Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

ammâ (an mâ) kalîlin

  Mü’minûn / 40 -

 Diyanet İşleri = Allah, “Yakın zamanda mutlaka pişman olacaklardır!” dedi.

ammâ (an mâ) kalîlin

  Mü’minûn / 40 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Tanrı, az bir zamanda dedi, herhalde nâdim olacaklar.

ammâ (an mâ) kalîlin

  Mü’minûn / 40 -

 Abdullah Parlıyan = Allah da: “Çok geçmeden pişman oluverecekler” diye karşılık verir.

ammâ (an mâ) kalîlin

  Mü’minûn / 40 -

 Adem Uğur = Allah şöyle buyurdu: Pek yakında onlar mutlaka pişman olacaklar!

ammâ (an mâ) kalîlin

  Mü’minûn / 40 -

 Ahmed Hulusi = "Kısa bir süre sonra pişman olacaklardır" cevabını aldı.

ammâ (an mâ) kalîlin

  Mü’minûn / 40 -

 Ahmet Tekin = Allah:'Pek yakında, onlar kesinlikle pişman olacaklar.' buyurdu.

ammâ (an mâ) kalîlin

  Mü’minûn / 40 -

 Ahmet Varol = (Allah) dedi ki: 'Az bir süre sonra pişman olacaklar.'

ammâ (an mâ) kalîlin

  Mü’minûn / 40 -

 Ali Bulaç = (Allah) Dedi ki: "Az bir süre (bekle), onlar gerçekten pişman olacaklar."

ammâ (an mâ) kalîlin

  Mü’minûn / 40 -

 Ali Fikri Yavuz = Allah buyurdu ki: “- Az bir zamanda (azabı görünce) pişman olacaklar.”

ammâ (an mâ) kalîlin

  Mü’minûn / 40 -

 Ali Ünal = Allah buyurdu: “Çok geçmeden bütün yaptıklarına mutlaka pişman olacaklar.”

ammâ (an mâ) kalîlin

  Mü’minûn / 40 -

 Bayraktar Bayraklı = Allah şöyle buyurdu: “Pek yakında onlar mutlaka pişman olacaklar!”

ammâ (an mâ) kalîlin

  Mü’minûn / 40 -

 Bekir Sadak = Allah da: «Az sonra pisman olacaklar» buyurdu.

ammâ (an mâ) kalîlin

  Mü’minûn / 40 -

 Celal Yıldırım = Allah buyurduki: «Az bir zamanda (azabı görünce) pişman olacaklar.»

ammâ (an mâ) kalîlin

  Mü’minûn / 40 -

 Cemal Külünkoğlu = (Allah:) “Yakın zamanda mutlaka pişman olacaklardır!” buyurdu.

ammâ (an mâ) kalîlin

  Mü’minûn / 40 -

 Diyanet İşleri (eski) = Allah da: 'Az sonra pişman olacaklar' buyurdu.

ammâ (an mâ) kalîlin

  Mü’minûn / 40 -

 Diyanet Vakfi = Allah şöyle buyurdu: Pek yakında onlar mutlaka pişman olacaklar!

ammâ (an mâ) kalîlin

  Mü’minûn / 40 -

 Edip Yüksel = Dedi ki, 'Az sonra onlar pişman olacaklardır.'

ammâ (an mâ) kalîlin

  Mü’minûn / 40 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Buyurdu ki: az bir zamanda nâdim olacaklar

ammâ (an mâ) kalîlin

  Mü’minûn / 40 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Allah buyurdu ki: «Pek yakında pişman olacaklar.»

ammâ (an mâ) kalîlin

  Mü’minûn / 40 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Allah şöyle buyurdu: «Pek yakında onlar pişman olacaklar!»

ammâ (an mâ) kalîlin

  Mü’minûn / 40 -

 Gültekin Onan = (Tanrı) Dedi ki: "Az bir süre (bekle), onlar gerçeklen pişman olacaklar."

ammâ (an mâ) kalîlin

  Mü’minûn / 40 -

 Harun Yıldırım = Allah şöyle buyurdu: Pek yakında onlar mutlaka pişman olacaklar!

ammâ (an mâ) kalîlin

  Mü’minûn / 40 -

 Hasan Basri Çantay = Buyurdu: «Âz bir (zamanda) her halde peşîman olacaklar onlar».

ammâ (an mâ) kalîlin

  Mü’minûn / 40 -

 Hayrat Neşriyat = (Allah:) 'Az (bir zaman) sonra (onlar) mutlaka pişmanlık duyan kimseler olacaklar!' buyurdu.

ammâ (an mâ) kalîlin

  Mü’minûn / 40 -

 İbni Kesir = Allah da buyurdu ki: Az sonra pişman olacaklar.

ammâ (an mâ) kalîlin

  Mü’minûn / 40 -

 Kadri Çelik = (Allah) Dedi ki: “Az bir süre (bekle). Onlar gerçekten pişman olanlar olarak sabahlayacaklardır.”

ammâ (an mâ) kalîlin

  Mü’minûn / 40 -

 Muhammed Esed = (Allah da o'na:) "Çok geçmeden, çarpılmışcasına pişman oluverecekler!" diye karşılık verir.

ammâ (an mâ) kalîlin

  Mü’minûn / 40 -

 Mustafa İslamoğlu = (Allah) buyurdu ki: "Az kaldı, yakında bin pişman olacaklar!"

ammâ (an mâ) kalîlin

  Mü’minûn / 40 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = (Cenâb-ı Hak da vahyen) Buyurdu ki: «Biraz sonra elbette ki pişman olarak sabahlayacaklardır.»

