderdik ve bahçelerini, ancak böğürtlen, ılgın ve birazcık da köknar yetiştiren iki çorak tarlaya çevirdik.
kalîlin
Abdullah Parlıyan = Ama onlar bizden yüz çevirip uzaklaştılar. Biz de üzerlerine, barajlarını yıkıp geçen bir sel gönderdik de, verimli iki bahçeleri sadece böğürtlen, ılgın ve köknar ağacından ibaret, virane bir bahçe şekline geliverdi.
kalîlin
Adem Uğur = Ama onlar yüz çevirdiler. Bu yüzden üzerlerine Arim selini gönderdik. Onların iki bahçesini, buruk yemişli, acı ılgınlı ve içinde biraz da sedir ağacı bulunan iki (harap) bahçeye çevirdik.
kalîlin
Ahmed Hulusi = Onlar yüz çevirdiler. . . Bu yüzden onlara Arım Seli'ni irsâl ettik ve (baraj yıkılmasıyla oluşan bu sel ile) onların iki bahçesini, acı meyveli ağaçlar ve birkaç sedir ağacından ibaret hâle dönüştürdük.
kalîlin
Ahmet Tekin = Ama onlar bu nimetlere şükürden yüz çevirdiler. Bu yüzden, bendi tahrip edilerek yıkılan barajlarının sularını, Arim Sellerini onlara musallat ettik. Onların iki bahçesini, acı buruk yemişli ılgın ve içinde biraz da sedir ağacı bulunan iki harap bahçeye çevirdik.
kalîlin
Ahmet Varol = Ancak onlar yüz çevirdiler. Bu yüzden biz de üzerlerine Arim selini gönderdik ve onların iki bahçelerini, buruk yemişli, acı ılgınlı ve içinde az sayıda Sedir ağacı bulunan iki bahçeye dönüştürdük.
kalîlin
Ali Bulaç = Ancak onlar yüz çevirdiler, böylece biz de onlara Arim selini gönderdik. Ve onların iki bahçesini, buruk yemişli, acı ılgınlı ve içinde az bir şey de sedir ağacı olan iki bahçeye dönüştürdük.
kalîlin
Ali Fikri Yavuz = Fakat onlar, (peygamberlerin davetini kabulden) yüz çevirdiler. Biz de üzerlerine Arim vadisinin selini salıverdik ve o güzelim iki taraflı bahçelerini, buruk yemişli, acı meyvalı, dikeni çok ve meyvası az ağaçlardan ibaret iki harab bahçeye çevirdik.
kalîlin
Ali Ünal = Fakat onlar bu davetten hoşlanmadılar ve yüz çevirdiler. Biz de üzerlerine (yıkılan) barajlardan boşanmış bir sel gönderdik ve onların sağdan–soldan uzanıp giden o güzelim bahçelerini içinde sadece acı–buruk yemişli bitkiler, ılgınlık ve meyvesi az, dikeni çok ağaçlar biten bahçelere çevirdik.