ammâ (an mâ) kalîlin

  Mü’minûn / 40 -

 Ömer Öngüt = Allah: “Az bir süre sonra şüphen olmasın ki pişman olacaklar. ” buyurdu.

ammâ (an mâ) kalîlin

  Mü’minûn / 40 -

 Şaban Piriş = Allah: “Az sonra pişman olacaklardır” dedi.

ammâ (an mâ) kalîlin

  Mü’minûn / 40 -

 Sadık Türkmen = (Allah) buyurdu: “Pek yakında, onlar pişman olanlardan olacaklar.”

ammâ (an mâ) kalîlin

  Mü’minûn / 40 -

 Seyyid Kutub = Allah «Onlar yakında pişman olacaklardır» dedi.

ammâ (an mâ) kalîlin

  Mü’minûn / 40 -

 Suat Yıldırım = Allah buyurdu: "Tasalanma, çok geçmeden onlar pişman olacaklardır!"

ammâ (an mâ) kalîlin

  Mü’minûn / 40 -

 Süleyman Ateş = (Allâh): "Az sonra onlar pişman olacaklar!" dedi.

ammâ (an mâ) kalîlin

  Mü’minûn / 40 -

 Tefhim-ul Kuran = (Allah) Dedi ki: «Az bir süre (bekle). Onlar gerçekten pişman olacaklar.»

ammâ (an mâ) kalîlin

  Mü’minûn / 40 -

 Ümit Şimşek = Allah buyurdu ki: Az bir zaman sonra onlar pişman olacaklar.

ammâ (an mâ) kalîlin

  Mü’minûn / 40 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Allah buyurdu: "Biraz sonra kesinlikle pişman olacaklar."

ammâ (an mâ) kalîlin

  Mü’minûn / 40 -

 İskender Ali Mihr = (Allah): “Az (kısa zamanda) onlar mutlaka nadim (pişman) olacaklar.” dedi.

ammâ (an mâ) kalîlin

  Mü’minûn / 40 -

 İlyas Yorulmaz = Rabbi “Söylediklerinin karşılığında, kısa bir sürede kesinlikle pişman olacaklar” dedi.

kalîlin

  Sebe’ / 16 -

 Diyanet İşleri = Fakat onlar yüz çevirdiler. Biz de üzerlerine Arim selini gönderdik. Onların bahçelerini ekşi meyveli ağaçlar, acı ılgın ve biraz da sedir ağacı bulunan iki bahçeye çevirdik.

kalîlin

  Sebe’ / 16 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Derken yüz çevirdiler de onlara selin suyunu gönderdik ve bahçelerini, ancak böğürtlen, ılgın ve birazcık da köknar yetiştiren iki çorak tarlaya çevirdik.

kalîlin

  Sebe’ / 16 -

 Abdullah Parlıyan = Ama onlar bizden yüz çevirip uzaklaştılar. Biz de üzerlerine, barajlarını yıkıp geçen bir sel gönderdik de, verimli iki bahçeleri sadece böğürtlen, ılgın ve köknar ağacından ibaret, virane bir bahçe şekline geliverdi.

kalîlin

  Sebe’ / 16 -

 Adem Uğur = Ama onlar yüz çevirdiler. Bu yüzden üzerlerine Arim selini gönderdik. Onların iki bahçesini, buruk yemişli, acı ılgınlı ve içinde biraz da sedir ağacı bulunan iki (harap) bahçeye çevirdik.

kalîlin

  Sebe’ / 16 -

 Ahmed Hulusi = Onlar yüz çevirdiler. . . Bu yüzden onlara Arım Seli'ni irsâl ettik ve (baraj yıkılmasıyla oluşan bu sel ile) onların iki bahçesini, acı meyveli ağaçlar ve birkaç sedir ağacından ibaret hâle dönüştürdük.

kalîlin

  Sebe’ / 16 -

 Ahmet Tekin = Ama onlar bu nimetlere şükürden yüz çevirdiler. Bu yüzden, bendi tahrip edilerek yıkılan barajlarının sularını, Arim Sellerini onlara musallat ettik. Onların iki bahçesini, acı buruk yemişli ılgın ve içinde biraz da sedir ağacı bulunan iki harap bahçeye çevirdik.

kalîlin

  Sebe’ / 16 -

 Ahmet Varol = Ancak onlar yüz çevirdiler. Bu yüzden biz de üzerlerine Arim selini gönderdik ve onların iki bahçelerini, buruk yemişli, acı ılgınlı ve içinde az sayıda Sedir ağacı bulunan iki bahçeye dönüştürdük.

kalîlin

  Sebe’ / 16 -

 Ali Bulaç = Ancak onlar yüz çevirdiler, böylece biz de onlara Arim selini gönderdik. Ve onların iki bahçesini, buruk yemişli, acı ılgınlı ve içinde az bir şey de sedir ağacı olan iki bahçeye dönüştürdük.

kalîlin

  Sebe’ / 16 -

 Ali Fikri Yavuz = Fakat onlar, (peygamberlerin davetini kabulden) yüz çevirdiler. Biz de üzerlerine Arim vadisinin selini salıverdik ve o güzelim iki taraflı bahçelerini, buruk yemişli, acı meyvalı, dikeni çok ve meyvası az ağaçlardan ibaret iki harab bahçeye çevirdik.

kalîlin

  Sebe’ / 16 -

 Ali Ünal = Fakat onlar bu davetten hoşlanmadılar ve yüz çevirdiler. Biz de üzerlerine (yıkılan) barajlardan boşanmış bir sel gönderdik ve onların sağdan–soldan uzanıp giden o güzelim bahçelerini içinde sadece acı–buruk yemişli bitkiler, ılgınlık ve meyvesi az, dikeni çok ağaçlar biten bahçelere çevirdik.